Ekonomi Tıkırında (55): İki Türkiye!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında‘nın 55. programında Sedat Pişirici, mevcut ekonomik veriler ışığında, Türkiye iş ve çalışma dünyası ile sivil toplumu temsil ettiğini ileri süren bir grubun, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından okunan ve hükümetin Suriye politikasına destek veren açıklamasını değerlendirdi.

Yayın hazırlayan: Edanur Tanış 

İyi günler. Anadolu Ajansı (AA) her sabah aboneleriyle, izleyicileriyle bir gündem paylaşır. Ajansın bu sabah paylaştığı gündemin birinci maddesi şöyleydi: “Türkiye Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenboğa Havalimanı’nda, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve beraberindeki sivil toplum kuruluşu temsilcilerini kabul edecek.” Aynı gündemin beşinci maddesi de şuydu: “Oda ve borsalar, meslek ve sivil toplum örgütleri tarafından İdlib’deki saldırıya tepki için TOBB İkiz Kuleler’de açıklama yapacak, 81 ilde de eş zamanlı basın toplantıları düzenlenecek.” Sizin anlayacağınız sivil toplum kuruluşları önce havaalanına gidip Erdoğan’ı dinlediler sonra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB)  binasına gidip açıklama yaptılar. 

Gelin önce Erdoğan havaalanında ne demiş ona bakalım. Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da, Esenboğa Havaalanı’nda Rifat Hisarcıklıoğlu ve beraberindeki sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerini kabul ettiği sırada, şu mesajları vermiş: “Türkiye’nin Suriye sınırlarında ve özellikle İdlib’de verdiği tarihi mücadeleye verdiğiniz destek için her birinize teşekkür ediyorum.Buradaki STK’lere baktığımızda milletimizin her kesimini temsil ettiğini görüyorum. Türkiye’nin en büyük gücü bu birliği, beraberliği ve kardeşliğidir. Bizler bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlendiğimiz sürece bu ülkenin sırtını yere götürecek bir güç yoktur. Ülkemizi tökezletme peşinde koşanlara bu fırsatı vermeyeceğiz.” 

Bir de TOBB binasında STK’ler adına TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yaptığı açıklamaya göz atalım: “Şu an 81 ilde Türkiye’nin önde gelen 30’a yakın meslek örgütü, sendika konfederasyonu ve STK’ler hep birlikte bu açıklamayı yapıyoruz. Bizler her kritik dönemde devletimizin ve milletimizin yanında durduk. Üstlendiğimiz sorumluluğun hakkını vererek hareket ettik. Bu gün de İdlib’de gerçekleşen hain saldırıya ilişkin ortak tepkimizi gösteriyoruz. Askerlerimiz İdlib’de hem ülke sınırlarımızı hem de mazlumları korumaktaydı. Zira Suriye’de yaşanan zulümlere, yüz binlerce sivilin katledilmesine, milyonların evinden, toprağından sürülmesine, dünya sessiz kaldı. Türkiye’nin barış ve huzur odaklı çabalarıysa ne yazık ki pek çok ülkede karşılık görmedi. Buradan tekrar sesleniyoruz, karşımızda insanlıktan nasibini almamış, tüm ahlaki, dini ve insani değerleri hiçe sayan, kendi yurttaşlarını bile topraklarından eden, canlarına kast eden zihniyete sahip bir rejim bulunuyor. Suriye’yi her geçen gün daha da ağır bir yıkıma sürüklüyor. İşte rejim güçleri son olarak yapılan anlaşmalara uymayarak askerlerimizi kalleşçe pusuya düşürdü bu saldırı asla kabul edilemez. Dolayısıyla masum insanları katleden, ülkemizin güvenliğine de açık tehdit oluşturan bu rejim unsurlarına karşı sessiz kalmamız beklenemez. Tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan, rejimin zulmünden kaçan Suriyeli kardeşlerimizin yaşama hakkını korumak tarihi insani ve vicdani sorumluluğumuzdur. Türk devleti ve ordusu bu güne kadar Fırat Kalkanı, Zeytindalı ve Barış Pınarı Harekâtı’yla terör örgütlerine ve destekçilerine gereken cevabı en güçlü ve gereken cevabı vermiştir.Elbette bu acımasız saldırının sahipleri bunun bedelini ödeyecektir. Bahar Kalkanı harekâtıyla ödemeye de başlamıştır. Şunu da herkes bilsin ki biz, her türlü zorluğu aşmasını bilen bir milletiz. Mevzubahis vatan olunca, tüm siyasi ve fikri ayrılıkları bir tarafa bırakırız. İşte şimdi de birlik ve beraberlik içinde hareket ediyor, sabır ve dayanışma gösteriyoruz. Ülkemizin menfaatlerini her şeyin üstünde tutuyoruz. Bugün her zamankinden daha güçlü bir şekilde biriz, bütünüz ve birlikteyiz. Türkiye’nin tüm kesimlerini temsil eden mesleki ve sivil toplum örgütleri olarak, bayrağımızın altında kenetlendik. Katil rejime karşı kararlı şekilde mücadele eden devletimizin ve kahraman ordumuzun yanındayız.”

Önce bu açıklamaya imza atıp katılanların gerçekten de Türkiye’nin tüm kesimlerini temsil edip etmediğine bakalım. Neden, çünkü hem Erdoğan havaalanında hem de Rifat Hisarcıklıoğlu TOBB’da ülkenin ve milletin her kesiminin temsil edildiğinden söz ediyor. TOBB’un web sitesindeki haberde ortak bildiriye katılan kuruluşlar şöyle sıralanıyor: Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER), Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK), Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD), Türk Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (TÜSİAD), Türk Veteriner Hekimler Birliği, Türkiye Barolar Birliği (TBB), Türkiye Emekliler Derneği (TÜED), Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK), Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (KAMU-SEN), Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), Türkiye Noterler Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, TOBB Genç Girişimciler Kurulu, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED).”

Zannediyorum 31 tane STK. Peki bu listede kimler yok? TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ var ama Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) yok. MEMUR-SEN ve KAMU-SEN var ama Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) yok. TZOB var ama Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) yok. TBB var ama mesela Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yok, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) yok, Türk Tabipleri Birliği (TTB) yok, Türk Eczacıları Birliği (TEB) yok. 

Bir bilgi olsun dağarcığınızda; İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün web sitesine baktım. Onların verilerine göre Türkiye’de halen faal 119 bin 400 tane dernek var. STK’ler üzerinden gidilecekse eğer bunların sayısı 119 bin 400 tane. Sonuç, Hisarcıklıoğlu ve bu fotoğrafta görülen yanındaki zevatın temsil ettiği Türkiye, Türkiye’nin  tamamını temsil etmiyor. 

Hadi bunu bir kenara koyalım, Erdoğan’ın bu gün memnuniyetle kabul ettiği bu heyetin sözcüsü Rifat Hisarcıklıoğlu kendi adına değil elbette ama TOBB Başkanı olması nedeniyle Türkiye iş dünyasının önemli bir bölümü adına çeşitli zamanlarda çeşitli sözler veriyor ve fakat acaba bu sözler tutuluyor mu? Bundan tam bir yıl önce 4 Mart 2019’da Ekonomi Tıkırında’nın dokuzuncu programında şunları şöylemişim: 

“Ekonomideki daralma ve işten çıkarmalar devam ederken, bu gelişmeyi aslında geçen yılın başında sezen ve bu nedenle bu yıl yapılması gereken genel seçimi ve cumhurbaşkanlığı seçimini erkene alıp geçen yıl 24 Haziran’da yapan AKP-MHP ittifakı, seçmenin işsizlik ve hayat pahalılığına tepkisini sandıkta göstermesini engellemek için yerel seçimi bir beka meselesi haline çevirmeye çalışıyor ama bir taraftan da istihdam seferberliği başlatıyor. Seferberliğin kamuoyunda görünen partnerleri Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB). Seferberlik 25 Şubat Pazartesi günü Ankara’da TOBB binasında yapılan bir törenle ilan edildi. Peki neyi öngörüyor bu seferberlik: 30 Nisan’a kadar ilave olarak işe alınacak her çalışanın hem maaşını hemde vergi ve SGK primini üç ay boyunca devlet ödeyecek. Mayıs ayını takip eden dokuz ay boyunca prim ve vergileri yine devlet karşılamaya devam edecek. Kısa çalışma yönetmeliği uyarınca ekonomik sebeple çalışma sürelerini azaltan ya da durduran işyerlerinde, azaltılan süreye ilişkin çalışan ücreti üç ay boyunca işsizlik fonundan karşılanacak. Bu açıklamanın hemen ertesi günü 26 Şubat Salı günü Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan NTV Canlı yayınında şunları söyledi. Sunucu, ‘Ortaya konan hedef bir hayli iddialı, bir yıl içinde 2,5 milyon istihdam yaratılması hedefleniyor peki ama nasıl olacak’ diye soruyor, Erdoğan cevap veriyor: ‘Bu aslında yeni değil. Ekonomiyle ilgili bakan arkadaşlarımızla bundan yaklaşık iki, üç hafta önce TOBB’da bir toplantı yaptık. Bu toplantıya TOBB, Türkiye’deki odalar ve borsaların hepsinin başkanlarını davet etti. Oradaki toplantıda konuşmamı yaptıktan sonra bütün illerde tek tek kendi ilinizde ne kadar varsa bize bize istihdam sağlayacaksınız dedim. O gün yaptığımız çalışmada yaklaşık 2,5 milyon gibi bir rakam çıktı. Söz verildi, kayıtlara girildi ama bir hareketlenme olmayınca bu defa Berat bey bu son yapılan buluşmayı düzenledi, yine bir araya geldiler, işin detayına girdiler.”

Yani o tarihte oda ve borsa başkanları toplantıda 2,5 milyon kişilik istihdam sözü vermişler ama harekete geçmemişler, sözlerini tutmamışlar. Hal böyle olunca Erdoğan’ın isteğiyle Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak toplantıyı tekrarlamış. NTV’nin yayınında Erdoğan şöyle devam ediyor: “Biz devlet olarak ne yapacağız, bakanlıklarımız ne yapacak görüşmeleri vesaire yapıldı. Hemen bu işle ilgili olarak görev dağılımıyla birlikte hedef yıl sonuna kadar bu 2,5 milyonluk istihdamı bütün oda, borsa bunlarla beraber dayanışma içinde yapmak. Biz iktidar olarak üzerimize düşeni yapacağız. Burada tabi işsizlik fonundan yapılması gereken destekler vesaire var gibi bütün bunlarla beraber bu işi çözmüş olacağız.”

Çözüldü mü, bakalım. TOBB ve başkanı, bir yıl önce verdikleri ya da vermedikleri sözü, Erdoğan tarafından uyarıldaktan sonra tuttu mu? Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in açıkladığı Kasım 2019 işgücü istatistiklerine göre memlekette 4 milyon 308 bin işsiz var. Memleketteki resmi işsiz sayısı bu. Erdoğan’ın “TOBB üyeleri 2,5 milyon istihdam yaratsın” dediği Şubat 2019’da da memleketteki resmi işsiz sayısı 5 milyon 730 bindi. Hani aradaki 400 bin farka bakıp da istihdam yaratılmış demeyeyim. O veriler kendilerinden önceki yıla ait veriler. Zaten artırılması, yaratılması istenen istihdam sayısı 2,5 milyon ama resmi işsiz sayımız 4 milyon 308 bin. Şimdi bu gün diyor ki TOBB Başkanı, “Bizler her kritik dönemde milletimizin ve devletimizin yanında durduk üstlendiğimiz sorumluluğun hakkını vererek hareket ettik.” E manzara ortada. Bugün Suriye savaşı için destek verdiğiniz cumhurbaşkanına, işsizliği azaltmak, istihdamı artırmak için destek vermemişsiniz. Şubat 2019 kritik bir dönem değil miydi bu ülkede? işsizlik memleket için kritik bir şey değil miydi? İstihdam yaratmak için devletin, milletin yanında duruyorsunuz, pardon durmuyorsunuz, durmamışsınız, şimdi Suriye savaşı için milletin devletin yanında duracağınıza kim neden inansın? Yoksa işsiz gence istihdam yaratmak yerine işsiz genci asker yapıp savaşa sürmek, işsizliği ve işsizlik sayısını azaltmak için daha düşük maliyetli bir çözüm mü? 

Milletin, devletin yanında durduklarını ilan edenler bugünkü açıklamalarında “Tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan rejimin zulmünden kaçan Suriyeli kardeşlerimizin yaşama hakkını korumak tarihi, insani ve vicdani sorumluluğumuzdur” da dediler. Ama Erdoğan “Sınır kapılarını açın” talimatını verince soluğu Edirne’de alan Suriyeliler ise sadece Medyascope’un değil, başka pek çok kameranın mikrofonuna Türkiye’de iş bulamamaktan, buldukları işlelerde çok düşük ücretle ve güvencesiz çalıştırılmaktan yakındılar. O zaman sormazlar mı milletin, devletin yanında durduklarını ilan eden, tarihi, insani ve vicdani sorumluluk sahibi, Türkiye’nin tüm kesimlerini temsil eden, mesleki ve STK temsilcilerine, bu nasıl kardeşlik diye? 

Değerli izleyiciler, memlekette hayat pahlılığı almış başını gitmiş. Açıklanan resmi enflasyon oranına inanan yok. Elektrik, su, doğalgaz faturası ödenecek gibi değil. Resmi işsiz sayımız 4 milyondan fazla. Bunların 715 bini de artık bir iş bulmaktan umudunu kesmiş. TÜİK’in açıkladığı verilerde bu var. TÜİK söylüyor bunu. Umutsuz insan ne yapar varın siz söyleyin. Memleketin toplam dış borcu 433 milyar 900 milyar dolar. Bu borcun  337 milyon 500 bin doları özel sektörün Dolar kuru 6 lirayı aşmış, euro kuru 7 liraya dayanmış, Elazığ, Malatya Van/Başkale’deki depremlerin mağdurlarını unutmuşlar, kapımıza dayanmış koronavirüse karşı ne bir şey yapıyorlar ne de kimin ne yaptığını soruyorlar. Savaştan, virüsten, ekonomik krizden, işsizlikten onlar da etkileniyorlar, etkilenecekler. Hatta onların kaybedecekleri, sıradan insanların kaybedeceklerinden daha fazla ama TOBB’un liderliğinde bir araya gelip ülkemizin menfaatlerini her şeyin üstünde tutuyoruz diyorlar. Ya milletin menfaatleri? 

Bakın TÜİK’in geçen hafta çarşamba günü açıkladığı istatistiklere  göre millet evlenmekten caymış ama boşanan boşanana. Evlenen çiftlerin sayısı 2018 yılında 554 bin 389 iken, 2019 yılında yüzde 2,3 azalarak 541 bin 424 olmuş. Boşanan çiftlerin sayısı ise 2018 yılında 143 bin 573 iken 2019 yılında yüzde 8 oranında artarak 155 bin 47 olmuş. Altının gramı olmuş 320 lira. Hani bunun beyaz eşyası, kahverengi eşyası, ev kirası, elektriği, suyu, doğalgazı? Kim nasıl evlensin bu durumda? Boşanmaların yüzde 36’sı evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşmiş, evli çiftlerin yüzde 20’si de evliliğin altı ila 10. yılları arasında boşanmış. Bunların hepsi AKP iktidarı döneminde olmuş. Geçinmeye derman kalmamış, anlaşmaya mı derman kalacak? Nasıl boşanmasın bu insanlar?

Aslında olan bitenler ortada. Hem de yine TÜİK verisiyle ortada. 27 Şubat Perşembe günü TÜİK ekonomik güven endeksinin Şubat 2020 verilerini açıkladı. Buna göre endeksi değeri 97,5. TÜİK’e göre ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Her ne kadar endeksin değeri bir önceki aya göre 0,05 oranında artmış ve bu artış reel kesimde imalat ve hizmet sektöründe güven endekslerindeki artıştan kaynaklı olsa da 97,5 değeri 100’ün altında olduğu için ekonomik duruma ilişkin bir kötümserliğe işaret ediyor. Endeksin alt kıvrımlarına baktığımızda evet, reel kesim güven endeksinin 0,03 oranında artıp 106,7 değerine ulaştığını, hizmet sektörü güven endeksinin de bir önceki aya göre yüzde 3,4 oranında artarak 98,5 değerini aldığını görüyoruz ama öte yandan tüketici güven endeksi şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,7 oranında azalarak 57,3 değerine gerilemiş. Perakende güven endeksi de şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2 oranında azalmış, 102 olmuş. 

Şimdi bu verilere göre ekonomiye şirketlerin güveni artıyor ama tüketicinin güveni azalıyor. Hasılı sizin anlayacağınız milletin canı burnunda ama bir kısım özel sektörün ekonomisi tıkırında. 

İyi günler efendim.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus