Şiddete uğrayan sağlık çalışanları anlatıyor (2): “Hasta yakınlarının bağırıp çağırmalarını şiddet olarak saymıyoruz bile”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul’un Anadolu yakasında hastaneye yakın bir kafede mesai çıkışı yanıma gelecek olan Mustafa’yı bekliyorum. Mustafa, sekiz yıldır röntgen teknisyeni olarak çalışıyor. Daha önce Türkiye’nin farklı şehirlerinde görev yapmış, beş yıldır İstanbul’da yaşıyor. Yoğun bir mesai sonrası yanıma gelen Mustafa’nın yorgunluğu yüzünden okunuyor. Kafe çalışanının yanımıza gelip çayları bırakmasından sonra sohbete başlıyoruz.

Sağlıkta şiddet denilince akla ilk olarak hekimlerin gelmesi Mustafa’yı rahatsız ediyor. Sağlık sistemi içerisinde çalışan herkesin şiddete maruz kaldığını söyleyen Mustafa, “Hastane hiyerarşisine bakınca, hekimler yine bize göre daha az şiddete maruz kalıyor. Oysa biz fiziksel olarak olmasa da sözlü şiddete her gün maruz kalıyoruz. Bazen fiziksel şiddet de oluyor” dedi.

Yanıma gelmeden iki saat önce de benzer bir durum yaşadığını anlatan Mustafa, “Mesainin bitimine bir-iki saat kalmıştı. Babası beş yaşındaki çocuğuyla röntgene geldi. Çocuk oynarken kolunun üstüne düşüyor. Doktor röntgen istiyor ve benim olduğum çekim odasına geldiler” diye konuştu.

Buraya kadar sıradan bir süreç olduğunu belirten Mustafa, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doktorun istediği röntgeni çekmem için çocuğun kolunu tam açarak röntgenini çekmem lazım. Çocuğun koluna dokunduğum anda çocuğun acıyor demesi üzerine babası hemen bana tepki gösterdi. Babasına kolunu açması gerektiğini söylememe rağmen baba ‘Böyle çekeceksin. Çocuğun kolu acıyor’ dedi. Doktor böyle istiyor dememe rağmen benimle tartışmaya devam etti. Sesini yükseltmemesini söylememe rağmen yüksek tonda konuşmayı sürdürdü. Tartışmanın uzamaması için tekrar doktorun yanına gitmelerini söyledim. Hemşire arkadaşların gelmesi ile hasta yakınını sakinleştirebildik. Alttan almasam kavga kaçınılmazdı. Burada konuşuyoruz diye anlattım, yarın gelirsen başka bir olay anlatırım. Mesai saatlerinde bu tür olayları günde en az bir kez yaşıyoruz. Bağırıp çağırmaları şiddetten saymıyoruz.”

Yaptıkları işin yeteri kadar stresli olduğunu söyleyen Mustafa “İşin stresiyle bir şekilde başa çıkabiliyoruz. Fakat hasta ve yakınlarından gördüğümüz şiddet, ayrı  bir stres yaratıyor. İster istemez yaşadıklarımız sosyal yaşantımıza yansıyor” dedi.

Üç yıl önce fiziksel şiddete de uğramış Mustafa: “50’li yaşlarında bir kadın kafasından röntgen çekmek için odaya geldi. Yanında 17-18 yaşlarında oğlu vardı. Kafa röntgeni çekmek için başörtüsünü çıkarması gerektiğini söyledim. Daha ben cümlemi bitirmeden oğlu ‘Hayır, çıkarmayacak’ dedi. Çıkarmadan çekim yapılmayacağını söylediğim anda kadının oğlu burnuma doğru yumruk attı. Kendimi savunmak için çocuğu ittim. O sırada mesai arkadaşlarım araya girdi.”

Hasta yakınından aldığı darbe nedeniyle Mustafa’nın burnu kanamış. Saldırgandan şikayetçi olup olmadığını sorduğumda, “Şikayetçi olmadım. Şikayetçi olsam yine ben uğraşacağım. Saldırana zaten caydırıcı bir ceza vermeyecekler. Hem ceza verseler bile sağlık sistemi böyle oldukça saldırılar bitmeyecek. Hastalar bize yani çalışanlara güvenmiyor. Hastalar ve hasta yakınları bağırıp çağırırlarsa tedavilerinin daha hızlı yapılabileceğini düşünüyor” diyor.

Sağlık sisteminin tamamen değişmesi gerektiğini söyleyen Mustafa, “Bir gün içerisinde 1500’e yakın hastaya bakılan yerde, şiddet olaylarının yaşanması çok normal. Bu sorun çözülmedikçe, sağlık çalışanlarına şiddetin de önüne geçilemez” diye ekliyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus