Hayatı filme konu olan eski polis Frank Serpico: “Polis şiddeti yüzünden yıllardır öfke birikiyordu, Floyd’un öldürülmesi protestolar için yalnızca bir kıvılcım oldu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Foreign Policy Haber Editörü Michael Hirsh, hayatı Sidney Lumet’in yönettiği Serpico filmine ilham kaynağı olan eski polis memuru Frank Serpico ile dergi için günümüzde polis teşkilatı içindeki yolsuzlukları ve polis şiddetini içeren bir röportaj yaptı. Çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

Yaklaşık yarım yüzyıl önce, Frank Serpico, 1973 tarihli Serpico filminde Al Pacino tarafından canlandırıldıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde ve dünyanın birçok ülkesinde bilinen bir isim haline geldi. Ödüllü filmin senaryosu, Frank Serpico’nun gerçek hayat hikayesine dayanıyor. Film, Serpico’nun New York Polis Departmanı’nda (NPYD) görevli dürüst bir polisin, polis teşkilatı içindeki yolsuzlukları ortaya çıkarma çabalarını anlatıyor.

Frank Serpico 1971’de, NYPD’nin en büyük ödüllerinden biri olan Onur Madalyası‘na layık görüldü. Şu an 84 yaşında olan Frank Serpico polis reformu için düzenlenen konuşma ve kampanyalarda sesini sık sık duyuruyor. Serpico, 1960’larda ve 70’lerin başında New York’ta mücadele ettiğini, ancak şiddet ve istismar vakalarında polise hesap sorulamadığını söylüyor. 

Frank Serpico karakterini filmde Al Pacino canlandırmıştı.

Minneapolis kentinde beyaz bir polis memurunun siyah ABD vatandaşı George Floyd‘u boğarak öldürmesi bu sorunun dünya çapında yeniden gündeme gelmesine sebep oldu. Birçok uzman, eğer ortada bir video olmasaydı ikinci derece cinayetten yargılanan polis memuru Derek Chauvin‘in muhtemelen hâlâ Minneapolis Polis Departmanı‘ndaki görevine devam edeceğini düşünüyor. Serpico “Günümüzde polis şiddeti cep telefonu olan vatandaşlar sayesinde gün yüzüne çıkıyor. 50 sene önce New York Polis Departmanı’nın soruşturma yapmaktan aciz olduğunu ve şehir yönetiminin harekete geçemeyeceğini anladığımda yapabildiğim tek şey New York Times‘a gitmekti’’ dedi. Günümüzde yasa koyucular nihayet hesap verebilirlik ve istismar sorunuyla mücadele kapsamında yeni yasalar önerdiklerinde, Serpico, sonunda bir umut olduğunu fakat daha yapılacak çok şeyin olduğunu söylüyor.

“Koronavirüs salgınının polis şiddetine eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Polislerin yozlaşması da bir virüstür’’ 

Foreign Policy (FP): George Floyd’un öldürülmesine verilen tepki sizi şaşırttı mı?

Frank Serpico: Polis şiddeti yüzünden onlarca yıldır öfke birikiyordu, Floyd’un öldürülmesi protestolar için yalnızca bir kıvılcım oldu. Polisin yozlaşması, bu mesleğin başlangıcından beri devam ediyor. Bu protestolar da bu yozlaşmasının bir dışavurumu. Ülkenin ve dünyanın her yerindeki polislerle temas halindeyim. Şimdiye kadar tüm iletişimlerim ihbar, yolsuzluk ve ihbarcıların neredeyse her zaman kurban haline gelmesiyle ilgiliydi. Sorun şu ki polis teşkilatının içinde veya dışında meydana gelen istismarları açığa çıkarmak için başvurdukları organlar tarafından ”Eğer bunu ortaya çıkarırsak toplumdaki dengeyi ve istikrarı bozacağız” veya ‘Bir skandalla karşı karşıya kalamayız, bu halkın polise olan güvenini zedeler” gibi cevaplar alıyorlar. Ama şu an gördüğümüz şey zaten böyle bir güvenin olmaması. 

FP: Gösterilen tepki, beş veya altı yıl önceki Michael Brown ve Eric Garner’ın öldürülmelerinden sonra ortaya çıkan Siyah Hayatlar Önemlidir protestolarından çok daha büyük ve küreseldi. New York polisi tarafından öldürülen Eric Garner da ölmeden önce ”Nefes alamıyorum” diye bağırdı.

Serpico: Her şey videoda açıkça görünüyordu. Bir insan, çaresiz bir insanı yavaşça öldürdü. Protestolar başladığı sırada koronavirüs salgını devam ediyordu ve insanlar işlerini kaybetmişlerdi, ortam yeterince gergindi. Umarım protestolar devam eder. Koronavirüs salgınının polis şiddetine eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Polislerin yozlaşması da bir virüstür. 

FP: Uluslararası tepki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Serpico: Buna dayanışma denir, insanlar bu durumdan bıkmış durumdalar. Türkiye’de bazı topluluklara şiddet uygulayan polislere bakın. Bu, topluluklardaki yoksulluk ve çaresizlikle ilgili. Ele alınması gereken, ülkedeki ve dünyadaki bu ekonomik eşitsizliktir.

‘’Birçok siyah birey travma sonrası stres bozukluğuna sahip’’

FP: Bunun ne kadarı ırkçılıkla ilgili?

Serpico: Kültürde açıkça ırkçı bir şey var. Orada, hangi pozisyonda olursa olsun, her gün uyanıp “Irkçılıkla mücadele etmek için bugün ne yapacağım?” diyen kaç beyaz adam olduğunu bilmiyorum. Beyaz insanlar, özellikle polisler, bunu anlasın ya da anlamasın, birçok siyah insan travma sonrası stres bozukluğuna sahiptir. Polis üniformasını gördüklerinde panik oluyorlar ve bu onların DNA’larının bir parçası haline geliyor. Polisken, bir gün beyaz bir adamla çalışıyordum ve araştırmamız gereken bir şikayet aldık. Şikayet aldığımız yere gittiğimizde bir siyah ve bir beyaz adamla karşılaştık. Meslektaşım adama dönüp problemin ne olduğunu sorduğunda, siyah adam polisi kendisinin çağırdığını belirtmişti. Siyah olduğundan dolayı direkt şüpheli muamelesi görmüştü. Siyah vatandaşların bu kadar korkmuş ve öfkeli olmasının sebebi tam olarak budur.

FP: Polis, suçun çoğunun siyah ve azınlık toplulukları tarafından işlendiğini söylüyor, bu yüzden en aktif olmaları gereken yer burası.

Serpico: Yoksulluk en çok nerede? O topluluklara giriyorsanız onları istismar etmek zorunda mısınız, yoksa onlara insan gibi mi davranıyorsunuz? Amadou Diallo 1999’da polis tarafından 41 kez vurulduğunda gerçekleştirilen soruşturma yalanlarla doluydu. Diallo’nun elindeki cüzdanın silah olduğunu iddia ettiler. Polis dokunulmazlığı değişmek zorundadır. Polis teşkilatındaki yozlaşma, bu topluluklardaki insanları kızdırarak polis için işleri daha kötü hale getiriyor.

Frank Serpico

FP: Bir uyuşturucu baskını sırasında yüzünüzden vurulduktan ve diğer görevliler tarafından ölüme terk edildikten sonra, 1971’de Knapp Komisyonu’nda yaptığınız ünlü şahitlikte şunları söylediniz: “Sorun şu ki dürüst bir polis memurunun arkadaşlarından alay veya misilleme korkusu olmadan hareket edebileceği ortam henüz mevcut değil. Dürüst olmayan memurun dürüst olandan korktuğu bir atmosfer yaratmalıyız, tam tersini değil.” Bunu sağlayacak tek yolun da bağımsız ve kalıcı bir soruşturma organı oluşturmak olduğunu söylediniz. Ancak böyle bir organ oluşmadı, değil mi?

Serpico: Hayır. Knapp Komisyonu’nun bir sonucu olarak birçok polis memuru işini kaybetti. Ne yazık ki politikacılar, yargıçlar ve savcılar (yolsuzluğun mimarları) asla sorumlu tutulmadılar. Ancak komisyon 1972’de dağıldı. 90’ların sonlarında New York Belediye Meclisi öncesinde bunun hakkında konuştum. Dönemin New York Belediye Başkanı Giuliani bunu sekiz kez veto etti. Şimdi onun nerede olduğunu ve patronunun kim olduğunu biliyoruz. Bunlar birikiyor ve kanser büyüyor. Kanseri durdurabilir miyiz? 

FP: Ancak yeni ulusal mevzuat için hamleler yapılıyor. Kaliforniya’dan Kamala Harris, polis istismarı üzerine çalışacak olan Ulusal Polis Sistemleri İnceleme Kurulu’nun oluşturulmasını içeren bir tasarıyı destekledi ve Ulusal Ulaşım Güvenlik Kurulu’nun soruşturma modelini bir örnek olarak gösterdi. Şimdiye kadar sekiz eyalet böyle bir mevzuatı kabul etti.

‘’Çoğu polis hâlâ silahını çıkarabilir ve hiç düşünmeden ateş edebilir’’

Serpico: Bu bir değişiklik olabilir, ama yine retorik seçim kampanyası saçmalığı mı? Bana harekete geçtiklerini göster. Çünkü onlarca yıldır böyle şeyleri duyuyorum. Knapp Komisyonu’nda bile siyasi kariyerlerinden endişe ediyorlardı. New York’un “Protestocuların yanındayım” diyen valisi Andrew Cuomo’yu düşünün. Bunu söylemek çok hoş bir şey, ama olaylar yaşanmadan önce neredeydiniz? 2006 yılında bekarlığa veda partisinde polis tarafından vurularak öldürülen 23 yaşındaki siyah bir adam olan Sean Bell’in suikasta uğradığı ve hiçbir memurun suçlanmadığı zaman Cuomo başsavcı seçildi. Bir tanık tarafından videoya çekilecek derecede şanssız olmadıkları sürece, polislerin çoğu hâlâ silahlarını çıkarabilir ve kendilerine bir şey olacağından korkmadan ateş edebilirler. Bir polis memurunun söylemesi gereken tek şey, hayatının tehlikede olduğudur ve bu şekilde genellikle olaydan sıyrılırlar. Bu dokunulmazlık duygusunun onları nasıl hissettirdiğini nereden biliyorsunuz? Görevlerinin askıya alınması veya ücretli izin verilmesi ne anlama geliyor? Bu bir ceza değil, bu bir ödül ve bu değişmeli. Değiştirilmesi gereken pek çok şey var. Şu anda polisler şoför koltuğunda ve o araba vatandaşlara doğru sürülüyor. 

FP: Kaliforniya Üniversitesi tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, son on yılda Kaliforniya’da en az 630 polis memuru suç işlemekten mahkûm edildi (ortalama haftada bir memurdan fazla) ve bu memurların yaklaşık beşte biri hapis cezası aldıktan sonra hâlâ mesleklerine devam ediyorlar. 

Serpico: Bu sadece polisin yozlaşması değil, bu sistematik bir kültür. İçindeyken bir parçası olursun. Polis birlikleri de dahil olmak üzere herkes işin içinde. George Floyd’u öldüren memura karşı kaç suçlama olduğunu bilmiyorum, polisin hesap verebilirliği olmadığı için halk sicilini göremiyor. Bu adamın 15 suçlaması olduğunu ve hâlâ sorumlu tutulmadığını düşünün, böyle bir durumda polis olmaya nasıl devam edebilir?

‘’Ateş gücü ve zırh, polis ve toplum arasında daha da büyük bir duvar oluşturuyor’’

FP: Polisin militaristleşmesi ne kadar ciddi bir sorundur?

Serpico: Ben polisken daha güçsüz silahlara sahiptik ve mermiler sayıyla veriliyordu. İyi bir atış eğitimimiz vardı, nereye ve kaç kere ateş edeceğimizin bilincindeydik. Günümüzde maalesef bu durum değişmiş durumda. New York’ta 1999’da yaşanan olayda Amadou Diallo, açık bir sebep olmadan 41 kez vuruldu. Memurlar, Sean Bell ve arkadaşlarına 50 mermi sıktı. Bütün bu kontrolsüz ateş gücü, iyi bir eğitimin eksikliği ile birleştiğinde standartlarda büyük bir düşüşe yol açtı. Şimdi ise tanklarla geliyorlar. Bu militarize araçları görmek çok kışkırtıcı ve her iki tarafta da bir savaş bölgesi atmosferi yaratıyor. Elbette polis memurları silahlanmış suçlularla karşılaştıkları durumlarda kendilerini savunma hakkına sahiptir. Fakat polis memurları daha iyi eğitilmelidir. Her gün, sokaklarda yürüyen sivillerle uğraşırken zırhlı araçlar ve otomatik silahlar getirmek orantısızdır. Yeterli bilgi birikimine sahip değilseniz, bu masum insanları öldüreceğiniz anlamına gelir. Tüm bu ateş gücü ve zırh, polis ve toplum arasında daha da büyük bir duvar oluşturuyor ve halkta ”Biz onlara karşıyız” hissi uyandırıyor. Karşı bir tutuma sahip olmak, bir düşman yaratır. Polis ve toplum ancak birlikte çalışarak birbirlerine karşı faydalı olabilirler. İnsanlar toplumlarında suç istemiyorlar, ancak bunun için polislere çağrıda bulunmuyorlar çünkü onlara güvenmiyorlar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus