İstanbul Sözleşmesi kaldırılacak mı – Avukat Meriç Eyüboğlu: “Uluslararası bir sözleşmeden çekilmek Türkiye’de kanun değiştirmeye benzemez”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi‘nden çıkabileceğinin sinyalini verdi. “Nasıl usulünü yerine getirerek bu sözleşme imzalanmışsa, aynı şekilde usulü yerine getirilerek bu sözleşmeden çıkılır” diyen Kurtulmuş, 30 yerel televizyonun ortak canlı yayınında “Sözleşme iptal edilir mi?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Bu metnin içinde iki tane önemli husus var dikkat çekmemiz gereken ve bizimle asla uyuşmayan. Bunlardan birisi toplumsal cinsiyet meselesi, bir de cinsel yönelim tercihi. Şimdi bunlar ve başka şeyler de var ama bu iki meselenin demin konuştuğumuz çerçevede tam da bu LGBT vesaire gibi unsurların, marjinal unsurların ekmeğine yağ sürecek kavramlar olduğu ya da onların arkasına sığınarak faaliyet yapabilecekleri alanlar olduğu görülüyor. Halkımızda böyle büyük bir beklenti varken AK Parti olarak biz buna bigâne kalmayız.”

Resmi adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdiği 2014 yılından beri siyasetin gündeminde. Feminist avukat Meriç Eyüboğlu da Medyascope’a, Kurtulmuş’un açıklamalarını ve sözleşmenin yine, yeniden gündeme getirilmesiyle ne amaçlandığını değerlendirdi.

“Sözleşmenin tercümesi dahi iktidarın bakış açısını gösteriyor”

Eyüboğlu’na göre, hükümet her ne kadar sözleşmeyi Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında ilk ve şerhsiz imzalayan taraf olsa da siyasi iktidarın sözleşmeye bakış açısı kendini daha orijinal başlığın çevirisinde ele veriyor: “Resmi çeviri ‘aile içi’ şiddet olarak tercüme edilmişken, metnin orijinal dilinde ‘ev içi’ şiddetten bahsediyor. Bu başlıktaki yaklaşım bile siyasi iktidarın meseleye ilişkin algısını göstermeye yeter. ‘Aile içi’ sadece resmi olarak evlenmiş kişilere yönelik şiddetle sınırlıyor erkek şiddetini. Oysa ‘ev içi’ şiddet sadece partner olmayı dahi yeterli görüyor, kadına yönelik her türlü erkek şiddetini kapsamına alıyor. Daha sözleşmenin adında farklılık var.”

Sözleşmenin gündemden uzun süredir hiç düşmemesi ve geniş kesimlere ulaşması ise Eyüboğlu’na göre iktidarın istemeden yarattığı bir başarı: “2011’de imzalandı, 2014’te yürürlüğe girdi, biz hâlâ 2020’de bunları konuşuyoruz. Daha önce bir avuç feminist avukat ve kadın hareketi mücadelesi içinde olanlar dışında bilinmeyen bir sözleşmeydi. ‘İstanbul Sözleşmesi kaldırılmalı’ kampanyası sayesinde toplumun geniş kesimlerine ulaştı. Tersten kampanyayla şerden hayır doğdu.”

“Ekonominin, koronavirüsün, hukuka dair tartışmaların gündemde olduğu bugünlerde neden İstanbul Sözleşmesi yeniden gündeme getirildi. Gündem yoğunken kaldırılmak mı isteniyor?” sorusuna Eyüboğlu, “Kesinlikle kararlılar, bu kararlılık mesajı. Uluslararası bir sözleşmeden imza çekmek Türkiye’de kanun değiştirmeye benzemez. Buna güçleri yeter mi? Uluslararası ilişkiler açısından süreç nasıl yürür, bu ayrı. Bizim kadın hareketi olarak buna itirazlarımız ayrı. Siyasi iktidarın bu ülkede kadınların itiraz etmesini, boşanmasını, ‘hayır’ demesini dert ve mesele ettiği, bununla uğraşmak istediği açık. Bu o taraf için ciddi bir gündem” karşılığını verdi.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus