Dinden uzaklaştığını öğrenen ailesinin şiddetine uğrayan genç kız: “Ailem, beni okutmayacaklarını, inançsız birine yatırım yapmayacaklarını söyledi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Zeynep 17 yaşında, lise üçüncü sınıf öğrencisi. Muhafazakâr bir ailede doğup büyüyen Zeynep, kendisine öğretilen dini bilgileri liseye geçtiği dönemde sorgulamaya başlıyor. Ailesinin, yaşadığı değişimden ve başörtüsünü çıkarmak istediğinden haberdar olmasıyla birlikte hayatına şiddet ve baskı giriyor. Zeynep yaşadıklarını Medyascope’tan Sema Kızılarslan’a anlattı.

Zeynep on yaşında bir çocukken ailesinin isteğiyle başörtüsü takmaya başlıyor. Sekizinci sınıfı bitirip liseye geçtiği dönemde başörtüsünün gerekliliğini sorgulamaya başlıyor ama ailesinden çekindiği için onlara bu düşüncelerinden bahsetmiyor ve üç yıl boyunca başörtüsünü çıkarmıyor:

“Ben 17 yaşında, fen lisesi 11. sınıf öğrencisiyim. Muhafazakâr bir ailede, Müslüman olarak yetiştim. 10 yaşında ortaokul için imam hatipe gönderildim, haliyle kapandım. Az önceki cümleyi okurken kafanızda ‘reddetseydin öyleyse’ gibi bir düşünce oluştuysa, 10 yaşındaki bir birey yetiştirildiği çevrede söylenen şeylere inanır ve bunları uygular. Ailemin istediği gibi biri olarak üç yıl daha geçirdim. 8. sınıfta liseye giriş sınavı için gittiğim dersanede ilk defa her zaman gördüğüm çevreden farklı insanlarla, zihniyetlerle karşılaştım. O zamana kadar herkesi kendim gibi sanıyordum. İnsanlar arasındaki bu fark beni sorgulamaya itti. Bu sürede yalnızca başörtüsünün gerekli olup olmadığını sorguladım. Ailemin yapısının farkında olduğumdan, bu düşüncemin üstünü kapattım.”

Liseye geçtiği dönemde, tanıdığı yeni çevre ve arkadaşlarla başörtüsünü tekrar sorgulamaya başlıyor. Bu süreçte bir arkadaşının da başörtüsünü çıkardığını söyleyen Zeynep, ailesine başörtüsünü çıkarma fikrinden bahsediyor ve ilk defa şiddet görüyor. Zeynep’ten dinliyoruz:

“Hoşgörü dini olarak bildiğim dinin ufak bir şeyini yapmak istemeyişimin böyle sonuçlar doğurması beni şoke etti”

“Lisede yine farklı insan ve zihniyetler ile karşılaştım, evrim ile ilgili ilk bilgilerimi edindim. Elbette başta evrime ihtimal vermedim, yaratılışa inanmak zorundaymışım gibi büyütülmüştüm. Birkaç ay sonra yakın sayılacak bir arkadaşım tesettürü bıraktı. Bu, üstünü örttüğüm düşüncemin açığa çıkmasına sebep oldu ve başkasının bunu yapma imkanı varsa benim de var mıdır diye düşündüm, yokmuş. Aileme, açılmak istediğimi söylediğimde büyük bir şok yaşadıklarını tahmin ediyorum ama sağlıksız olarak ani tepki verdiler. O zaman ailemden ilk defa fiziksel şiddet gördüm. O hafta içinde iletişim araçlarım kısıtlandı. Bir şekilde taklit yapmayı başararak güvenlerini geri kazandım. Ama elbette bu olay beni İslam’ı daha çok sorgulamaya itmişti. Hoşgörü dini olarak bildiğim dinin ufak bir şeyini yapmak istemeyişimin böyle sonuçlanması şok etkisi yaratmıştı.”

Yaşadığı bu şiddet ve baskılardan dolayı İslam’ı sorgulamaya başlayan Zeynep, ateist oluyor. Ailesi kısa bir zaman önce dine ve tanrıya inanmayı bıraktığını öğreniyor. Zeynep, ailesinin kendisini tehdit ettiğini, onlarla yaşadığını ve bu durumun onu çok korkuttuğunu söylüyor:

“Belki de bu olay sebebiyle bir yıldır Müslüman değilim”

“Belki de bu olay sebebiyle yaklaşık bir yıldır Müslüman değilim ve sekiz aydır da ateistim. Tesettür olayından dilim yandığı için bunu ailemden gizliyordum ama üç gün önce ailem bir arkadaşımla İslam üzerine olan tartışma mesajlarımı okudu. Mesajlarda doğrudan Allah’ın olmadığını söylemiş ve çok fazla eleştiride bulunmuştum. Bu sebeple kıvıramadım ve ateist olduğumu öğrendiler. Kendi yetiştirdikleri çocuğun bu zihniyette olduğunu kabullenmek istemediklerinden suçu çevremde buldular, beni okuldan alacaklarını söylediler. Beni okutmayacaklarını, inançsız birine yatırım yapamayacaklarını söylediler. Mesajların muhatabı olan arkadaşımı suçladılar. Oysa arkadaşıma ateizmin benim açımdan neden doğru olduğunu anlatan bendim, bir nevi onu ateizme çekmeye çalışıyordum. Yalnızca bu konuşmaya tepki göstermekle yetinmeyip bir kız ve bir erkek arkadaş olamazmış gibi arkadaşımı flörtüm/erkek arkadaşım olarak nitelendirdiler. ‘Onu öldürürüz’ gibi söylemlerde bulundular ve dine küfretmekten suç duyurusunda bulunacaklarını söylediler. Beni ürküten kısım eğitim hakkımın elimden alınması ve suçsuz birinin zarar görme ihtimali oldu. Şu anda da beni Müslüman yapmak için çabalayacaklarını, eğer olmazsam kendimi öldürebileceğimi, evi terk edebileceğimi, onlar açısından sorun olmayacağını söylediler. Son cümleyi yalnız babam söyledi. Eğer hâlâ ‘yola gelmez’ isem beni okutmayacaklarını, bana herhangi bir yatırım yapmayacaklarını söylüyorlar. Elimde olan tek şey geleceğim ve bunu kaybetmek istemiyorum.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus