Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (104): Torba anayasa

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kasım 2020’de ekonomide, hukukta ve demokraside reform sözü veren AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplumun önüne henüz herhangi bir reform paketi koymamışken, Boğaziçi Üniversitesi’ne atadığı rektör ile ekonomik krizin yanı sıra bir de toplumsal krizi tetikledi, protestolar dinmezken de ortaya bir “yeni anayasa” tartışması attı. Ekonomi Tıkırında’nın 104. Yayınında Sedat Pişirici, Kasım 2020’den bugüne ekonomide neler olduğuna değinip, yeni anayasa ile aslında ne amaçlandığını değerlendirdi.

Türkiye 2018 yılında bir ekonomik krize girdi. Krizin işaret fişeğini de “Türkiye’nin kredi notunu BA1’den BA2’ye düşürüyorum, not görünümünü negatiften durağana çeviriyorum” diyerek, 8 Mart 2018’de, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s fırlattı. Ancak bu işaret, başta dönemin cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanı Binali Yıldırım, maliye bakanı Naci Ağbal ve ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi olmak üzere, siyasi iktidar tarafından görmezden gelindi, görünmemesi için perdelendi.

Moody’s’in bu açıklamasının üstünden 40 gün geçti, siyasi iktidarın koalisyon ortağı MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli, 17 Nisan 2018’de çıkıp, “Erken seçim istiyoruz” dedi. 18 Nisan’da MHP Genel Başkanı Bahçeli ve AKP Genel Başkanı Erdoğan bir araya geldiler. Toplantı sonrasında da 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerden sonra, Kasım 2019’da yapılması gereken, genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimini, 24 Haziran 2018’e çektiklerini açıkladılar. Sonrasında da Erdoğan’ın 13-15 Mayıs 2018 tarihlerinde Londra’daki “Faiz sebep enflasyon netice” açıklamaları, Rahip Brunson nedeniyle gerilen Türk-Amerikan ilişkileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı iken ilk cumhurbaşkanlığı hükümetinde Hazine ve Maliye Bakanı olan Berat Albayrak’ın patavatsızlıkları, hepsinin üzerine gelen koronavirüs salgını ile resmen 8 Mart 2018’de başlayan ekonomik kriz, başladıktan iki yıl 8 ay sonra, 8 Kasım 2020’de, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın instagram üzerinden istifa ettiğini duyurması ile yeni bir aşamaya geçti.

Erdoğan, aynı zamanda damadı olan Berat Albayrak’ın istifasından iki gün önce, faizleri düşürmüyor diye görevden aldığı Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya yerine Merkez Bankası Başkanlığı’na getirdiği Murat Uysal’ı da görevden alarak, yerine, 8 Mart 2018’deki Moody’s açıklamasına Maliye Bakanı olarak “Moody’s hikaye, Türkiye yoluna devam eder” karşılığını veren, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilince de Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı yaptığı Naci Ağbal’ı getirmişti; Albayrak’ın istifasından sonra da eski başbakan yardımcısı, eski Ulaştırma, Denizcilik, Haberleşme Bakanı ve eski Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ı Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadı. Böylece ekonomi yönetimi yeniden yapılandırıldıktan sonra da Erdoğan, 14 Kasım 2020’de, yine canlı bağlantı ile katıldığı partisinin Kars ve Karaman il kongrelerinde konuşurken, “ekonomide, hukukta ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlattıklarını” ilan etti. 

O günden bu güne iki ay 25 gün geçti, reformlardan tık yok. Ama ne var? Yeniden “yeni anayasa”. Söz verdiği ekonomi, hukuk ve demokrasi reformlarının bırakın kendisini, taslağını bile ortaya koymayan Erdoğan, şimdi yeni anayasadan söz ediyor.

Güzel atasözlerimiz vardır, her biri birbirinden yerli, herbiri birbirinden milli. “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” der biri, “Lafla peynir gemisi yürümez” der öteki. Halen Türkiye’yi yöneten cumhurbaşkanlığı hükümetini kuran, bu hükümetin bakanlarını bizzat atayan ve böylelikle Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanlığı hükümetinin icraatının bütün sorumluluğunu da üstlenmiş olan, seçimle işbaşına gelmiş, AKP Genel Başkanı ve 12. cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi, hukuk ve demokraside reform sözü verdiği 14 Kasım 2020’den bu yana ortaya somut bir şey konmadı. Ama somut olarak şunlar oldu.

Aralık 2020 tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 14,60, gıda fiyatları enflasyonu yüzde 20,61, üretici fiyatları enflasyonu yüzde 25,15 geldi. Ocak 2021 tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 14,97, gıda fiyatları enflasyonu yüzde 18,11, üretici fiyatları enflasyonu yüzde 26,16 olarak açıklandı. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ise 2021 yılının ilk enflasyon raporunu açıklarken, tüketici fiyatları enflasyonu tahminlerinin 2021 yılı için %9,4, 2022 yılı için %7, 2023 yılı için %5 olduğunu duyurdu. Bankanın 2021 yılı için gıda fiyatları enflasyonu tahmini ise yüzde 11,5’tu.

Gıda fiyatları enflasyonu eleştiri alınca Ticaret Bakanlığı yine yerel seçimlerden önceki süreçte soğan-patates deposu basar gibi market, pazar yeri, çarşı ve toptancı hali basmaya başladı. Ama bakanlık, denetimlerin “serbest piyasa ekonomisine zarar vermeden yapıldığını” da özellikle duyurdu. Gelgelelim o bakanlığın bakanını atayan 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir cuma namazı çıkışı (29 Ocak 2021) gıda enflasyonundan esnafı sorumlu tutup “vatandaşımıza da zulmetmeyin” dedi. Ondan üç gün sonra da (1 Şubat 2021) kabine toplantısının ardından konuşurken, “Üç beş açgözlü tüccarın, milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin vermeyiz” deyip, gıda enflasyonunun suçlusu olarak bu sefer tüccarı gösterdi.   

Ha bu arada Türkiye İstatistik Kurumu da (TÜİK) Ocak 2021 enflasyon verilerini açıklamadan bir gün önce, fiyat istatistikleri yöntem ve hesaplamaları konusunda ulusal ihtiyaçlar ve uluslararası gelişmelerin istişare edilmesi amacıyla “Fiyat İstatistikleri Danışma Kurulu” oluşturulduğunu, kurulun ocak ayında üç kere toplandığını duyurdu. Kurulda üç Türkiye İstatistik Kurumu ve iki Merkez Bankası temsilcisinin yanı sıra, Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Türk Eğitim Derneği Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı, Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Türkiye Ekonomi Kurumu Başkanı, TÜSİAD Başekonomisti, kısa adı BETAM olan Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin kıdemli araştırmacısı ile kısa adı TEPAV olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın ekonomi izleme direktörü de yer alıyor.

Erdoğan’ın ekonomi, hukuk ve demokraside reform sözü verdiği 14 Kasım 2020’den bu yana ekonomide olan bitene göz atmaya devam edelim. Aralık 2020’de TÜİK, Eylül 2020 işsizlik verilerini açıkladı. İşsizlik oranı %12,7, tarım dışı işsizlik oranı %14,9, geniş işsizlik oranı %20,59, işsiz sayısı 4 milyon 16 bin, geniş işsiz sayısı 8 milyon 229 bin, bir iş bulma ümidi olmayanların sayısı ise 1 milyon 402 bin. Ocak 2021’de TÜİK, Ekim 2020 işsizlik verilerini açıkladı. İşsizlik oranı %12,7, tarım dışı işsizlik oranı %14,8, geniş işsiz oranı %21, işsiz sayısı 4 milyon 5 bin, geniş işsiz sayısı 8 milyon 435 bin, bir iş bulma ümidi olmayanların sayısı ise 1 milyon 511 bin.

Doğalgaza iki kere zam geldi. Yanı sıra, koronavirüs salgını nedeni ile başta eğitim ve öğretim olmak üzere pek çok işin ve hizmetin internet üzerinden yapıldığı, cep telefonu ile haberleşmenin hayatın normal olduğu dönemlere oranla daha da arttığı, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe ve cuma günleri gece saat 21.00 ile sabah saat 05.00 arası, cumartesi pazar ise tem gün evde kalındığı için radyo ve televizyonun her zamankinden daha çok dinlenip izlendiği bu dönemde, AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cep telefonu ile konuşmaktan, uydu ve kablo ile radyo ve televizyon izlemekten, internet kullanmaktan ve diğer her türlü elektronik haberleşme hizmetinden alınan %7,5 oranındaki özel iletişim vergisini %10’a çıkarmaya karar verdi.  

İstanbul’da Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine, 1 Şubat 2021 itibarıyla zam yapıldı. Yüzde 26 oranındaki zam ile Avrasya Tüneli’nden tek yön geçiş ücreti otomobiller için 46 lira, minibüsler için ise 69 lira oldu. AKP hükümeti tarafından yap-işlet-devret modeli ile inşa ettirilen ve yine hükümet tarafından “geçiş garantisi” verilen Avrasya Tüneli’nin geçiş ücreti her yıl iki kez hesaplanıp yenileniyor. Araç başına 4 dolar olan geçiş ücretine, ABD’deki enflasyon artışı ile %8 KDV ekleniyor.

Tünel, kısa adı ATAŞ olan Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım A.Ş. tarafından inşa edildi ve yine aynı şirket tarafından işletiliyor. Türkiye’den Yapı Merkezi ve Güney Kore’den Güney Kore Mühendislik ve Yapı Şirketi (SK E&C), ATAŞ’ın iki eşit ortağı. ATAŞ’ın Avrasya Tüneli’ni 25 yıl işletme hakkı bulunuyor. Bu sürenin beş yılı bitti.

Avrasya Tüneli sözleşmesine göre, yarı yerli ve milli işletmeci şirket ATAŞ’a, sayıyı her yıl binde 5 oranında artırmak kaydı ile başlangıç yılı itibarı ile 25 milyon 125 bin adet araç geçiş garantisi verilmişti. Tünelin hizmete girdiği Aralık 2016’dan itibaren devlet 2017-2018-2019 yılları için ATAŞ’a geçiş garantisi karşılığı 479 milyon lira ödedi. 

Yarı yerli ve milli tünele bu kadar para kaptıran siyasi iktidar, yerli ve milli olduğunu iddia ettiği elektrikli otomobil TOGG’un özel tüketim vergisine de daha üretilmeden %400 zam yaptı. Elektrikli araçlar için uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Resmi Gazete’de 2 Şubat 2021 tarihinde yayımlanan kararı ile %3-15 aralığından %10-60 aralığına yükseltildi. Türkiye’nin “yerli ve milli” elektrikli otomobili TOGG’un Alman firması Bosch’tan alınacak motorunun gücü 150kW olacak. Bu da ÖTV’sine %400 zam geldi demek. Zammın sebebi ne ola ki? Otomotiv Distribütörleri Derneği verilerine göre, elektrikli araç satışları 2020 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 280 oranında artmış. Bu artış fark edilmiş olmalı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun geçen hafta açıkladığına göre, Türkiye’nin nüfusu 83 milyon 614 bin 362 kişi. Bu nüfusun %50,1’i erkek, %49,9’u kadın. Bu nüfusun %93’ü il ve ilçe merkezlerinde, %7’si belde ve köylerde yaşıyor.

Bu nüfusun 15 milyon 462 bin 452 kişisi İstanbul’da yaşıyor. Yükseköğretim Kurulu’nun verilerine göre bu nüfusun 4,5 milyondan fazlası üniversite öğrencisi. Bu üniversite öğrencilerinin 16 bin 233’ü de Boğaziçi Üniversitesi’nin öğrencisi.

Bir daha dönelim Erdoğan’ın ekonomi, hukuk ve demokraside reform sözü verdiği 14 Kasım 2020’den bu yana olan bitene göz atmaya. Yukarıda da anlattığım üzere, memleket ekonomisi kriz içindeyken, vatandaş anketlerde Türkiye’nin kötüye gittiğini savunup, “memleketin en önemli sorunu ekonomi ve  işsizlik, sorumlusu da Erdoğan ve hükümet” derken, ekonomi, hukuk ve demokraside reform sözü veren Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne eski bir AKP’liyi atadı. Atamaya ve atanana gösterilen tepkinin, tepki gösterenlerin cinsel eğilimleri öne çıkartılarak, olmadı terörist oldukları iddia edilerek ve hatta bir kısmı gözaltına alınıp bir kısmı tutuklanarak önüne geçilmek istenmesine rağmen giderek artması üzerine bir de yeni anayasa tartışması başlattı.

AKP ve iktidar ortağı MHP’nin siyasi ömrü yeni bir anayasa yapmaya yeter mi göreceğiz. Ama yetse bile, bu ekonomik ve toplumsal kriz ortamında yapılacak anayasa, tıpkı AKP’nin şimdiye kadar içine her şeyi tıkıştırıp çıkardığı torba yasalar gibi, söz verildiği halde hala toplumun önüne getirilemeyen reformların, ekonomik krizden yılıp itiraz edenler ile antidemokratik uygulamalardan bıkıp itiraz edenlerin içine doldurulacağı bir torba anayasa olacaktır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus