8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde “Ritme göre hareket etme” gerekçesiyle gözaltında alınan kadınlar anlatıyor – “Feministlere geri adım attırmak amaçlı yapıldı, buradayız, mücadelemizdeyiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

19. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılıp gözaltına alınan ve adli kontrol kararı ile serbest bırakılan kadınlardan Merve Bektaş, Ebru ve Pelin Şahin yaşadıkları Medyascope’a anlattı.

İstanbul-Sıraselviler’de 8 Mart 2021’de düzenlenen 19. Feminist Gece Yürüyüşü’ne on binlerce kişi katıldı. 10 Mart’ı 11 Mart’a bağlayan saatlerde ise 12 kadın, yürüyüşe katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı, 22 saat gözaltında tutuldu.

Kadınlara yöneltilen suçlama “2911 sayılı kanuna muhalefet” ile “Cumhurbaşkanına hakaret” olurken, emniyet tutanaklarında yer alan “Kişinin grup ile birlikte bir düzen içerisinde hareket ettiği ve ‘Tayyip kaç kaç kaç kadınlar geliyor’, ‘Zıpla zıpla zıplayamayan Tayyip’tir’ şeklinde slogan atan grup içerisinde olup, atılan slogan ritmine göre hareket ettiği/zıpladığı görülmektedir” ifadeleri ile “ritme göre zıplamak” gözaltı gerekçeleri arasında yerini aldı.

Gözaltına alınanlar dün (11 Mart 2021) saat 21.00 sularında adli kontrol şartları ile serbest bırakıldı. Gözaltına alınan kadınlardan Merve BektaşEbru ve Pelin Şahin ile yaşadıkları süreci konuştuk.

“Arbede yaşanmadı ama polis yoğunluğu vardı”

Merve Bektaş, 10-15 kadar polisin saat 23.30 sularında eve geldiğini belirtti. 8 Mart’ta Taksim’de olduğu için ifadesine başvurulduğunun söylendiğini, yarın ifade verebileceği söylemesi üzerine “Savcılık talimatı var” yanıtı aldığını anlattı: “Gözaltına alınırken arbede yaşanmadı ama inanılmaz bir polis yoğunluğu vardı. Hazırlanıp çıktım.”

Bektaş, önce İstanbul-Bayrampaşa’ya sağlık kontrolü için hastaneye ardından da Fatih’te bulunan Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü anlattı. Avukatlarla ancak saat 02.00 sularında ifade alınması sırasında görüştüklerini belirtti.

Hakkındaki suçlamayı ise üst aramasından çıkanlara dair belgeyi imzalarken “Cumhurbaşkanına hakaret” şeklinde gördüğünü söyleyen Bektaş, şöyle devam etti:

İşlemler çok uzun sürdü. İnanılmaz yavaş hareket ettiler. İfade sürecinde avukatlarla görüştük, savcılığa ifade vereceğimizi belirttik. İfade sürecinde suçlamaya dair daha kapsamlı bilgim oldu. İfade sürecinden sonra nezarethaneydik. Nezarethane inanılmaz pisti.”

“Serbest kalana dek yemek yiyemedim”

“Zaman algımız değişti” diyen Merve Bektaş, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldükleri saati tam hatırlamasa da 11.00 sularında olduğunu düşünüyor. Bektaş, serbest bırakıldıkları saate dek su ve yemek sıkıntısı çektiğini anlattı:

“Vatan’daki suyu, yemeği biz istemedik. Avukatlarla da geç görüştüğümüz ve açık yer olmadığı için su, yemek ulaştıramadılar. Adliyede de 12 kadın bir nezarethanede kaldık. Avukatlardan su ve yemek talep ettiğimizi çevik kuvvet polislerine söyledik ancak cevap alamadık. Ben savcılık ifadesi sırasında da çok bekletilmediğim ve vegan olduğum için uygun yemek olmadığından serbest kalana dek yemek yiyemedim.”

Merve Bektaş, kendilerine yöneltilen “slogan ritmine göre zıplama” suçlamasına ise güldüklerini söyledi: “23.00’te evimden gözaltına alınınca çok ağır suçlamalar bekliyordum. Ama suçlama çok komikti.”

“Çıplak arama yapılmak istendi”

Ebru, 23.30’da 10-15 kadar polisin eve geldiğini, bu kısımda sıkıntı yaşamadığını, kelepçe takılmadığını belirtti. Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü güvenlik şubede ise çıplak arama yapılmaya çalışıldığını anlatan Ebru, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi:

“Güvenlik Şube’deki avukat görüşme odasına iki kadın polis beni aldı. Üst araması yapacaklarını belirttiler ama yanlarında tutanak yoktu. Benim söylemem üzerine tutanak getirdiler. Avukat görüşme odası kapısı camlı bir oda. Ortadaydım, köşeye çektiler kimse görmesin diye. Başta anlamadım, üst araması derken cebimden çıkanlar alınacak diye düşünüyordum.

Bir kadın polis soyunmamı söyledi. Soyunmayacağımı, çıplak arama yapılamayacağını söyledim. Polis elini sütyenimin içine soktu, biri pantolonumu açmaya çalıştı. Ben işkence olduğunu belirttim. Ne yapacaklarını da tam bilmiyorlardı, bir miktar üstelediler. Ben tepki gösterince tam çıplak arama yapamadılar. Üst aramasına getirilen ilk iki kişi bu durumla karşılaştık. Bizden sonrakilere bu yapılmadı. Odada kamera da varmış. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunacağız.”

Ebru karşılaştıkları suçlamayı ise “Çok saçmaydı” diye anlattı:

“Bana gösterilen bir fotoğrafım var. Maskem açık, ağzım açık gülüyorum. Gülme anında slogana eşlik edip etmediğim belli değil, eşlik etmiş olsam da her sene atılan slogan, herhangi bir senede suç unsuru olarak önüm çıkmadı. Bunun için de ev baskınıyla almak da tuhaf. Bu meseleden içeri alındığımız için şaşkındık.”

“Buradayız, mücadelemizdeyiz”

Pelin Şahin, evden alınması sırasında bir sıkıntı yaşanmadığını, karakolda kötü muamele görmediğini söyledi, adliyede ise uzun süre susuz kaldıklarını anlattı. Şahin’in suçlamayla ve haklarında verilen adli kontrol kararıyla ilgili yorumu ise şöyle:

“30 bin kişinin katıldığı eylemde 18 kişiyi seçip ‘Zıpladınız’ diye almanın meşru yanı yok. ‘Ritim tutuyordunuz’ diye gösterdikleri fotoğraflarda bir arkadaşımız telefonla konuşuyor, kanıt diye sundukları fotoğrafların da gerçekliği yok. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne, feministlere geri adım attırmak amaçlı yapılmış bir şey. Buradayız, hiçbir şey değişmedi. Mücadelemizdeyiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus