Uluslararası Af Örgütü: “Türkiye’nin en acil ihtiyacı, yargı bağımsızlığı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) tüm dünyada yayımlanan 2020-2021 yılı raporund, insan haklarında Türkiye’nin en acil ihtiyacının yargı bağımsızlığı olduğuna dikkat çekildi. Raporda ayrıca, Osman Kavala ve Gezi Parkı davaları gibi öne çıkan davalara, hükümetin muhalefeti susturma çabalarına, belediyelere, gazetecilere, hâkim ve avukatlara yönelik baskılara, hükümetin Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) hedef almasına, mültecilere, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine değinildi.

Uluslararası Af Örgütü’nün 2020-2021 yılı için yayımladığı raporunun Türkiye bölümü, “yargı gücünün, adil yargılanma güvencesini ve hukuki usulleri hiçe saydığına” dikkat çekerek başladı. Ardından raporda, “aşırı geniş tanımlanmış terörle mücadele yasalarının, uluslararası insan hakları hukuku gereğince koruma altında olan fiilleri cezalandırmak için kullanıldığını” belirtildi.

Raporun giriş bölümünde, “gazeteciler, siyasetçiler, aktivistler, sosyal medya kullanıcıları ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu kişilere, mesleki görevlerini meşru biçimde yerine getiriyor olsalar dahi, yargı tacizi uygulandığı” tespiti yer aldı.

Özet niteliğindeki giriş bölümünde ayrıca, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil iktidardaki pek çok yetkili ismin LGBTİ+’ları hedef alan yorumlarda bulunduğu ifade edildi. Öte yandan, vatandaşların işkence ve diğer kötü muamele türlerine ilişkin beyanlarda bulunmaya devam ettiği de eklendi.

Devlet müdahalesi kapsamında yargı, avukatlar ve öne çıkan davalar

Raporda, Türkiye’nin 2020-2021 yılı değerlendirilirken ülkede öne çıkan davalara da yer verildi. Hak savunucuları davasında, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin kurucularından Taner Kılıç da dahil, dört insan hakları savunucusunun mahkûm edildiğine yer verildi. Osman Kavala’nın Gezi Parkı davasında beraat etmesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiğine ilişkin kararına rağmen cezaevinde tutulmaya devam ettiğine de değinildi. Ayrıca, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından 18 Şubat’ta Gezi Parkı davasında yargılanan Osman Kavala dahil tüm kişileri beraat ettiren üç hâkim hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının devam ettiği hatırlatıldı.

Ardından, geçen temmuz ayında, baroların yetkilerini ve bağımsızlığını zayıflatan yeni yasadan bahsedildi ve binlerce avukatın yasayı protesto ettiği ifade edildi. Raporun yoğun devlet müdahalesine ilişkin bölümünde, 2020 yılının Eylül ayında 47 avukatın yalnızca meşru bir şekilde mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri için “terör örgütü üyeliği” şüphesiyle gözaltına alındığına, en az 15 avukatın tutuklu yargılandığına ve Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi 14 avukata hapis cezası verildiğine dikkat çekildi.

Muhalefete yönelik baskılar

Raporun “muhalefete yönelik baskılar” kısmında, “Yetkililer ‘yalan haberler,’ ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek’ veya ‘halk arasında korku ve panik yaratmak’ suçlarıyla mücadele bahanesiyle internette koronavirüs ile ilgili tartışan kişileri hedef almak için ceza kanununu kullandı” ifadelerine yer verildi. Bu çerçevede, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın, 2020 yılının Mart ve Mayıs ayları arasında bin 105 sosyal medya kullanıcısını, “koronavirüs ile ilgili provokatif paylaşımlar yapmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” ile suçladığı söylendi. Suçlamalar kapsamında 510 kişinin sorgulanmak üzere gözaltına alındığı belirtildi.

Raporun bu bölümünde dikkat çeken noktalardan bir diğeri, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) hükümet tarafından hedef gösterilmesi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 2020 yılının Ekim ayında TTB’nin yeni başkanını, “terörist” olmakla suçladığı hatırlatıldı.

“Muhalefete yönelik baskılar” bölümünde ise milletvekillerine ve muhalefet partilerinin mensuplarına yönelik istismarcı soruşturmaların ve yargılamaların devam edildiğine dikkat çekildi. Bu noktada, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun, “cumhurbaşkanına ve kamu görevlisine hakaret,” “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından dokuz yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldığına değinildi. Ayrıca, eski Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın 2019 yılının Eylül ayından beri tutuklu olarak yargılandığı hatırlatıldı.

Basın mensupları, insan hakları savunucuları ve ifade özgürlüğü

Uluslararası Af Örgütü’nün 2020-2021 yılı için yayımladığı raporunda ifade özgürlüğü konusu değerlendirilirken, basın mensuplarının bu yıl da tutuklu yargılanmaya devam edildiği belirtildi. Rapora göre 2020 yılının Mart ayında en az 12 gazeteci, salgın ile ilgili haber yaptıkları gerekçesiyle gözaltına aldı. Raporda, “Altı gazeteci, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu olduğu öne sürülen iki kişinin Libya’da öldürülmesi ve cenaze töreniyle ilgili haber yaptıkları gerekçesiyle tutuklandı” denildi.

Raporda, onlarca insan hakları savunucusunun, insan hakları çalışmaları nedeniyle ceza soruşturmaları ve yargılamalarla karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Örnek olarak da Temmuz 2020’de 11 insan hakları savunucusunun yargılandığı davada sanıkların, “Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği” ve “bilerek ve isteyerek örgüte yardım” suçlarından dolayı hapis cezasına mahkûm edilmesi verildi.  

LGBTİ+’lara, kadınlara, kız çocuklarına ve mültecilere yönelik hak ihlalleri ve baskılar

Raporun LGBTİ+ hakları ile ilgili bölümünde, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil iktidardaki pek çok yetkili ismin LGBTİ+’ları hedef alan yorumlarda bulunduğu hatırlatıldı.

Kadınlar ve kız çocukları ile ilgili olarak Pınar Gültekin cinayetini örnek gösteren raporda, kadın hakları örgütlerinin, salgın kısıtlamaları sürecinde artan ev içi şiddetle yeterince mücadele edilmediğine şöyle dikkat çekildi: “İçişleri Bakanlığı 2020’de 266 kadının toplumsal cinsiyete dayalı şiddet sonucunda öldürüldüğünü açıkladı ancak kadın örgütlerinin açıkladığı sayılar bunun çok üzerindeydi.”

Mülteci, sığınmacı ve göçmenlerin haklarını da ele alan rapor, Türkiye’nin 2020 yılında dünya çapında en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğunu hatırlattı, yıl içinde 16 binin üzerinde Suriyeli’nin sınır dışı edildiği belirtildi. Raporda, Mayıs 2020’de Türkiye’de yaşayan bir grup Suriyeli’nin, geri dönmek istediklerini beyan eden belgeleri imzalamaları için kendilerine baskı yapıldığı ve Suriye’ye zorla geri gönderildikleri belirtildi. Raporda, tıpkı Suriyeliler gibi en az altı bin Afganistanlı’nın da sınır dışı edildiği bilgisi yer aldı.

Sivil topluma yönelik baskı

Uluslararası Af Örgütü’nün 2020-2021 yılı için yayımladığı raporda, sivil topluma yönelik baskı konusunda, kitle imha silahlarının yayılması yasasına dikkat çekildi. Yasanın “terörle mücadele yasaları kapsamında, hakkında soruşturma açılan sivil toplum örgütü başkanlarının görevden alınmasına ve bu kişilerin yerine hükümetin kayyum atamasına izin veren hükümler” içerdiği belirtildi.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus