İçişleri Bakanı “Basını engellemez” demişti: Polis müdahalesi görüntülerinin kayıt altına alınmasını engelleyen genelge, gazetecilerin de engellenmesine gerekçe yapıldı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1 Mayıs’ta haber takibi yaparken Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesi gerekçe gösterilerek engellenen gazeteciler Özge Uyanık ve Sultan Eylem Keleş yaşadıklarını Medyascope’a anlattı.

Türkiye’deki gazeteciler, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü işsizlik, haber yapma haklarının engellenmesi, yargılanma ve tutuklanmaların arasında karşılıyor.

Halihazırda süren engellemelere son olarak yeni bir dayanak ortaya çıktı: Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 27 Nisan tarihli toplumsal eylemlerde polislerin seslerini ve görüntüleri kayıt altına alan kişilerin engellenip haklarında adli işlem yapılmasına dair genelgesi. Gazeteciler genelge ile 1 Mayıs’ta “Genelge talimatı geldi”, “Daha dün genelge yayımlandı” cümleleri ile çalışmaları engellenirken karşılaştı.

Yol TV Ankara Muhabiri Özge Uyanık’ın eylemleri kaydetmesini engelleyen polisler, telefonunu yere atıp üzerine basarken kayıtları da silmesini istedi, Artı TV muhabiri Sultan Eylem Keleş ise İstanbul-Beyoğlu’nda gözaltına alınan birini görüntülerken “Genelge talimatı geldi” denilerek alandan uzaklaştırıldı.

Bu engellemelerin yaşandığı günün akşamı ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu“Emniyet genelgesi anayasaya aykırı değil. Bu basın özgürlüğünü engellemez. Basın çekme özgürlüğüne sahiptir ve çeker” diye konuştu.

Özge Uyanık

“’Genelgeyi görmedin mi’ diyerek telefonu yere attılar”

Ancak uygulama, İçişleri Bakanı’nın dediği gibi ilerlemedi. Özge Uyanık, Ankara’da Sakarya Caddesi’nde takip etmek üzere bulunduğu eylemin başladığı anda yanına gelen polislerce engellendiğini anlattı:

“’Görüntü alamazsın’, ‘Genelgeyi görmedin mi?’ dediler. Görüntülere da yansıyan kişi telefonu alıp, yere atıp üzerine bastı. ‘Polisi çekiyorsun’ dedi. Ben de polisi değil eylemi çektiğini açıkladım ama buna rağmen beni uzaklaştırıp telefondan görüntüleri silmeye çalıştılar. Görüntüde de duyuluyor, polis görüntüleri silemiyor. Silemediği için bana vermek zorunda kaldı, ‘Al bunu sil’ diye. Yayına girmiştim o sırada, eylem de bitmişti, telefonu alıp yayını kapattım. Sonra da ‘Bugün seni bir daha görmeyeceğiz’ dediler, başka bir yerde eylem olursa diyerek, onu kastettiler.”

Özge Uyanık, genelgenin ardından eylem alanından uzaklaştırılabileceğini düşündüğünü ancak telefonunu yere atıp üzerine basıp gerekçe olarak sadece “Genelgeyi görmedin mi?” denildiğini anlatarak “Bu kadarını beklemiyordum” dedi.

“1 Mayıs’ta yaşananlar ne?”

Basının yanı sıra vatandaşların da ihlal ile karşılaştığında kayıt alma hakkı olduğunu söyleyen Uyanık, İçişleri Bakanlığı’nın genelgenin basını kapsamadığı açıklamasına karşın yaşananları hatırlatarak “1 Mayıs’ta yaşananlar ne?” diye sordu. Uyanık şöyle devam etti:

“Bunun sınırını kim belirleyecek? Biz bundan sonra her eylemde telefonumuz, kameramız kırılabilir diye dikkat mi etmeliyiz? Sonuna dek haklarımızı kullanacağız. Toplumsal olaylarla da hak ihlali gördüğümüzde de görüntüleyeceğiz. İşimizi yapıyoruz.”

Uyanık, karşılaştığı engellemeye dair Türkiye Gazeteciler Sendikası ile birlikte suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. 

Sultan Eylem Keleş

“Polisin ‘güvenli’ alanı, gazetecisiz alan”

1 Mayıs’ta İstanbul’da da “genelge” kelimesi gazetecilerin karşısına çıktı. Sultan Eylem Keleş, engellemenin alana girişte başladığını, kimi yerde turkuaz basın kartı olmadığı, kimi yerde polisin elindeki basın listesinde adı olmadığı gerekçeleriyle Taksim’de bir yerden bir yere gidebilmekte çok zorlandığını anlattı. Galatasaray Meydanı’na giden ara sokakta bir grubun gözaltına alınmasının ardından kalan tek kişiye polis tarafından şiddet uygulandığı anları çekmek isterken engellendiklerini, o kişi gözaltına alındıktan sonra da “genelge” gerekçesiyle uzaklaştırılmaya çalışıldıklarını anlattı:

“Zaten ellerini kollarını bağladıkları, hemen gözaltı işlemi uygulayabilecekleri bir kişiye ısrarla copla vuruyorlardı. Videoda da görünen ve amir olduğunu düşündüğüm bir kişi ‘Süpürün bunları, size söylüyorum ne bekliyorsunuz’ diyordu. Çekime devam ettik. Bizi merdivenlerin altına doğru ittiler, görüntü almamızı engellendiler. Görüntülerde de var, polis kalkanıyla önüme geliyor, başka yerden çekmeye çalıştığımda kendisi araya giriyor.”

Sultan Eylem Keleş, polisin “Gidin buradan, burası benim güvenli alanım, genelge talimatı var” diyerek kendilerini alandan uzaklaştırdığını belirtti:

“Güvenli alan dediği, gazetecisiz bir alan. Bunun tek nedeni de orada suç işlemesi ve kamuoyundan gizlemeye çalışması. Bu da genelgenin neden yayımlandığının açık bir göstergesi.”

Sultan Eylem Keleş, uygulamanın 1 Mayıs ile sınırlı olmayacağını düşündüğünü belirtirken üyesi olduğu DİSK Basın-İş ile birlikte, engellemeyle karşılaşan meslektaşları ile dayanışmaya hazır olduklarını söyledi:

“Bunun her şeyden önce sahada durdurulabileceğini düşünüyorum. Birlikte olalım ve hep olduğu gibi işimizi yapmaya devam edelim.”

Barolardan dava

Genelgenin anayasaya aykırı olduğuna dair avukatlardan ve gazetecilik örgütlerinden açıklamalar gelirken barolar da konuyla ilgili dava açtı.

Diyarbakır Barosu, genelgenin bireysel ve kolektif temel hak ve özgürlükleri ihlal edici ve yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle yürütmesinin derhal durdurularak düzenlemenin iptali istemiyle Danıştay’da 3 Mayıs’ta dava açtığını duyurdu.

Ankara Barosu da “genel olarak bireylerin savunma haklarını ilgilendiren, savunmanın delil toplama haklarına müdahale içeren, hukuk devleti ilkesini zedeleyen, hukuka aykırı emir ve talimat veren” şeklinde tanımladığı genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptali talepli dava açtıklarını açıkladı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus