İstanbul Sözleşmesi 1 Temmuz’da resmen iptal oluyor – EŞİK Platformu: “Cumhurbaşkanı gerçekten kadına şiddetle mücadeleye önem veriyorsa önce İstanbul Sözleşmesi’nin fesih bildirimini geri çeker”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

300’den fazla kadın örgütü ve LGBTİ+ oluşumunun bileşeni olduğu Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden 1 Temmuz tarihinde resmi olarak çıkacağını hatırlatarak, altı gün kalmasına rağmen Danıştay’ın iptal ya da durdurma kararı vermediğini söyledi. EŞİK Platformu, Danıştay’ın ara kararını tekrar gözden geçirmesi ve kararı durdurması için bugün (24 Haziran) Danıştay’a ek dilekçe verdi. EŞİK, daha sonra Danıştay Başkanlığı önünde konuya ilişkin açıklama yapmak istedi ancak polis “Anayasa dışında başka kanunlar da var” diyerek engelledi. Polis basının görüntü almasını da engelledi. 

EŞİK Platformu, Türkiye’nin 1 Temmuz 2021 tarihi itibariyle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkacağını hatırlatarak Danıştay 10. Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin kesinleşmesine sadece altı gün kalmış olmasına rağmen karara ilişkin iptal ya da durdurma kararı vermediğini belirtti. EŞİK Platformu bugün (24 Haziran) Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuken yok hükmündeki cumhurbaşkanı kararının iptali için ek dilekçe vererek, “İvedilikle yürütmelerinin durdurulması ve yapılacak yargılama sonunda davaya konu işlemlerin ayrı ayrı iptaline karar verilmesini” talep etti. Danıştay’a verilen ek dilekçenin ardından, Danıştay Başkanlığı’nın önünde açıklama yapmak isteyen EŞİK Platformu, polis tarafından engellendi. Polis ve EŞİK Platformu arasında yaşanan kısa süreli bir tartışmanın ardından platform üyelerinin kaldırımda durmasına da izin verilmedi. Polis, basın mensuplarının görüntü almalarını da engelledi.

“Sözleşmeden çıkılmasının kesinleşmesine altı gün kaldı ancak yok hükmündeki kararı Danıştay hâla durdurmadı veya iptal etmedi”

19 Mart 2020 tarihinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek başına aldığı bir kararla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkacağı açıklanmıştı. 20 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan bu kararın ardından, 30 Nisan 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ikinci bir cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye’nin 1 Temmuz 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çıkacağı ilan edilmişti. Kararın ilan edilmesinin ardından birçok kadın örgütü, sivil toplum kuruluşu (STK) ve siyasi parti, yürütmenin durdurulması ve kararın iptali için Danıştay’a başvurdu. Danıştay 10. Dairesi, kararı durdurmadı veya iptal kararı vermedi. 

“Danıştay’ı acilen yürütmeyi durdurmaya çağırıyoruz”

EŞİK platformu basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: 

“İstanbul Sözleşmesi’ni yokluğu pek çok saldırgan için yeni bir teşvike ve kadına yönelik şiddetle mücadeleye yükümlülüğü olan devlet memurlarının görevlerini ihmal ve suiistimal etmelerine neden olacaktır. Dava konusu ilk Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın basına yansıdığı günden bu yana gerek Baroların kadın hakları birimleri gerekse sahada çalışan ve şiddet başvurusu alan kadın örgütleri, kolluk birimlerinde şiddet mağduru kadınların şikayetlerinin çeşitli bahanelerle işleme alınmadığı, şiddet mağduru kadınların saatlerce bekletildiğini ve şiddet faillerine yönelik olarak “artık koruma-uzaklaştırma kararı verilmeyeceği” söylemleri gibi olumsuz uygulamalarda artış olduğunu bildirmektedir. Toplumun sözleşme ile korunan hakları ve şiddet yasaklarını kabul etmesi ve uygulaması konusunda caydırıcı bir etkisi olacaktır.”

“İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı en az 2 bin 336 kadın hâlâ hayatta olacaktı” 

“Sözleşme, özel ya da kamusal alanda şiddet içermeyen bir toplum, aile ve kişisel ilişkiler hedefi: şiddet hatları, cinsel şiddet kriz merkezleri gibi kurumsal düzenlemeler, mağdurların korunması, zararların giderilmesi ve faillerin cezalandırılması konusundaki hükümleri nedeniyle ulusal mevzuatta yer almayan genişlikte ve hukuksal düzenlemeler içermektedir. Sözleşmeden çıkış ile bu geniş kapsamlı düzenlemeler rafa kaldırılacak devletlerin sözleşme gereği kadına karşı şiddetin ve ev içi şiddetin ortadan kaldırılması konusundaki kısa, orta ve uzun vadeli politikalarına yol gösterme ve gelişimleri izleme görevi olan uzman eylem grubu GREVIO’nun hiçbir etkisi kalmayacaktır. İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olma sıfatının 01.07.2021 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında bu kararların uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğacaktır. Bu kararlar açıkça hukuka aykırı olduğu için ivedilikle durdurma kararı verilmesi zorunludur. Danıştay 1 Temmuz’dan önce yürütmeyi durdurma kararı vermediği takdirde, sonrasında vereceği kararın hiçbir önemi olmayacaktır. Taraf olunduğu tarihten bugüne eğer sözleşme uygulanmış olsaydı en az 2 bin 336 kadın hâlâ hayatta olacaktı.” 

“Danıştay yürütme durdurma kararını takvim oyunlarıyla erteledi”

Bugün yaşanan polis engeli ve Danıştay’a verilen ek dilekçe ile ilgili Medyascope‘a konuşan Berrin Sönmez, “Basın açıklaması yapma niyetimiz Danıştay’ın yürütme kararını ertelemesidir. Danıştay yürütme durdurma kararını takvim oyunlarıyla erteledi. 23 Mart’ta yapılan başvuruyu 25 Mart’ta işleme aldığı halde 27 Nisan tarihinde ara kararını verdi. Ve bu ara kararın tebligatını da mayıs ayının sonuna bıraktı ve 28 Mayıs ayında tebligata çıktığında 30 günlük cevap süresi üzerine bir de tebligatın okundu kabul edilmesi için gerekli yasal süre eklendiğinde Cumhurbaşkanlığı idaresinden gelecek cevap 2 Temmuz günü olacak. Ancak sözleşme 1 Temmuz’da sona eriyor dolayısıyla biz Danıştay’a tekrar ara kararını gözden geçirmesi için ek dilekçe veriyoruz. Ancak burada bir konunun herkes tarafından bilinmesi gerekiyor. Polis şu an basın açıklaması yapılmasına izin vermiyor, kaldırımda dahi duramazsınız diyor. Ve şu an bunu da gizli çekmek durumunda kalıyoruz” dedi. 

“Eğer Cumhurbaşkanı gerçekten kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna önem veriyorsa önce İstanbul Sözleşmesi’nin fesih bildirimini geri çeker”

Öte yandan kadına yönelik şiddetin gündeme getirileceği bir toplantıya birçok farklı kadın grupları, STK’lar Külliye’ye davet edildi.

Bugün yapılması planlanan toplantıya ilişkin Medyascope muhabiri Meryem Zelal Direkçi’nin sorularını yanıtlayan Berrin Sönmez, “Külliye’de bir toplantı olduğu doğrudur. Pazartesi günü birçok kadın Külliye’den arandı ve bugün saat 14:00’da yapılacak bir toplantıya çağırıldı. Ancak EŞİK Platformu’ndan davet edilen kadınlar bugün yapılacak olan toplantıya gitmeme kararı aldı. Bu toplantıya katılmama nedenimiz çok açık. Eğer Cumhurbaşkanı gerçekten kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna önem veriyorsa önce İstanbul Sözleşmesi’nin fesih bildirimini geri çeker. Bir iyi niyet adımı atar ve hemen eş zamanlı olarak GREVIO’nun 2018 Ekim tarihli Türkiye raporunun resmi çevirisini yapıp ilgili kurum ve kişilere dağıtımını sağlar. Zaten kadına yönelik şiddet komisyonu da şiddetin araştırılması değil erkek şiddeti ile mücadelenin önlenmesi komisyonuna dönmüş durumdadır” diye konuştu. 

“Sekiz kadın bunları bu kadar korkutuyor” 

Medyascope’ta “Yeri Gelmişken” programını sunan akademisyen Sevilay Çelenk, “En başta daha üç kadın Danıştay’ın önünde arkadaşlarımızı beklerken onlarca polis tarafından buradan uzaklaştırıldık. Sanki hiç haklarını, hukuk bilmeyen insanlarmışız gibi basın açıklamasını valilik izniyle yapabileceğimizi söylüyorlar. Daha sonra sokakta-kaldırımda duramazsınız diyorlar. Sekiz kadın bunları bu kadar korkutuyor işte. Sekiz kadınla başladık şu an sayımız daha da arttı. 1 Temmuz’da İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılacağı kesinleşecek. Biz vazgeçmiyoruz onlarda çeşitli oyunlarından vazgeçmiyor. Kadınlar onlar için büyük tehdit ve bunu her fırsatta gösteriyorlar. Biz vazgeçmiyoruz ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz” dedi. 

“Anayasa dışında başka kanunlar da var”

EŞİK Platformu avukatlarından Yelda Koçak, Danıştay’ın önünde yaşadıklarını şöyle anlaattı: “Bugün EŞİK olarak bir davette bulunduk. Danıştay’a gelip daha önce açmış olduğumuz davalara yürütmeyi durdurma kararını ek dilekçe vererek dosyalarımızı incelemeleri talep ettik. Ve daha sonra basın açıklaması yapmak istedik ancak polis buna izin vermedi. Polis herhangi bir resmi karar-gerekçe göstermeksizin açıklama yapmamıza engel oluyorlar. Bu bizim anayasal hakkımız dememize rağmen bize ‘Anayasa dışında başka kanunlar da var’ şeklinde cevap veriyorlar.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus