İşgal altındaki Batı Şeria’da geçen hafta üçü çocuk beş kişi hayatını kaybetti – Bölgede yaşayan gazeteci Shadia Bani Shamsa: “Güvende değiliz, her gece işgal güçlerinin evimize gireceği korkusuyla yaşıyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası hukuka göre İsrail’in işgali altında bulunan Batı Şeria’da, geçen hafta üçü çocuk beş kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, İsrail işgal ve ihlallerini, Batı Şeria’daki yerleşimcilerin saldırılarını, Gazze Şeridi kuşatmasını ve Filistinli mahkûmlar konusunu görüşmek üzere 28 Temmuz Çarşamba günü toplandı. Medyascope’tan Emine Bıçakcı, İsrailli yerleşimciler ve Filistinliler arasındaki gerilimin yüksek olduğu Beita, Şeyh Cerrah ve Silwan’da yaşayan Filistinliler ile telefonda konuştu. Şeyh Cerrah’ta yaşayan insan hakları aktivisti Zakariah Odeh “Evlerini kaybetme tehlikesiyle yaşamak Filistinliler için artık bir rutin” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Demokrat Parti’nin sol kanadı, ABD’de bulunan ve İsrailli yerleşimcilere destek sağlayan kurumların vergiden muaf statüsünden çıkarılmasını talep ediyor. Sol kanattan politikacıların son günlerde artan eleştirilerinin ABD Başkanı Joe Biden‘ın İsrail-Filistin politikasında nasıl etki uyandıracağını siyasal iletişimci Yunus Emre Erdölen, Medyascope’a değerlendirdi. Aralarında Arap partisi Ra’am da olmak üzere sekiz partili bir koalisyon hükümetinde başbakanlık koltuğuna oturan Naftali Bennett’ın önümüzdeki süreçte yerleşimlerle ilgili nasıl bir politika izleyeceğine ilişkin olarak ise Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.

Uluslararası hukuka göre İsrail’in işgali altında olan Batı Şeria’da yaşanan olaylarda, geçen hafta içerisinde üçü çocuk beş kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. İsrail polisi tarafından vurulan sekiz yaşındaki bir çocuğun hayati ise tehlikesi devam ediyor.

İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’nda ele geçirdiği topraklar üzerinde yerleşim alanları inşa etti. Bu alanlar, içinde Doğu Kudüs’ün de bulunduğu Batı Şeria’daki Filistin topraklarında ve Suriye sınırları içindeki Golan Tepeleri’nde bulunuyor.

Batı Şeria’nın işgal altında olduğu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından da kabul ediliyor. 

İsrail, uluslararası toplumun baskılarına rağmen, Batı Şeria’daki yerleşim birimlerini genişletiyor ve başka bölgelerde yeni yerleşim birimleri açıyor.

Birçok bölgede Filistin halkı evleri ve toprakları için mücadele ediyor. Özellikle Beita, Şeyh Cerrah, Silwan, Yatta, Bait Dajan gibi bölgelerde halk sürekli İsrail polisiyle karşı karşıya geliyor. 

Medyascope’tan Emine Bıçakcı, Batı Şeria’da en yoğun çatışmaların yaşandığı Beita, Şeyh Cerrah ve Silwan kasabalarında yaşayanlarla bölgedeki olaylar hakkında konuştu.

Beita’da geçen üç ayda ikisi çocuk yedi kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı, birçok kişi tutuklandı

Beita, Batı Şeria’nın Nablus şehrinin güneyindeki 12 bin nüfuslu bir kasaba. Bölgede yaklaşık üç aydır gerginlik hâkim. Mayıs ayında İsrailli yerleşimciler, kasabadaki Sobeih Dağı’nda Gavat Avitar adında bir yerleşim karakolu inşa etmeye başladı Bunun üzerine Beita halkı yerleşimcilerle mücadele etmeye başladı. Başbakan Naftali Bennett’ın yerleşimcilerle anlaşması üzerine karakol inşaatı durdurulsa da şimdi de karakolun yerine dini bir askeri okul kurulmak isteniyor.

Halk, bölgede mücadele etmeye devam ediyor. Geceleri lazer ışığı kullanarak, lastik yakarak, korna çalarak yerleşimcileri rahatsız ediyor, zaman zaman taş ve molotofkokteylleri ile bölgedeki askerlerle çatışıyor. Yaşanan çatışmalar sırasında Beita halkından ikisi çocuk yedi kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı, birçok kişi tutuklandı. 

Bu hafta Beita’da yaşanan olaylarda bir kişi hayatını kaybetti, 106 Filistinli yaralandı

“Güvende değiliz, her gece korkuyla yaşıyoruz”

Bölgede yaşayan ve muhabir olarak çalışan Shadia Bani Shamsa adlı 21 yaşındaki kadın yaşananları Medyascope’a şöyle anlattı: “İşgal güçlerinin gece yarısı evini bastığı kadınlardan biriyim, benim Shadia olup olmadığımı sordular, daha sonra telefonumu aldılar çünkü Beita kasabasında işgal ihlallerini ilk aktaranlardan biriydim ve hâlâ da öyleyim. Ayrıca olayların fotoğrafını çekerken basın üniforması giyiyordum ve işimi yapmama engel olmak için üç gaz bombasıyla hedef alındım. Güvende değiliz, her gece işgal güçlerinin içimize gireceği korkusuyla yaşıyoruz ve dağı savunurken kardeşlerimizin tutuklanmasından veya içlerinden birinin şehit olmasından korkuyoruz. Beita kasabasında ve genel olarak Filistin’de daha fazla kan istemiyoruz”

“Medyaya mesajım, Filistin davasına ışık tutmalarının çok önemli olduğudur”

Nablus şehrinde yaşayan Leen Quqa ise 19 yaşında bir üniversite öğrencisi. Instagram’da “Save Beita” isimli bir hesap oluşturarak bölgede yaşananları kamuoyuna duyurmaya çalışıyor. Quqa, medya görünürlüğünün bölge halkı için çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Medyaya mesajım, Filistin davasına ışık tutmalarının çok önemli olduğudur. Bize destek olun ve bizi yalnız bırakmayın.”

Quqa ayrıca Batı Şeria sakinlerinin İsrail’den izin almadan Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya girmelerinin yasak olduğunu belirterek kendisinin sadece bir kere Mescid-i Aksa’ya girebildiğini belirtti: “Ben 19 yaşındayım ama hayatımda bir kez Mescid-i Aksa’yı ziyaret edebildim. Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmelerine hiç izin verilmeyen insanlar da var. Burayı ziyaret ettiğim için sevinsem mi, yoksa oraya girmek için izin almamız gerektiği için üzülsem mi bilmiyorum.”

“İsrail mahkemesi, 19 ailenin evlerini tahliye etmesini istedi”

Şeyh Cerrah, Batı Şeria’nın Doğu Kudüs bölgesinde yer alan bir kasaba. Bölgede yaşayan 12 Filistinli aile 2008-2009 yılları arasında evlerinden zorla tahliye edildi. Yaklaşık 70 aile, İsrailli yerleşimciler tarafından zorla yerinden edilmekle karşı karşıya. 28 Temmuz Çarşamba günü Şeyh Cerrah’taki İsrail mahkemesi, 19 ailenin evlerini tahliye etmesini istedi. Bölge halkı evlerini bırakmayarak mücadeleye devam ediyor.

“Evlerini kaybetme tehlikesiyle yaşamak, Filistinliler için bir rutin haline geldi”

Bölgede yaşayan insan hakları aktivisti Zakariah Odeh, Kudüslü Filistinliler için Sivil Koalisyonu’nun koordinatörü olarak çalışıyor. Odeh, bölgede yaşananları Medyascope’a şöyle anlattı: “İsrail, Yahudi yerleşimcilerin yaşadığı binaları artırmayı amaçlayan ayrımcı bir şehir planlama politikası uyguluyor. Filistinliler için inşaat ruhsatı almak çok zor. Evlerini kaybetme tehlikesiyle yaşamak Filistinliler için artık bir rutin.”

“Müslüman ve Hıristiyanlar Kudüs’e giremiyor, sağlık hizmetleri için bile Kudüs’teki hastanelere erişmek çok zor”

Odeh, bölgede yerleşimcilerle yaşanan problemlerin dışında bazı bölgelere erişim problemlerinin de yaşandığını belirterek, “Kudüs’e Filistinliler’in erişiminin ve ikametgahın kısıtlanması Filistinliler’in karşı karşıya kaldıkları başka bir zorluk. Kudüs, askeri kontrol noktaları ve ayırma duvarı tarafından kapatılmış durumda. Bu nedenle askeri yönetimden izin alınmadıkça Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinliler’in Kudüs şehrine girişine izin verilmiyor. Müslüman ve Hıristiyanlar kutsal mekanlara giremiyor. Sağlık hizmetleri için bile Kudüs’teki hastanelere erişmek çok zor” dedi.

Evlerimizde kalıp mücadele edeceğiz”

Şeyh Cerrah’tan Medyascope’a konuşan insan hakları aktivisti Alaa Salaymeh ise her şeye rağmen bölgeyi terk etmeyeceklerini belirterek “Evlerimizde kalıp mücadele edeceğiz. Her yere yayılan yerleşimleri durduracağız” diye konuştu.

Silwan’da ailelerden evlerini boşaltıp yıkmaları istendi

Yerleşimcilerin tehdidi altındaki bölgelerden biri olan Silwan’da yaklaşık 59 bin Filistinli yaşıyor. Bölgede yaşayanların çoğu Kudüs’ten 1960’ta sürüldükten sonra Silwan’a yerleşmiş.

Silwan’da Kudüs Belediyesi, 7 Haziran’da 130 kişiden oluşan 13 aileye, evlerini tahliye edip yıkmaları için 21 gün süre verdi. Ailelere evlerini kendileri yıkmazsa belediyenin yıkacağı söylendi. 28 Haziran’da sürenin dolmasıyla İsrail polisi bölgeye baskın düzenleyerek bölgedeki bir mağazayı yıktı. 

Silwan’da yaşayan Amir Maragheh 25 yaşında bir avukat ve aktivist. Maragheh, “Burada evlerimizi kaybetmekle tehdit ediliyoruz. Medyaya şunu söylüyorum: ‘İşgali teşhir ve ifşa etmeye devam edin ve Filistin halkının çektiği acıların ve gizli hak ihlallerinin görüntüsünü ve gerçekliğini iletin’” diye konuşuyor.

Birleşmiş Milletler bölgedeki ihlallerle ilgili İsrail’i bir kez daha uyardı

BMGK, İsrail işgal ihlallerini ve Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimcilerin saldırılarını, Gazze Şeridi kuşatmasını ve Filistinli mahkûmlar konusunu görüşmek üzere 28 Temmuz Çarşamba günü toplandı. Toplantıdan sonra yapılan açıklamada, bölgede uzun vadeli bir iyileşme için iki devletli çözümün önemi vurgulanırken, daha fazla adıma ihtiyaç olduğu ve İsrail’in 2021 İnsani Müdahale Planı ve Acil Temyiz’i uygulamaya yönelik materyaller de dahil olmak üzere tüm insani yardımların engelsiz girişine izin vermek için ek önlemler almasının esas olduğu belirtildi.

ABD Kongre Üyesi Rashida Tlaib

“ABD’de sol kanat Demokratlar yerleşimleri finanse eden kuruluşların vergi muafiyeti statüsünden çıkarılmasını istiyor”

ABD Kongre üyeleri Rashida Tlaib, Alexandria Ocasio-Cortez, Cori Bush, Andre Carson, Mark Pocan, Betty McCollum ve Ayanna Pressley geçen hafta Hazine Bakanlığı’na bir mektup göndererek İsrail’in uluslararası hukuka aykırı yerleşimlerini finanse eden kuruluşların ABD’de vergi muafiyeti statüsü almasına izin vermemeye çağırdı. Tlaib ve bazı Demokratlar konuyla ilgili çağrılarını sürdürüyor. Tlaib, dün attığı tweette “ABD, çocukların gözaltına alınmasını finanse ediyor. Bu mide bulandırıcı” dedi.

ABD’de İsrail yanlısı gruplar, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen İsrail yerleşimlerine on milyarlarca dolar yardım sağladı.

“Biden’ın İsrail- Filistin konusunda net bir politikası yok, bu konuda çok zorlanıyor”

ABD’deki sol kanat Demokratlar’da artan Filistin vurgusunun Biden’ın politikası üzerindeki etkisini siyasal iletişimci Yunus Emre Erdölen Medyascope’a değerlendirdi. Erdölen, Demokrat Parti’nin sol kanadında Filistin konusunun geçmişten beri önemli bir konu olduğunu vurgularken son zamanlarda Filistin konusunu gündeme getiren siyasetçilerin sayısının da arttığını belirtti: “Önseçimlerde Filistin’i destekleyen, İsrail’i eleştiren siyasetçilerin daha çok bağış alması veya birbirlerini daha çok desteklemesi Demokrat Parti içinde eskiye oranla Filistinliler’i gündeme getiren çok daha geniş bir kesimin oluşmasına yol açıyor. Fakat her konuda merkez kanatla sol kanat arasında denge kurmaya çalışan Biden’ın bu konuda çok zorlandığını söyleyebiliriz. Biden’ın İsrail- Filistin konusunda net bir politikası yok. Hem ABD-İsrail arasındaki geleneksel iyi ilişkilerinin korunması, hem de Filistin’de insan haklarının gündeme getirilmesi önemli. Biden’dan yakın zamanda sol kanattaki gibi çok net bir Filistin vurgusu gelmeyeceği çok net.”

“Biden’ın önceliği Ortadoğu olmadığı için İsrail-Filistin konusuna bir çözüm sunacağını söyleyemeyiz”

Erdölen, Biden’ın eski İsrail Başbakanı Binyamin Netahyahu’ya güvenmediğini, hatta Netanyahu’yu seçildikten sonra uzun bir süre aramadığını ve Biden’ın Bennett döneminde İsrail’le ilişkileri yeniden kurgulamayı düşündüğünü belirterek şunları söyledi

“Bennett’in aşırı sağcı ve yerleşimci olması ABD’de bazı kesimlerin eleştirilerini alsa da sonuçta İsrail’de içinde merkez ve merkez sol isimlerin de bulunduğu bir koalisyon hükümeti var. Dışişleri Bakanı merkez bir siyasetçi, bu nedenle onunla çok sıkı ilişkilerin geliştirilmesi söz konusu. Yani sadece Bennett-Biden ilişkisinden söz edemeyeceğiz. ‘Önümüzdeki süreçte Filistinliler’in hakları konusunda Biden’ın daha olumlu gördüğü bir İsrail-ABD ilişkileri olabilir’ şeklinde yorumlar yapılıyor ama Biden’ın önceliği Ortadoğu olmadığı için İsrail-Filistin konusuna bir çözüm sunacağını söyleyemeyiz. Biden dikkatini Orta Asya’ya kaydırmış durumda, bu nedenle kendisine ABD’de eleştiri getirebilecek bir sorunu çözmeye çalışacağını düşünmüyorum.”

İsrail Başbakanı Naftali Bennett

“Bennett, ideolojik olarak dindar Siyonist kökenli birisi, bu da onun yerleşimlerle ilgili radikalliğini pekiştiriyor”

12 yıllık Binyamin Netanyahu döneminin ardından içlerinde Arap partisi Ra’am da olmak üzere sekiz partili bir koalisyonla 14 Haziran 2021’de hükümete gelen Naftali Bennett, İsrail’in bir Yahudi devleti olmasını destekleyen ve 1967’den beri işgal altında bulunan Batı Şeria ve Golan Tepeleri’nde İsrail’in kültürel ve tarihsel hakkı olduğunu iddia eden bir lider. 

Koalisyonda yer alan Ra’am Partisi lideri Mansur Abbas’ın Filistinliler konusunda nasıl bir etkisi olacağını ve önümüzdeki süreçte Bennett’ın yerleşimcilerle ilgili nasıl bir politika izleyeceğini İsrail ve Filistin çalışmaları konusunda uzman Dr. Gökhan Çınkara Medyascope’a değerlendirdi: 

“Mansur Abbas’ın Naftali Bennett’in izleyeceği yerleşimci politikasının genişliği ve sınırları konusunda kanaati var fakat bu konuda etkisinin çok fazla olmayacağını biliyor. Bu açıdan Bennett’i sınırlandıracak olan küresel kamuoyu ve ABD siyasetinden yükselecek baskı ve somut eylemler olacak. Ayrıca Bennett yerleşimlerin idari organı olan Yeşa Konseyi’nin başkanlığını yapmış isim. Yerleşimler konusunda şimdilik radikal bir genişlemeden ziyade ilgili bölgeye bütçeden daha fazla pay aktarımı ve bazı yasal düzenlemeleri yapmak şeklinde bir yol izleyecektir. Bennett, ideolojik olarak dindar Siyonist kökenli birisi. Bu ideolojinin temel saç ayağı İsrail’in toprak bütünlüğünü dini metinlerdeki uygun şekliyle yeniden inşa etmek. Bu da Bennett’ın bu konulara olan motivasyonunu, belki de radikalliğini pekiştiriyor. Fakat günün sonunda hassas dengede kurulmuş bir koalisyon var ve bu koalisyonun devamı koalisyon ortakları için olduğu kadar onun için de kritik.”

“Rashida Tlaib, Ilhan Omar gibi figürlerin ön plana çıkmasi İsrail iç siyasetinde sağcıların ellerini güçlendiren bir fenomen”

ABD’de konunun yoğun bir şekilde gündeme getirilmesinin İsrail iç siyasetine etkilerini de aktaran Çınkara, “Rashida Tlaib, Ilhan Omar gibi figürlerin ön plana cikmasi İsrail iç siyasetinde sağcıların ellerini güçlendiren bir fenomen. Bu kişilerin pro-Filistin siyaseti izlemeleri İsrail’de sağcıların daha proaktif olmasına yol açıyor. Gazze ve İsrail arasında yaşanan son çatışmalar sonrasında ABD kamuoyunun geneline yayılan sert İsrail eleştirileri bu figürlerin söylemlerini de artiküle edecek şekilde genişledi. İsrailli karar alıcıları, mevcut politikalarını revize etmeye itti. Buradaki amaç radikal bir politika değişikliği değil de taktiksel olarak zaman kazanma olarak okunabilir” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus