CHP’den “Beyin Göçü” raporu – Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve siyasetbilimci Barış Ertürk anlattı: “Gençler onurlu bir yaşam istiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope’tan Mehmet Yaşar Altundağ, beyin göçü haberleri serisine doktorların göçü ve Paris’e yerleşen genç haberlerinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) beyin göçüne ilişkin yayımladığı raporuyla devam ediyor. Altundağ, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve raporu hazırlayan isimlerden siyasetbilimci Barış Ertürk ile raporun ayrıntılarını, Türkiye’de yaşanan beyin göçünü ve buna yönelik çözüm önerilerini konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “Beyin Göçü Raporu“, Hollanda’nın Vrije Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden doktora adayı Barış Ertürk ve Fransa’nın Strasbourg Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden doktora adayı Elif Aktaş tarafından hazırlandı ve 27 Kasım’da CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen tarafından sunuldu. Gökçen sözlerine şöyle başladı:

“’Beyin göçü’ diye adlandırdığımız siyasi meseleyle ilgilenmemiz gerekiyordu. Bu çalışmaya başlamamızın özel bir sebebi de var. Ben de yurtdışına taşınmakla, Türkiye’de kalmayı tercih etmek arasında kalan bir gençtim. Bu sancılı sürecin arasında Türkiye’de kalmayı tercih ettim ama birçok arkadaşım yurtdışına gitti. Dolayısıyla sevdikleriyle ayrı düşmüş bir gencim.”

Gökçen, beyin göçü raporunun hikayesinin şubat ayına dayandığını belirtti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkeyi terk etmiş gençlerle şubat ayındaki görüşmesinin ardından CHP’nin beyin göçü konusuna eğildiğini belirten Gökçen, kasım ayında da odak grup görüşmeleri yapıldığını söyledi.

Türkiye’deki beyin göçüne dair raporda üç sebebin altının çizildiğini belirten Gökçen, bunları ekonomik nedenler, insan hakları konusunda geriye gidiş ve nitelikli eğitimin ortadan kalkması olarak sıraladı:

Üç alanda ciddi bir geri gidiş var. İlk sırada tabii ki ekonomiyle bağlantılı problemler bulunuyor. Hayat pahalılığı, işsizlik. Özellikle genç işsizliği, neredeyse her iki gençten biri işsiz. Ekonomik kriz başladığında her üç gençten biri işsizdi. İş bulabilen gençler de aslında çok düşük bir ücrete ve güvencesiz koşullarda çalışmaya maruz kalıyorlar.”

Raporu hazırlarken düzenlenen görüşmelerde, bir gencin söyledikleri Gökçen’i haklı çıkarıyor:

Heyecanımı törpüleyen olaylar yaşadığım için bu kararı aldım. Bir iş görüşmemi unutamıyorum. İki yabancı dil istiyorlar, bende üç dil var ama önerdikleri maaş asgari ücret. Ayrıca size iş görüşmelerinde gelecekle ilgili de bir projeksiyon çizemiyorlar.” (26, Erkek, Fransa, sayfa 5)

Gökçen’in altını çizdiği bir başka noktaysa insan hakları konusunda geriye gidiş, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, hukuk devletinin aşınması gibi demokrasi ile ilgili problemler. Gençlerin bu kaygıları raporda da açıkça hissediliyor.

Gökçe Gökçen

Gitme kararını aslında daha üniversite yıllarımda vermiştim. Ülkedeki korku iklimi, ifade özgürlüğünün ortadan kalkmış olması, insan emeğinin değersizleştirilip kaynakların bir avuç insanın elinde tutulması beni bu karara iten başlıca sebeplerden.” (27, Erkek, Almanya, sayfa 5)

Beşiktaş stadında yapılan bombalı saldırıda arkadaşımı kaybettikten sonra.” (27, Erkek, Kanada, sayfa 5)

Mezun olup çalışmaya başladıktan sonra karar verdim. Gitme sebebim, kötü ekonomi, kısıtlanmış özgürlük, stresli bir gündem, negatif politik ortam, çevre kirliliği, trafik, aşırı nüfus gibi konular.” (24, Erkek, Almanya, sayfa 5)

“Gençler benzer kaygıları çocukları için de düşünüyor”

Gökçen, eğitimin kalitesindeki genel düşüşün de önemli olduğunun altını çizdi. Gençlerin, sadece kendileri için değil, çocukları için de kaygılandığını belirtti: “Eskiden devlet okullarında da iyi bir eğitim alınabilirdi ama şu an devlet okullarında iyi bir eğitim almak çok zorlaştı. Gençler benzer kaygıları çocukları için de düşünüyor.”

“Gençler onurlu bir yaşam istiyor”

Gökçen, gençlerin taleplerini de şöyle dile getirdi: “Gençler aslında onurlu bir yaşam istiyorlar. Gençlere soruyoruz, nasıl bir hayat istersiniz? Hepsinden süzülerek gelen bir talep var. İyi bir okulda okuyayım, iyi bir iş bulayım. Eğitim aldığım alanda çalışayım, evlenebileyim, çocuk dünyaya getirebileyim. Bir evim ve arabam olsun. Yaşlandığımda da başkalarına muhtaç kalmayayım. Kendimi yapayalnız, terk edilmiş hissetmeyeyim.”

Gökçen’in beyin göçü konusunda dikkat çektiği bir diğer mesele kadınların yaşadığı zorluklar. Gökçen, Türkiye’de kadınların yaşadıkları taciz, şiddet, adaletsizlik gibi sorunların onları ciddi olarak etkilediğine de dikkat çekti: “Kadınlar diyor ki, ‘Her gün bir şiddet haberiyle uyanıyoruz. Her gün taciz olayıyla karşılaşıyoruz. İstiyoruz ki failler ceza alsın, elini kolunu sallaya sallaya çıkmasınlar.’

Kadınların yaşadığı zihinsel kopuş daha büyük”

Barış Ertürk göç etmiş erkeklerin ve kadınların durumları arasındaki farkın çok önemli olduğunu söyledi:

Kadınlar ve erkekler arasındaki gitmek için temel fark, kadınların gitme sebebi arkasında sokakta yaşadıkları tacizler, adalet mekanizması olan inançlarının kalmaması, sokakta yürürken güvensiz hissetme gibi yaşadıkları çok temel sorunlar var.”

Ertürk, adaletsizlik sorununu tanımlarken bile erkek ve kadınların farklı sorunları işaret ettiğini vurguladı: “Erkekler, adalet sorunu derken iş mülakatlarında adaletsizlikten, torpilden bahsediyorlar. Kadınlar bunların üstüne sokakta rahat yürüyememek, hayatlarına sürekli karışılmasından bahsediyor. Kadınların yaşadığı zihinsel kopuş daha büyük.”

Ertürk, görüşmeler esnasında en etkilendiği olaylardan birinin de Londra’ya göç etmiş bir kadının Türkiye’den yaşadığı duygusal kopuş olduğunu anlattı: “Bir görüşme yaptığımızda salgının da etkisiyle sekiz aydır Londra’da istediği işi bulamayan bir kadın vardı. Buna rağmen Türkiye’ye asla dönme fikri aklına gelmiyor çünkü dönmek onun için artık bir opsiyon değildi ki gelse iyi şirketlerde çalışabilecek bir CV’ye sahipti. Bunun sebebi olarak da meselenin maddi boyuttan çıktığını, insanın huzurlu ve onurlu yaşamakla alakalı olduğunu söylüyordu.”

Yıllara göre Türkiye’den göç eden doktor sayısı
Kaynak: Türk Tabipleri Birliği

Raporda, Hollanda’da yaşayan 27 yaşındaki bir kadının ifadeleri de durumu aydınlatıyor:

Buraya gelmemin sebebi ‘tacize uğrar mıyım’ endişesiyle ne giyeceğime dakikalarca kafa yormayacağım, taksiye bindiğimde telefonu sürekli tetikte bekletmeyeceğim, toplu taşımada tek kalınca tedirgin olmayacağım, kardeşimin önünde örgün öğretimde perişan olacağı yedi yılı var diye endişelenmediğim, pandemi çıktığında köylerde tablete veya internete erişimi olmayan çocuklar vardır diye düşünmediğim, babam artık emekli olsun da hasta şiddeti başına gelmesin diye düşünmediğim, elime geçen parayı Türk parası olarak bıraktığımda gerilmediğim bir hayat yaşama umuduyla geldim.” (27, Kadın, Hollanda, sayfa 6)

Raporun odaklandığı diğer bir önemli noktaysa beyin göçüne yönelik çözümler, gençlerin dönüp dönmeyeceği ve dönmeleri için hangi politikaların geliştirilmesi gerektiği. Raporda öne çıkan yaklaşım ise kopmuş gençleri kazanmanın yolunun kısa vadede göstermelik iyileştirmelerden ziyade uzun vadeli stratejilerle mevcut problemlerin çözümüne yönelik atılacak adımlardan ve yurtdışında olan gençlerle şimdiden bağ kurmaktan geçmesi.

“Mevcut iktidarın gençler üzerinde herhangi bir kredisi kalmadı”

Gökçe Gökçen, mevcut iktidarın gençler üzerinde herhangi bir kredisi ve güvenilirliğinin kalmadığını vurguladı: “AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün yıpranmış, yorulmuş ve eskimiş bir iktidarı temsil ediyor gençler için. Gençler temel sorunların çözümlerini bekliyor ama bunun AKP’den gelmeyeceğini biliyor. Mesela ‘İstanbul Sözleşmesine tekrar taraf olunduğunu gördüğümde dönmeyeceğim, toplumda toplumsal cinsiyet eşitliğine dair uygulamalar gördüğümde geri dönmeyi düşünürüm’ diyorlar.”

Gökçen, göç etmiş gençlerin Türkiye’yle bağlarını koparmadığını, onlarla bağ kurulabileceğinin altını çizdi: “Gençler bize şunları söyledi. ‘Ben Türkiye’ye dönmesem bile size yardımcı olmak isterim. Ben geceleri mutlaka Türkiye siyasetini takip ediyorum, ailemin başına bir şey gelir mi diye düşünüyorum, Türkiye’den tamamen kopmadım’ diyorlar. Dolayısıyla ‘Hep birlikte çözüm aradığımız sürece sorunlarımızı çözmek için yardımcı olabilirim’ diyorlar.”

Bu insanların büyük dönüşümler olmadan dönme ihtimalleri yok ama Türkiye’yi umursuyorlar“

Barış Ertürk, şu an gençlerin neredeyse tamamının aklında göç etmek olduğunu, dolayısıyla göç etmemiş gençlerin aslında eline fırsat geçmemiş gençler olduğunu söyledi: “Tereddütte kalmış insanla pek karşılaşmadık. Gitmemiş olan, genelde fırsatını yakalayamamışlar. Bu iktidarın yarattığı ciddi bir tahribat var. Gençlere dair bağ tamamen kopmuş durumda. Gençlerin iktidarın kendilerine dair bir fayda sağlayabileceğine dair inançları kalmamış durumda.”

Ertürk, görüşmeler boyunca göç etmiş gençlerin Türkiye ile aslında bağlarını koparmadıklarını ve kopmamış bu bağın sürdürülmesinin çok elzem olduğunu fark ettiklerini söyledi: “Bu insanların büyük dönüşümler olmadan geri dönme ihtimalleri yok. Ama bu demek değil ki ülkeyle duygusal bağlarını kesmişler. ‘Ben kendimi kurtardım onlar ne yaparsa yapsın’ demiyorlar. Bu insanlar ailelerini, arkadaşlarını, Türkiye’yi umursuyorlar. Danışma kurulları olsun, partiler buradaki insanlarla konuşsun. Göç uzmanı gelsin, partilere göç raporları yazsın. Herkes elindeki uzmanlık alanını kullanmaya hazır. Burada bağlantıyı kurmak diye bir başlık tespit ettik, dolayısıyla buradaki insanlarla iletişim kurmak gerekiyor. Belki de bu insanların gelmesi için ilk adım bu olacak.”

Dönüşüm vizyonu ortaya konulmalı”

Ertürk, beyin göçünü engellemek için büyük bir siyasi dönüşüm vizyonun ortaya konulması gerektiğinin altını çizdi. Ona göre Türkiye’de gençlerin yaşadığı sosyal makas, ekonomik makas ve dünyayla aynı vagonda olmama makası durumlarına cevap vermek gerekiyor:

Gözlemlerime göre somut olarak var olmayan bir şeyi iyi iletişimle varlığını hissettiremezsiniz, iyi bir kampanyayla var gibi gösteremezsiniz. Önce büyük bir dönüşüm vizyonu ortaya konmalı. ekonomik olarak istikrar, adalet mekanizmasının iyileştirilmesi, Türkiye’nin batı dünyasıyla entegrasyonu ve bağlarının yeniden güçlendirilmesi gibi. Bunlar da siyasi reformlar aslında.”

Raporda öne çıkan görüşlerden birkaçı şöyle:

Türkiye’nin bir değişim geçirdiğine ve bu değişimin sadece ekonomik sebeplerle değil, siyasi retoriğin değişmesi sebebiyle oluşan stabil bir değişim olduğuna inanırsam dönmek isteyebilirim. Ancak gitme kararımdan farklı olarak artık ekonomik sıkıntı da Türkiye’ye dönmemek için büyük bir sebep.” (27, Erkek, Almanya, sayfa 8)

Evet şartlar biraz daha iyi olursa, yönetim değişirse, ekonomi düzelirse, hak, adalet sağlanırsa, insanların zihniyeti değişirse belki düşünürüm ama bunların olacağına pek inancım yok maalesef.” (27, Kadın, Almanya, sayfa 8)

Açıkçası dönmeyi kesinlikle düşünmüyorum. Sadece para değil mesele ben, burada istediğim gibi giyinebiliyorum ve biri bana bir şey yaparsa ceza alacağını biliyorum. Ben buraya gelince fark ettim Türkiye’de gerilmekten, sürekli tehdit altında hissetmekten aslında yaşamıyormuşum.” (24, Kadın, Fransa, sayfa 9)

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus