Endişeli muhafazakârlar anlatıyor (3): “AK Parti’nin bu noktada olmasından dolayı mahcubuz fakat zamanında bize zulüm edenlerden af dilemeyeceğiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) oy veren fakat son yıllarda kopuş yaşayan endişeli muhafazakârlar, son zamanlarda Türkiye’nin en çok konuşulan kesimlerinden biri haline geldi. Olası bir Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarında kazanılmış haklarını kaybetme endişesi yaşayan kararsız muhafazakâr seçmenlerle konuştuk. Yaşadıkları endişeleri haberleştirdik. 

Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi (TEAM), dindar seçmenlerin siyasi eğilim ve tercihlerini, bu eğilim ve tercihlerin sebeplerini ve yakın zaman içindeki seyrini ortaya koymayı amaçlayan bir araştırma yaptı. Araştırma Konya, Kayseri, Yozgat, Sivas, Malatya, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Gaziantep ve Kocaeli illerinde ve İstanbul’un dindar seçmen yoğunluklu ilçelerinin belli semtlerinde yüz yüze görüşmeler ile gerçekleştirildi. Araştırma sonuçlarına göre, dindar seçmenler başta başörtüsü olmak üzere kazanımların kaybedileceği endişesi yaşıyor. Dindar seçmenlerin kaygılarının yoğunlaştığı diğer bir başlık da sosyal destekler.

Araştırma sonuçları dindar seçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde Cumhur İttifakı’nın kayıplar yaşasa da önemli oranlarda desteğini koruduğunu gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre Cumhur İttifakı bu bölgelerde yüzde 68.1’den yüzde 58.5’e geriledi. Dindar seçmenler CHP başta olmak üzere muhalefete ise uzaklar.

Araştırma sonuçlarına göre, dindar seçmenler başta başörtüsü olmak üzere kazanımların kaybedileceği endişesi yaşıyor. Özellikle kadınlarda bu endişe çok yüksek. “Rövanşizmin işaretlerini şimdiden gördüklerini, muhalefetin güçlü hissettiği anlarda kendilerine karşı saldırganlaştığını” söylüyorlar. Dindar kadınların kaygılarının yoğunlaştığı diğer bir başlık ise sosyal destekler. Muhalefetin destekleri geçmişten beri küçümsediği ve hafife aldığı duygusu, bu seçmenlerde, yardımların gereksiz bulunarak veya kimliklerinden ötürü kesileceği endişesini büyütüyor. Rahatsızlıklara rağmen AKP’ye desteğin devam etmesinin bir diğer nedeni de muhalefetin yönetim kapasitesine duyulan güvensizlik. Muhalefetin hizmet ve büyüme anlayışından uzaklaşacağı ve zaten kötü durumda olan başlıkları daha da geriye götüreceği endişesi yaygın.

Dindar seçmenler muhalefetten ziyade yakınlarındakilerle etkileşime açık. Akrabalarıyla, çocuklarıyla, arkadaş çevreleriyle ters düştüklerinde AKP’yi savunamıyor olmaktan şikayetçiler.

Soyadını vermek istemeyen Ahmet, 33 yaşında ve kendini dindar-muhafazakâr olarak tanımlayan biri. Özel bir şirkette satış danışmanlığı yapan genç, olası bir CHP iktidarının kendisi gibi muhafazakâr kişileri benimseyemeyeceğini düşünüyor. Ahmet ile sosyal medya üzerinden tanıştık. Daha önce yaptığımız endişeli muhafazakâr haberlerini okuyup bize ulaştı. Görüşmemizi, Ahmet farklı bir şehirde yaşadığı için Zoom üzerinden yaptık. 

“Ali Babacan’a bile tahammül edemeyen muhalefet bizi asla tolere edip benimseyemez”

Ahmet, dindar bir ailede doğup büyüdüğünü anlatarak başlıyor. Kısa bir süre öncesine göre AKP camiasına da yakın olduğunu söyleyen genç, “Onlar nasıl ki Kemalist, solcu, ulusal ailelerde doğup büyüdülerse, ben de AK Partili bir ortamda var oldum” diyor:

“Dindar bir ailede doğdum ve büyüdüm. Kendimi bildim bileli AK Parti camiasının içindeydim. Bunun için kim beni suçlayabilir? Onlar nasıl ki Kemalist, solcu, ulusalcı ailelerde doğup büyüdülerse, ben de AK Partili, birtakım İslami endişeleri ve kaygıları olan bir ortamda var oldum. Kendi adıma, İslam’ı ve Müslümanlığı bu derece yerlere düşüren bu iktidar adına utanıyorum. Keşke başarılı ve doğru olabilselerdi. Biz de mahcup olmasaydık sizlere karşı. Onların yanlışlarını hem biz hem de bizim çocuklarımız çekecek.”

Ahmet, AKP’den koptuğunu fakat muhalefette de kendine yer bulamadığını anlatıyor. Muhalefetin, kendisi gibi olan kişilerin yaşam ve inançlarını kabul etmeyecekleri kaygısını taşıyor. Siyasetçilerin kararsız muhafazakâr seçmene dönük söylemlerini neden samimi bulmadığını şu cümlelerle anlatıyor:

“AK Parti blokunu terk etmek yetmiyor muhaliflere, önlerinde diz çöküp af dilememiz gerekiyor gibi davranıyorlar”

“Haricen, muhalefet blokunun içerisinde yer almak istediğimde kendime bir yer bulamıyorum. Büyük kaygılar ve soru işaretlerim var. Beni olduğum gibi ya da benim gibi olanları olduğumuz gibi kabul edecekler mi? Etmeyecek gibi duruyorlar. Ara ara siyasetçilerin bize sinyal çaktığı oluyor. Ama bu işaretler ne kadar samimi? Ne kadar gerçekçi? Emin değilim. Emin olmamak için gayret göstermiyorum. Tam tersi, kendime bir yer arıyorum. AK Parti blokunu terk etmek yetmiyor muhaliflere. Önlerinde diz çöküp af dilememiz gerekiyor gibi davranıyorlar. Oysaki sadece demokratik hakkımızı kullanıp oy verdik. Bir zamanlar güvendik ve iyi işler de yaptılar. Hiç kimse ya da hiçbir durum tamamen iyi ya da tamamen kötü olamaz. Ayrıca hata yapmaya da hakkımız var. Belki güvenerek hata yaptık. Neden bu kadar anlayışsızsınız? Ne istiyorsunuz? Ayrılmayıp savunmaya devam etsek mutlu mu olacaksınız? İktidarın ekmeğini yediğimizi düşünenler var. Sadece oy verdik diye ihalelere girdiğimizi ve zenginleştiğimizi mi sanıyorsunuz? Muhalefet bu tavrıyla AK Parti’den kopmak isteyenleri ürkütüyor. Zulüm görmüş her kesim gücü eline aldığında ona zulmedene zulüm ederek siyaset oluşturuyor. Bu ülkede önce Kürtler, sonra muhafazakârlar ve Aleviler tarihte ve bugün de haksızlığa uğradı. Hiç bitmeyen kısır bir döngü bu.”

Muhalefet partilerinin içinde Demokrasi ve Atılım Partisi’ne (DEVA) kendini yakın hissettiğini söylese de, Ahmet tam olarak bir karar verememiş. Muhalif seçmenin Ali Babacan’a olan yaklaşımının kendisini ve kendisi gibi olanların endişesini katladığını söylüyor. Ahmet, “her şeyin sorumlusu İslamcılar” algısının yanlış olduğunu savunuyor:

“Ali Babacan’a gelen tepkiler beni daha çok ürkütüyor. Parti kurmak, AK Parti’ye en sert muhalefeti yapan bu kişilere bile anlamsız bir öfke var. Bir zamanlar bir davaya inandığınız arkadaşlarınızı karşınıza alıp siyaset yapmak en zor şeylerden biri iken bu niye yetmiyor muhaliflere. Ben buradan çıkış göremiyorum. AK Parti, Erdoğan yüzyıllarca silemeyeceğimiz bir mahcupluk ile bizi baş başa bıraktı. Her şeyin sorumlusu İslamcılar, muhafazakârlar oldu. Oysa ki sadece bir dönem bu partiyi destekledik, kendimizi yakın hissettiğimiz için oy verdik. Ne bir çıkarımız ne de bir menfaatimiz oldu.”

“AK Parti’nin bu noktada olmasından dolayı mahcubuz fakat zamanında bize zulüm eden, bizi hor görenlerden af dilenip diz çökmeyeceğiz”

Ahmet, sözlerini muhaliflere seslenerek sonlandırdı:

“Bizi eksik, hatalı, ahlaksız ve aptal gören herkese bu vesileyle seslenmiş olayım: Biz bu dünyada en sevdiğimiz ve yaşama amacımız olan inancımızın sahibi Allah’a karşı mahcup olduk. Bir çıkış yolu bulamıyoruz. Fakat zamanında bize zulüm eden, bizi hor görenlerden de af dilenip diz çökmeyeceğiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus