Ozan Sağsöz yazdı: İbadullah Mescidi ne yana düşer Padrâo dos Descobrimnetos ne yana?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çocukluğumda her yaz dedemin Kasımpaşa Dut Dibi Sokağı’ndaki evine giderdik. Yazın bir aya yakın burada zaman geçirirdik. Dut Dibi merkez olmak üzere Seferikoz Camii, Kulaksız Mezarlığı, Yeni Çeşme, İbadullah Mescidi gibi yerler oyun ve gezme menzilimizde yer alırdı. Bu mekanlar arasında en çok ilgimi çeken, oyun parkına giderken bahçesinden geçtiğimiz, İbadullah Mescidi’ydi. Küçük bir haziresi olan bu minik mescit yakın zamanlarda tamirat görmüştü. Çocukluğun hayalle karışık dünyasında İbadullah Mescidi ilginç ismi ve ufak bahçesiyle hafızamdaki yerini aldı.

90’ların başında İstanbul Bakırköy’e taşındık. On sene sonra da hoş bir tesadüfle İbadullah Sokak’ta bir eve yerleştik. Üniversitenin son dönemlerinde tarihe, özellikle İstanbul tarihine, ilgim arttıkça merakımı giderecek kitapları okumaya başladım. Bu metinlerden biri, Hüseyin Ayvansarayî’nin (öl. 1787) Hadikatü’l Cevami (Camiler Bahçesi) isimli eseriydi. Ayvansarayî, bu çalışmasında, İstanbul’da 1768 yılına kadar yapılan 821 cami ve mescidi tek tek gezmiş ve bu yapılar hakkında kısa bilgiler derlemiştir. Bugünkü anlamda şehir gezi rehberi olarak düşünebilecek bu eser sadece dini yapıları değil sivil mimariye ait eserleri de kapsamaktadır. Kitap, özellikle 17. yüzyılda başlayan ve daha sonra da süren, okumuşların şehre gösterdikleri entelektüel ilginin bir neticesi olarak düşünebilir. Evliya Çelebi’nin İstanbul’u anlattığı “Seyahatname”sinin birinci cildi, Eremya Çelebi’nin 17. asırda İstanbul’u gibi çalışmalar Ayvansayarî’nin öncülleridir. İsmini zikrettiğim bu kişiler şehri, İstanbul’u, kendi gözlemlerine dayanarak eserlerini yazmışlardır.

İbadullah Sokak’taki evimi merkez alarak yakındaki tarihi yapıları tek tek okumaya başladım. Buradan hareketle ilk olarak Hadikatü’l Cevami’nin İbadullah Mescidi’yle ilgili olan bölümü okudum. Bânîsinin Seydi Ali Reis olduğunu ve 1588 yılında tamamlandığını öğrendim. Normalde bânîsiyle anılması gereken mescidin isminin neden İbadullah olduğunu Hadikatü’l Cevami’nin yazarı açıklamıştı: III. Murat, Okmeydanı’nda kasrında otururken mescit etrafında insanların neden toplandığını öğrenmek için sorduğu “Şu mahalde, biraz ibadullah cem’ olmuş, ne içindür, haber alınsun” sorusu üzerine mescit bu şekilde anılmaya başlanmıştı. Bunu öğrendikten sonra mescidin bânîsi olan Seydi Ali Reis’i araştırmaya başladım. Seydi Ali Reis’in ismini daha önce duymuştum. Fakat biraz daha araştırınca öğrendim Osmanlı donanmasında önemli görevlerde bulunduğunu, 16. yüzyılın önemli denizcilerinden biri olduğunu, denizci bir aileden geldiğini ve Galatalı olduğunu Seydî Ali Reis’in.

Portekizliler Afrika’yı, 15. yüzyılın sonlarında, geçerek Hint Okyanusu’na ulaşmışlardı. Ali Reis’in yaşadığı dönemde ise buradaki güçlerini tahkim ederek Kızıldeniz ve Basra’da Osmanlı hâkimiyetine karşı harekâtta bulunmaya başlamışlardı. Portekiz hâkimiyetine, genelde de yeni deniz yollarının keşfine karşı Osmanlı Devleti Mısır’ı fethederek Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na donanma göndermiştir. 16. yüzyılın ortalarında Pirî Reis bu görev için memur edilmiştir. Fakat Pirî Reis Portekizlilere karşı mücadelede başarılı olamayarak Hint donanmasını Basra Körfezi’nde bırakmıştır. Pirî Reis’in yerine Seydi Ali Reis 2 Aralık 1553’te donanmayı Süveyş’e getirmekle görevlendirilmiştir.

Deniz mevsimini bekleyen Seydi Ali Reis 1554 Temmuz’unda harekete geçer. Donanması iki defa Portekizlerle karşılaşır. İlkinde başarılı şekilde kurtulur. İkincisinde ise donanması fırtınaya kapılır ve Hindistan’ın Gucerat bölgesinde karaya çıkar. Seydi Ali Reis’in asıl macerası buradan sonra başlar. Gemilerini ve toplarını satan Ali Reis, temin ettiği parayı Sûret valisine teslim ettikten sonra 26 Kasım 1554’de Ahmedâbâd’a doğru yola çıkar. Ahmedâbâd’da Sultan Ahmed tarafından karşılandıktan sonra bir buçuk ay kadar burada kaldı. Sultan Ahmed kendisine Bruc vilayetinin yönetimini teklif eder. Fakat Seydi Ali Reis bunu kabul etmeyerek karayolu ile İstanbul’a gitmek istediğini bildirir. Ahmedâbâd’dan Ocak 1555’te ayrılır ve sırasıyla Sultanpur, Mültan ve Lahor’a gider. Lahor hâkimi Babürlü Hümayûn Şah’tan yola devam etmesi için yol vermeyince Ekim 1555’de Delhi’ye hükümdarın yanına izin almak için gider. Hümayûn’un hizmetinde çalışması için yaptığı teklifi kabul etmez. Delhi’de bulunduğu sırada Hümayûn vefat edince yerine geçen oğlu Celaleddin Ekber Şah’tan Ocak 1556’da yol için izin alarak Kâbil, Semerkant, Buhara üzerinden Hârizm’e Ağustos 1556’da ulaşır. Buradan casus olduğu şüphesiyle bir müddet burada tutulduğu Safeviler’in hâkimiyetindeki Meşed’e geçer. Durumun anlaşılmasıyla serbest bırakıldıktan sonra Meşhed’den ayrılarak Şubat 1557’de Bağdat’a varır ve yaklaşık üç yıl yedi aylık bir maceranın sonunda Osmanlı topraklarına geri döner. Nihayet Bağdat’tan Mart 1557’de yola çıkarak iki ay sonra İstanbul’a ulaşır ve Sultan Süleyman’a görüştüğü hükümdarların gönderdiği mektupları takdim eder.

Seydi Ali Reis başından geçen bu macerayı Mir’at-ül Memalik (Memleketlerin Aynası) adlı otobiyografik bir kitapta topladığı için ayrıntılı bir şekilde biliyoruz.  

Lizbon 2012. Avrupa’nın uç beyi Portekiz’deyim. Padrâo dos Descobrimnetos’un ( Keşifler Anıtı) üstündeki terasta Atlas Okyanusu’na bakıyorum. Keşifler çağında Portekizli denizciler Hint Okyanusu’na ve Güney Amerika’ya anıtın bulunduğu mıntıkada yelken açılıyorlarmış. Anıtın üzerinden Akdeniz’in diğer ucunu İstanbul’u, yaşadığım sokağı ve Seydi Ali Reis’in mezarını görüyorum. Bu noktadan yelken açan denizciler ile Seydi Ali Reis’in macerasını okyanusun ufkunda görüyorum.

Spotify’dan dinleyebilirsiniz:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus