Ozan Sağsöz yazdı: Dünyâmız bir âsûde dünyâ iken

Türkiye’de bilgiyle ilişkimiz genelde araçsaldır. Bilgiyi sadece kendisi için yani edindikten sonrasında bize götüreceği yeni yerler ve yeni düşünceler için istemiyoruz. Belki arada isteyenler vardır. Sözüm onlara değil. Araçsal bilgi mevzi kazandırır. Mevzide ilerledikçe yeni araçlara ihtiyacınız olur öncekileri ise bir kenara bırakırsınız. Mevzi bilgi sloganlara gömülür çoğunlukla, ne söylediğinizden çok nasıl söylediğiniz önemlidir. Tarih, edebiyat, sanat gündelik siyasete malzeme taşımak içindir ve taşıdığı kadar değerlidir. Gündelik siyaset merkezde olunca onun dili de zikrettiğim konuların kendilerine has bir dil üretmelerine engel olur. Gündelik siyasette sloganla düşünüldüğü ve konuşulduğu için diğer alanlara da slogan sığlığında bir ufuk verir. Tarih üzerine düşünülmez yahut konuşulmaz, slogan atılır. Bundan dolayı memleketin gündeminde düşünce yoktur, slogan vardır.

Araçsal bilgiye mevzu olan konulardan biri de Amerika’da yerlilerin uğradığı soykırımdır. Amerikan soykırımın kendisi son zamanlarda Türkiye’ye yapılan hamlelere karşı bir mızrak başı gibi kullanılır. Burada bilginin önemi yoktur. Sadece mevzi kazanmak için getirdiği savunma yahut saldırı gücü vardır. Eski bir futbolcu dahi bu tarihi mesele üzerine kalem oynatabilir. Ama konumuz bu kitap olmayacak, burada Osmanlı metinlerinde ufak bir arkeolojik kazı yaparak konunun nasıl yansıdığı hususunda bir iki not düşeceğim.

Osmanlı döneminde, Yeni Dünya’ya keşfinden itibaren ilgi olmuş ve buna dair bilgiler metinlerde toplanmıştır. Bu metinlerden ilki 1513 tarihli Piri Reis haritasıdır. Haritanın üzerine yazılan notlar üzerine kısa bir yazı kaleme almıştım. Yeni Dünya yerlileri hakkında ise sadece ufak bilgilere rastlamaktayız. Piri Reis’te genel bir tasvir dışında katliamlara dair bir bilgi bulunmaz. Elle tutulur bilgiyi Tarihi Hindi Garbi’de buluruz. Bir önceki yazıda bu kitaba ait genel bir bilgi verdiğim için burada tekrarlamıyorum.

İspanyollar yirmi yılda o adaların tamamını ele geçirip kırk binden fazlasını esir ettiler. Bizi nimetlendiren yüce Allah’ın izniyle bundan sonra o verimli ülkenin soylu Müslüman yiğitlerin eliyle fethedilip İslam inançları ile dolmasına ve Osmanlı topraklarına katılmasını ümit ederiz. (…) Küba Adası’nı Kolomb’un oğlu ele geçirip bir kale yaptırdı. Adını da Seville koydu. Halkının pek çoğunu öldürüp evlerini yerle bir etti.” 2

Mehmet Suudi, Yeni Dünya’daki katliamı bu şekilde kısaca anlatır. Kitabın III. Murat’a ithaf edildiği göz önünde bulundurulursa bir nasihatname gibi yazıldığı da düşünebilir. Yeni Dünya’daki katliamdan bahsettikten sonra bu toprakların Osmanlı tarafından ele geçirilmesini temenni eder. Fakat bu fetih sonucunda zulme uğrayanların durumunda bir değişiklik olacak mıdır sorusuna cevap vermez.

Bu konuda bilgi veren ikinci metin ise Evliya Çelebi Seyahatnamesi’dir. Çelebi’nin Osmanlı tarihi meseleleri hakkında konuştuğumuz yahut konuşacağımız herhangi bir konu hakkında kalem oynatmamış olmamasını düşünemeyiz. Her daim ona gitmek durumundayız. Çünkü seyahatname düşündüğümüz ve bildiğimizin ötesinde bir metin.

Evliya, Yeni Dünya’yı Padre ve Kolon nam iki rahibin keşfettiğini yazar. Uyvar Kalesi’nin fethinden sonra Kara Mehmet Paşa’nın maiyetinde Atlas Okyanusu kıyısındaki Lonçat şehrine gittiğini anlatır:

Hattâ hakîr Uyvar’ı feth etdiğimizden sonra elçi Kara Mehemmed Paşa ile Nemse çâsârına Alman diyârına vardıkda çâsârın papinteleri ile ya‘nî hattıyla Bahr-i Muhît kenârında Lonçat nâm şehr-i azîme varup anda Yeni Dünyâ karakaları var idi, herbirinde üçer bin âdem var idi, ol gemiler içre tüğlü kasîrü’l-kâme Yeni Dünyâ âdemleri var idi, tilmaşlar ile ya‘nî Nemse tercümânları ile Yeni Dünyâ ahvâlin su’âl etdirdim. Padre ve Kolon nâm papaslara söğerlerdi kim (..)

Evliya’nın Lonçat şehrinde Yeni Dünya’dan gemilerle gelmiş yerlilerle karşılaştığını ve tercümanlar vasıtasıyla Yeni Dünya’yı sual ettiğini öğreniyoruz. Ama devamında Yeni Dünya’yı keşfeden Padre ve Kolon’a sövdüklerini belirtir. Sövmelerinin sebebini ise Yeni Dünyalıların ağzında naklediyor Evliya:

“Dünyâmız bir âsûde dünyâ iken bu dünyâ âdemleri gibi tama‘kâr kavmi dünyâmıza doldurup her sene ceng ede ede ömrümüz kısa oldu” derlerdi.3

Eski Dünya’dan gelenlerin tamahkârlığı sebebiyle asude dünyalarının savaşlarla bir kâbusa dönüştüğünü öğreniyoruz.

Yeni Dünya katliamlarına Suudi Efendi’ye göre Evliya’nın daha insani bir açıdan baktığını söyleyebiliriz.4 Bunun birçok sebebi olabilir ama bence en önemlilerinden birisi Suudi’nin vakıayı kitaplar üzerinden öğrenmesi ve bu bilgiden hareketle değerlendirmesi, Evliya’nın ise yaşananlara şahit olmuş insanlarla sohbet etmesidir. Olayın doğrudan mağdurlarıyla konuşması duygudaşlık yapmasını sağlamış olabilir. Seyahatname’nin genelini düşünürsek Evliya’nın insani ve samimi tavrıyla uyum sağlamaktadır.

1 Dr. Şaban Bıyıklı’ya her zaman olduğu gibi bu yazıda da verdiği katkılardan dolayı teşekkür ederim.

2 Tarihi Hindi Garbi s. 221, Tarih Araştırmalar Vakfı, 1999, İstanbul

3 Evliya Çelebi, s. 267 c. 10 Yapı Kredi Yayınları 2007

4 Robert Dankoff, Seyyah-ı Âlem Evliya Çelebi’nin Dünyaya Bakışı, s.82, Yapı Kredi Yayınları 2021

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus