Ruşen Çakır yazdı: Muhalefetin “eşbaşkanları” arasındaki soğuk savaş

Önce Millet İttifakı vardı. CHP, İYİ Parti ve SP’den oluşan ittifak, Haziran 2018’te son anda ortak cumhurbaşkanı adayında anlaşamadı. İttifak halinde girdikleri genel seçimlerden de çok güçlü çıktıkları söylenemez.

Bir yıl sonra yerel seçimler öncesinde gözler yine Millet İttifakı’na çevrildi. SP tek başına hareket etmeye karar verince CHP ve İYİ Parti birçok seçim bölgesinde birlikte hareket ettiler ve 25 yıl sonra Erdoğan’ın elinden İstanbul ve Ankara’yı aldılar, bu arada Adana, Mersin, Antalya’yı da kazandılar. 

Bu zaferin ardından Millet İttifakı hedef büyüttü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüttüğü genişleme stratejisiyle SP geri kazanıldı, ayrıca AKP’den kopanların kurduğu DEVA ve Gelecek partileri de ikna edilerek altı partili bir masa kuruldu.

Tavuk-yumurta olayı

Bugüne kadar sekiz kez bir araya gelen altı lider “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” taslağı dışında pek bir şey üretmedi, güncel gelişmeler karşısında anında ve etkili tavırlar almadı, kısacası kendilerine bel bağlamış olan kesimleri pek heyecanlandırmadı.  Yine de muhalefetin ana gündem maddesi Altılı Masa’nın geleceği. Fakat bu arada Millet İttifakı’nın, daha açık söyleyecek olursak CHP ile İYİ Parti’nin, Kılıçdaroğlu ile Akşener’in önündeki sorun ve zorluklar görmezden geliniyor.

Bir kez daha bir tavuk-yumurta olayıyla karşı karşıyayız. Bir bakış açısına göre Altılı Masa’da yaşanan sorunlar, iki büyük parti arasında anlaşmazlıklara yol açıyor. Diğer bakış açısına göreyse Kılıçdaroğlu ile Akşener arasındaki sorunlar nedeniyle masa beklendiği kadar verimli olamıyor.

Abdullah Gül krizi

Şahsen ikinci bakış açısına daha yakınım. Eninde sonunda biri merkez solun lideri, diğeri merkez sağın yeni lideri olmaya talip iki siyasetçi ve onların partileri söz konusu. İlki cumhuriyetle yaşıt, diğeri MHP’den kısa süre önce kopmak zorunda kalanlar tarafından kurulmuş. Bununla birlikte iki liderin Cumhur İttifakı’na karşı kader birliği yapmaktan başka seçenekleri yoktu. Hele Kılıçdaroğlu’nun seçimlere girebilmesi için İYİ Parti’ye ödünç milletvekilleri vermesi bu ittifakın temellerinin sağlam olacağının işaretiydi. 

Fakat iş ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gelince Akşener; Kılıçdaroğlu ile Temel Karamollaoğlu’nun üzerinde anlaşıp ikna ettikleri Abdullah Gül’e karşı çıktı bizzat aday oldu. İlk günlerde yaşanan bu kopuşun travmasının günümüzde muhalefetin ortak aday belirlemesinde yaşanan sıkıntılarda etkili olduğunu düşünebiliriz.

Mutluluk fotoğrafları silikleşiyor

Fakat yerel seçimlerden zaferle çıkılması, iki liderin başarıyı paylaşırkenki fotoğrafları birçok şeyi unutturdu ve herkes Millet İttifakı’nın gelecekteki başarılarını, özellikle de Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığından indirmesini beklemeye başladı. Altılı Masa da bu hedefe yönelik önemli bir merhale olarak görüldü ve coşkuyla karşılandı. Kılıçdaroğlu ve Akşener bu sürecin, adı böyle konulmasa da, “eşbaşkanları” olarak mutluluk fotoğrafları vermeye devam ettiler. Ne var ki bir an geldi durum değişti. 

Kuşkusuz sorunların temelinde muhalefetin ortak adayının kim olacağı tartışmaları var. Akşener’in “Ben başbakanlığa adayım” çıkışının ilk başta muhtemelen gerginliklerin önünü alabileceği düşünüldü fakat onun çekildiği bir zeminde Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylığını dayatması iyice kolaylaştı ki bu da en çok Akşener’i rahatsız etti, ediyor.

Helalleşme ve hesaplaşma

Kılıçdaroğlu aday olmaya niyetlendiğinde kamuoyu yoklamalarında çok gerilerdeydi. Arayı kapatabilmek için kimi zaman hesaplaşmayı, kimi zaman helalleşmeyi öne çıkardığı yoğun bir kampanyaya koyuldu. Akşener ise Kılıçdaroğlu’nun aksine siyasi iktidar ve destekçilerini sert bir şekilde doğrudan hedef almayan sakin, bir bakıma “apolitik” olarak tanımlanabilecek bir strateji benimsedi. Kılıçdaroğlu’nın “helalleşme”sini andıracak şekilde, kendisi ve partisiyle mesafeli olan toplumsal kesimlerin gönlünü hoş etmeyi amaçlayan adımlar da atmadı.

Bazı iyiniyetli muhalifler iki “eşbaşkan” arasındaki köklü farklılıkları bir tür iş bölümü gibi görmek istese de herkes kendi bildiği yolda gitti, yan yana durmamaya özen gösterdi, hatta açıkça olmasa bile diğerinin yanlış yaptığını ima etti.

Bütün bu süreçte her iki partinin kendi içindeki sorunları, siyasi iktidarın muhalefet içerisinde her türden sorun çıkarmak için elinden geleni yapması, İYİ Parti’nin yükseliş trendinin bir süredir durmasını, hatta birçok kamuoyu araştırmasına göre gerilemeye başlaması gibi hususları da akılda tutmak gerekiyor.

Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu ve Akşener eğer iktidara gelmekte kararlıysalar, Altılı Masa kadar, hatta ondan daha öncelikli olarak Millet İttifakı’nın akıbetini dert etmek ve onun önündeki engelleri hep birlikte kaldırmak zorundalar. Bu o kadar da zor bir şey değil zira büyük kısmını şu ya da bu nedenle bizzat kendileri yarattı. İşe aralarındaki adı konmamış soğuk savaşı bitirerek, birlikte, yan yana bir şey, herhangi bir şey yaparak, o eski mutluluk fotoğraflarını tekrar vererek başlayabilirler.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus