Göksel Göksu yazdı | Tek CHP, iki genel başkan: Sahi biz ne yaşıyoruz?

Kemal Kılıçdaroğlu, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararıyla Türkiye’nin ana muhalefet partisinin başına geçip, polis zoruyla genel merkezini boşalttırıyor!

Özgür Özel YSK kararıyla seçimin yenilendiği ilçelerin adayını belirliyor, dahası o ilçelerin seçmeni Özel ve ekibini bağrına basıp sahipleniyor

Tek CHP, iki genel başkan: Sahi biz ne yaşıyoruz? | Göksel Göksu
Tek CHP, iki genel başkan: Sahi biz ne yaşıyoruz? | Göksel Göksu

CHP’nin genel başkanı kim?

Arkasına yargı gücünü ve iktidar medyasını alan Kemal Kılıçdaroğlu mu, elinde medya gücü olmadan Ankara’nın göbeğinden, Tokat’ın Erbaa’sına kadar ülkenin dört bir yanında sırtını seçmene yaslayan Özgür Özel mi?

Kim?

BAM’a göre Kemal Kılıçdaroğlu, YSK’ya göre Özgür Özel mi?

BAM mı YSK’nın görev alanını ihlal ediyor, YSK mı BAM’ın görev alanını?

İkisi de bu ülkenin yüce mahkemesi ve bu iki kurumun kararlarının yol açtığı karmaşa Türkiye’yi eşine rastlanmayan bir siyasi krize, hukuki krize sürüklüyor.

Kılıçdaroğlu, resmi binalarda ‘yalnız’ bir görüntü veriyorken; Özel, ⁠⁠Gümüşhane’nin Tekke Beldesi’nde, ⁠⁠Tokat’ın Erbaa İlçesi ‘nde, Çevrecik Beldesi’nde, Nevşehir’in Ürgüp Mustafapaşa’sında onu bağrına basan halkla birlikte yan yana CHP bayrağı dalgalandırıyor, haksızlığa ve hukuksuzluğa meydan okuyor…

Kemal Kılıçdaroğlu haklıysa neden yalnız ve neden aklını çeleceğini düşündüğü Özgür Özel yanlısı milletvekilleri ve belediye başkanlarının kendisinden yana çark etmesine bel bağlıyor?
Özgür Özel haksızsa Ankara’da onbinler neden onunla birlik olup Anıtkabir’e yürüyor, Tokat’ta Gümüşhane’de, Nevşehir’de halk ona neden sahip çıkıyor?

Hakikaten biz ne yaşıyoruz?

CHP’nin başına mahkemenin verdiği mutlak butlan kararıyla tedbiren Kemal Kılıçdaroğlu atandı mı?

Atandı…

Kılıçdaroğlu ekibi, aynı gün içinde iki kez İçişleri Bakanlığı’na başvurarak genel merkez binasının boşaltılmasını istedi mi?

İstedi….

O bina canlı yayın eşliğinde düzenlenen baskınla, biber gazı ve TOMA’larla boşaltıldı mı?

Boşaltıldı…

Kılıçdaroğlu bu göreve tedbiren değil de asaleten getirilmişçesine kendi Parti Meclisi’ni ve Yüksek Disiplin Kurulu’nu oluşturup (-ki böylelikle partide iki genel başkan olduğu gibi, iki MYK, iki PM oluştu, hatta böyle giderse TBMM’de de iki ayrı grupla temsil edilirse şaşmamak lazım) peş peşe kararlar almaya başladı mı?

Başladı…

O kadar ki, “Arınma” sözcüğünü dilinden düşürmezken, “Ben delegelere para dağıttım” diyen itirafçının oğlunu, “yahu bu adam ben seçilmeyeyim diye para dağıtmış” demeden PM’ye alıp, otel odasındaki görüntüleri, partisinin ahlaki duruşunu sorgulatmak amacıyla çerez niyetine servis edilen Uşak Belediye Başkanı dahil, eski yönetimin ihraç ettiği kim varsa YDK kararıyla partiye geri aldı mı aldı…

Milletvekili olmaması nedeniyle CHP grup başkanı olamadığı, partisinin grup toplantısında konuşma yapacağı, sözün özü; fiili durum yaratarak başkanlık yapacağını açıkladığı da malum…

Peki binaya girip de koltuğa oturunca CHP’nin genel başkanı oldu mu?

Biz ne yaşıyoruz sorusu, burada da karşımıza çıkıyor.

Çünkü binadan polis zoruyla çıkarılan ve CHP’nin üst üste 3-4 kez genel başkanı seçilen Özgür Özel, ⁠⁠Gümüşhane ve Nevşehir’de belde statüsü kazanan birer, Tokat’ta da dört yerleşim yerinde yarışan adayları belirlemesine, seçim öncesi bu yerleşim birimlerinde halkla iç içe geçmesine bakıldığında fiilen genel başkanlığını sürdürüyor. Çünkü mazbata Özgür Özel’de ve YSK, yetkiyi mazbata kimdeyse ona veriyor.
Bu da Özgür Özel’i fiilen CHP’nin genel başkanı yapıyor.

Oysa Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin (istinaf), 21 Mayıs’ta kamuoyuna duyurduğu karara göre de CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ına ilişkin “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararı konuldu. Mahkemenin bu doğrultuda CHP’nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini, partide tedbiren görevlendirmesinden hareketle BAM nezdinde de CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

Peki BAM kararına rağmen YSK mazbatayı neden Kılıçdaroğlu’na vermiyor?

Sorunun cevabını elbette hukukçular biliyor ve her zeminde de anlatmaya çalışıyorlar. Örneğin İbrahim Kaboğlu BAM – YSK uyuşmazlığını “Seçim yargısına ait yetkinin adli yargı tarafından kullanılması mümkün değil” sözleriyle açıklıyor ve ANKA’ya verdiği demeçte detaylandırıyor:

“Türkiye’de yargı düzenleri; adli yargı, idari yargı, anayasa yargısı ve seçim yargısı olmak üzere dört ana düzenden oluşmaktadır. Bu, 1961 Anayasası’ndan bu yana böyledir. Seçim uyuşmazlıkları ve siyasi partilere ilişkin uyuşmazlıklar, kurultaylar da dahil olmak üzere seçim yargısı ve anayasa yargısına bağlı hususlardır. Burada istinaf, yani Bölge Adliye Mahkemesi, adli yargı düzeninde yer almaktadır. Bu mahkemeler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ya da Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü uyuşmazlıklar çerçevesinde yargılama yapar ve karar verirler. Bu itibarla birinci kural şudur: Seçim yargısına ait olan bir yetkinin adli yargı tarafından kullanılması mümkün değildir.”

Gelin görün ki YSK kararın tebliğ aşamasında yetki alanının sınırlarını gerekçeleriyle birlikte ortaya koyması gerekirken, Kaboğlu’nun ifadesiyle “Gerekçeyi ertelemek suretiyle -ki Anayasa’ya göre böyle bir yetkisi yoktur- karar vermekten kaçınmıştır.”

Ancak karar vermekten kaçınsa da YSK mazbatanın Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmesi ile ilgili bir işlem de yapmadığından, mazbata halen Özgür Özel’de. Kılıçdaroğlu’na verilen yetki ise “geçici”. Kararın kesinleşmesi ise Yargıtay’ın karar vermesiyle mümkün.

Öte yandan parlamentoda da Özgür Özel ve 111 milletvekilinden oluşan ekibi çoğunlukta. Bu da Özgür Özel’e partiyi Meclis’te temsil etme ve yasama faaliyetlerini yürütme yetkisi veriyor.

Şüphesiz bu gerçeği Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi de biliyor, buna rağmen genel merkez binasına sıkışan gücünü, TBMM’ye taşımak istiyor. Orada da varlık göstermeyi hedefliyor; Tam da bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu CHP’de grup konuşması yapacağını açıkladı ve 09 Haziran salı günü TBMM’de olacak.

Aynı gün -kimilerine göre programını iptal eden, kimilerine göre de zaten akşam saatlerinde gerçekleşecek olan Ferdi Zeyrek anmasına katılmak üzere Manisa’ya gidecek olan- Özgür Özel de grup toplantısı yapacak.
Aslında Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili olmadığı için tüzük gereği sadece Özgür Özel’in CHP Grup Başkanı sıfatıyla onay vermesi halinde konuşma yapabilir. Bu çerçevede konuşma yapmasının önünde bir engel olmadığını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da “Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Meclis Grup Toplantısı’nda konuşmasını engelleyecek herhangi bir yasal düzenleme yok” diyerek perçinledi, ancak taraf olmayacağını söyleyerek “bu durum parti içi bir sorun” demeye getirdi. Böylelikle Özel ile Kılıçdaroğlu’nu karşı karşıya getiren bir başka süreç doğdu. Çözüm ise ikilinin uzlaşması halinde mümkün.

Uzlaşmaları mümkün mü?

Taraflardan, bir mutabakat sağlandığına dair açıklama gelmediğinden hareketle, Salı günü TBMM’deki CHP grubunda kargaşa olacağı aşikar…
Neyse ki orası TBMM de, seçilmiş CHP’liler, genel merkez binasında olduğu gibi biber gazları, çevik kuvvet ekipleri eşliğinde binadan çıkarılmaz, CHP grup odası kolluk kuvvetlerince çevrelenmez… Aksi bir durumda, demokrasinin lokomotifi konumundaki TBMM binasının istenmeyen görüntülere sahne olması, geriden gelen vagonları taşıyacak güç ünitesinde hasar oluşması ihtimali bile iç karartıcı. Kaldı ki böylesi bir tablonun “Operasyonlarla, tehditlerle, şantajlarla saldırı altındayız. Gerekirse bu başı vereceğim ama onlara baş eğmeyeceğim” diyen Özgür Özel’in haklılığını perçinleyecek olması da olası kargaşanın bir başka çıktısı olma potansiyeli taşıyor.

Bu noktada alıntı yapacağım hiç aklıma gelmezdi ama AKP’li Şamil Tayyar’ın bile kabul ettiğini, Kılıçdaroğlu ve ekibi, hatta parlamentodaki erk sahipleri görmüyor olabilir mi? Ne diyor Şamil Tayyar:

“Kilis Belediye Başkanı istifa edince CHP çökmüyor. Özgür Özel, kalkıyor Tokat’ta 3 katı kalabalık topluyor. Özgür Özel, kendi tabanını konsolide etti. Milletin öncelikli gündemi ekonomi, yoksulluk, enflasyon. CHP, 40 parçaya da bölünse, sen bu ekonomiyi düzeltmezsen seçimi kazanamazsın. Krizler kendi çözümünü üretir, 2019’da Ekrem İmamoğlu gibi birini bulur ve getirir Cumhurbaşkanı yapar. Bu milletin ferasetinden asla şüphe etmeyin.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş