Mahkeme kararıyla atanmış genel başkan CHP’yi, PM’yi pas geçip MYK kararıyla atanan il başkanı ve bağımsızlığını ilan edip partisinden ayrılan belediye başkanı İzmir’i sarstı.
Kimi “İzmir düştü” diyerek neredeyse zil takıp oynadı, kimi kahretti. Siyasete küsüp sırt çeviren de oldu, inadına sahip çıkan da, kazanan tarafın kim olacağını tartmak için pusuya yatan da oldu, davetlere icabet etmeyip kendi küçük kalesine dört elle sarılan da. Ve CHP’nin kalesinde büyük bir sınavın eşiğine gelindi: İpi kim göğüsleyecek?

Seçilmişler mi, atanmışlar mı?
Bu kenti CHP mi demokrasinin kalesi hâline getirdi, yoksa kalenin kilidini açacak anahtarı CHP’ye veren İzmirliler mi? Güç kimde?
Atanmışlarla başlayalım…
CHP’nin atanmış yönetimi Genel Merkezi’nin kapısına sabahın 7’sinde dayanmıştı, İzmir’in atanmış il başkanı gece vakti, 23.00 sularında dayanmayı seçti.
Genel merkezin önüne gelenler sabahın o saatinde gelişlerini “ziyaret” diye yumuşatmak istedi, İzmir’dekiler ellerinde çiçek tutmayı seçti.
Biri “baba ocağı”nın kapısını bacasını koçbaşıyla kırdırıp biber gazıyla boşalttırdı, üstüne bir de çikolata dağıttı; diğeri “baba ocağı”nın binasını “harekat” diye nitelediği operasyonla “kan dökmeden, polis çağırmadan” ele geçirmekle gururlandı.
Neyse ki iş düşmanı denize dökmeye vardırılmadı.
Aslında sinyal bir gün önceden geldi.
Atanmış İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü o sinyali X hesabından yaptığı “Baba ocağı.” başlıklı Babalar Günü paylaşımıyla verdi.
“Baba ocağı”nın anlamını da açıkladı o paylaşımda: “Kişinin doğup büyüdüğü toprak, yurt yahut babadan ve atadan kalma ev anlamlarında kullanılan bir tabirdir” dedi.
Devamında yaptığı metaforla, bir gün sonraki Babalar Günü’nü kutluyordu.
Nitekim dediğini de yaptı.
Çok da zor olmadı. Utku Gümrükçü her ne kadar elinde çiçek buketleriyle geldiklerini söylese de iri yarı cüsseli kim varsa toplayıp gece vakti “baba ocağı”nın kapısına dayandı. Kadın-kız demeden önüne geleni devirdi ve kaleyi fethetti.
Ne de olsa arkasında gücünü mahkemenin verdiği mutlak butlan kararından alan, “baba ocağı”nın binasını sahiplenip anayasası sayılan parti tüzüğünü ise yönetimde ağırlığı elde edene dek rafa kaldıran Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi var…

Üstelik yetkinin sınırlarını da hedef doğrultusunda kendileri belirliyorlar.
Hedef olağan kurultay yaparak süreci zamana yaymak olduğunda seçilmişlerden gelen olağanüstü kurultay talebinin önüne “yetki mahkemede” diye çıkarken, Parti Meclisi’nce (PM) alınması zorunlu kararları Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) almakta beis görmüyor; eleştirinin dozu artınca da PM’deki seçilmişlerden yana olan dengeyi kendi lehlerine değiştirecek hamleleri yaparken tam yetki kullanabiliyorlar.
Örnek mi?
Karar merci olan PM’deki karar vericileri MYK kararıyla disiplin kuruluna sevk ederek.
MYK’nın disipline sevk etme yetkisi var mı?
Yok.
Peki MYK’nın büyükşehirlerdeki il başkanlarını görevden alma yetkisi var mı?
O da yok.
Ama oluyor işte.
O aşamada devreye “mücbir sebep” giriyor.
Atanmış yönetim MYK’sı 17 Haziran 2026 kararıyla Erzurum, Bursa ve Bitlis il başkanlarını disipline sevk ederek yönetimleri feshedebiliyor; Gaziantep, Adana, Malatya, İzmir il başkanlarını da görevden alabiliyor.
Eski Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, seçilmişlerin il başkanı Çağatay Güç’ün yerine böylelikle atandı.

İzmir’de son tango: “Taban harekatı” ile “taban hareketi” karşı karşıya
7 Ocak 2018’deki İzmir İl Kongresi’nde il başkanlığını kaptırdığı Deniz Yücel’le birlikte binaya giren Utku Gümrükçü’nün ilk açıklaması cephede zafer kazanmış bir komutan edasında.
“İçeri alınmak istemedik. Bunun sonucunda taban harekatıyla, örgütün gerçek sahiplerinin demokratik iradesiyle kan dökmeden, polisi çağırmadan partiyi teslim aldık” sözlerine bakılırsa bu gerçekten de kelimenin tam anlamıyla bir “harekat”.
19 yaşından beri partili olan, gençlik kolları başkanlığı yapmış, örgütteki dengelere hâkimiyeti iyi bilinen, hatta “butlanla gelmese çok başarılı da olabilir” diye nitelenen birinin ağzından dökülen sözlerin rastgele seçildiğini düşünmek güç. Siyasetin içinden gelen bir isim ve İzmir’de tanınıyor. Hem “Biz kaç kişiyiz” hareketi kapsamında Tuncay Özkan’la birlikte hareket etmesiyle öne çıkıyor hem Çiğli belediye başkanlığıyla tanınıyor. Ayrıca geçmişte Tunç Soyer’e yakın olduğu, Çiğli Belediye Başkanlığı döneminde Soyer yönetimiyle uyumlu çalıştığı için göreve gelişini “Soyer ekibi hamlesi” olarak değerlendirenler olduğu gibi, örgüt içinde kendi ağının olduğundan hareketle İzmir örgütünü yeniden şekillendirmek üzere atandığı yorumunu yapanlar da var.
İlk icraatı CHP İzmir İl Başkanlığı’nın resmi Facebook hesabını devralmak ve Özgür Özel, Çağatay Güç ve Cemil Tugay’ı takipten çıkarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu takip etmek oldu. Atanmış genel merkezin izinden giderek diğer sosyal medya hesaplarını da ele geçirecek ve sıra ilçelere gelecek; kim bilir, belki de gelmiştir bile…
Tüzük gereği — muhtemelen bu aşamada tüzüğe uygun davranılacaktır — ilçe başkanlarını görevden alıp yerlerine yenilerini atayacak.
Tabii yine tüzük gereği Büyükşehir Belediye Meclisi’nin CHP Grup Başkanı da artık Utku Gümrükçü oldu. Yani Cemil Tugay, her ne kadar bağımsızlığını ilan etse de artık butlancı bir grup başkanıyla çalışmak zorunda kalacak.
Bu koşullarda belediye meclisi aritmetiği önem kazanıyor. 184 kişiden oluşan mecliste Tugay ve beraberindekilerin istifasıyla CHP’li üye sayısı 138’den 133’e gerilemiş olsa da bağımsız olmayı seçen 5 isim hâlâ seçilmişlerden yana. CHP’li 133 meclis üyesi arasındaki butlancıların sayısı ise 20-30 civarında. Özetle 35 AKP’li, 7 MHP’li ve 1 BBP’li üyenin bulunduğu mecliste 8 bağımsız üye var ve ezici çoğunluk şimdilik seçilmişlerde.
Ancak ibrenin önümüzdeki günlerde ne yöne evrileceği şimdilik belirsiz. İbreyi güç dengesinin şekillendireceği ve kişisel siyasi çıkarların ön plana çıkacağı konuşuluyor.
İl ve ilçe yönetimlerindeki ibre de belediye meclisi de bugün seçilmişlerin yanında ve beklentileri yeni bir partinin tez zamanda kurulması.
Cemil Tugay neyi seçti?
Bu toz bulutu içinde binadan çıkarılan ve 39. Olağan İl Kongresi’ndeki seçimle göreve gelen il başkanı Çağatay Güç, atanmışların verdiği kararı tanımadığını açıklamış ve son ana kadar da binayı terk etmemişti. Ancak belli ki olacaklara hazırlıklıymış ve binadan ayrılır ayrılmaz Konak’ın Çankaya semtinde önceden hazır ettiği binaya geçti ve çalışmasına kaldığı yerden devam etti.
Güç’ün aksine kararı duyar duymaz partisinden istifa etmeyi seçen Cemil Tugay ise bağımsız kimliğiyle hâlâ Özgür Özel ile doğrudan temas hâlinde. İstifası öncesi ilçe başkanları ve belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda kimseyi birlikte istifa etmeye ikna edemedi, kendi genel başkanının, ilçe başkanlarının, ilçe belediye başkanlarının “istifa etmeyin” çağrısına da kulak tıkadı ve arafta beklemeye koyuldu.
Söylediğine göre o da yeni parti kurulmasını bekliyor ama ortalarda da görünmüyor. Bu toz duman arasında “Geleceğe yatırım: Herkes için yeşil ve dirençli şehirler inşa etmek” başlıklı konferansa katılmak üzere Londra’ya, EBRD Genel Merkezi’ne gitti.

Öte yandan butlancılarla il başkanı pazarlığına girdiği iddialarını yalanlamış değil ve bu durumun suyu bulandırdığı biliniyor. O iddiaya göre Tugay, atanmış yönetimden il başkanı olarak Utku Gümrükçü’nün yerine İzmir Kent Konseyi’nde görev yapan, Eşit Yaşam Derneği’nde faaliyetlerini sürdüren, feminist kimliğiyle de tanınan Nazik Işık’ı önerdi. Bu öneri CHP’deki “mutlak butlan” krizinin ardından oluşturulan Kılıçdaroğlu yönetiminde Genel Sekreter olarak görev alan Rıfat Nalbantoğlu’nun önüne konuldu ancak önerisi kabul görmedi.
Tugay, Müslim Sarı’nın söylediklerini de yalanlamış değil. Hatta yerel medyada Tugay’ın, Sarı’ya “bu kişiyi atayarak beni gözden çıkardığınızı ilan ediyorsunuz, bu atamayı geri almazsanız ben istifa edeceğim” dediği; Sarı’nın da “siz bize baskı yapacak, tehdit edecek durumda değilsiniz. Bizim sürecimizin neresinde varsınız da bu sözleri bize söylüyorsunuz?” cevabını verdiği yazılıp çiziliyor.
Bütün bu gelişmeler Cemil Tugay’ın, mutlak butlancılarla hukuk geliştirmeyi, birlikte hareket etmenin şartlarını zorladığı algısını pekiştiriyor.
Sözün özü, Cemil Tugay’ın önerisi kabul edilecek olsaydı “belki de Tugay saf değiştirecek ve İzmir Büyükşehir Belediyesi butlancıların yönetimine geçecekti” diye düşünenlerin sayısı az değil.

Seçilmiş kanatta neler oluyor?
Bütün bu gelişmeler CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in de radarında. Özel, İzmir’deki aritmetikle bizzat ilgileniyor. O kadar ki haftaya İzmir’deki belediye başkanları ve ilçe başkanlarının tamamının katıldığı bir Zoom toplantısıyla başladı ve perşembe ile cuma günlerini, 31 Mart yerel seçimlerinde 31 belediyenin 29’unu alarak zaferle çıktığı İzmir’e ayırdı.
Önümüzdeki günlerde İzmir’de havanın giderek daha da ısınacağı anlaşılıyor. Ortada “CHP kendi kalesine attığı gol, demokrasinin kalesinde ne tür bir hasara yol açtı?” sorusu var.
İzmirli bir arkadaşımın sözleriyle aktaracak olursam “İzmir CHP sayesinde mi kale olarak görülüyor, yoksa bu kenti demokrasinin kalesi yapan İzmirlilerin bizzat kendisi mi?” göreceğiz.














