CHP, İBB operasyonlarının ardından başlattığı mitinglere bir yenisini ekledi. 105’inci mitingin adresi, Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve 18 arkadaşının gözaltına alındığı Ataşehir oldu. Meydan yine kalabalıktı. CHP o meydanda da tepkisini sert bir dille haykırdı. Ancak bu mitingi diğerlerinden ayıran bir hava çöreklenmişti meydana. Bir yetkilinin dediği gibi “mitingler alışkanlık yarattı”; ancak partiye yönelik baskılar azalmak bir yana, şiddetini artırarak devam ediyor. Çemberin giderek daraldığı bu siyasi iklimde CHP’den yeni bir evreye geçmesi isteniyor ve/veya bekleniyor. Ataşehir mitingine damgasını vuran da bu yeni evreye geçişi sağlayacak yol haritası arayışıydı.

Ortaya çıkan tablo şu: CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Barselona’daki “Küresel İlerici Seferberlik” toplantısındayken Ataşehir Belediyesi’ne bir operasyon düzenlendi ve Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile beraberindeki 18 kişi gözaltına alındı. Ardından Uşak Belediyesi’ne ikinci dalga operasyon düzenlendi. Belediye başkanı zaten daha önce tutuklanmış olan Uşak’ta, bu kez İl Başkanı Celalettin Çoban’ın da olduğu 28 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan ikinci dalga operasyon gerçekleştirildi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la ilgili verilen soruşturma izinlerinin ardından, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce hakkında da soruşturma izni verildi.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon haberlerimizin tamamını okuyun.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon videolarımızın tamamını izleyin.
Tüm bunlar son birkaç gün içinde yaşandı ve bardağı taşma noktasına getirdi. Ancak ateşi yeniden körüklenen mutlak butlan tartışmaları, TBMM’de günü gelmesini bekleyen fezlekeler, sürmekte olan İBB davası ve son olarak Mansur Yavaş’ın kulisleri hareketlendiren “Hukuk askıya alındı, her gün yeni bir operasyonla uyanıyoruz. Biz bunu seyredemeyiz. Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor” sözleriyle birlikte tablo daha da sertleşti.
Buna bir de Mansur Yavaş’ın belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “ortak tutum belirlenmesi” çıkışı eklendi. Bu çıkış, “CHP’nin çoğunlukta olduğu il ve ilçe belediyelerinin başkanları topluca istifa edecek” yorumlarına zemin hazırlayıp sine-i millet söylentilerini hızla dolaşıma sokunca, Özgür Özel Türkiye’ye döner dönmez programını değiştirdi ve kurmaylarını İstanbul’da topladı.
Konu MYK’da masaya yatırıldı. Toplantıdan çıkan karara göre CHP yeni bir eylem planı belirleyecek. Bu amaçla 25 Nisan Cumartesi CHP’li belediye başkanları bir araya gelecek; buradan çıkacak öneriler PM ve MYK’da değerlendirilip yeni bir yol haritası çıkarılacak. Ancak CHP’de belediye başkanları ya da Meclis üyelerinin istifa etmesi ya da sine-i millete dönmek gibi bir planlama da yok; böyle bir yol izlenmesini mantıklı bulan da yok. Özgür Özel’in, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlattığı mitingler zincirinin 105’incisi işte bu atmosferde gerçekleşti.

CHP’de yeni yol arayışı
Meydan beklendiği gibi alabildiğine kalabalıktı. Hatta bu kez irili ufaklı sol partilere ek olarak İYİ Parti, Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi temsilcileri de alandaydı. CHP’nin kurmay kadrosu da miting başlamadan meydandaki yerini aldı. Ancak partililerde, diğer mitinglerdekinden farklı bir ruh hâli seziliyordu.
Şöyle, konuşanların dilinde CHP’ye dönük, biri bitmeden diğeri başlayan operasyonlar; suskunların bakışında ise yeni bir eylem planına duyulan ihtiyaç vardı. Operasyonların 19 Mart’tan bu yana düzenlenen mitinglerle protesto edilmesine kimsenin itirazı olmasa da, hatta herkes bu mitinglerin başarılı olduğu konusunda mutabık kalsa da, bu durumun bir alışkanlığa dönüşmesi endişesi giderek görünür hâle gelmiş durumda.
Parti içi dengelerin yanı sıra siyasi analizlerine de güvendiğim CHP’li kurmaylardan birinin söylediği üzere, “Devlet baskıdan vazgeçmiyor, CHP direnç göstermekten. Her belediye operasyonundan sonra yapılan mitingler alışkanlık yarattı; yaratmaması lazım. Bunu aşacak formüllere ihtiyaç var.”
Formül olarak da “İşçiler sokakta, çevreciler sokakta, emekliler sokakta; hepsini bir havuza toplamak lazım” diyerek toplumdaki dinamiklerin sürece entegre edilmesini öneriyor. Görünen o ki CHP’nin önüne koyacağı yol haritasını şekillendirecek parametrelerden biri bu: Parti, toplumsal dinamikleri aynı potada bir araya getirecek; toplumdaki dağınık hoşnutsuzlukların tek sese dönüşmesini sağlayacak bir hamle yapacak.
Partideki kurumsal ve devletçi yapıya dikkat çeken bir başka CHP’li kurmay da CHP’ye dönük operasyonları düzenleyenin de “devlet” olduğunun altını çiziyor; devletçi yapının yol açtığı atalete dikkat çekiyor:
“CHP’nin statükocu yapısını değiştirmesi lazım. Partideki devletçi anlayış gereği, en elzem durumlarda bile karar alınması için partinin organları devreye giriyor ve o karar aşağıdan yukarıya, kurul kurul dolaşarak gidiyor. Bu sırada zaman akıp geçiyor. Öyle olunca kararlar gecikmiş bir hâlde yürürlüğe giriyor.”

Her yeni güne bir operasyonla uyanılmasını, “Cuma gecesi Onursal’ı alanlar bugün de Uşak’a operasyon yaptı. Türkiye her gün yeni bir güvenlik, adalet ya da demokrasi krizi yaşıyor” sözleriyle eleştiren bir başka parti yetkilisi ise neredeyse Özgür Özel ile aynı cümleleri sarf ederek sandığı işaret ediyor:
“Türkiye’yi yönetemiyorlar. Muhalefetsiz bir Türkiye hayali kuruyor, kontrollü muhalefet istiyor, kazanabilecek muhalefet istemiyorlar. Ama kaçış yok; er ya da geç sandık milletin önüne gelecek. Bizim sandık görevlilerimizin yüzde 70’i belirlendi ve hepsi gereken eğitimlerden geçiyor. Yarın seçim olsa hazırız. Sandığı ne kadar kaçırabilirler ki?”
CHP’nin genç yöneticilerinden tepki
Ataşehir mitingine katılan genç yönetici kadrosu ise Onursal Adıgüzel’e düzenlenen operasyona farklı bir anlam yüklüyor. Hem duygusal, hem hırslı, hem öfkeliler. Adıgüzel ile ortak paydaları çok.
O nasıl gençlik kollarından gelip önseçimle üst üste üç dönem milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı yaptıysa, nasıl bileğinin hakkıyla belediye başkanı seçildiyse; onlar da parti içinde kademe kademe yükselerek belirli mevkilere gelmiş, başarılı işlere imza atmışlar. Tam da bu nedenle iktidarın Ataşehir operasyonu ile asıl mesajı kendilerine vermeyi hedeflediği görüşündeler. Fotoğrafı şöyle okuyorlar:
“İktidar, eğer bizden değilseniz, parti içinde yükselmenizin de bir anlamı yok; işte böyle keseriz önünüzü. Nereye gelirseniz gelin.”
Mansur Yavaş’ın çıkışı ne anlama geliyor?
Mansur Yavaş’a da ayrı bir parantez açılıyor meydanda. Kiminin ağzını bıçak açmasa da, son çıkışını şimdiye dek sergilediği ölçülü suskunluğun kendisini bu süreçten muaf tutmayacağını görmesine, operasyonların ucunun kendisine de dayanabileceği gerçeğini idrak etmiş olmasına bağlayanlar var. Ancak Yavaş’ın “Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor” sözleriyle ne kastettiğini kestirebilen yok. Yine de herkes Yavaş’ın CHP’li belediye başkanlarının istifasına yönelik bir çağrı yapmadığı konusunda mutabık. O sözlerin ne anlama geldiği, cumartesi günü Özgür Özel ile Mansur Yavaş’ın baş başa yapacağı toplantıda netleşecek; açıklama yapılırsa kamuoyu da öğrenecek. Bu günden söylenecek tek şey, Yavaş’ın sözlerinin partinin üst kademelerinde karşılık bulmuş olduğu.
Özetle CHP; sıklaşan operasyonlar, mutlak butlan ile verilen gözdağı, fezlekeler kıskacında yeni bir eşiğe gelmiş gibi görünüyor. Şimdiye dek meydanları doldurarak hem tepkisini hem gücünü gösteren partiden beklenen; bu sıkışıklıktan sıyrılarak var olan tepkiyi toplumsallaştırması, siyasal enerjiyi toplumsal sinerjiye dönüştürmesi, siyasal meşruiyetini ve 31 Mart’ta elde ettiği temsil gücünü sahiplendiğini daha görünür kılması ve partiyi sokağa taşan tepkinin cazibe merkezi hâline getirerek her türlü zorluğa karşın iktidara alternatif olan tek siyasi güç olduğu konusunda toplumsal mutabakat sağlayacak bir siyaset üretebilmesi. Bu sayede de CHP tabanındaki tepkiyle yetinmeyip, toplumun diğer muhalif kesimlerini de sürece katılmaya ikna etmesi.














