Cevat Düşün yazdı: Erivan radyosu ve dengbejlik tarihi

Mezopotamya köylerinin hemen hemen her evinde bir dönem sıkça rastlanan bir sahne yaşanmıştır: Akşam çöker, hava serinler, insanlar pilli radyoların antenlerini yükseltir ve etrafına toplanırdı. Radyo cızırtıların eşliğinde Eznîva Reşîd’in her yayına aynı cümleyle başlaması, kuşaklar boyunca hafızalarda kalıcı iz bırakmıştır: “Êrîvan xeber dide, guhdarên ezîz…” (Erivan konuşuyor, aziz dinleyiciler.) Kürt toplumunda yazılı edebiyatın neredeyse yok denecek kadar sınırlı olması, kültürel aktarımın yüzyıllar boyunca sözlü gelenek üzerinden sürdürülmesine yol açmıştır. Bu nedenle dengbêjlik geleneği, sadece bir estetik ve sanatsal ifade biçimi değil, aynı zamanda toplumsal anılar külliyatı ve mekânı olarak değerlendirilmelidir. Erivan Radyosu ise bu külliyatı günümüz dünyasına taşımaya çalışan önemli bir vasıta olmuştur.

Erivan radyosu
Cevat Düşün yazdı: Erivan radyosu ve dengbejlik tarihi

Radyonun kuruluş yılı konusunda farklı görüşler olsa da —1926, 1946 ya da 1955— araştırmalar, özellikle 1950’lerden itibaren Sovyet yönetiminin ideolojilerini yaygınlaştırmak, kültürel politikalarının bu radyo için belirleyici olduğunu göstermektedir. Nicholas Glastonbury’nin (2010’lu yıllarda New York Şehir Üniversitesi’nde Antropoloji alanında doktora öğrencisi) dengbêjler üzerine yaptığı saha çalışmalarında aktardığı üzere, Sovyetler Birliği 1955`de özellikle Ermenistan ve Azerbaycan’da yaşayan Kürt dengbêjlerine kurumsal destek sağlayarak Kürtçe klamların kayıt altına alınmasına katkıda bulunmuştur. Bu dönemde Erivan stüdyolarının yalnızca bir yayın merkezi değil, aynı zamanda sistemli bir arşiv ve belgeleme alanı hâline geldiğini Aslîka Qadir de bu konuda paralel görüşlere sahip ve dile getirmektedir. Erivan Radyosu’nun çatısı altında toplanan dengbêjlerin çoğu bugün yalnızca ses kayıtlarıyla bilinse de, Kürt kültür tarihinde üstlendikleri rol büyüktür. Karapetê Xaço’dan Meryem Xan’a, Şeroyê Biro’dan Egîdê Cimo’ya kadar uzanan geniş bir sanatçı topluluğu, sözlü kültür-dengbejlik  aracılığıyla taşınan destanları, ağıtları ve tarih anlatılarını modern kayıt teknolojisiyle buluşturmuştur. Söz konusu dengbejlerin seslerinde hem bireysel bir yorumun hem de kolektif bir zihinsel arşiv izleri takip edilebilir.

Dengbêjliğin kökenine ilişkin anlatılar ise tarihin kendisi kadar derinlik ve çeşitlilik gösterir. Bazı sözlü geleneklerde dengbejlik geleneğinin kökleri, Babil ve Med dönemlerine kadar, Antik tarih süreçlerine dayanır. Özellikle Med prensi Siyaksares’in kızı Amytis ile Babil Kralı II. Nebukadnezar arasındaki evliliğe ilişkin anlatılar dikkat çekicidir. Rivayete göre Amytis’in memleketi Med ülkesine duyduğu özlem, Nebukadnezar’ı Babil’in Asma Bahçeleri’ni inşa etmeye yöneltmiştir. Babil ülkesini bir tür Med ülkesine benzetmeye  çalışmıştır. Aynı anlatılar, kralın Medli söz ustalarını yani bugünün ifadesiyle dengbêjlerini özel olarak  saraylarına davet ettiğini ve onların sesleriyle Amytis’e memleket hissi uyandırmaya çalıştığını öne sürer. Bu hikâye tarihî bir gerçeklik iddiasından ziyade, dengbêjlik kültürünün kendi kökenini anlamlandırma ve biçimlerinden biri olarak okunabilir. Daha geriye gidildiğinde, Kürtlerin en eski ataları olan  Guttiler ve Lullubiler gibi kadim Zagros topluluklarının sözlü anlatı gelenekleriyle dengbêjlik arasında bağ kuran yorumlar da mevcuttur. Sümer yöneticilerince bu toplulukların medeniyet dışına itilmeleri sonucu olduğunu ve dağlık coğrafyanın zorlu koşullarının, kendi tarihsel deneyimlerini sesle ve ritimle aktaran erken bir sözlü kültürü doğurduğunu ileri sürenlerde mevcut. Bu görüşler tarihsel kanıttan çok kültürel sezgi taşır; ancak sözlü geleneklerin köklerini anlamak için dikkate değer bir çerçeve sunduklarını düşünüyorum.

Erivan Radyosu’nun dengbêjleri, çok zengin külliyatı ve birikimi 20. yüzyılda yaşatan kimselerdir. Onların icra ettiği klamlar, sadece bir sanat tenzimi olarak değil, tarihsel birikim arşivini yeniden etkin hâle gelmesi olarak da değerlendirmelidir. Dengbejlik geleneğinin edebiyata taşınmasında Mehmet Uzun ve Yaşar Kemal gibi yazarların üstlendiği rol ve verdikleri mücadeleler, sözlü kültürden yazılı kültüre evrimin önemli temsilcileri olarak görmek gerekir. Her ne kadar Erivan radyosunda programlar yapmamış olsalar da…

Erivan Radyosu, basit bir yayın organının ötesinde, kültürel aktarımı  taşıyan önemli bir mecra olarak görülmelidir bugün de… Radyoda yer alan dengbêjlerin seslerinde hem Mezopotamya’nın çok eski tarihsel anılar arşivi hem de günümüzün iletişim imkânlarının bir aradalığı görülür. Bu nedenle Erivan Radyosu, Kürt sözlü kültürünün dönüşümünü anlamak isteyen herkes için merkezî bir referans noktası olmayı sürdürmektedir.

Erivan Radyosu’nun ilk kurucuları ve dengbêjlerin bazıları

Cevat Düşün yazdı: Erivan radyosu ve dengbejlik tarihi

Erebê Şemo ile Celilê Celîl, Erivan Radyosu ve dengbêjlik geleneğinin sürdürülmesi noktasında  birbirini tamamlayan iki farklı rol üstlenmiştir. Erebê Şemo, Kürtçe yayınların ilk dönemlerinde kurucu ve yön verici bir figür olarak öne çıkar. Yazar kimliği ve radyo faaliyetleri aracılığıyla dengbêjlik geleneğinin Radyo gibi iletişim araçlarıyla buluşmasında aktif rol oynamış, üretilen içeriklerin dilini ve yönelimini belirleyerek sözlü kültürün yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. Bu yönüyle Şemo, geleneği yalnızca aktaran değil, aynı zamanda onu modern bağlamda yeniden kuran bir isimdir.

Buna karşılık Celilê Celîl, daha çok akademik ve derleyici kimliğiyle dikkat çeker. Dengbêjlerden derlediği kilamları kayıt altına alarak sözlü mirasın korunmasına katkıda bulunmuş, bu mirasın yazılı kültüre aktarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Onun çalışmaları, sözlü ürünlerin sistemli biçimde arşivlenmesini sağlamış ve kültürel hafızanın bilimsel bir zemine oturmasına imkân tanımıştır. Bu iki isim birlikte değerlendirildiğinde, Erebê Şemo’nun üretici ve yönlendirici yaklaşımı ile Celilê Celîl’in derleyici ve koruyucu emeği, dengbêjlik geleneğinin hem yaşamasına hem de unutulmamasına katkı sağlamıştır. Biri bu geleneği canlı tutup yeni mecralara taşırken, diğeri onu kayıt altına alarak bugünümüze ulaşmasında rol oynamışlar. Bu sayede dengbejlik geleneği, hem güncel hayat içinde varlığını sürdürmüş hem de kalıcı bir  sözlü sanat ansiklopedsine dönüşmüştür. Bu sayede sözlü kültür, hem güncel hayat içinde varlığını sürdürmüş hem de kalıcı sanatsal, tarihsel ve edebi dokuya dönüşmüştür.

Cevat Düşün yazdı: Erivan radyosu ve dengbejlik tarihi

Karapetê Xaço, Zadina Şakir, Cemîla Celîlê, Xana Zazê, Sûsîka Simo, Meryem Xan, Ayşe Şan, Şakiro, Kawis Axa, Şeroyê Biro, Reşo (Reşo Hesen), Dengbêj Egîdê Cimo, Dengbêj Emînê Evdal, Dengbêj Mihemed Arifê Cizrawî, Asadê Qubînî,Dengbêj Temo (Temo Oseyan), Dengbêj Şakil Mirzoyev, Dengbêj Ferzende Ferzende, Reşidê Baso, Silêmanê Mecîd, Titalê Efo, Aram/Tigran Dîkran, Memoê Silo, Tîmuré Şiraz, Mamlé, Ezîz Şerox, Dilovan, Seîdê Şamedîn, Memê Kurdo, Efoyê Esed, Egîdê Têcir, Şibliyê Çaçan, Asa Evdile, Hovhannes Badalyan, Memê Xudo, Şamilê Beko, Keremê Seyad, Tîtal Kerem, Leyla Kerem, Sîma Semend, Arîfê Cizrewî, Werda Şemo, Apriham Buxisiyam, Naza Kokil, Fatma Îsa, Belga Qado, Grîşê Rıza, Kubara Xudo, Sîsa Mecîd, Aslîka Qadir, Hesené Gogo, Şeroyé Pir Qasım, Şeroyé Xacikyan, Dengbêj Mamad, Tehsin Taha, Mehemed Şexo…

Bunların arasında kesin olarak hâlâ yaşayan Aslika Qadir’dir. Bugün Almanya’nın Münih kentinde yaşamaktadır. Ayrıca Xana Zazê, aslen Batman Beşiri’li ve Êzidî bir ailenin çocuğudur. 1877–1878 döneminde dönemin Osmanlı Devleti tarafından Gürcistan ve diğer Kafkasya ülkelerine tehcir edilen ailelerin torunlarından olan Xana Zazê’nin hâlâ Gürcistan’da yaşadığını söyleyenler de vardır. Xana Zazê’nin de hâlâ yaşıyor olma ihtimali bulunmaktadır. Onun yaşamını yitirdiğine dair bir bilgiye ulaşamadım. Ancak kendisine de ulaşamadım. Kuşağın en genç dengbêjlerinden biridir. Dengbêjlik akımına 1980’lerde dahil olmuştur. 1960 doğumlu olduğu bilgisine ulaştım. Uzun süredir dengbêjlik tarihi üzerine kapsamlı çalışmalar yapıyorum. Erivan Radyosu bu tarihsel süreçten ve mirastan bir kesit; bu kesiti bugün yazmak istedim. Geçen hafta bu kuşağın son temsilcisi Aslika Qadir ile yüz yüze görüşmek ve görüşlerini almak istedim. Ancak sağlık sorunlarından dolayı mümkün olmadı. Bu vesileyle kendisine şifa diliyor, hayattan göç eden dengbêjleri de saygıyla ve özlemle bir kez daha anıyorum. Ayrıca Mehmet Uzun ve Yaşar Kemal, dengbêj geleneğini Anadolu kültürel havzasına taşıyan ve Türkçe ile edebîleştiren önemli isimlerdir. Her ne kadar Erivan Radyosu’nda programlar yapmamış olsalar da…

Yukarıda da belirttiğim gibi, Erivan radyosu’nun kuruluş yılına ilişkin farklı iddialar vardır: 1926, 1946 ve 1950 gibi. Yayınlar Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de de dinlenmiş, coğrafi olarak parçalanmış Kürt topluluklarını aynı kültürel deneyim etrafında birleştirmiştir. Kadın sanatçılar (Meryem Xan, Sûsîka Simo, Zadina Şakir, Cemila Celil, Aslika Qadir, Ayşe Şan, Xana Zazê ), dengbêjliğin erkek egemen yapısını aşmış; Kürt toplumsal mücadele ve tarihinde feodal baskılara rağmen kadının sesini, cesaretini duyurmayı ve göstermeyi başarmışlardır aynı zamanda…

Kültürel etkileri – Arşivleme ve dijitalleşme

Erivan Radyosu, Kürtçe’nin özellikle kamusal alanda yasaklı olduğu  dönemlerde dilsel ve kültürel bir direniş merkezi, bir mecra olmuştur. Sınıfsal ve coğrafi eşitsizlikleri kısmen ortadan kaldırarak ortak duygu ve birliği güçlendirmiştir. 1991 sonrası Sovyetlerin dağılmasıyla radyonun faaliyetleri kısıtlanmış, yayın alanı küçülmüştür. Kürt-Alman Kültür Enstitüsü, 2020’lerde arşivi dijital ortama taşımış ve yaklaşık 1000 eser erişime açılmıştır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.