İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Mevcut yargı sistemi en ufak bir iyimserliğe bile izin vermiyor” başlıklı yayında, Silivri’de görülen casusluk davasını ele aldı. Davanın gidişatını ve verilen ara kararı değerlendiren Çakır, mahkeme sürecini eleştirdi.
Tutuklanarak İBB Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün yargılandığı “Casusluk” davasının ilk duruşmasına, üçüncü günde devam edildi. Mahkeme ara kararında Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “Delillerin toplanmaması” ve “Kuvvetli suç şüphesi” nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme 11 Haziran’da sanıkların tutukluluk incelemelerinin yapılmasını kararlaştırdı. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz’da görülecek.
Ruşen Çakır, hep bir umudun olduğunu söyledi, “O umut neydi? İlk gününe gittim ben duruşmanın. İkinci gününe gitmedim, dün üçüncü gündü. İlk gün mahkeme heyeti hiç sorunsuz bir şekilde mahkemeyi yönetti. Bildiğim kadarıyla ikinci gün de aynı şekilde oldu. Mesela salonda izleyiciler ilk gün yer bulamadılar, onlara bir yer açıldı, koltuklar getirildi vesaire. Genellikle bu tür şeylerde mahkeme başkanları çok da sorun çözücü olmayabiliyorlar. Ve insan bir yanıyla diyor ki, ‘ha işte bir mahkeme, gerçek bir mahkemede yaşıyoruz.'” dedi.

“Tam uyduruk bir dava”
Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün mahkeme heyetine karşı son derece saygılı olduğunu ama iddianame nedeniyle savcılık makamını son derece eleştirdiğini ifade eden Çakır, “Tam uyduruk bir dava. Ortada ne suç var ne bir şey var. Ortada bir Hüseyin Gün isimli ilginç denebilecek bir şahıs var. O şahısın biraz karışık ilişkileri var ve bu ilişkiler arasında bir şekilde Ekrem İmamoğlu ile fotoğraf çektirmiş, Necati Özkan’la bir iki muhabbeti olmuş, Merdan Yanardağ’la da bir iki teması olmuş. Şimdi böyle bir yerde tam da birilerini arayıp da bulamadıkları bir fırsat geçmiş belli ki” diye devam etti.
Çakır şunları söyledi:
“Bu davada artık savcı mütalaasında ne dedi? ‘Deliller toplanmadı’ dedi. ‘Hem deliller toplanmadı hem de mevcut deliller tutukluluk halinin devamını gerektiriyor’ dedi. Ne ortada mevcut delil var ne de toparlanacak delil var. Yani herhangi bir delil peşinde olduklarını falan sanmıyorum çünkü kendileri çıkmaz bir sokağa girmişler. Sonra avukatlar dedi ki, ‘Ya bu zaten standarttır savcılar hep böyle söyler mevcut deliller bunu gerektiriyor ek deliller vesaire.’ Bu bir standart kes-yapıştır cümleymiş. Zaten Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan mahkeme bıraksa da bırakılamayacaklar. Ara verildiğinde orada tutuklu yakınlarıyla konuşurken, mesela Merdan’ın eşiyle falan, ‘Ne bekliyorsun’ dediler. Ben dedim, ‘Bu konularda konuşmak istemiyorum çünkü ben ne söylesem tersi çıkıyor’ dedim. Onun için hiçbir şey söylemedim ve biz mahkeme ara verdikten sonra çıktık yola. Bir tek zaten şöyle bir şey olacak, karar açıklanacak ve mahkeme bitecek. Öyle bir sistem kurulmuş ki en ufak bir kaçaman bunu yıkabileceğini düşünüyorlar.”








