Vahap Coşkun ile söyleşi: “İki CHP’nin bir arada durabilme ihtimali giderek azalıyor”

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu Vahap Coşkun, mutlak butlan kararı sonrası CHP içindeki liderlik mücadelesini, bu mücadelenin partinin geleceği ve çözüm sürecine etkilerini değerlendirdi. Coşkun, “İki CHP bir arada durabilir mi?” sorusuna yanıt aradı.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Vahap Coşkun, CHP içindeki liderlik mücadelesini ve iki farklı kanadın artan sertliğini değerlendirdi.
  • Coşkun, Kılıçdaroğlu’nun vizyon sunmadığını, ancak iç mücadeleye odaklandığını ifade etti.
  • CHP tabanında sürece ilişkin olumsuz algılar ve kuşkular mevcut.
  • Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun sürece destek vereceğini belirtti, ancak iktidarın ana muhalefeti istemediğini söyledi.
  • ‘İki CHP bir arada olamaz’ ifadesi, partinin geleceğine dair kaygıları artırıyor.
Bilmeniz gerekenler

Vahap Coşkun, mutlak butlan kararı sonrasında CHP’deki liderlik mücadelesini değerlendirdi. CHP içerisinde iki farklı kanadın oluştuğunu ve bu kanatlar arasındaki mücadelenin giderek sertleşeceğini belirten Coşkun, tarafların kullandığı dilin uzlaşmadan uzak, köprüleri atma eğiliminde olduğunu ve yakın gelecekte daha da sertleşeceğini ifade etti.

İki CHP bir arada olmaz

Vahap Coşkun, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında CHP veya Türkiye için yeni bir vizyon sunmadığını, aksine genel ve geleneksel söylemleri tekrarladığını söyledi. Konuşmanın ana odağının Türkiye’ye vizyon sunmaktan ziyade CHP içindeki Özel ve İmamoğlu ekibine karşı “arınma” mücadelesi olduğunu vurgulayan Coşkun sözlerine şöyle devam etti:

“Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylemlerine baktığımızda dikkat çeken birkaç unsur var; bunlardan bir tanesi arınma. CHP’yi Özel ve İmamoğlu ekibinden arındıracak, bunu net bir şekilde ifade ediyor ve bunu ifade ederken de iktidarın kullandığı kavram setini olduğu gibi kullanıyor. FETÖ iddialarından tutun pavyonda kurultay yapılmasına kadar bütün bu iddiaları olduğu gibi kullanıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde İmamoğlu ve Özel’e yakın olan isimlerle daha sert bir mücadeleye gireceğini öngörmek mümkün. İkincisi, bir kurultay yapacağım diyor ama kurultayı ne zaman yapacağına dair herhangi bir tarih vermiyor. Kılıçdaroğlu burada süreci zamana yayma, zaman içerisinde sükuneti sağlama ve bunun üzerinden kendi yapısını koruma yoluna gidiyor. CHP’nin herkesin evi olduğunu söylüyor ama kullandığı dil herhangi bir sağduyuyu hâkim kılacak bir dil değil.”

İki CHP bir arada durabilir mi? | Vahap Coşkun anlatıyor (Video)
İki CHP bir arada durabilir mi? | Vahap Coşkun anlatıyor (Video)

CHP’nin çözüm sürecine desteği

Vahap Coşkun, yaşananların özellikle CHP tabanında sürece yönelik olumsuz etkiler yarattığını ifade etti. CHP tabanında sürece ilişkin başından beri ciddi kuşkular bulunduğunu belirten Coşkun, partiye yönelik baskı ve kuşatma algısı arttıkça sürece duyulan güvenin de azaldığını söyledi.

İki CHP bir arada durabilir mi? | Vahap Coşkun anlatıyor (Video)
İki CHP bir arada durabilir mi? | Vahap Coşkun anlatıyor (Video)

Buna karşın hem Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürece karşı çıkmayacaklarını ve destek vereceklerini açık biçimde ifade ettiklerini belirten Coşkun, “Bu sürecin toplumsallaşmasını ve toplumsal desteğinin güçlenmesini isteyen bir iktidar her hâlükârda ana muhalefetin bu süreci desteklemesini ister. Ancak görebildiğim kadarıyla iktidarın, özellikle ana muhalefeti bu sürecin içerisinde çok görmek istemediği açık ve net bir şekilde görünüyor” diye konuştu.

Video deşifresi

Vahap Coşkun ile söyleşi: “İki CHP’nin bir arada durabilme ihtimali giderek azalıyor”

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Vahap Coşkun’la birlikteyiz. Vahap, merhaba.

Vahap Coşkun: Merhaba.

Ruşen Çakır: Seninle birkaç gün Süleymaniye’de birlikteydik. Biraz çileli bir yolculukla da geri döndük ve döner dönmez CHP olayının içine düştük. Ama zaten Süleymaniye’de de dönüp dolaşıp CHP konuşuyorduk aramızda biliyorsun. Bugün yaşananlar seni şaşırttı mı?

Vahap Coşkun: Yok şaşırtmadı. Yani butlan kararı çıktıktan sonra iki CHP’nin oluştuğunu söylemiştik. Bugün yaşananlar da bu iki CHP arasındaki mücadelenin giderek daha da sertleşeceğine işaret ediyor birinci olarak. İkinci olarak da bu iki CHP’nin artık bir arada durabilme ihtimalinin de giderek azaldığına işaret ediyor. Çünkü tarafların kullandıkları dil herhangi bir şekilde bir uzlaşmaya kapı aralayan bir dil değil. Tam aksine uzlaşmayı bertaraf eden, köprüleri atmaya yakın bir dile dönüşüyor. Muhtemelen önümüzdeki günlerde bu dil daha da sertleşecek. O nedenle yaşananlar sürpriz değildi.

Ruşen Çakır: Peki, şimdi Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dinlediğini ya da okuduğunu düşünüyorum. Kısa bir konuşmaydı aslında ve ağırlıklı olarak da parti içi meselelerdi. Ama parti içi olmayan meselelere de kısa da olsa değindi. Mesela Kürt sorunu, ‘‘Bu Meclis’te çözülür diyen hep bizdik’’ dedi. İşte ‘‘beşli çete’’ dedi. Bir de CHP’nin yurt dışında şikayet etmesi, ki bu Erdoğan’ın söylemi biliyorsun, bundan şikayet etti vesaire. Sen bu konuşmada bir Kılıçdaroğlu vizyonu, CHP vizyonu gördün mü?

Vahap Coşkun: Yok. Böyle bir vizyon yok. Yani söylenen sözler de aslında her zaman söylenen jenerik sözler. ‘‘Kürt meselesinin parlamentoda çözülmesini istiyorduk,’’ bu 1990’lı yıllardan itibaren CHP geleneğinin söylediği bir söz. Türkiye’yi dışarıya şikayet etmek iktidar çevrelerinin öteden beri kullandıkları bir sözü ifade ediyor. CHP’nin mevcut yönetimine yönelik olarak bir dış politikalarının olmadığı, herhangi bir vizyona sahip olmadıkları yönündeki eleştiri de yine genel olarak kamuoyunda bilinen bir eleştiri. Peki buna dair CHP’yi, yeni bir CHP’yi, CHP’nin bir vizyonunu ortaya koyan bir söz var mıydı? Yoktu. Aslında bu söz de beklenmiyor. Çünkü şu anda CHP’nin Türkiye’ye bir vizyon sunmaktan ziyade, Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’nin önüne bir yol haritası koymasından ziyade CHP’de ne yapacağı önemli. Yani CHP’yi ne yapacağı önemli. O nedenle asıl odaklandığı noktada bu söylemini de bunun üzerine inşa ediyor. Söyleme baktığımızda dikkat çeken birkaç unsur var. Bunlardan bir tanesi arınma. Şimdi kimden arındıracak CHP’yi? Özel ve İmamoğlu ekibinden arındıracak. Bunu net bir şekilde ifade ediyor ve bunu ifade ederken de aslında iktidarın kullandığı kavram setini olduğu gibi kullanıyor. İşte FETÖ iddialarından tutun pavonda kurultay yapılmasına kadar bütün bu iddiaları olduğu gibi kullanıyor. Dolayısıyla burada önümüzdeki dönemlerde İmamoğlu ve Özel’e yakın olan isimlerle daha sert bir mücadeleye gireceğini öngörmek mümkün. İkincisi, ‘‘bir kurultay yapacağım’’ diyor ama kurultayı ne zaman yapacağına dair herhangi bir tarih vermiyor. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu burada süreci zamana yayma, zaman içerisinde bir sükûneti sağlama ve bunun üzerinden kendi yapısını kurma yoluna gidiyor. Bir sağduyudan bahsediyor veya mesajlarında işte CHP’nin herkesin evi olduğunu söylüyor ama kullandığı dil herhangi bir sağduyuyu hakim kılacak bir dil değil. Dolayısıyla bence Kılıçdaroğlu’nun bugün kullanmış olduğu söylem, Türkiye’ye bir vizyon sunmayı bir tarafa bırakın CHP içerisinde sorunu çözecek bir söylem değil. Kılıçdaroğlu’nun geçmiş performansından da geriye düşen bir söylem bu. Çünkü Kılıçdaroğlu’nu klasik CHP’den ayıran en önemli unsurlardan bir tanesi işte siyaset alanını genişletmesi, farklı kesimlere de hitap eden bir dil kurmasıydı. Oysa burada son derece sert, son derece dar çizgici bir söylemle karşı karşıyayız. Bu söylemin CHP için de Türkiye için de ortaya koyduğu şu an itibarıyla bir vizyon yok.

Ruşen Çakır: Peki, Özgür Özel cephesine baktığında ne görüyorsun? Şu ana kadar partiden ayrılmama ya da mümkün olduğu kadar parti içerisinde kalma çabaları vardı. Bugün Kılıçdaroğlu’na daha sert laflar ettiğini gördük. Ama baktığım zaman, gerek Meclis’e gelen destekçilere baktığımız zaman, diğer şeylere baktığımız zaman, moral üstünlük onlarda sanki. Yanılıyor muyum?

Vahap Coşkun: Elbette. Şimdi özellikle ben mutlak butlandan bugüne kadar kurduğu söyleme baktığımda öne çıkan üç temel hususun olduğunu görüyorum Ruşen abi. Bunlardan bir tanesi ‘‘biz haklıyız’’ vurgusu. Yani, ‘‘Biz seçimle geldik. CHP’nin vicdanını yansıtan delegenin oylarıyla geldik. Dolayısıyla herhangi bir mahkeme kararı ile bu geldiğimiz makamları bırakıp gidecek değiliz. Haklıyız, haklı olduğumuz için de buradayız.’’ ifadesini net bir şekilde ortaya koyuyor. İkincisi, Kılıçdaroğlu’nun iş tuttuğu kesimlerin aslında CHP’li olmadıklarını, iktidara yakın veya iktidarın çevresindeki kesimlerden oluştuğunu ifade ediyor. Nitekim bugünkü konuşmasında Kılıçdaroğlu’nun yanında geçmişte çeşitli faaliyetlerde bulunan CHP’liler değil, aksine CHP’nin aleyhine hareket eden kesimlerin bulunduğunu tek tek ifade etti. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu CHP için mücadele eden ve CHP’lilerle mücadele eden bir aktör değil. Tam aksine CHP’nin bir şekilde güçsüzleşmesine, yıkılmasına çalışan, iktidarla birlikte hareket eden bir aktör. Bu söylem aslında, Özel’in CHP’sinin kurduğu bu söylem Kılıçdaroğlu’nu da etkilemiyor değil. Çünkü o da sürekli olarak işte ‘‘bana hain diyorlar’’ diyor ve bunu açıklamaya çalışıyor vesaire. Üçüncü olarak da Ruşen abi, sonuna kadar mücadele. Yani bir ayrı parti, yeni parti ihtimalini dışlamıyorlar hiçbir şekilde, bunu net bir şekilde koruyorlar. Daha önce İmamoğlu’nun yapmış olduğu açıklama da bu minvaldeydi. “Ya bir yol bulacağız ya yeni bir yol açacağız” aslında yeni bir partiye işaret eden bir ifadeydi. Dolayısıyla bu ihtimal her zaman masada ve giderek bu ihtimal masadaki varlığını daha da güçlendiriyor ama öte taraftan sonuna kadar CHP içerisinde mücadele edecekler. Peki bu mücadele nereye kadar devam eder? Yani tarafların arasındaki birbirlerine karşı olan muhalefet sertleşir, Özel-İmamoğlu ekibi Kılıçdaroğlu’na karşı çok daha ağır bir dil kullanmaya başlarsa, muhtemelen Kılıçdaroğlu bu ekibi parti içerisinde tutmak istemeyecektir. Onu bir şekilde tasfiye etmeye çalışacaktır. Bir tasfiye süreci başlarsa o zaman yeni bir parti de kaçınılmaz bir hale gelir.

Ruşen Çakır: Son olarak doğrudan senin uzmanlık alanına girelim. Aslında Süleymaniye’de bunu da çok konuştuk. Haziran ayında yasa çıkması beklenen bir süreç var. Süreç tabii CHP içerisindeki olaylar nedeniyle iyice unutuldu ama şimdi Kılıçdaroğlu’nun burada ‘‘Kürt meselesine biz sahip çıkarız’’ demesi, daha önce yaptığı konuşmada da sürece destek verdiğini söyledi. Ben bunun kendi tabanından ziyade devlete yönelik bir göz kırpma olduğunu düşünüyorum açıkçası, bilmiyorum sen ne dersin. Ama sürecin bu CHP içerisindeki gelişmelerden olumsuz etkilendiği muhakkak değil mi?

Vahap Coşkun: Elbette olumsuz bir şekilde etkileniyor. Özellikle taban düzeyinde olumsuz bir şekilde etkileniyor. Başından itibaren CHP tabanının bu sürece yönelik çok ciddi kuşkuları var. CHP’ye yönelik bu kuşatma arttıkça, CHP içerisini oymaya yönelik iktidarın mührünü taşıyan oyunlar sahneye konuldukça CHP’lilerin sürece olan güveni de daha da azalıyor. Ama gerek İmamoğlu-Özel ekibi taban düzeyinde gerekse Kılıçdaroğlu şu ana kadar işte CHP’nin sürece karşı çıkmayacağını, tam aksine süreci destekleyeceklerini net bir şekilde ifade ettiler. Tabii yani bu sürecin toplumsallaşmasını, toplumsal desteğinin güçlenmesini isteyen bir iktidar her hâlükârda ana muhalefetin bu süreci desteklemesini ister. Çünkü ana muhalefet bu sürecin karşısında olursa bu süreci sürdürmek zorlaşabilir. Ama görebildiğim kadarıyla iktidarın muhalefeti, özellikle ana muhalefeti bu sürecin içerisinde çok görmek istemediği açık ve net bir şekilde görülüyor. Hatta bir karşı duruş sergilerse o zaman muhalefet ile Kürt seçmenler arasındaki mesafeyi arttırabileceğini de düşünüyor. Bu, süreç açısından önemli bir riski ifade ediyor. Yasaya gelince, şimdi yasa konusunda birtakım emareler var. Hem DEM Partili yetkililer bunu söylüyorlar hem iktidara yakın medyadan çıkan haberler var. Bu Haziran ayı içerisinde birtakım gelişmelerin olacağı ifade ediliyor ama süre de daralıyor. Yani Meclis’in tatile girmeden önceki dönemde bu yasayı çıkartması da giderek güçleşiyor. Bu bence süreç açısından önemli bir handikap. Çünkü en önemli adım buna denk geliyor ve bu adım atıldığı takdirde toplumsal olarak somut bir adım atılacağı görülecek ve destek daha da fazlalaşabilir. Bu adımı geciktirmek iktidar açısından da süreç açısından da ciddi bir problemi ifade ediyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş