İSTANBUL (Medyascope) – Transatlantik’te bu hafta Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, ABD-İran anlaşmasının siyasi, askeri ve jeopolitik sonuçlarını değerlendirdi. Yayında, Nükleer müzakereler, İsrail’in güvenlik kaygıları, Körfez ülkelerinin pozisyonu, ABD iç siyasetindeki kırılganlıklar ve İran’ın bölgesel stratejisi yayında ele alındı.
Tüm yönleriyle ABD-İran anlaşması
Transatlantik’te Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, ABD-İran anlaşmasını değerlendirdi. Taşpınar, kamuoyuna “anlaşma” olarak sunulan sürecin gerçekte ateşkesin resmileştirilmesinden ibaret olduğunu söyledi:
“Savaşın bittiğini söylemek için çok erken. Çünkü savaşın temel nedeni olan nükleer meselede herhangi bir anlaşma yok. Şu anda gördüğümüz şey, ateşkesin resmileştirilmesi ve karşılıklı ablukaların kaldırılması. Hürmüz Körfezi’ndeki kısıtlamaların sona ermesi ve İran’ın dondurulmuş bazı mali kaynaklarına yeniden erişebilmesi konuşuluyor. Ama bütün bunlar nükleer sorunu çözmüyor. Tam tersine, savaş öncesindeki tabloya geri dönüyoruz. Körfez zaten açıktı, bugün yine açık olacak. Nükleer konuda anlaşma yoktu, bugün de yok. Bu kadar büyük maliyetin sonunda ortaya çıkan tablo aslında statükoya dönüşten ibaret.”
Savaşın kazananı olup olmadığı sorusuna da değinen Taşpınar, İran rejiminin beklenenden daha dirençli çıktığını savunarak, “ABD milyarlarca dolar harcadı, İsrail çok büyük beklentiler yarattı. Rejimin çökeceği, İran’ın teslim olacağı söylendi ama bugün geldiğimiz noktada rejim ayakta. Hatta birçok uzmana göre daha da radikalleşmiş durumda. Körfez ülkeleri ekonomik zarar gördü, petrol fiyatları yükseldi, dünya enflasyon baskısıyla karşı karşıya kaldı. Buna karşılık elde edilen somut sonuçlara baktığımızda, savaş öncesindeki koşulların büyük ölçüde geri geldiğini görüyoruz” dedi.

“Trump kendi yarattığı sorunu çözerek zafer ilan ediyor”
Gönül Tol ise Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı meselesini diplomatik başarı gibi sunmasını şu sözlerle değerlendirdi:
“Trump’ın yaptığı şey aslında kendi yarattığı bir sorunu çözmeye çalışmak. Hürmüz zaten açıktı. Eğer savaş başlamamış olsaydı dünyanın Hürmüz diye bir sorunu olmayacaktı. Önce savaşla bu krizi yarattılar, şimdi de bunu çözmeye çalışarak diplomatik zafer ilan ediyorlar. Üstelik ortada çözülmüş bir mesele de yok. Çünkü bugün açıklanan şey bir anlaşma değil, bir mutabakat niyeti. Asıl konuşulması gereken konular önümüzdeki altmış gün içinde müzakere edilecek.”
Nükleer meselenin çözülmeden bırakılmasının bölge açısından çok daha büyük sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Tol, “Bugünkü İran, Obama dönemindeki İran’dan çok daha radikal bir noktada. Ayrıca bu savaş İran rejimine çok önemli bir ders verdi. Rejim ancak nükleer silaha sahip olursa kendini güvende hissedebilir. Bu nedenle nükleer silah geliştirme konusunda daha güçlü bir irade oluşmuş durumda. Eğer İran bu yolda ilerlerse Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki diğer ülkeler de benzer adımlar atabilir. Dolayısıyla bugün asıl konuşulması gereken mesele Hürmüz değil, nükleer dosya. Ve o dosyada henüz hiçbir ilerleme yok” diye konuştu.







