İSTANBUL (Medyascope) – Dünya ve Alem’in “Evrim teorisi İslam’da kabul edilebilir mi?” başlıklı bölümünde İslam Özkan’ın konuğu Esat Aslan, Batı medeniyetinin dinsel köklerini ve İslam dünyasındaki akıl krizini değerlendirdi. Aslan, sonsuz yaşam hesaba katılmadan kötülük probleminin de modern krizin de çözülemeyeceğini söyledi.
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Esat Aslan, Batı medeniyetinin dinsel köklerini ve İslam dünyasındaki akıl krizini değerlendirdi.
- Aslan, 13. yüzyılda İslam dünyasında aklın durduğunu ve bu tarihten sonra Batı’ya göç ettiğini savundu.
- Evrim teorisine teolojik bir yaklaşım sergileyen Aslan, Adem’in öncesinde insan türünün biyolojik bir geçmişi olduğunu belirtti.
Esat Aslan, Batı medeniyetinin dinsel köklerini ve İslam dünyasındaki akıl krizini anlattı. Aslan, Türkiye’deki din-felsefe tartışmalarının pozitivizm ve Marksist materyalizm ekseninde ülkeye girdiğini, bu durumun da ciddi bir algı yanılmasına yol açtığını belirtti. Batı medeniyetinin sanılandan çok daha dindar bir kökene sahip olduğunu vurgulayan Aslan şunları söyledi:
“Batı medeniyetinden modern çağda bile Tanrı’ya ve dine hizmet duygusunu, temiz bir ölümsüzlük inancını çıkarırsanız, Batı sanatının yüzde 80’i, Batı biliminin yüzde 70’i, Batı felsefesinin yüzde 60’ı çöker. Michelangelo, Erasmus, Voltaire, Hegel, Kant, Heidegger, Max Planck, Einstein gibi dev isimlerin hepsi Tanrı’ya inanmış, yüksek bir aşk ve şevkle hareket etmiş insanlardır. Medeniyeti kuran temel dinamik budur.”
13. yüzyılda İslam dünyasında akıl durdu
İslam dünyasının tarihsel süreçte yaşadığı gerilemeye de değinen Esat Aslan, kırılma noktasının 13. yüzyıl olduğunu savundu. Aslan, İslam medeniyetinin bu döneme kadar akıl ve vahiy barışı temelinde yükseldiğini, bu sayede Endülüs, Horasan, Selçuklu ve Osmanlı gibi muazzam medeniyetlerin kurulduğunu ifade etti:

“13. yüzyılda İslam dünyasında akıl duruyor ve Batı’ya göç ediyor. Müslümanlar ancak 19. yüzyılda Batı aklıyla yeniden karşılaştıklarında vahyin gayrimakul kaldığı yanılgısına düşüyorlar. Yaklaşık 250 yıldır Batı aklı karşısında dinimizi yeniden temellendirmeye çalışıyoruz.”
Evrime teolojik yaklaşım
Evrim teorisine inandığını belirten Esat Aslan, Adem’den önce insan türünün biyolojik bir geçmişi olduğunu söyledi. Enam Suresi 38. ve 133. ayetleri hatırlatan Aslan, hayvanların da insanlar gibi birer ümmet/topluluk olduğunu ve ayetteki “Sizi nasıl başka bir kavmin zürriyetinden yarattıysak” ifadesinin doğrudan evrimsel sürece işaret ettiğini savundu.
Adem kıssasının sahabeler tarafından da sembolik okunduğunu belirten Aslan, “Adem kıssası insanın türsel hakikatinin sembolüdür. Evrim teorisi insanı evrenin kıyısında tesadüfi bir atık gibi görürken, Kur’an insanı bilim yapabildiği, irade sergileyebildiği ve tövbe edebildiği için en ulvi noktaya taşır” dedi.
Esat Aslan, materyalist evrimcilerle tek kavgasının “etkin neden” olduğunu söyleyerek evrimi kör tesadüflerin değil, Tanrı’nın ilminin ve rububiyetinin yürüttüğünü ifade etti. Canlı hücrelerin doğum esnasındaki mucizevi koordinasyonunun bugün bile ateist biyologlar için tam bir gizem olduğunu ifade eden Aslan Kant’ın ünlü ”Teizm dışındaki düşünceler bir otun bile oluşumunu asla tam açıklayamayacaklar” sözünün geçerliliğini koruduğunu belirtti.








