Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

İSTANBUL (Medyascope)PKK’nın silahsızlanma ve fesih sürecine hukuki çerçeve oluşturmayı amaçlayan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Başkanlığı’na sunulmasının ardından siyaset, hukuk, sivil toplum ve iş dünyasında geniş yankı uyandırdı. Kanun teklifiyle ilgili yorumları sizin için derledik…

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • TBMM’ye sunulan ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’, siyaset, hukuk ve toplumda geniş yankı uyandırdı.
  • Birçok yorum, teklifi çatışma sürecinin sona erdirilmesi için önemli bir adım olarak değerlendirirken, bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Hukuk kurumları, muhalefet ve bazı uzmanlar, teklifin hukukun üstünlüğü ve eşitlik ilkesi bakımından sakıncalar barındırdığını savundu.
  • İş dünyası ve bazı siyasi partiler, barış ortamının ekonomik kazanımlar sağlayacağına dikkat çekerek teklife destek verdi.
  • Teklifin, hukuki çerçeve ile demokratikleşmenin yan yana yürütülmesi gerektiği konusunda görüşler oluştu.

Çerçeve yasaya tepkiler
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

Teklife ilişkin açıklama yapan isimlerin önemli bir bölümü düzenlemeyi, eksiklerine rağmen çatışma sürecinin sona erdirilmesi açısından önemli bir başlangıç olarak değerlendirdi. Ancak birçok açıklamada, teklifin demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesi, hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi ve bazı maddelerde değişiklik yapılması gerektiği vurgulandı.

Buna karşılık bazı hukukçular ve muhalefet temsilcileri, teklifin anayasal çerçeve, yargı bağımsızlığı ve eşitlik ilkesi bakımından ciddi sakıncalar içerdiğini savunurken, Zafer Partisi ise düzenlemeye bütünüyle karşı çıktı. İş dünyasının bir bölümü ise barış ortamının yatırım ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağını belirterek teklife destek verdi.

İHD: “Sürecin başarısı evrensel insan hakları standartlarını esas alan kapsamlı bir demokratikleşme programıyla mümkün”

İnsan Hakları Derneği (İHD), Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü amacıyla devam eden müzakere sürecini dikkatle takip ettiklerini ve kalıcı toplumsal barış için yaşanan gelişmeleri olumlu karşıladıklarını belirtti. Dernek, TBMM’ye sunulan çerçeve yasa teklifini önemli bir ilk adım olarak değerlendirmekle birlikte, sürecin başarısının ancak evrensel insan hakları standartlarını esas alan kapsamlı bir demokratikleşme programıyla mümkün olacağını vurguladı.

İHD, kanun teklifine ilişkin başlıca önerilerini şöyle sıraladı:

  • Milli Güvenlik Kurulu’nun yapacağı tespitin en geç bir ay içinde tamamlanması için süre sınırı getirilmesi gerektiğini belirtti.
  • Örgüt üyeleri arasında suç tipi ve suç tarihine göre ayrım yapılmasının sürecin amacına uygun olmadığını, yasanın Kürt meselesi nedeniyle verilen tüm yargılama ve mahkûmiyetleri kapsaması gerektiğini savundu.
  • “Kasten öldürme” suçunun kapsam dışında bırakılmasının uygulamada sorun yaratabileceğini belirterek, en azından ölümle sonuçlanmayan öldürmeye teşebbüs durumlarının açık biçimde düzenlenmesini önerdi.
  • Yargılamaların ertelenmesi ile 2-3 yıllık siyaset yasağı gibi hak yoksunluklarının, silahlı mücadele yerine siyasi katılımı teşvik etme amacıyla çeliştiğini ifade etti.
  • TBMM bünyesinde kurulacak İzleme Komisyonu’nda sivil toplum temsilcileri ve çatışma çözümü alanındaki uzmanların da yer almasının toplumsal güveni artıracağını kaydetti.
  • Yurtdışında bulunanlar ve cezaevindeki kişiler için başvuru şartının kaldırılarak işlemlerin resen yapılmasını önerdi.
  • Barış Akademisyenleri ile irtibat ve iltisak gerekçesiyle kamudan ihraç edilen kamu görevlilerinin de yasa kapsamına alınmasını istedi.

İHD, Ekim 2024’te başlayan sürecin kalıcı toplumsal barışa ulaşabilmesi için bu önerilerin TBMM Adalet Komisyonu ve Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde dikkate alınmasını talep etti. Dernek, barış sürecine katkı sunmaya devam edeceğini de vurguladı.

Ahmet Özer: “Yasal çerçeve ve demokratikleşme bir madalyonun iki yüzü gibidir”

Çerçeve yasaya tepkiler
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

Görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, yaptığı açıklamada teklifin “bir son değil, yeni bir başlangıç” olduğunu belirterek, atılan adımın gelecekte yapılacak düzenlemelerin önünü açması bakımından önemli olduğunu söyledi. Özer, “Bu adım, barışa açılan kapıyla anaların gözyaşının dinmesi, acıların son bulmasının hukukla perçinlenmesi açısından önemlidir” dedi.

Geçmişin korkularını büyüten anlayışın geride bırakılması gerektiğini ifade eden Özer, eşit yurttaşlığı esas alan bir anlayışla hareket edilmesi çağrısında bulundu. Çerçeve yasada eksiklikler bulunabileceğini kabul eden Özer, bunların ilerleyen dönemde mevcut yasalarda yapılacak değişiklikler ve çıkarılacak yeni yasalarla giderilebileceğini belirtti.

Teklifin, Meclis komisyonu raporunun altıncı bölümünün hayata geçirilmesi açısından da önemli olduğunu kaydeden Özer, raporda yer alan demokratikleşme adımlarının da vakit kaybetmeden atılması gerektiğini söyledi. “Yasal çerçeve ve demokratikleşme bir madalyonun iki yüzü gibidir; biri olmadan diğerinin başarıya ulaşması mümkün değildir” diyen Özer, bu iki sürecin eşgüdüm içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı ve ekledi:

“ Yüzyıllık bir sorunun ve kırk yıllık bir çatışma ortamının yarattığı tahribatı ve önyargıları tek bir yasayla, bir günde ortadan kaldırmak elbette mümkün değildir. Ancak en uzun maratonlar bile bir ilk adımla başlar. Sorunlarımızı ortak akılla çözdüğümüz takdirde, ülkemizin önümüzdeki 5-10 yıl içinde bölgesinin en saygın demokrasilerinden biri olmaması için hiçbir sebep yoktur.” 

Resul Emrah Şahan: “Hukukun kapısı ilk kez aralanıyor”

Şişli'nin tutuklu başkanı Resul Emrah Şahan: "Ülkece kazanacağız"
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

Tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin eksiklerine rağmen önemli bir başlangıç olduğunu belirtti.

Sosyal medya hesabından avukatları aracılığıyla yaptığı paylaşımda Meclis’e sunulan metnin eksiklikleri ve kaygı veren yanları olduğunu ifade eden Şahan, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu kapsamlı demokratikleşmenin de hayli gerisinde. Ama bu toprağı yıllardır acıya, evleri yasa boğan bir meselede, hukukun kapısı ilk kez aralanıyor. Ben o kapının yeniden kapanmamasından yanayım. Kürt meselesinin çözümü, kimsenin kimseye lütfu olmamalı. Esas olan, hepimizin eşit yurttaşlar olarak ortak bir gelecek kurma iradesidir.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bu ülkenin her bir ferdinin hak ettiği eşit yurttaşlığın, adaletin ve demokrasinin yeniden hayat bulduğu bir Türkiye mümkündür. O hedefe ulaşana kadar, koşullar ne olursa olsun, hukuksuzluklara da, butlanlara da, haksız tutuklamalara da aynı kararlılıkla itiraz etmeye devam edeceğiz. Hayalini kurduğumuz YENİ nesil siyaset de bunun taşıyıcısı olmalı. Geçmişin korkularını devralıp büyüten bir siyaset değil, birlikte yaşama cesaretini büyütecek bir siyaset. Eksiğiyle fazlasıyla bu bir başlangıç. Ortak Gelecek için, ben başlamaktan yanayım.”

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: “Ortak gelecek için atılmış ilk imzalardan biri”

Çerçeve yasaya tepkiler
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı değerlendirmede, teklifi “ortak gelecek için atılmış ilk imzalardan biri” olarak nitelendirdi. Doğan, bunun silahlı çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçişte yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade etti.

Sürecin kolay ilerlemeyeceğini belirten Doğan, “Yol uzun, yol meşakkatli, yol kolay değil” diyerek iniş çıkışlar yaşanabileceğini söyledi. Barışın başlı başına bir inşa süreci olduğunu vurgulayan Doğan, on yıllara yayılan çatışmaların ardından barışa giden yolun da çok aşamalı olmasının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.

Teklifin eksikleri bulunduğunu ancak bunların yapıcı eleştiriler ve önerilerle giderilebileceğini söyleyen Doğan, “Bu düzenleme bütün sorunları bir anda çözen nihai bir düzenleme değil; bir başlangıç. Ama tüm bunlar için çok kritik bir kapı aralandı. Bu kapıdan girmeli ve bu kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız” dedi. Doğan, teklifin ortak geleceği kuracak hukuki zeminin ilk taşı olduğunu, bunun ardından yeni demokratik düzenlemelere ihtiyaç duyulacağını ifade etti.

Doğan, düzenlemenin ilk kez örgütün feshi ve silahsızlanması sonrasında ortaya çıkan kolektif durumu hukuken düzenleyen bir yaklaşım içerdiğini belirterek, bunun önemli olduğunu söyledi. Ayrıca teklifin demokratik siyaset alanını genişleteceğini, ifade ve örgütlenme özgürlüğünden yerel demokrasiye kadar birçok konunun güvenlik ekseni yerine siyasal zeminde tartışılmasının önünü açacağını savundu.

AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz uygulanması çağrısında bulunan Doğan, Abdullah Öcalan’ın sürecin “esas aktörlerinden biri” olduğunu ve çalışma ile iletişim koşullarının buna göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Doğan, “Silahlar sustu, parmaklar tetikten çekildi. Şimdi hep birlikte barışı ve barışın koşullarını olgunlaştırma zamanı” diyerek tüm siyasi partilere ve toplumsal kesimlere sürece destek verme çağrısı yaptı. Barış sürecinin empati gerektirdiğini belirten Doğan, siyasi çıkarların ve rekabetin sürecin önüne geçmemesi gerektiğini ifade etti.

Ali Babacan: Teklif olumlu ancak hukuk önünde eşitlik ilkesini gözetmiyor

Çerçeve yasaya tepkiler
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, PKK/KCK’nın fesih ve tasfiye sürecine ilişkin TBMM’ye sunulan kanun teklifini “önemli ve olumlu bir aşama” olarak değerlendirdi. Ancak teklifin hukuk önünde eşitlik ilkesini yeterince gözetmediğini belirten Babacan, eksikliklerin komisyon görüşmelerinde giderilmesini istedi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Babacan, teklifin TBMM Komisyonu raporunun altıncı bölümüyle büyük ölçüde uyumlu olmasını değerli bulduklarını ifade etti. Bununla birlikte, böylesine kritik bir süreçte nihai metin ortaya konulmadan kapalı kapılar ardında imza toplanmasını doğru bulmadıklarını belirten Babacan, toplumsal meşruiyetin ancak şeffaflık, istişare ve Meclis iradesine güvenle sağlanabileceğini söyledi.

Teklifte benzer hukuki koşullara sahip diğer tutuklu, hükümlü ve sanıkların kapsam dışında bırakılmasını önemli bir eksiklik olarak değerlendiren Babacan, bunun adalet duygusunu zayıflattığını ifade etti. Söz konusu eksikliklerin komisyon çalışmalarında giderilmesini beklediklerini belirten Babacan, teklifin yasalaşarak başarılı biçimde uygulanmasının ve terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkarılmasının en büyük temennileri olduğunu kaydetti.

Babacan, Türkiye’nin terörü sona erdirirken hukuku güçlendiren, toplumsal barışı sağlarken adalet duygusunu koruyan, şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Komisyon raporunun yedinci bölümünde yer alan hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükler alanındaki düzenlemelerin de gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Babacan, DEVA Partisi’nin hem terör ve şiddetin sona erdiği hem de hukuk devleti ve eşitlik ilkelerinden taviz verilmeyen bir çözüm anlayışını desteklemeyi sürdüreceğini ifade etti.

Diyarbakır OSB Başkanı Mustafa Fidan: “Barışın en büyük kazananı ekonomi olacaktır”

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mustafa Fidan, TBMM’ye sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi”ni önemli bir başlangıç olarak değerlendirdi. Çatışmalı sürecin bölge ekonomisi, yatırım, istihdam ve kalkınma üzerinde ağır tahribat yarattığını belirten Fidan, Türkiye’nin tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Kanun teklifinin yalnızca hukuki bir düzenleme olmadığını ifade eden Fidan, “Bizler sanayiciler olarak yıllardır aynı şeyi söylüyoruz; barışın en büyük kazananı ekonomi olacaktır. Çatışmaların sona ermesiyle birlikte yalnızca insanlar değil, şehirler de nefes alacaktır. Başta Diyarbakır olmak üzere bölgemizin üretim, yatırım, ihracat, turizm ve istihdam potansiyeli gerçek anlamda ortaya çıkacaktır” dedi.

Güven ortamının yatırımın temel şartı olduğunu vurgulayan Fidan, güvenlik harcamalarına ayrılan kaynakların üretim, sanayi, eğitim ve teknolojiye yönlendirilmesinin Türkiye’nin kalkınmasına katkı sağlayacağını söyledi. Kürt meselesinin kalıcı çözümünün yalnızca bölge için değil, Türkiye’nin tamamı için ekonomik kazanç sağlayacağını ifade etti.

Kanun teklifini önemli bir başlangıç olarak gördüklerini belirten Fidan, sürecin yalnızca hukuki düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini, demokratikleşmeyi ve yatırım ortamını güçlendirecek ekonomik politikaların da eş zamanlı hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Fidan, barış ve istikrar ortamının yerli ve yabancı yatırımları artıracağını, yeni istihdam alanları oluşturacağını belirterek, “Barışın en büyük getirisi huzur, en büyük kazananı ise Türkiye olacaktır” dedi.

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç: “Teklif bu haliyle kanunlaşırsa uygulamada kaos ortaya çıkar”

Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

Türk Ceza Kanunu’nu hazırlayan isimlerden ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç, TBMM’ye sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin hukuk tekniği açısından ciddi sorunlar içerdiğini belirterek, teklifin geri çekilip akademisyenlerin de katkısıyla yeniden hazırlanması gerektiğini savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektubu sosyal medya hesabından paylaşan Özgenç, teklifin hükümlüler açısından “koşullu özel af” niteliği taşıdığını ifade etti. Düzenlemenin bazı hükümlüler bakımından denetim süresi dolmadan genel af sonucunu doğurabileceğini öne sürdü.

Özgenç, teklifin Abdullah Öcalan’ın mahkûmiyetine ilişkin örtülü bir istisna içerdiğini, aynı suçu 1 Haziran 2005 öncesinde işleyenlerle sonrasında işleyenler arasında farklı uygulama öngörülmesinin hukuk tekniği açısından çelişki yarattığını savundu.

Teklifin, haklarında henüz soruşturma açılmamış örgüt yöneticilerinin soruşturulmasını kurul iznine bağladığını belirten Özgenç, bunun ciddi hukuki sakıncalar doğuracağını ileri sürdü. Ayrıca, denetim süresinde soruşturma ve kovuşturmadan kaynaklanan hak yoksunluklarının tamamen kaldırılmasını öngören düzenlemenin de “hukuk sistemimiz ile bağdaşır ve uygulanabilir hiçbir yönü bulunmadığını” söyledi.

Teklifte PKK’nin kontrolündeki mal varlığının akıbetine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığına da dikkat çeken Özgenç, hukuki kavramların özensiz kullanıldığını ve bunun uygulamada ciddi sorunlara yol açacağını ifade etti.

Bu nedenlerle teklifin mevcut haliyle yasalaştırılmaması gerektiğini savunan Özgenç, “Teklif bekletilerek, özellikle Kürt sorununun çözümüne ve buna bağlı olarak terör örgütünün fiili varlığına son verilmesine, örgüt mensuplarının topluma kazandırılabilmelerine yönelik olarak, uygun görülecek akademik kadronun da katkısı sağlanarak, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yeniden bir çalışma başlatılmasını önermekteyim. Aksi takdirde, söz konusu teklif bu haliyle kanunlaştığı takdirde, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız” dedi.

Mustafa Yeneroğlu: “Teklifi şiddetin sona ermesine hizmet ettiği için destekliyorum”

Çerçeve yasaya tepkiler
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, imzacıları arasında yer aldığı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni, ölçülü olması ve şiddetin sona ermesine katkı sunacağı gerekçesiyle desteklediğini açıkladı.

Yazılı açıklama yapan Yeneroğlu, kırk yılı aşkın süredir devam eden terörün Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğini belirterek, kalıcı çözümün güvenlik, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin birlikte gözetilmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Teklifin, PKK’ya katılmış kişilerin evlerine dönebilmelerine ve Kürt meselesinin yalnızca demokratik siyaset içinde tartışılmasına imkan sağlayacağını savundu.

Teklifin eksiklerine rağmen toplumsal hassasiyetleri gözeten “ölçülü bir çerçeve” sunduğunu belirten Yeneroğlu, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesinde işlenip ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakılmasını, mahkûmiyetlerin korunmasını ve yeniden terör suçu işlenmesi halinde erteleme kararının geri alınmasını hesap verebilirlik açısından önemli bulduğunu söyledi.

Bununla birlikte, teklifin Anayasa’nın öngördüğü beşte üç çoğunlukla kabul edilmesinin hukuki meşruiyet açısından önemli olduğunu vurgulayan Yeneroğlu, ölüm, ağır yaralama, işkence ve cinsel saldırı suçlarının kapsam dışında olduğunun daha açık düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Yeni soruşturmaların kurul iznine bağlanması, görevlilere tanınan sorumsuzluk hükmü ve düzenlemenin yalnızca tek bir örgütü kapsaması gibi konuların da yeniden değerlendirilmesini istedi.

Yeneroğlu ayrıca, toplumsal huzurun ancak hukuk devletine tam dönüşle sağlanabileceğini belirterek, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, siyasi saiklerle yürütülen yargılamaların sona erdirilmesi ve bu süreçten bağımsız olarak hukuki sorunların çözülmesi çağrısında bulundu. Teklifin gerekli değişikliklerle birlikte terörün sona ermesine ve toplumsal huzurun güçlenmesine katkı sunmasını temenni etti.

DOGÜNSİFED: “Çerçeve yasayı memnuniyetle karşılıyoruz”

Doğu ve Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Dernekler Federasyonu (DOGÜNSİFED), TBMM’ye sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Yazılı açıklamada, Kürt sorununun demokratik ve kalıcı çözümü amacıyla hazırlanan teklifin, sorunun TBMM çatısı altında hukuki zeminde ve demokratik uzlaşıyla ele alınması açısından önemli olduğu belirtildi. Teklifin demokratik standartları yükselteceği, toplumsal uzlaşıyı güçlendireceği ve sorunların hukuk içinde çözümüne katkı sağlayacağı ifade edildi.

İş dünyası açısından öngörülebilirlik, barış ve güven ortamının önemine dikkat çekilen açıklamada, toplumsal barışın güçlenmesinin yatırım, üretim, istihdam ve bölgesel kalkınmayı destekleyeceği, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik potansiyelinin daha etkin kullanılmasına katkı sunacağı vurgulandı.

DOGÜNSİFED, farklılıkları zenginlik olarak gören ve ortak geleceği birlikte inşa etmeyi hedefleyen demokratik adımları desteklediklerini belirterek, Meclis’teki çalışmaların geniş uzlaşıyla tamamlanmasını ve sürecin Türkiye’nin demokrasisine, toplumsal barışına ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlamasını temenni etti.

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç: “İmzamız açık çek değil, tarihi bir sorumluluktur”

Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, partisinin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne imza vermesinin koşulsuz destek anlamına gelmediğini belirterek, “İmzamız açık bir çek değil, devlet ciddiyetiyle üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Gerekli gördüğümüz değişiklikleri komisyonda ve Genel Kurul’da açıkça dile getireceğiz” dedi.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Kılıç, CHP’nin yıllardır Kürt meselesinin çözüm adresinin Meclis olduğunu savunduğunu belirterek, teklifin TBMM’ye gelmesini bu yaklaşımın doğrulanması olarak değerlendirdi. Ancak sürecin geciktiğini söyledi.

Silahsızlanmanın “gerçek, doğrulanabilir, denetlenebilir ve geri dönüşsüz” olması gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Yalnız silahların susması yeterli değildir. Silahların susması barışın başlangıcıdır ama kendisi değildir. Aynı anda hukuk devleti de güçlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

CHP’nin komisyonda kanunilik ve belirlilik ilkesi, mağdur hakları, kişisel ceza sorumluluğu, Meclis’in denetim yetkisi, hukukun üstünlüğü ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi konularında gerekli değişiklik önerilerini dile getireceğini belirten Kılıç, desteğin bu ilkeler çerçevesinde verildiğini ifade etti.

Komisyon çalışmalarında şehit aileleri, gaziler, Diyarbakır Anneleri, Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri’nin dinlenmesi gerektiğini söyleyen Kılıç, “Bir annenin gözyaşının etnik kimliği olamaz. Bir mezar taşının siyasi görüşü olamaz” dedi. CHP’nin terörün sona ermesi ve üniter devlet yapısının korunmasını kırmızı çizgi olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.

İYİ Parti YSK Temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk: “Teklif hukuk devletinin sınırlarını da sınıyor”

İYİ Parti YSK Temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin af niteliği taşımadığını ancak sonuçları itibarıyla af kurumuyla benzer etkiler doğurduğunu savunarak, bunun Anayasa’da öngörülen nitelikli çoğunluk şartının farklı bir hukuki teknikle aşılıp aşılmadığı tartışmasını gündeme getirdiğini söyledi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Öztürk, teklifin daha önemli sorununun ise yürütme organına tanınan yetkiler olduğunu belirtti. Anayasa’ya göre yalnızca tavsiye kararı alma yetkisi bulunan bir organın kararının, yargı sürecinin başlangıç koşulu haline getirildiğini; oluşturulacak kurulun sürecin izleyicisi ve talep sahibi yapıldığını, savcılıkların resen soruşturma açma yetkisinin de bu kurulun iznine bağlandığını ifade etti.

Teklifte, sürece katılanlara geriye dönük bağışıklık sağlayan bir hüküm bulunduğunu da ileri süren Öztürk, bunun hukuki açıdan tartışmalı olduğunu söyledi.

Öztürk, açıklamasını, “Hukuk devletinde bir düzenlemenin taşıdığı barışçıl amaç, kullanılan yetkinin kaynağını göstermeye yetmez. Tavsiye niteliğindeki bir kararın icrai bir sürecin anahtarına dönüşmesi, yalnızca bu kanun teklifinin değil, hukuk devletinin sınırlarının da sınandığı bir eşiktir” sözleriyle tamamladı.

Ümit Özdağ: “Bu nasıl bir adalet anlayışı?”

ümit özdağ haberleri
Çerçeve yasaya tepkiler: Şu ana kadar kim ne dedi?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM’ye sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne sert tepki göstererek, düzenlemenin terör örgütü mensuplarını kapsarken cezaevindeki adli hükümlüleri kapsam dışı bırakmasını eleştirdi. “Şu anda cezaevlerinde bulunan adli mahkumların suçu ne, yeterince adam öldürmemeleri mi? Bu nasıl bir adalet anlayışı?” dedi.

Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Özdağ, PKK ile müzakere değil mücadele edilmesi gerektiğini savunarak, “PKK ile barış yapılmaz. Terör örgütleri ancak ezilir, çökertilir ve yok edilir” ifadelerini kullandı.

Teklifte suç işlememiş örgüt üyelerinin serbest kalacağının öne sürüldüğünü belirten Özdağ, bir kişinin PKK üyesi olup suça karışmamasının mümkün olmadığını savundu. Düzenlemenin örgütün üst düzey yöneticilerini de fiilen kapsadığını ileri süren Özdağ, bunun adalet duygusunu zedelediğini söyledi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e de çağrıda bulunan Özdağ, ana muhalefetin teklife destek vermemesi gerektiğini belirterek, “Hem diyorsunuz ki biz muhalefet partisiyiz hem de Erdoğan’ın önümüzdeki seçimleri kazanma stratejisinin en önemli parçası olan Öcalan ve PKK’yla pazarlık sürecine ve bu sürecin sonucu olan yasaya ‘evet’ diyeceksiniz. Bu nasıl bir muhalefet olacak?” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti ve Yeniden Refah Partisi’nin teklife imza atmamasını olumlu bulduğunu belirten Özdağ, iki partinin yöneticilerine teşekkür etti. Ayrıca AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’e de yasaya destek vermemesi çağrısında bulundu.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özdağ, “çerçeve yasa” teklifi ile gazilere yönelik düzenlemenin aynı anda Meclis gündemine getirilmesini etik bulmadığını belirterek, gazilerin yanında olduklarını söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş