Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu Mahir Sayın, çözüm süreci kapsamında çıkarılan çerçeve yasayı, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünü, Kürt hareketinin geleceğini ve sosyalist solun bu yeni dönemdeki poziyosunu değerlendirdi.
Ruşen Çakır, Mahir Sayın ile çözüm sürecinin gidişatını ve süreç kapsamında çıkarılan çerçeve yasayı ele aldı. Sayın, yasayla birlikte yaklaşık 4 bin kişinin cezaevinden çıkacak olmasını önemli ve olumlu bulduğunu fakat düzenlemenin kendi içinde ciddi sorunlar taşıdığını söyledi:
“Yasayı tabii şu noktasıyla beğeniyorum. Yani 4 bine yakın devrimci hapishaneden çıkacak. İşte hapishanenin tadını bilen birisi olarak bunun ne kadar önemli bir şey olduğunu biliyorum. Bunun hatırına tabii ‘iyi ki çıktı’ diyorum ama yasanın kendi içinde özgürlük mücadelesine, demokrasiye karşı bir dinamik taşıdığını düşünüyorum. Yani iktidar bu yasayı yaparken bunu bizim için bir patlayıcı madde haline getirdi. Kastım şu, yasa öyle bir çıktı ki ne hukuk anlayışına uyuyor, ne eşitlik anlayışına uyuyor, ne anayasaya uyuyor.”
Özellikle 2005 öncesindeki suçların yasa kapsamı dışında bırakılmasını eleştirerek bunun belirli kişileri sistematik biçimde dışarıda bırakabileceğini belirten Sayın, “Bana otomatik olarak şunu düşündürüyor, kasti olarak belli insanların bu yasadan yararlanmasını istemiyorlar. Kimler bunlar? Kürt Özgürlük Hareketi’nin kurucuları, önderleri, bu yolda çilenin en büyük kısmını belki de çekmiş olan insanlar, var olan bir yasadan, birilerinin yararlanacağı bir yasadan aynı suçlarla suçlanmak durumunda olmalarına rağmen yararlanamayacaklar” dedi.

“Yollar ayrılmaz”
Ruşen Çakır’ın, Öcalan’ın bugün onay verdiği bir sürece Sayın’ın bu kadar eleştirel yaklaşmasının yolların ayrılması anlamına gelip gelmediğini sorması üzerine Mahir Sayın, geçmişte de Kürt hareketiyle taktik farklılıklar yaşadıklarını hatırlattı:
“Yollar ayrılmaz. Daha önceden de benim PKK hareketinin almış olduğu kararlarla ters düştüğüm durumlar olmuştur. Mesela onlar seçimleri boykot edelim dedikleri zaman biz katılmamız gerekir dedik. Anayasa oylamasında boykot dedikleri zaman hayır demek gerekir dedim ama bundan dolayı hiçbir zaman bizim ilişkilerimiz bozulmadı.”
2007 ile 2010 yılları arasında Öcalan’ın önerdiği Çatı Partisi’nin kurulması için aktif olarak çalıştığına dikkat çeken Sayın, “Türkiye’de olabildiğim üç yıl içerisinde, yani 2007 ile 2010 arasında, Öcalan’ın önerisi olan Çatı Partisi’nin gerçekleşmesi için en önde koşturanlardan biri bendim. Ve zaten yani başıma bu belanın gelmesinin nedeni de orada sahnenin çok önünde bulunuyor olmamdır” diye konuştu.








