Mansur Yavaş’ın seçimi | Ruşen Çakır yorumladı

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’nin yıldönümünde Anıtkabir’e gitmeyip aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini değerlendirdi. Çakır, Yavaş’ın CHP ile YENİ Parti arasında bir tercih yapmadığını ve Erdoğan’a rakip olarak sahneye çıkmayacağını söyledi.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın son günlerdeki temaslarını yorumladı. Çakır, Yavaş’ın CHP’nin yıldönümü nedeniyle düzenlenen Anıtkabir ziyaretine katılmayarak gündeme geldiğini hatırlattı. Törende Adana ve Mersin büyükşehir belediye başkanlarının hazır bulunduğunu belirten Çakır, aynı gün Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Erdoğan ile bir araya geldiğini aktardı.

Görüşmenin Ankara metrosuna ilişkin olduğu açıklandı

Çakır, Yavaş’ın bu görüşmenin esas olarak Ankara metrosu konusunu kapsadığını söylediğini, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in de görüşmeden önceden haberdar olduğunu açıkladığını aktardı.

Görüşmeye ait fotoğrafın kamuoyunda ciddi bir etki yarattığını belirten Çakır, üzerine çok sayıda spekülasyon üretildiğini söyledi. İktidara yakın bazı gazetecilerin, “mutlak butlan” sürecinden bu yana Kılıçdaroğlu’ndan yana açık pozisyon aldığını belirttiği isimlerin, Yavaş’ın Erdoğan’a bağlılığını bildirdiği yönünde iddialar öne sürdüğünü kaydeden Çakır, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ülkenin cumhurbaşkanına bir saygısızlık etmesi falan diye bir şey söz konusu olamaz. Ama aynı cumhurbaşkanı aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı ve yıllardır Mansur Yavaş da bir cumhurbaşkanı adayı olarak telaffuz ediliyor” dedi.

Mansur Yavaş'ın seçimi | Ruşen Çakır yorumladı
Mansur Yavaş’ın seçimi | Ruşen Çakır yorumladı

Yavaş iki parti arasında pozisyon almadı

Mansur Yavaş’ın CHP ile YENİ Parti ayrımında herhangi bir taraf tutmadığını belirten Çakır, Yavaş’ın açıklamasında belediye meclisindeki dengeleri gözetmek istediğini vurguladığını aktardı.

Çakır, CHP’nin toplumsal desteğinin süreceğini düşünse de partiyi tercih etmenin siyaseten küçük bir seçmen kesimine hitap etmek anlamına geleceğini, öte yandan YENİ Parti’nin önüne sürekli engel çıkarıldığı için bu partinin geleceğinin de belirsiz olduğunu söyledi.

Bu nedenle Yavaş için iki partiden birini seçmenin bugün için ne acil ne de gerekli olduğunu, aksine riskli bir adım olacağını değerlendirdi.

Çakır, istifa ya da adaylık senaryolarını değerlendirdi

Kulislerde dolaşan bir iddiaya göre Yavaş’ın mevcut görev dönemini sorunsuz tamamlayıp cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi bir adıma girişmeyebileceğini aktaran Çakır, bu senaryonun kendisine akla yakın geldiğini söyledi. Çakır, 2023 öncesinde İYİ Parti çevrelerinin Yavaş’ı cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıkardığını, ancak Yavaş’ın buna hiçbir zaman açıkça evet demediğini belirtti, “Mansur Yavaş hiçbir zaman kalkıp ben Erdoğan’a rakibim, rakip olmalıyım demedi” dedi.

Yavaş’ın Erdoğan’a rakip olarak sahneye çıkma ihtimalini düşük gördüğünü belirten Çakır, sistemin parlamenter yapıya dönmesi halinde Erdoğan’ın izniyle bir göreve talip olabileceğini sözlerine ekledi.

Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları.

Mansur Yavaş’tan söz etmek istiyorum. Gündemde bayağı bir yer tutuyor. Malum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıl dönümünde Anıtkabir’e gitmedi. Orada Adana ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanları vardı ama Mansur Yavaş gitmedi. Ama o gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü. Görüşmesinin Ankara üzerine olduğunu, esas olarak metro konusunu görüşmeye gittiğini söyledi. Özgür Özel de görüşmeden haberi olduğunu söyledi, bir sorun olmadığını söyledi. Fakat o fotoğraf bayağı önemli bir etki yarattı, ciddi bir etki yarattı. Üzerine çok sayıda spekülasyon yapıldı. Mesela iktidara yakın bazı isimler, gazeteciler diyeceğim, bunlar ki, butlan sürecinden itibaren Kılıçdaroğlu’ndan yana açık pozisyon alan kişiler, burada bir görev üstlenmiş kişiler. Bu sefer şöyle haberler yaptılar, kulis diyerek: “Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlılıklarını bildirdi” dediler.

Bu tabii ki çok büyük bir lâf. Yani sonuçta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ülkenin Cumhurbaşkanına bir saygısızlık etmesi falan diye bir şey söz konusu olamaz. Ama aynı cumhurbaşkanı aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı. Ve yıllardır Mansur Yavaş da bir cumhurbaşkanı adayı olarak telaffuz ediliyor. Yıllardır, 2023 öncesinde başladı ve hâlâ. Ve aday olarak telaffuz edildiğinde de tabii ki Erdoğan’a rakip olarak telaffuz ediliyor. Sonuçta potansiyel olarak rakibi olduğu kişiye bağlılığını bildirmesi fazlasıyla zorlama. Tabii ki bir tür psikolojik harp işleri yapıyor birtakım meslektaşlarımız diyelim. Ama şunu biliyoruz, Mansur Yavaş YENİ Parti, CHP ayrımında pozisyon almadı. Ve yaptığı açıklama anlaşılır bir açıklama. Belediye meclisindeki dengeleri gözetmek istediğini söylüyor ve herhangi bir yerden yana tavır alması halinde birçok şeyin değişebileceğini söylüyor. Haklı olabilir. Ama açıkçası şu hâliyle anladığım kadarıyla iki partide de çok bir gelecek görmüyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin toplumsal desteği yok, olacağa da benzemiyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ni seçtiğiniz zaman siyaseten çok küçük bir seçmen tabanı olarak, çok küçük bir kesime hitap etmek gibi bir durumunuz olacak. Ama öte yandan YENİ Parti’nin durumu da çok zor. Çünkü sürekli önüne engeller çıkarılıyor, daha da çıkarılacağa benziyor. Ve orada YENİ Parti’nin o engelleri aşabileceğine çok emin değil. Dolayısıyla ikisinden herhangi birini tercih etmesi Mansur Yavaş için bugün, özellikle bugünkü anlamıyla bir kere acil bir konu değil, ikincisi riskli bir konu.

Bir diğer husus da şu, onu özellikle vurgulamak lazım; Mansur Yavaş’ın Ankara’da seçtirdiği birtakım ilçe belediye başkanları AKP’ye katıldı. Hiç de şaşırmadık. Özellikle Keçiören, değil mi? Hiç de şaşırmadık. Ve bunlar da Mansur Yavaş’ı çok ciddi bir şekilde sarstı ve onların gitmiş olması da Mansur Yavaş’ın iktidara yanaşabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Bazı çevreler bunu dile getiriyorlar. Peki, ne yapacak Mansur Yavaş? Zor bir seçimle karşı karşıya. Bu bakımdan bir diğer kulis haber — tabii bunların çoğunun nasıl yapıldığını az buçuk bildiğim için çok da fazla itibar etmiyorum ama bu şimdi bahsedeceğim olay bana da, hani doğrudur demiyorum ama akla yatkın geliyor — Mansur Yavaş’ın bu dönemi kazasız belasız bitirip ondan sonra cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi bir şeye girişmemek. Yani bir anlamda siyasete belki de son vermek ya da bir sonraki dönemde tekrar Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne aday olmak. Ama hangi partiden, nasıl olacak, onu şu anda söylemek mümkün değil. Yani Erdoğan karşısında pes edecek bir Mansur Yavaş senaryosu bana gerçekçi geliyor. Çünkü şunu da biliyoruz, 2023’te de böyle olmuştu, şimdi de böyle oluyor; Mansur Yavaş hiçbir zaman kalkıp “Ben Erdoğan’a rakibim, rakip olmalıyım. Erdoğan’a rakip olursam kesin kazanırım ve Türkiye’yi ondan daha iyi yönetirim. Türkiye’yi onun yarattığı sorunlardan kurtarırım” dediğini görmedik. Hep ona bu birtakım şeyler atfedildi. Özellikle 2023’te İYİ Parti çevresi çok fazla Mansur Yavaş’ı gündeme getirdi, çok kişi gündeme getirdi ama Mansur Yavaş aleni bir şekilde “Evet, ben varım” demedi, bundan kaçındı. Şimdi hele hiç demiyor.

Dolayısıyla Mansur Yavaş’ın Erdoğan’a rakip olma ihtimalini ben görmüyorum. Ama şöyle bir şey olabilir; birtakım şeyler değişir, sistem değişir, işte Türk tipi başkanlık sisteminden tekrar parlamentonun bir ölçüde güçleneceği bir sisteme geçilir ki bunun spekülasyonları yapılıyor. Olur mu olmaz mı bilmiyorum, olacağını da pek sanmıyorum ama Erdoğan’ın denetiminde, Erdoğan’ın izin verdiği bir şekilde bir göreve Mansur Yavaş’ın talip olma ihtimali bence çok yüksek. Zaten Mansur Yavaş MHP kökenli, ülkücü kökenli bir isim. CHP’de yıllarca aday oldu. Önce kaybetti, sonra iki dönem üst üste kazandı ama hiçbir zaman CHP’li olmadı. Hiçbir zaman olmadı, olmadığını göstermeye de özen gösterdi. Yani bazı isimler, sonradan gelen isimler ne kadar CHP’li olduklarını göstermek için bayağı çaba sarf ediyorlar. Mansur Yavaş hiç böyle bir şey yapmadı. Yani şöyle söylenebilir: “CHP’nin bana ihtiyacı var ama benim çok da fazla, o kadar da fazla CHP’ye ihtiyacım yok” gibi bir strateji benimsedi ama o strateji geldi, şimdi tıkandı.

Önümüzdeki dönemde Mansur Yavaş siyasette çok etkili olacak gibi değil ve şu anda, işte 2024’te seçildi, seçim 2029’da ve birçok belediyenin mesela Bursa cezaevinde, Antalya cezaevinde, İstanbul zaten cezaevinde. Böyle bir ortamda açılmış birtakım soruşturmalar var, birtakım spekülasyonlar var ve şunu da biliyoruz ki, herhangi bir belediye hakkında soruşturma açmak, herhangi bir belediye başkanını gözaltına almak, hatta tutuklamak çok kolay bir iş. Bunun için istendiği anda hemen gerekirse gizli tanık bulunuyor, şu oluyor, bu oluyor. Ne deniyor ona? Etkin pişmanlar bulunuyor vesaire ve olabiliyor. Dolayısıyla Demokles’in kılıcı gibi tepesinde, bütün belediye başkanlarının tepesinde sallanan bir görevi kaybetme, başkanlığı yargı yoluyla kaybetme ihtimali de var. Şu hâliyle bakıldığı zaman Mansur Yavaş’ın partisinin ne olduğunun önemi yok. Partisiz de kalabilir, yani hem CHP’li hem YENİ Parti’li gözükebilir. Benzer bir olayı İzmir yapıyor biliyorsunuz, Cemil Tugay. O bağımsız kaldı, yani normalde YENİ Parti’ye geçmesi beklenirdi, bağımsız kaldı ve AKP’ye geçeceği yolunda sürekli spekülasyon yapılıyor. O da ilginç bir örnek. Cemil Tugay’ın daha siyasi bir versiyonu olarak Mansur Yavaş var ve ben Mansur Yavaş’ın Türkiye siyasetinde bir etkisinin olacağını düşünmüyorum. Ona atfedilen güçler, ‘‘o aday olsa kazanır’’ vesaire gibi şeylerin artık zamanla iyice eriyeceği kanısındayım.

Bugün bir dostuma, arkadaşıma ithaf etmek istiyorum. Genellikle hayatını kaybetmişlere olur ama az sayıda da olsa şu ana kadar yaşayan arkadaşlarım da oldu ithaf ettiğim. Bunlardan birisi Dilek. Dilek Dündar diye biliyorsunuz ama Dilek Türker Dündar. Dilek’le tanıştığımızda Ankara’da ben Nokta’da çalışıyordum. 1987-88 olsa gerek. Söz gazetesi “Gelişim Yayınları” bünyesindeydi o da, aynı bünyede. Zaten Can’la tanışmaları, Can Dündar’la tanışmaları ve evlenmeleri de — evet, Kasım 1988’de evlenmişler — orada oldu. Can’ı tabii ki yıllardır tanıyorum, arkadaşım. Ama bir örnek vereyim. Bir gün rahmetli Mehmet Ali Birand’ın cenazesinde oğulları Ege ile karşılaştım. Cenazede karşılaştım. O zaman bir delikanlıydı. Şimdi de 30’unu aştı galiba, o zaman 18 yaşındaydı. Ben ona şey demiştim, “Ben annenin arkadaşıyım” demiştim. Beraber gülmüştük. Evet, Dilek gerçekten çok bilinmez. Tabii ki Can’ı herkes biliyor ama “32. Gün”de çalıştı. Daha sonra Can’ın yaptığı belgesellerin hepsinin aslında prodüksiyonunu esas olarak üstlenen kişiydi Dilek ve sonunda Can’ın başına gelenleri biliyorsunuz. Saldırı olayını hatırlayın, Çağlayan Adliyesi’nde. Saldırganı püskürten de Dilek’ti ve sonra istemeye istemeye ülkeyi terk etmek zorunda kaldı 2019 yazında. Çünkü oğlunu da göremiyordu. Oğlu da Türkiye’ye gelemiyordu. O da yurt dışındaydı. Can’ı da göremiyordu. 2019’dan beri yurt dışında. Bu arada babasını kaybetti. Çok üzüldüğünü biliyorum. Türkiye’yi çok özlediğini biliyorum. Umarım en kısa zamanda Can da, Dilek de, oğulları da Türkiye’ye özgür bir şekilde gelebilirler ve beraber muhabbet edebiliriz. Buradan tabii ki Dilek’e ama aynı zamanda Can’a ve Ege’ye sevgilerimi iletiyorum.

Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş