Kürk Mantolu Madonna: Zamanı ve kutuplaşmayı yenen roman

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”

Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yazdığı ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden olan “Kürk Mantolu Madonna” romanı, 75 yıl sonra yeniden en çok satanlar listesinde. Geçtiğimiz yılın sonunda İngilizce’ye çevrilen “Kürk Mantolu Madonna”nın çevirmeni Maureen Freely, Guardian gazetesinde kitabı şöyle tanımlamıştı: “Bu kitabı, her yaştan kadın ve erkekler okudu, sevdi ve okurken ağladı, özellikle de gençler…Ancak bunun neden olduğunu kimse açıklayamıyor.”

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali de, New York Times gazetesine verdiği röportajda “Babam Kürk Mantolu Madonna’nın bestseller olduğunu görseydi şok olurdu” diyor ve ekliyor: “Babam, bu kitabına çok fazla önem atfetmezdi. Hatta arkadaşları şöyle diyordu: ‘Sabahattin, bu kadar romantik bir kitap yazmamalıydın, ününü zedeleyecek’ ”

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde Komünist olduğu için sürekli baskı gören Ali’nin yazdığı öyküler, şiirler ve yazılar, Ali’nin defalarca hapse girmesine neden olmuştu. Filiz Ali, Türkiye’de gazeteci ve aydınlara yönelik baskılara atıfla, “şimdi, aynı şeyler daha kötü bir şekilde tekrarlanıyor” diyor.

sabahattin-ali26-710x405
(Kürk Mantolu Madonna’nın yazarı Sabahattin Ali)

Sabahattin Ali, 1948 yılında, Avrupa’ya kaçmaya çalışırken Bulgaristan sınırında öldürülmüştü. 41 yaşında hayatını kaybeden Ali’nin ölümü hâlâ aydınlatılmış değil. Ali’nin sınırı geçmesine yardımcı olan bir kaçakçı, Ali’yi öldürdüğünü itiraf etmiş ve kısa bir süre hapis yatmıştı. Ancak Ali’nin ölümü halen şüpheli. Kızı Filiz Ali’ye göre Sabahattin Ali, devletin istihbarat görevlilerince öldürüldü ve olayın aslına dair bilgilerin devlet arşivlerinin derinliklerinde bir yerde bulunabileceğine inanıyor.

Filiz Ali’ye göre, Kürk Mantolu Madonna otobiyografik öğeler taşıyor. 1920’li yıllarda bir süre Berlin’de yaşayan Sabahattin Ali’nin, bu romanına ilham kaynağı olan kişi ise Berlin’de tanıştığı bir Alman olan Maria. Romanda, melankolik ve dış dünyaya uyum sağlayamamış Raif Efendi’nin hayranı olduğu Kürk Mantolu Madonna tablosunun ressamı Maria Puder karakterinin, otobiyografik bir yanının olduğuysa, yıllar sonra Sabahattin Ali’nin Maria’yla yazıştığı mektupların ortaya çıkmasıyla gün yüzüne kavuşmuş.

“Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu… Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim.” diyen özgür ruhlu Maria Puder ile, ona aşık olan naif ve içine kapanık Raif arasındaki bu etkileyici aşk öyküsü, Almanca, Fransızca, Arapça ve Rusça’dan sonra geçtiğimiz yıl İngilizce’ye çevrildi.

New York Times’a göre her yaştan ve her kesimden milyonlarca okuyucunun beğenisini toplayan Kürk Mantolu Madonna, “bu denli kutuplaşmış bir ülkede herkesi kültürel bir ortak paydada buluşturmayı başarabilen”, zamanı ve mekanı aşabilmış bir eser.

Çevrildiği bütün dillerde geniş okuyucu kitlelerinin büyük beğenisini toplayan Kürk Mantolu Madonna, Türkiye’de de her daim okunmaya devam edecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus