Joseph E. Stiglitz: “Trump’ın kabadayı Amerikası”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2001 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ABD’li Joseph E. Stiglitz’in 2 Haziran 2017’de www.project-syndicate.org’ta çıkan yazısını Türkçe’ye İlker Kocael çevirdi.

Joseph E. Stiglitz
Joseph E. Stiglitz

Donald Trump, İkinci Dünya Savaşı sonrasında güç bela oluşturulan ekonomik yapının temelini dinamitledi. Kurallara dayalı bu küresel yönetişim sistemini yerle bir etme girişimi –şimdilerde Trump’ın ABD’yi 2015 Paris iklim anlaşmasından çekmesiyle vücut buluyor- ABD Başkanı’nın temel değerler sistemimiz ve kurumlarımıza yönelik saldırılarının son veçhesi.
Dünya, Trump yönetiminin takip edeceği yol haritasının kötü niyetli olduğunu şimdi şimdi kabullenmeye başlıyor. O ve avaneleri –Amerikalıların özgürlüklerini, haklarını ve demokrasiyi korumada hayati önem taşıyan bir kurum olan- ABD basınını “halk düşmanı” olarak nitelendirdi. Amaçları ve argümanlarıyla bağdaşmayan her şeye “fake” (Ç.N. “sahte”) yaftasını yapıştırarak ve hatta bilimin kendisini reddederek; bilgi ve inançlarımızın temelini –yani epistemolojimizi- sarsmaya yeltendiler. Trump’ın Paris İklim Anlaşması’na burun kıvırmak için uydurduğu bahaneler bunun yalnızca yakın zamanlı bir örneği.
18. yüzyıl ortasından önceki bin yıl, yaşam standartlarında bir gelişme olmadı. Akla dayalı söylem ve bilimsel araştırmayı benimseyen Aydınlanma; iki yüz elli yıldan bu yana yaşam standartlarında müthiş bir sıçramaya neden oldu.
Aydınlanma ile birlikte insanlar keşfetmeye yöneldi, önyargılarını sorguladı. İnsanların eşitliği –ve onun doğal sonucu olarak, herkes için temel kişisel haklar- fikri hızlıca yayılınca; toplumlar ırk, cinsiyet ve en nihayetinde engellilik ve cinsel yönelim de dahil olmak üzere insan kimliğinin diğer veçheleri temelinde yapılan ayrımcılıkları ortadan kaldırma mücadelesine girişti.
Trump’ın amacı bu gidişi tersine çevirmek. Bilimi –özellikle de iklim bilimini- reddi, teknolojinin gelişimini tehdit ediyor. Kadınlara, Hispaniklere ve Müslümanlara (kendisinin ve ailesinin çıkar sağladığı Körfez petrol şeyhliklerinin hükümdarları hariç) yönelik dar kafalı tutumu, insanlarda mevcut olan sistemin herkese adil davrandığı inancının altını oyarak Amerikan toplumunun ve ekonomisinin işleyişini tehdit ediyor
Bir popülist olarak Trump; eşitsizliğin gün geçtikçe daha da tırmandığı bir ortamda birçok Amerikalının sınıf düşmesi dolayısıyla son yıllarda çok yaygınlaşan anlaşılabilir bir ekonomik memnuniyetsizlikten faydalandı. Ancak onun gerçek amacı –kendi destekçilerinin hilafına kendini ve rant peşinde koşan diğer kodamanları zenginleştirmek- vergi ve sağlık hizmetleri planları ile açığa çıktı.
Trump’ın önerdiği vergi reformu, şimdilik görebildiğimiz kadarıyla, George W. Bush’un planından bile daha geride (gelir dağılımında en üst dilime giden payı hesap ettiğimizde). Ayrıca, ortalama yaşam süresinin giderek kısaldığı bir ülkede, planlanan sağlık reformu ile 23 milyon Amerikalı daha sağlık sigortasından mahrum kalacak.
Trump ve kabinesi iş anlaşmalarının nasıl yapıldığını çok iyi bilirken, onların bir bütün olarak ekonomik sistemin nasıl işlediği ile ilgili en ufak bir fikirlerinin bile olduğunu sanmıyorum. Eğer yönetimin makroekonomik politikaları uygulanırsa, bütçe açığı artacak ve imalatta gerileme yaşanacak.
Amerika, Trump yönetimi altında ıstırap çekecek. Amerika’nın küresel liderliği; Trump’ın 190’dan fazla ülke arasında imzalanan Paris Anlaşması’ndan çekilmesi öncesinde bile sallantıdaydı. Geldiğimiz noktada, bu liderliğin yeniden kurulması için insanüstü bir çaba gerekecek. Gezegende ortak bir yaşam sürüyoruz; iyi geçinmek ve birlikte çalışmak zorunda olduğumuz gerçeğini tecrübe ederek öğrendik. İşbirliğinin herkesin çıkarına olduğunu da öğrendik.

Merkel doğru cevabı verdi

Peki şimdi oyun parkında her şeyin kendisinin olmasını isteyen ve diyaloğa açık olmayan bu çocuksu kabadayı karşısında dünya ne yapmalı? Dünya “kabadayı” ABD ile nasıl başa çıkabilir?
Geçtiğimiz ay Trump ve diğer G7 liderleri ile buluşması sonrasında konuşan Almanya Şansölyesi Angela Merkel doğru cevabı verdi. Dedi ki, Avrupa artık “başkalarına gözü kapalı güvenemez,” ve “kendi geleceğimiz için biz kendimiz mücadele etmeliyiz.” Şimdi Avrupa için bir araya gelme, Aydınlanma değerlerine yeniden sarılma ve ABD’ye dur deme vakti. Tıpkı Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Trump’ın güce yönelik çocuksu alfa-erkeği yaklaşımını sembolize eden el sıkma ritüelini çok başarılı bir şekilde bozması gibi.
Avrupa, kendi güvenliği konusunda Trump’ın yönettiği ABD’ye güvenemez. Ancak aynı zamanda Soğuk Savaş’ın sona erdiğini de kabul etmeli; her ne kadar ABD’nin askeri endüstri tesisleri bunu kabul etmek istemese de. Terörle mücadele önemli ve maliyetliyken, uçak gemisi ve avcı uçakları üretmek buna çare değil. Avrupa; GSMH’nin yüzde ikisini talep eden askerî çıkarlara boyun eğmek yerine ne kadar harcayacağına kendisi karar vermeli.
Bugün yine biliyoruz ki dünya; iklim değişikliği dolayısıyla yaşadığımız varoluşsal tehdide çözüm arayışında ABD’ye güvenemez. Avrupa ve Çin yeşil bir geleceğe olan bağlılıklarını pekiştirerek doğru olanı yaptı –gezegen ve ekonomi için doğru olanı. Teknoloji ve eğitime yaptığı yatırım nasıl ABD’nin başarısız Cumhuriyetçi ideolojisi karşısında Almanya’ya ileri üretim teknolojisi konusunda avantaj sağladıysa; aynı şekilde Avrupa ve Asya, ABD karşısında geleceğin yeşil teknolojileri bakımından aşılamaz bir avantaja sahip olacak.
Dünyanın geri kalanı kabadayı bir ABD’nin gezegenimizi mahvetmesine göz yumamaz. Ya da aydınlanmamış –aslında Aydınlanma karşıtı- “önce Amerika” politikalarıyla ondan faydalanmasına izin veremez. Eğer Trump ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan çekmek istiyorsa, dünyanın geri kalanı ABD’nin küresel standartlara uymayan ihraç ürünlerine karbon vergisi getirmeli.
Şu iyi bir haber: Amerikalıların çoğu Trump’ın yanında değil. Hâlâ çoğu Aydınlanma değerlerine inanıyor, küresel ısınmanın gerçekliğini kabul ediyor ve harekete geçmeye hazır. Ancak konu Trump olunca usa dayalı argümanların işe yaramayacağı anlaşılmış olmalı. Şimdi harekete geçme zamanı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus