Sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen, “cumhurbaşkanına hakaret” davasından beraat etti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in bir televizyon programındaki sözleri gerekçe gösterilerek “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla yargılandıkları davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi, her iki sanatçının da beraatına karar verdi. Akpınar’ın avukatı Köksal Bayraktar ve Gezen’in avukatı Celal Ülgen ile duruşmayı takip eden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu kararı Medyascope’a değerlendirdi.

Sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in bir televizyon programındaki sözleri gerekçe gösterilerek “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşması bugün (1 Mart) Kartal’daki İstanbul Adliyesi’nde, İstanbul Aadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Duruşmalardan vareste tutulan Akpınar ve Gezen duruşmaya katılmazken sanatçıları avukatları temsil etti. CHP İstanbul Millletvekili Sezgin Tanrıkulu ile eski CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt de duruşmayı izledi. Salonun küçük olduğu gerekçesiyle duruşmayı takip etmek isteyen çok sayıda basın mensubu, salona alınmadı.

Savcı bir önceki celsede verdiği ceza talep eden esas hakkındaki mütalaasını tekrar ettiğini, Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel de şikayetlerinin devam ettiğini belirterek, iddianame kapsamında sanıkların cezalandırılmasını istedi. Ardından Akpınar ve Gezen’in avukatları söz aldı ve müvekkillerinin beraatını talep etti.

Bayraktar: “Cumhurbaşkanına hakaret vatandaşa hakaret gibi mütalaa edilmeli”

Metin Akpınar’ın avukatı Köksal Bayraktar, mahkeme başkanına sunduğu dilekçesindeki usul ve esasa dair itirazlarıyla taleplerini dile getirdi.  Bayraktar bilirkişi raporundaki görüntü çözümlerinde boşluklar ve altı çizili koyu renk sözcükler olduğunu anlattı. “Ne garip tesadüftür ki iddianamede ve mütalaada altı çizili ve siyah olan bölümlere dayanılmıştır. Çözüm esasa uygun yapılmamıştır” diyen Bayraktar, görüntü çözümünün izlenmesini ve bilirkişiye neden bazı kelimelerin altının çizildiğinin sorulmasını istedi. Bayraktar, iki sanatçının suçlandığı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Cumhurbaşkanına hakaret” başlıklı 299. maddesine göre Adalet Bakanlığı’ndan değil, Adalet Bakanı’ndan izin alınması gerektiğinin söylendiğini belirterek, Adalet Bakanı’nın izninin olup olmadığının sorulmasını talep etti.

Avukat Bayraktar, esasa ilişkin savunmasında ise savcının cezalandırma istediği TCK’nın “Cumhurbaşkanına hakaret” başlıklı 299. maddesinin tarihi sürecini özetledi ve “maddenin geniş ölçüde değil dar ölçüde yorumlanması gerektiğini” belirtti. Bayraktar, cumhurbaşkanının aynı zamanda parti başkanı olduğunu belirterek “cumhurbaşkanına hakaret suçunun”, “hakaret” suçuna eşit olması gerektiğini belirtti ve şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor, TBMM’de güvenoyu alamıyor, dilediği konuda kararname çıkarıyor. Eski anayasada var olan ‘Cumhurbaşkanın partisi ile ilişiği kesilir’ şeklindeki cümle çıkarılmıştır. Cumhurbaşkanımız parti başkanıdır şu anda. Bu nedenle cumhurbaşkanına hakaret basit bir vatandaşa hakaret gibi mütalaa edilmelidir.”

Avrupa’da 11 ülkenin ceza kanununda doğrudan doğruya cumhurbaşkanına hakaret suçunun olmadığını belirten Bayraktar, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden benzer konulardaki düşünce ve ifade özgürlüğü yönündeki kararları örnek olarak verdi ve “Türkiye’de neden insan hakları bu kadar yargının önüne düşürülüyor?” diye sordu.

Akpınar’ın sözlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın adının geçmediğini, ona yönelik olmadığını ve hakaret bulunmadığını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Böyle bir davada yargılanmak bile Akpınar ve Gezen için kâfi derecede cezalandırılmadır. Demokratik ülkelerde buna rastlanmaz. Cezalandırıcı hükümler şahıs hedeflenerek ihlal edilirse dava açılabilir ama ‘faşist’ sözcüğü hakaret değildir, siyasi düşünce özgürlüğünün parçasıdır.”

Savcı, Bayraktar’ın bilirkişi ve soruşturma iznine dair taleplerinin reddedilmesini istedi. Mahkeme Başkanı Zuhal Kasım Sağlam, “dosyadaki mevcut bilirkişi raporu ve soruşturma izni verilmesine dair bilgi ve belgelerin yeterli görüldüğü” gerekçesiyle talepleri reddetti.

Avukat Atilla Hekimoğlu da meslektaşının beyanlarına katıldığını belirtti, Yargıtay’ın “halka mal olmuş kişilere söylenen sözlerin normal vatandaşa söylenmiş gibi değerlendirilmemesi gerektiğine ve bu kişilerin eleştiriye açık olması gerektiğine” dair kararlarından örnekler verdi.  

Ülgen: “Bu ülkede demokrasi var mı yok mu siz karar vereceksiniz”

Müjdat Gezen’in avukatı Celal Ülgen “Metin Akpınar’ın sözlerinde geniş zaman kullanılmış. Geniş zaman kullanılarak hakaret olmaz” derken Müjdat Gezen’in sözlerinin cumhurbaşkanına yönelik olduğunu ancak sözlerde hakaret bulunmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanının siyasi parti başkanı olduğunu belirten Ülgen, şöyle konuştu:

Başkanlık sistemi kurulmuş, televizyonları, gazeteleri, istihbaratı, polisi, özel güvenliği, dokunulmazlığı var. Bunlarla korunan cumhurbaşkanına söz söyledi diye buralara kadar taşınması demokratik geliyor mu size? Böyle bir olay Türkiye için utançtır. Bu davanın açılmamış olması gerekirdi. Niçin açıldığını dilekçemde anlattım. Çünkü birileri devreye girip ihbarlarda bulunarak düğmeye basılmış gibi bu davanın açılmasına olanak sağladılar. Birileri de cumhurbaşkanına yaranmak için bu davaları açtı. Bu tür davaları açmak tam tersine cumhurbaşkanına kötülük yapmak demektir.

Düşünce özgürlüğü demokrasinin penceresidir. Basın demokrasinin penceresidir. O pencerenin kapanmaması lazım. Müvekkilimiz sözleri bilerek isteyerek ve sonuçlarına katlanarak söyledi. ‘Haddini bil’ diye kendi yaşam alanına el atılmasına karşı cevabını verdi. Bir ülkede yurttaşlar kendini yönetenlere karşı ‘Haddini bil’ şeklinde serzenişte buluma hakkı taşımıyorsa o ülkede demokrasi yoktur. Bu ülkede demokrasi var mı yok mu siz karar vereceksiniz.”

Verilen aranın ardından kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Zuhal Kasım Sağlam, “suçun maddi unsurunun somut olayda gerçekleşmemesi” nedeniyle iki sanatçı hakkında ayrı ayrı beraat kararı verdi.

Kararı Medyascope’e değerlendiren avukat Köksal Bayraktar, “Savunma olarak biz içeride Türkiye’deki bazı mahkemelerin önemli kararlarını, Yargıtay kararlarını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) üç önemli kararını söyledik. AİHM’deki kararlar o kadar ağır ki mesela cumhurbaşkanı için ‘aptal adam’, ‘salak adam’, ‘işkencecilerin başı’ , ‘ahlaksız’, ‘şerefsiz’ gibi terimler kullanılıyor, bu terimler dahi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine [ifade özgürlüğü] giren nitelikte bulunuyor. Bu karar çok önemlidir, böyle bir karara ulaştığımız için tabii ki çok memnunum” dedi.

Avukat Celal Ülgen de “İlk bakışta sevinilecek bir karar ama sabahleyin erkenden, güneş doğmadan polislerin gelip eve girmesi, onları alıp Kartal Adliyesi’ne getirmesi, kilometrelerce yol yürütülmesi, arkasından savcılık, soruşturma ve buraya kadar gelen süreçte, zaten kısmi bir yaptırım uygulanmış oldu. Bu tür davaların hiç açılmamış olması gerekirdi. Beraat kararı verilmesi bizi sevindirmiyor. Adalet adına seviniyoruz, hiç değilse daha büyük yıkıma neden olmadılar ama şunu açıklıkla söylemek gerekir ki Türkiye yargısı siyasi iktidarın gölgesinden bir türlü kurtulamıyor” diye konuştu.

Tanrıkulu: “Bu dava hiç açılmamalıydı”

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise kararı şu sözlerle değerlendirdi:

“Alınma biçimleri ve iddianame yazılış biçiminden sonra bu kararın verilmiş olması önemli. Ama hiç bu davanın açılmamış olması ve Müjdat Gezen ile Metin Akpınar’ın hiç yargı önüne çıkmamış olması lazımdı. Savcı ceza istedi aslında, bugün de ceza konusunda görüşünü tekrarladı. Muhtemelen temyiz edecektir ve Bölge Adliye Mahkemesi’ne ve oradan da Yargıtay’a gidecektir. Önemli olan bu süreçlerde de aynı kararın çıkması.”

Ne olmuştu?

İki sanatçı, 21 Aralık 2018 tarihinde Uğur Dündar’ın sunduğu “Halk Arenası” programına konuk olarak katılmıştı. Metin Akpınar programda, “Bu kargaşadan kurtulmamızın tek çaresi demokrasi diye düşünüyorum. Oraya ulaşabilirsek kavga-dövüş olmaz, bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak, her faşizmin karşılaştığı gibi belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki de adı geçen başka liderlerin yaşadığı kötü sonları yaşayabilir ama bize yazık olur, biz harap oluruz” derken Müjdat Gezen şunları söylemişti: “Herkesi azarlıyor, herkese parmak sallıyor, herkese ‘Haddini bil’ diyor. Bak Recep Tayyip Erdoğan, sen benim, bizim vatanseverliğimizi sınayamazsın. Haddini bil.”

Akpınar ve Gezen’in bu sözlerine yönelik Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bunlar sanatçı müsveddesi, yargıya hesabını versinler. Bunun bedelini ödeyecekler. Bu ülkenin cumhurbaşkanını ipte sallandıracaksın. Şimdi git yargıda bedelini öde” açıklamasını yapmıştı.

İki sanatçı hakkında 22 Aralık 2018’de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılmıştı. Metin Akpınar ve Müjdat Gezen, 24 Aralık 2018’de evlerine gelen polisler tarafından ifade vermek üzere adliyeye götürülüp, sevk edildikleri Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliği’nce adli kontrol tedbirleri ile serbest bırakılmıştı.

Sanatçılar hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla iddianame hazırlanması üzerine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması 23 Aralık 2020’de yapılmıştı. Savcı, 17 Şubat 2021’deki ikinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak iki sanatçının “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla dörder yıl sekizer aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını talep etmişti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus