Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkûm anneler anlatıyor (3): “Dört yaşındaki kızım cezaevine girdiği zaman gökyüzüne bakıp ağladı, geceleri altına kaçırmaya başladı, büyümesi gerekirken küçülüyor gibiydi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın temelinin atıldığı erken çocukluk dönemini cezaevinde geçiren çocuklar, yaşadıklarının etkisini ileride de görüyorlar ve yaşıtlarına göre dezavantajlı büyüyorlar. “Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkûm anneler anlatıyor” serimizin birinci ve ikinci bölümünde çocukların büyüdükçe ortaya çıkan sorunlarını ve psikolojik durumlarını konu edindik. Bu bölümde, dört yaşında annesi ile birlikte cezaevine giren bir kız çocuğunun ve annesinin yaşadıklarına yer veriyoruz. Cezaevinin etkilerini yaşamına taşıyan Elif(*)(7), yaşıtlarıyla iletişim kurmakta güçlük çekiyor ve cezaevinde geçirdiği 11 ay yüzünden annesini suçluyor.

“Kızım cezaevine ilk girdiği zaman gökyüzüne bakıp ağlıyordu”

Elif, 2017 yılında cezaevinde büyüyen 668 çocuktan biri. Dört yaşında, annesi Serap(*)(32) ile birlikte girdiği cezaevinde 11 ayını geçiriyor. Çocukluğundan çalınan 11 ayın ilk iki haftasında gökyüzüne bakarak ağlayan Elif, tersine gelişim gösteriyor. Konuşmayı unutuyor ve tuvaletini altına kaçırıyor. Anne Serap zorlu geçen bir ayını şöyle anlatıyor:

“İlk zamanlar zorlandığım kadar hiçbir zaman zorlanmadım. Yeni yeni cümlelerini tam kuran kızım, içeri girdiği gibi konuşmayı unuttu. Bir ay kimseyle iletişim kurmadı, bezi bırakalı bir sene olmasına rağmen geceleri altına yapmaya başladı. Büyümesi gerekirken tam tersine küçülüyor gibiydi. Havalandırma saatlerinde gökyüzüne bakıp ağlıyordu. Bir de gece kâbusları vardı tabii. Her gece saat üç civarı irkilerek uyanıyordu. İlk bir ay Keşke dışarıda bırakma şansım olsaydı’ diye düşündüm. Ancak bırakabileceğim bir babası da yoktu.”

“Bir ay sonra ilk söylediği kelime ‘Baba’ oldu”

Dört yaşındaki Elif’e babası bakamıyor çünkü Elif’in babası da yaklaşık iki ay önce cezaevine giriyor. Elif’in bir ayın sonunda söylediği ilk kelime “Baba”. Serap bu durumu kızının kendisine olan öfkesi olarak dile getiriyor:

“Kızım bana öfkeliydi. İçeride kaldığımız süre boyunca kızımın bana olan bakışlarındaki o öfke hâlâ aklımda. İçeri girdiğimiz gibi benimle iletişimi koparmış, zaman zaman da hareketleriyle bana karşı saldırgan olmuştu. ‘İçeride olmak mı daha çok canını acıttı yoksa kızınızın bu tür davranışları mı?’ diye sorarsanız, bu tavırları çok ağrıma gitti. Belki haklıydı, ben suçluydum ama bir anne için çocuğunun kendinden nefret etmesini düşünmek çok ağır bir süreçti benim için. Bir ayın sonunda Elif, ‘Baba’ dedi. Ben yanındaydım ama bana seslenmedi, babasına seslendi. Bu sözcük bana olan öfkesinin dışa yansımasıydı.”

“Sosyal hizmetler kurumlarına yerleştirirler korkusuyla yaşadım”

Cezaevinde çocuklar altı yaşına kadar anneleriyle birlikte kalabiliyor. Altı yaşına geldikten sonra eğer dışarıda bir yakını yoksa anneden alınarak sosyal hizmetler kurumlarına veriliyor. Elif’in dört yaşında olması, annedeki bu kaygıyı daha da güçlendiriyor. Cezasının uzaması halinde anneden alınacak olan Elif, dışarıda bir yakını olmaması nedeniyle sosyal hizmetler kurumuna verilecekti:

“Daha cezam tam kesinleşmemişti. 11 ay boyunca her gece ‘Ya cezam kesinleşir ve iki seneden fazla burada kalırsam kızım ne olacak?’ diye düşündüm. Bu psikoloji beni daha da çıkmaza soktu. Zaten çocuğumla iletişim kuramıyordum, çok kötü bir ortamda kızımı yetiştirmek zorundaydım bir de üstüne bu gelince zor zamanlar geçirdim. Bir anne için zor belki ama ‘Acaba sosyal hizmetlerde daha mı iyi yetişir?’ diye de düşündüm. Anneliğimin ona yetmiyordu.”

“Banyo yaptırırken başının üstüne düştü, öldü sandım”

Elif, Serap’ın ilk çocuğu. Onun için doğumdan önce her şeyini hazırlayan, iyi okullarda büyümesini hayal eden annenin cezaevinde çocuğu için yaratmaya çalıştığı elverişli ortam, yönetim tarafından engelleniyor. Serap bir kere ranzadan, bir kere ise banyo yaparken düşen kızının şu an yaşadığı travmaların bir nedenin de sistem olduğunu düşünüyor:

“Dışarıdayken Elif’i her gece özenle yıkardım, suyunu bile içme suyundan koyardım. İçerideki banyolara girdiğiniz zaman o kasvetini ve ne kadar temizlenirse temizlensin pis görünümünü hemen fark ediyorsunuz. Benim bile midem bulanıyordu. Tek bir banyoda yıkanmak zorundaydık. Orada da haftada üç gün su oluyordu. Kızım o taşlara basmasın diye kantinden leğen aldım fakat o da yönetim tarafından elimden alındı. Bir kere kızım ayağı kayıp düşmüştü. Kafasını yere vurdu. O kadar sert vurdu ki öldü sandım, sesi de çıkmıyordu. Kaldırdığımda nefesi kesilmiş bir şekilde ağlıyordu. Elif şu anda bile banyoya girdiği zaman korkuyor. Evet ben suçlu olabilirim. Fakat çocuğumun bu yaşadığı travmaların tek sorumlusu ben değilim.”

“Bana olan öfkesi hiçbir zaman geçmedi”

Serap, diğer anneler gibi cezaevinde çocukların yeterince beslenemediği düşüncesinde. Cezaevi yemeklerinin yağlı olması sürekli Elif’in midesini bozuyor ve zamanla reflü belirtileri ortaya çıkıyor. Cezaevinde ayrı bir menü çıkmaması sonucunda kızında bu hastalığın olduğunu söyleyen anne, maddi imkanları yettiği kadar kantinde kızına yemek yapmaya çalışıyor. İletişim konusunda güçlük çeken Elif, bu süre zarfında diğer mahkûmlarla iletişim kurmaya başlıyor fakat annesiyle iletişimini yine sınırlıyor. Serap bir anne için en zor cümleyi kuruyor ve “Kızımın bana öfkesi hiçbir zaman geçmedi” diyor:

“Dört yaşındaki kızımın reflüsü çıktı. Verilen yemekler, oradaki yaşam koşulu onu bu hastalığa itti. Doktora götürdüğüm zaman bana cezaevindeki birçok bebekte bunu gördüğünü söylediler. Bütün sorunların yanında Elif’in artık bir hastalığı da vardı. Bana olan davranışları zamanla iyileşse de cezaevinden önceki hayatımız yoktu. Diğer mahkûmlarla iyi anlaşmaya başlamıştı ama benimle sadece temel ihtiyaçları için iletişim kuruyordu. Bunu bir annenin kabullenmesi zor ama kızımın bana karşı öfkesi hiçbir zaman geçmedi.”

“Anne, seni sevmiyorum”

11 ayın sonunda Elif ve annesi cezaevinden çıktı. Bir sene daha kalsaydı, annesinin korkusu gerçekleşecek ve çocuk anneden alınarak sosyal hizmetler kurumuna verilecekti. Şu anda yedi yaşında olan Elif, yaşıtlarıyla iletişim kurmakta zorlanıyor:

“Beni suçladı. Sanki ona ceza verdim ve oraya kapattım sanıyor. Yaşıtlarına göre çok hırçın. Sürekli kavga ediyor ve arkadaşlarına zarar veriyor. Salgının etkisiyle de cezaevinden çıktıktan sonra eve kapandı. Bana beni sevmediğini söylüyor. Eşim hâlâ cezaevinde. Belki o çıkarsa bir aile oluruz ve Elif’in tüm eksiklerini kapatırız. Kızımın bunları yaşamasını istemezdim. Şimdi psikolojik destek alıyor, belki ileride beni anlar.”

*Anne ve çocuğun isimleri değiştirilmiştir. Olayların yaşandığı cezaevinin ismi, anne ve çocuğu korumak için verilmemiştir. Haber görseli, Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın hazırladığı Umutları Ertelenen Çocuklar kitabından alınmıştır.

Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkum anneler anlatıyor (1): “Bebeğimin bezine kadar açıp arıyorlardı”

Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkûm anneler anlatıyor (2): “Hayal ettiklerinizle hayatınız aynı olmuyormuş, oğlumun ilk doğum gününü cezaevinde kutladık

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus