Boğaziçi Üniversitesi’nden 12 öğrencinin LGBTİ+ bayrağı açtıkları gerekçesiyle yargılandıkları davanın ikinci duruşması yapıldı: Öğrencilerin yurtdışına çıkış yasakları kaldırıldı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör ataması protestolarında LGBTİ+ bayrağı açtıkları gerekçesiyle gözaltına alınıp haklarında dava açılan 12 öğrencinin yurtdışına çıkış yasakları kaldırıldı. Bir sonraki duruşma 13 Ekim’de.

Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasının ardından başlayan protestolarda, 12 öğrenciye okulun Güney Kampüs girişinde LGBTİ+ bayrağı açtıkları gerekçesiyle soruşturma açılmıştı. “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması, bugün (28 Haziran) İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Duruşmaya 12 öğrenci ve avukatları katılırken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ve Uluslararası Af Örgütü’nden Tarık Beyhan duruşmayı takip etti. Avukatlar, gökkuşağı bayraklı maskelerle duruşmaya katıldı. Duruşma, 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nin salonundan daha büyük bir salon olan 24. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapıldı. Basın mensupları ve avukatlar dışındaki izleyiciler salgın gerekçesiyle duruşma salonuna alınmadı.

Duruşmada söz alan öğrenciler ve avukatları, suçlamaları reddedip derhal beraat talebinde bulundu. Savcı, kaçma şüphesi olmadığından yurtdışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme başkanı derhal beraat taleplerini reddederken adli kontrol uygulamasının kaldırılmasına ve öğrencilerin duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi. Gelecek duruşmanın 13 Ekim saat 10.00’da yapılması kararlaştırıldı.

Duruşma sırasında adliye önünde yapılan açıklamada, “Bizler varoluşumuza yapılan bu saldırıları, hukuksuz yargılamaları kabul etmiyoruz. Sokaklarda taşıdığımız bayrakları yasaklamanın amacının bizleri yasaklamak ve yok etmek olduğunun farkındayız. Tüm bu tahakküm çabalarına rağmen yine burada avazımız çıktığınca haykırıyoruz. Onur Yürüyüşümüz durdurulamaz, LGBTİ+ hakları baskılanamaz ve gökkuşağı yargılanamaz” denildi. 

“’Kimlik kontrolü yapacağız’ diyerek araca bindirildik”

Duruşma, öğrencilerin beyanları ile başladı. İlk önce hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenci ile birlikte iki kampüs arasında yürürken gözaltına alınan dört öğrenci söz aldı.

N.D., iddianamedeki gibi polislerin herhangi bir şekilde dağılın uyarısını duymadıklarını söyledi. Gösteri, eylem ve protestonun söz konusu olmadığını, okul içindeki soruşturmasına üç arkadaşıyla birlikte giderken ellerinde bayrak olmamasına rağmen ellerinde bayrak olduğu iddia edilerek gözaltına alındıklarını anlattı:

“Gökkuşağı ve LGBTİ+ bayrağı hiçbir şekilde terörle ilişkilendirilip kriminalize edilemez, bunun ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu düşünüyorum. Gözaltına alındığımızı gözaltı aracına bindirildikten iki buçuk-üç saat sonra öğrenebildik. Neredeyse darpla telefon ve kimliklerimize el konuldu. Bize sadece kimlik kontrolü için araca bindirildiğimiz söylenmişti, avukat ve ailelerimize haber vermemize izin verilmedi.”

E.K. ve E.Y. sırtlarında bayraklarla, M.G. ise bayraksız, iki kampüs arasında yürüdüklerini, eylem yapmadıklarını, slogan atmadıklarını, arkadaşları N.D.’nin disiplin soruşturması için yanında olduklarını belirtti. Önlerini kesen polislerin kimlik kontrolü yapacaklarını belirterek kendilerini araca götürüldüklerini, gözaltına alındıklarını çok sonra öğrendiklerini aktardı.

Avukat Pişkin: “Gökkuşağı bayrağı yasaldır”

Avukat Levent Pişkin, LGBTİ+ mücadelesini, Onur Haftası’nı ve gökkuşağı bayrağının anlamını anlattı. “Elimde gördüğünüz bayrak, ‘gök bayrağı’ dediğimiz bayrak, 1977 yılından itibaren dünyanın her tarafında LGBTİ+ kişilerin görünürlüğünü vurgulamak için evrensel bir imge. ‘Biz buradayız’ demek için bu bayrağı kullanıyoruz” diyen Pişkin, gökkuşağı bayrağının yasaklanmasına dair bir kararın da olmadığını belirtti: “Gökkuşağı bayraklı maske ile suç olmadan salona girip huzurunuzda bulunabiliyorsam, insanların sırtında gökkuşağı bayrağıyla bir kapıdan diğerine yürümesinde sakınca yoktur. Bu, 90’ların başörtüsü yasağını hatırlatıyor. Kriminalize etme çabası söz konusu. Keyfi bir uygulama.”

Pişkin, durdurma ve kimlik sorma için makul şüphe olması gerektiğini, öğrencilere yönelik makul şüpheyi yaratabilecek tek şeyin gökkuşağı bayrağı olduğunu, bayrağın da yasal olduğunu söyledi. Dolayısıyla makul şüphe olmadan durdurma işlemi yapıldığını, bunun yargılamayı da hukuka aykırı hale getirdiğini belirtti. Önleyici gözaltına dair de koşulların oluşmadığını anlatan Pişkin, “Burada yargılanması gereken, dört kişiyi durduran polistir” diye konuştu.  

Suç unsuru içermeyen gökkuşağı bayrağını taşımak ne zamandan beri gözaltı sebebi oldu?” diye soran avukat İrem Yenel, “Bu iddianame ve yargılama nefret, suçu ayrımcılık yasağının ihlali, LGBTİ+’ların hedef gösterilmesidir” dedi. Avukatlar yargılanan öğrenciler için derhal beraat talep etti.

“Polis, ‘Kampüse girerseniz arkadaşlarınızı bırakacağız’ dedi”

Avukatların ardından dört öğrencinin gözaltına alınmasını protesto ederken gözaltına alınan sekiz öğrenci beyanlarda bulundu. C.Ö., Kuzey Kampüs önünde polisin usulsüz müdahalesi sırasında bir polis memurunun yüzüne yumruk attığını ve yerlerde sürüklenerek gözaltı aracına bindirildiğini söyledi. Avukat Pişkin’in, “Rehine pazarlığı yapıldı mı?” sorusunu olumlu yanıtlayan öğrenci, polisler tarafından “Kampüse girerseniz arkadaşlarınızı serbest bırakacağız, girmezseniz arkadaşlarınızı gözaltına alacağız” denildiğini anlattı. A.Y., kampüsün önünde beklerken gözaltına alındığını sözlerine ekledi.

B.Ş. ise dört arkadaşının gözaltına alındığını öğrenmesi üzerine Kuzey Kampüs’e yürürken polisin pazarlık sözlerini duyduğunu anlattı; okula girmeye çalışırken sırtından çekilip yere düşürülerek gözaltına alındığını söyledi. E.Y. de bir polisin saçını çektiğini, bir başkasının da eline vurduğunu, polisin “pazarlık” konusundaki cümlelerini kendisinin de duyduğunu anlattı. M.K. de kendisine yönetlilen suçlamaları reddetti.

S.M. ise “Kampüsün önüne varmamla gözaltı sürecinin başlaması arasında iki dakika var” dedi. S.Y. “Polisler öğrencileri kalkanları ile itmeye başladılar, ben kenardaydım, sivil polislerden biri beni göstererek ‘Alın bunu’ dedi. Yere düştüm, tekmelendim, gözaltı aracına sürüklediler, gözaltı aracı içinde de tekmelendim” diye konuştu. Y.G., kampüs önünde beklerken polislerden birinin kendisini yere düşürdüğünü ve yerde kalkanla vurduğunu, sürüklenerek gözaltına alındığını anlattı.

Avukat Şahan: “Yetkinin kötüye kullanılması söz konusu”

Sekiz öğrencinin beyanının ardından tekrar avukatlar söz aldı. Avukat Özlem Burçin Şahan, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemlere müdahaleler olurken, bu süreçte yapılan ve müdahale edilmeyen diğer eylemlerden örnekler verdi. Bu örnekler arasında arasında Anadolu Gençlik Derneği ve Milli Gençlik Vakfı’nın Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine karşı İstanbul-Beyazıt Meydanı’ndaki açıklaması, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Bursa ve Eskişehir il kongreleri, Türkiye Gençlik Birliği üyelerinin Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine karşı Beyazıt Meydanı’nda toplanması ve aşı karşıtlarının eylemleri yer aldı. Avukat Şahan şöyle devam etti:

“Bu eylemlerin hiçbirine kolluk müdahale etmedi. Hepsinde yasak kararı vardır, salgın zamanında yapılmıştır, bazıları sokağa çıkma yasağında yapılmıştır. Buradaki öğrencilerin hemen hepsi darp edilip kolluk şiddetine maruz kaldı. Amaç bir grubun haklarını kısıtlamaya yönelik. Yetkinin kötüye kullanılması söz konusudur. Müvekkilimiz uğradıkları darptan dolayı bu suçun mağdurudurlar. Mağduriyetleri de devam ediyor.”

Avukat Pişkin, yargılamanın anayasaya aykırı olduğunu, insan haklarına saygı ilkesini zedelediğini, eşitlik ilkesini yok saydığını anlattı. Avukat Baran Albayrak da iddianamede suç konusu olarak ifade edilmesine karşın LGBTİ+ bayrağının suç konusu olamayacağını, iddianamenin baştan iadesinin gerektiğini belirtti. Avukatlar derhal beraat, mahkeme aksi kanaatteyse yurtdışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasını talep etti.

Ne olmuştu?

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’ün giriş kapısında LGBTİ+ bayrağı açtığı için hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciyle birlikte 25 Mart’ta soruşturmanın yapılacağı kampüse giderken, gökkuşağı bayrağı açtıkları gerekçesiyle dört öğrenci gözaltına alınmış, gözaltıları protesto eden sekiz öğrenci de onların ardından gözaltına alınmıştı.

12 öğrenci hakkında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçunun düzenlendiği 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 32/1. maddesi uyarınca altışar aydan üçer yıla dek hapis cezasıyla cezalandırılmaları istemiyle iddianame hazırlanmıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus