Sanatçı Genco Erkal “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hakim karşısına çıktı: “Paylaşımlarda hakaret unsuru olmadığına inanıyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal hakkında, sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan dava görülmeye başlandı.

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması, bugün (25 Kasım) İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Genco Erkal ile dayanışma için piyanistler Fazıl Say ve Ece Dağıstan, tiyatrocu Tülay Günal, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da adliyedeydi. Mahkeme başkanı, salon küçük olduğu için salgın nedeniyle seyircilerin salona alınmasına izin vermedi. Avukatlar başka bir gün, büyük salonda duruşma yapılmasını talep etti. Hakimin duruşmayı bugün yapacağını belirtmesinin ardından duruşma, salonun kapısı açık şekilde yapıldı. Milletvekilleri, Fazıl Say ve Erkal’ın ailesi de salonda yer aldı.

Erkal: “Paylaşımlarda hakaret unsuru olmadığına inanıyorum

Kimlik tespitinin ardından hakim iddianameyi okudu ve Genco Erkal‘a söz verdi.

Genco Erkal, “Paylaşımlarda hakaret unsuru olmadığına inanıyorum” diyerek suçlama konusu üç tweet’i hakkında beyanda bulundu. 

“Ayder yaylası tweeti eleştiridir”

Erkal’ın beyanı şöyle:

“Öncelikle Twitter paylaşımlarımda hiçbir hakaret unsuru olmadığına yürekten inandığımdan böyle bir dava açılacağını hiç beklemediğimi ifade edeyim. Dava açıldığına göre şimdi burada söz konusu tweetleri teker teker ele alıp savunacağım.

“Ayder Yaylasından başlayalım. Bu iktidarın doğayla arası pek parlak olmamıştır. İnşaat ve beton aşkı her zaman doğa aleyhine çalışmıştır. Onlar için önemli olan pazarlanacak yeni rant alanları yaratmaktır. Toprağı, alınıp satılacak arsa olarak görürler. Doğaya verilen zararlar konusunda tipik örnekler arasında Kaz Dağında maden aramaya izin verilmesi, halkın karşı koymasına rağmen İkizdere’de taş ocaklarına ruhsat vererek doğanın tahrip edilmesi, özel koruma altındaki kıyıların imara açılması sayılabilir. Cumhurbaşkanı da zaman zaman bizzat özeleştiri yaparak, örneğin İstanbul için şunları söylemiştir: ‘Biz bu şehre ihanet ettik. İstanbul’un kıymetini bilemedik. Bundan ben de sorumluyum.’ 21 Ekim 2017.

“Aynı şekilde Ayder Yaylası için de ‘Biz burayı kirlettik, rezil ettik’ dediği halde yaylayı turizm merkezi ilan ederek kentsel dönüşüm çalışmalarını başlatmış, imara açıp buranın doğal yayla olma vasfını kaybetmesine olanak sağlamıştır. İşte benim tweetim bu durumu eleştiriyor. ‘Parmağının değdiği yeri beton edip kurutuyor’ demek bir durum beyanı, bir eleştiridir. Kesinlikle hakaret değil. 

“Erdoğan’ın diploması: Yurttaş olarak bu diplomayı görmek istiyorum. Bu benim hakkım”

“İkinci tweetin konusu Cumhurbaşkanının diploması. Yıllardan beri tartışılıyor. Vardı, yoktu. Geçerliydi, değildi. Sahteydi deniyor. Davalar açılıyor, reddediliyor, olay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar gidiyor. 

“Bütün bunlar yıllardır kamuoyunun gözleri önünde oluyor. Konuyla ilgili kitaplar yazılıyor. İnternete girin ‘Erdoğan’ın Diploması’ diye arayın, bakın neler çıkıyor karşınıza. En son bir kurul meseleyi ‘özel hayatın gizliliği’ kapsamında değerlendirdi. Neden özel olsun? Madem ki yasal olarak belli bir göreve seçilebilmek için o diploma gerekli, o zaman açıkça ortaya konmalı. Özel hayat kapsamına girmez ve gizlenemez. Bu tweetle ifade ettiğim gibi ben de bir yurttaş olarak bu diplomayı görmek istiyorum. Bu benim hakkım. 

“Bugüne kadar hiçbir Cumhurbaşkanımızın diploması tartışma konusu olmamıştı. Hepsi devlet arşivlerinde yerini aldı. Hepsi kesin, açık ve nettir. Bu diplomayı da görelim diyorum. Mizahi bir ifade vardır bu tweette. İroniktir. Ama hakaret? Neresi hakaret sayılabilir anlamıyorum doğrusu. 

“Aynı tweetin baş tarafında ‘alemin çocuk doğurup doğurmayacağına karışacağına’ diye bir ibare var, onu da açıklamak isterim. Cumhurbaşkanı ara sıra ‘biz kimin özel hayatına, yaşama biçimine karıştık’ der, ama açıkça bilindiği gibi üç çocuk, beş çocuk, yurttaşların kaç çocuk yapacağına bile o karar vermek ister. Bu da beni rahatsız ediyor ve bu tweetle o konuyu eleştiriyorum.

“Çobanlık tweetine Erdoğan’ın sözü ilham kaynağı oldu”

“Üçüncü tweetteki Çobanlık meselesine gelince: Bir gün Cumhurbaşkanı şöyle dedi: (14 Kasım 2016) ‘Çobanlık felsefesini anlamayan, insan yönetemez. Ben de bir çobanım.’ İşte bu konuşma son tweetime ilham kaynağı oldu. 

“Kendisi çobanlığı gururla kabul edip savunduğuna göre burada hakaret söz konusu olamaz. O çobanlığı tercih edebilir ama ben sürüden biri olmayı kabul etmiyorum. Çağdaş bir toplum özgür bireylerden oluşur, halk koyun sürüsü olamaz. 

“Türk usulü Başkanlık sistemi ülkemiz için felaket oldu bence. Benim asıl eleştirdiğim budur. Başkanlık sistemine başından beri kesinlikle karşıyım. Tüm yetkilerin tek kişide toplandığı bir sistemde halk huzur bulamaz. Nitekim bu sistemin yürürlüğe girmesinden bu yana, kısa zamanda siyasi, sosyal, tüm alanlarda zararlarını gördük, sürdürülebilir olmadığını anladık. En önemlisi, ülkemizin ekonomisi çöktü. Enflasyon, işsizlik, hayat pahalılığı, paramızın büyük bir hızla değer kaybetmesi, yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olması, bu sistemin çıkmazını açıkça ortaya koydu. Dilerim ilk seçimde bu ucube sistemden kurtulup yeniden parlamenter sisteme geçer, demokrasiyi yeni baştan inşa eder, huzur buluruz.

“Teker teker tweetlerimin savunması böyle. Genel duruma bakarsak ülkemizde, son 6 yıl içinde Cumhurbaşkanına hakaretten 38 000 dava açılmış, bu herhalde bir dünya rekoru. Durumun nedenlerini araştırmak gerekiyor kanımca. Neden bu kadar çok dava? Daha önceki dönemlerde bu tür davalar yüzlerle sayılırken bu dönem birdenbire on binleri konuşmaya başlıyoruz.  Demek ki ifade özgürlüğüne ciddi bir saldırı var, baskı var burada. Suskun, evet efendimci bir toplum isteniyor. Soru sorulmasın, eleştiri yapılmasın, iktidara koşulsuz biat edilsin. İnsanlar hapse atılmaktan korkup sussunlar, bu mudur amaçlanan?

“Üstelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Şorli kararıyla artık Cumhurbaşkanına hakaret diye bir suç kabul etmiyor, insan haklarına aykırıdır diyor. Bu suçtan ötürü göz altına alıp yargıladıklarınıza 7500 Avro tazminat ödeyeceksiniz diyor. Bunun üstüne benim başka bir şey söylememe gerek kalmıyor sanırım. Takdir sizindir.”

Erdoğan vekilinin katılma talebi kabul edildi

Müşteki Recep Tayyip Erdoğan vekili Emine Nur Çakır, “tweetler’in alenen hakaret içerdiğini”, “çobanlık” benzetmesi ile müvekkilinin kişilik haklarının ihlal edildiğini savundu, katılma ve Erkal’ın cezalandırılması taleplerini iletti.

Erkal’ın avukatı Turgut Kazan katılma talebinin kabulünü isteyerek, “Bunlardan zarar gören bir cumhurbaşkanının diyeceklerini merak ediyoruz. Davaya katılmasını istiyoruz. Bu cümlelerden zarar gören bir cumhurbaşkanı bizim için ne büyük talihsizliktir” dedi. 

Savcı katılma talebinin kabulünü istedi. Mahkeme Erdoğan’ın vekilinin katılma talebini kabul etti.

Gelecek duruşma mart ayında

Erkal’ın avukatı Turgut Kazan derhal beraat kararı verilmesini, bunu da gerekçeleriyle anlatmak istediklerini belirtti.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cumhurbaşkanına hakaret suçunun ihlale yol açtığına dair kararları olduğunu hatırlattı. Kazan, savunmanın zaman alacağını belirterek başka duruşmanın olmadığı güne, başka bir salona duruşma tarihi verilmesini istedi. 

Mahkeme dosyanın  esas hakkındaki mütalaasını sunmak üzere savcılığa gönderilmesine, duruşma salonu yetersiz olduğu için tahsis edilebilmesi halinde daha geniş salon için talepte bulunulmasına karar verdi. Gelecek duruşma 11 Mart 2022 saat 09.30’da.

Suçlama konusu üç tweet: Ayder Yaylası, Erdoğan’ın diploması, başkanlık sistemi

Genco Erkal hakkındaki iddianame 18 Ağustos 2021’de hazırlandı. İki sayfalık iddianamede Erkal’ın üç Twitter paylaşımı suçlama konusu yapıldı.

Erkal’ın suçlama konusu yapılan 2016 ve 2020 yıllarına ait tweetleri şöyle:

“Erdoğan, ‘Ayder Yaylası’nda 2022’ye kadar çalışmanın bitirilmesini hedefliyoruz’. Eyvaaah, güzelim doğa harikası Ayder Yaylası’nı bitirmeye karar vermiş. Parmağının değdiği yeri beton edip kurutuyor.”

“Alemin çocuk doğurup doğurmayacağına karışacağına diplomayı ortaya koy bir bakalım. Arkadaşın rektörden de olsa, sahte de olsa görelim şunu.”

“Başkanlık sistemi yetmez, Türk usulü Çobanlık Sistemi olsun.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus