BeşiBirYerde (67) – Yazar Elçin Poyrazlar’ın favorisi olan beş polisiye kitap

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gazeteci, yazar ve Medyascope yorumcusu Elçin Poyrazlar‘a en çok sevdiği beş polisiye romanı sorduk ve cevaplarını sizin için derledik. “Gazetecinin Ölümü”, “Kara Muska”, “Ecel Çiçekleri” ve “Mantolu Kadın” adlı dört polisiye romanı olan Poyrazlar, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ile İngiltere’de bulunan Polisiye Yazarlar Birliği’nin de üyesi. Keyifli okumalar.

Medyascope’ta Yarına Kalan Sohbetler” programını hazırlayıp sunan gazeteci yazar Elçin Poyrazlar’ı, yazdığı polisiye romanlar ile tanıyoruz.

Kadınları merkeze alan ve bugünü anlatan polisiye romanlar yazan Poyrazlar, yazmayı başkaldırmak olarak tanımlıyor: “Yazmak başlı başına bir isyan. Bir kadının yazması zaten bir isyan çünkü sana verilmiş büyük görevler ve rolleri kırıyorsun.”

İlk romanı “Gazetecinin Ölümü”nü 2014’te, ikinci romanı “Kara Muska”yı 2016’da çıkaran Poyrazlar, “Bağımlılık düzeyinde polisiye okuma tutkumun beni bir noktada polisiye yazarlığa iteceğini tahmin etmezdim” diyor.

Poyrazlar, 2018’de “Mantolu Kadın”ı ve 2021’de“Ecel Çiçekleri” isimli feminist polisiye romanı yayımladı.

Elçin Poyrazlar’a en sevdiği beş polisiye romanı sorduğumuzda, seçmenin kolay olmadığını söyledi ve “Her yazarın hayran olduğu, dönüp dolaşıp sığındığı yazarlar ve romanlar vardır” diyerek kendi vazgeçemediklerini şöyle paylaştı:


1. Patricia Highsmith – “Yetenekli Bay Ripley” serisi

Patricia Highsmith‘in “Ripley” serisi okurlar tarafından olduğu kadar sinemaseverler tarafından da tanınıyor. 1955’te “Yetenekli Bay Ripley” ile başlayan serüven, Ripley Yeraltında” (1970),Ripley’nin Oyunu” (1974), “Ripley ve Peşindeki Çocuk” (1980) ve “Ripley Su Altında” ile (1991) devam etmişti.

Dizinin ilk kitabı Yetenekli Bay Ripley‘de, New York’ta yaşayan hırslı, zeki ve kurnaz bir genç olan Tom Ripley ile tanışıyoruz. Ripley, zengin bir ailenin, aile işlerine sırt çevirmiş oğlu Dickie’yi geri getirmek üzere İtalya’ya gönderilir. Dickie’nin yaşamı onu öylesine cezbeder ki Dickie gibi olmak, ona yakın olmak arzusu Ripley’de kısa sürede bir takıntıya dönüşür. Bu takıntı, edebiyat tarihinin en unutulmaz anti-kahramanlarından birini doğuracaktır.

2. Robert Harris – Fatherland (Babavatan)

Nazi Almanya’sının İkinci Dünya Savaşı’ndan zaferle ayrılmasından yirmi yıl sonra, ülkenin tamamı Führer’in yetmiş beşinci doğum gününün kutlamasına ve Başkan Kennedy‘nin yaklaşan barış görüşmesi ziyaretine hazırlanmaktadır. Aynı günlerde, Berlin Dedektifi Xavier March, göl kıyısında bulunan boğulmuş bir ceset olayını soruşturmaktadır. Ölenin üst düzey bir Nazi komutanı olduğu ortaya çıktığında Gestapo, March’a derhal davayı bırakmasını emreder. Birdenbire diğer ilgisiz ölümler de sıradışı bir anlam kazanmıştır. Kafasını iyice bu davaya takan March, genç ve güzel bir Amerikalı gazeteci ile birlikte sorular sormaya başlar. Üçüncü Reich’ın sonunu getirebilecek, iyi gizlenmiş korkunç ve karmaşık bir terör planını açığa çıkarırlar, tabii eğer dünyaya bunu anlatacak kadar uzun yaşayabilirlerse.


3. Agatha Christie – On Küçük Zenci

Yıl 1939. Avrupa savaşın eşiğinde. Her biri ürkütücü sırlar taşıyan on kişi, Devon kıyısında bulunan Asker Adası’ndaki ıssız bir malikâneye davet edilirler. Ancak malikâneye giden grubu bir sürpriz beklemektedir, zira ev sahibi Bay ve Bayan Owen ortalarda yoktur. Geçmişlerindeki karanlık sırlardan başka hiçbir şeyleri olmayan bu insanlar adada mahsur kalmışlardır. Konuklar bir süre sonra gizledikleri sırları birbirlerine anlatmaya ve teker teker ölmeye başlarlar.



4. Gillian Flynn – Kayıp Kız

Aşık olduğunuz insanı ne kadar tanıyabilirsiniz?

“Ne düşünüyorsun Amy? Evliliğimiz boyunca dile getirmesem bile, içten içe, sürekli sorduğum soru bu. Sanırım bu tür sorular tüm evliliklerin kaçınılmazı: Ne düşünüyorsun? Neler hissediyorsun? Sen kimsin? Bize ne oldu? Şimdi ne yapacağız?”

Evliliklerinin beşinci yıldönümü sabahında, karısı Amy aniden ortadan kaybolunca, Nick Dunne bu sorularla baş başa kalıyor. Polisin baş şüphelisi Nick. Amy’nin arkadaşları, kadının Nick’ten korktuğunu, bazı şeyleri ondan sır gibi sakladığını söylüyor. Nick’e göre bütün bunlar büyük bir yalan. Polis, Nick’in bilgisayarında tuhaf bilgilere rastlıyor. Dahası, biri, cep telefonundan ısrarla Nick’i arıyor. Asıl soru şu; Nick’in güzel karısına ne oldu? Peki, Amy’nin özenle paketleyip bıraktığı kutuda ne vardı? Kayıp Kız’da evlilik, tam bir savaş sanatına dönüşüyor.



5. Graham Greene – Üçüncü Adam

Roman, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, Amerikalı ucuz western romanları yazarı işsiz ve alkolik Holly Martins‘in üniversiteden eski arkadaşı Harry Lime’ın kendisine yaptığı iş teklifini değerlendirmek üzere, Avusturya’nın bölünmüş kenti Viyana’ya gelmesi ile başlar. Kente gelir gelmez arkadaşının esrarengiz bir şekilde öldüğü haberini alan Martins araştırmaları sonucunda sefalet ve karaborsanın kol gezdiği, çeşitli uluslardan insanların bir arada yaşadığı bu şehirde birçok şeyin göründüğü gibi olmadığını, ayrıca arkadaşının içinde bulunduğu karanlık ve tehlikeli işleri keşfeder.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus