Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor”

İSTANBUL (Medyascope) – Necati Özkan’ı yıllardır tanırım, dostumdur. Türkiye’nin en önde gelen siyasi iletişimcilerinden biridir. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nden başlayarak tüm seçim başarılarında onun çok önemli rolü olmuştur. Bu nedenle, tamamen siyasi bir müdahale 19 Mart operasyonunda İmamoğlu ile birlikte onun da gözaltına alındığına şaşırdığımı söyleyemem. Fakat tutuklanması ve bugüne kadar da tahliye edilmemesi büyük haksızlık. Bunların üstüne kendisini bir de “casusluk“ ile suçladılar ki akıl alır gibi değil. Öyle ki Silivri’de duruşmalara gittiğimde, kendisiyle ilk karşılaştığımda “Yahu Necati, casusmuşsun, hiç söylemedin, ayıp!“ diye dalga geçmişliğim bile vardır. Her neyse, Özkan’a başta casusluk suçlaması olmak üzere bazı sorular yolladım, cevaplarını sunuyorum. Umarım en kısa zamanda hak ettiği özgürlüğüne kavuşur.

Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“
Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“

Haber özeti:

  • Necati Özkan, casuslukla suçlanmanın haksız ve asılsız olduğunu, bunun derin bir öfke ve endişe yarattığını ifade ediyor.
  • Özkan, casusluk suçlamasının siyasi bir araç olarak kullanıldığını ve bu durumun Türk halkının güvenliği üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtiyor.
  • Hüseyin Gün ile ilişkisini basit bir iş ilişkisi olarak tanımlayan Özkan, bu ilişkinin hiçbir hukuki veya siyasi sebeple ortaya çıkmadığını savunuyor.
  • Necati Özkan, gelecekteki seçimlerde Türkiye’deki siyasi değişimlerin büyük olasılıkla olacağını ve en az 20 yıllık bir iktidar değişimi beklediğini öngörüyor.
  • Özkan, yaklaşan ‘tsunami dalgasının’ ülkenin adalet, özgürlük ve hukuki yapısını yeniden inşa edeceğini düşünüyor.


  • Casuslukla suçlanmak nasıl bir duygu?

Bir kere, bu kadar haksız, hiçbir zemini olmayan bir suçlamaya muhatap olmak insanda öfkeye, isyana, derin endişeye neden oluyor. Bugünün alacakaranlık ortamında “Başıma ne gelecek?” korkusu yaşayan on milyonlarca insanın yanında, sen birileri tarafından hedef seçilmiş olduğunu anlıyorsun. Bütün bu keyfiliklerin ve zulmün arkasındakilerin ikbal derdini, senin başına örülmüş olan çorapları anlıyorsun. Yapacağın yegâne şey adalet inancıyla hukuken suçsuz olduğunu kanıtlayacak konulara odaklanmak

Böyleyken durum, birdenbire casusluk davası peydah ediliyor, sana vatan haini diyorlar… Herkesin “Keltepe” diyerek geçtiği, üstünde diken bile bitmeyen bir tümseğe veya “Kayalık” dediği kara parçasına sen “vatan toprağı” diyerek yetişmişsen canın daha çok yanıyor. Hayat boyu dur durak bilmeden ülken, milletin ve demokrasi umutların için çalışmışsan yüreğinde tarifsiz acılarla hücrende kalakalıyorsun. “Bu devlet kadim bir devlettir, bu devlette kanunsuz iş olmaz, keyfilik hiç olmaz” diye yetiştirilmişsen ve aynı inancı çocuklarına aktarmışsan ihanete uğramış gibi hissediyorsun.

Benim gibi, daha ailesine bağlanmadan devletine ve milletine bağlanmış bir insana “casus” demek en ağır hakaret! O günü ve o haftayı nasıl geçirdiğimi tarif etmem imkânsız. Seni sen olduğun için değil, bir siyasetçiye verdiğin mesleki hizmet için kolunu bacağını kırmak istiyor. Sadece sana zulmetmiyor, ülkenin geleceğini altüst etmek için kamu gücü ve yargı mekanizmasının devreye sokulduğu bir tablo ortaya çıkıyor.

Sana karşı kullandığı şiddetle, milletin her bir ferdinin etrafında korkudan oluşmuş bir Çin Seddi inşa ediyor. Casusluk iddianamesi o kadar boş, o kadar mesnetsiz ve o kadar hakikat dışı ki, gelinen bu noktaya karşı isyan duygusu kaçınılmaz oluyor. Kendi derdini unutup, hakikatin yeniden kazanabilmesi, hukukun ve kanunun yeniden devlet nizamı olabilmesi için daha çok çalışmak gereğine geliyorsun.

Yapabileceğin yegâne şey, 11 Mayıs’ta başlayacak duruşmada hakikatin tüm ayrıntılarını kamuoyunun anlamasını sağlamak ve her kanaldan hakikatin iletişimini yapmak… Nitekim bunu yapıyorum.

“Hüseyin Gün ile benim aramdaki ilişkiyi anlamak için yüzlerce sayfalık ifadeye bakmak gereksiz”

  • Hüseyin Gün’ün geçmiş olsun mesajında “Sizinle çok tanışmasak da” dediği birisin ama Gün’ün ifadeleri üzerinden tutuklandın. Lehte deliller hem burada hem İBB davasında görmezden geliniyor. Bu konuda ne söylemek istersin?

Hüseyin Gün ile benim aramdaki ilişkiyi anlamak için yüzlerce sayfalık ifadeye veya iddianameye bakmak gereksiz, tek başına senin alıntıladığın bu üç kelime tüm ilişkiyi tanımlıyor. Hüseyin Gün ile 3 görüşme ve birkaç WhatsApp yazışması dışında hiçbir hukukumuz, hiçbir ilişkimiz yok. Adam ısrarla ticari amaçlı bir sunum yapmak istemiş, ben de buna imkân sağlamışım. Sonra da teşekkür etmiş ve ilişkiyi bitirmişim.

Senin, onca işinin arasında benimle ilgili sorular hazırlarken bir çırpıda görüp anladığın bu basit ve yalın hakikati, savcılar görmemiş ve anlamamış olabilir mi? Asla. Olamaz. O halde neden iddianamede bunu görmüyoruz? Niyet ne? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı millet adına, hepimiz adına mesai harcıyor değil mi? Ben hep buna inandım.

Lakin, kamu gücünün adalet arayışından çok belli bir hedefe yöneldiği izlenimini veren bu süreçte yeni hikâyeler aranıyor. Yolsuzluk iddialarının ikna edici bulunmaması üzerine, bu kez ‘casusluk’ söylemi gündeme getiriliyor. Gerisi? Gerisi hukuksuzluk! Siyaset alanını adil ve serbest bir rekabet alanı yapmaktan çıkarıp, Hüseyin Gün’ün etkin pişmanlıktan yararlanma umudunu kullanmak için hakikat görmezden geliniyor. Şüpheli veya sanık denilen vatandaşın gözünü çıkarmak için hukuk cinayeti işleniyor.

Bırakalım modern Türkiye tarihini, Osmanlı tarihinde bile yargının bu denli dejenere olduğu örnek bulmak zordur. Günümüzün alacakaranlık ara döneminde hukuk adına görev yapan kimi kamu görevlilerinin hakikati gölgeleyen kurgulara yaslandığı anlaşılıyor. Ama o hakikat, kurgu, komplo, korku nedir bilmiyor ve güneş gibi eninde sonunda, etraftaki tüm karanlığı yok edecek güce erişiyor. Dedim ya: Eninde sonunda! Savcılık makamı sanık lehine delilleri ne denli saklarsa saklasın, savunma o delili çıkarıp iddia makamının yüzüne çarpma cesaretini gösteriyor.

Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“
Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“
  • Önceki casusluk davalarıyla TSK zafiyete uğratıldı, şimdi de demokrasi” diyorsun. Casusluk suçlaması bu kadar kullanışlı ve kolay bir şey mi?

Ben 12 Eylül darbesini yapan generaller tarafından re’sen emekliliğe sevk edilmiş bir muvazzaf subay olsam da, milli güvenlikle ve TSK ile olan ilişkim ve gönül bağım hiç zayıflamadı. FETÖ’cü çetenin TSK’ya kabul edilmesinden önceki Harbiye mezunlarındanım. 2010’larda yüzlerce muvazzaf subayı kodese atan FETÖ’cü yargı mensuplarının ulusal güvenliğimize verdiği zararların çok iyi farkındayım.

O dönem yapılan “casusluk” suçlamasının, TSK’ya verdiği zararın tarihimizde eşi benzeri yoktur. Asla unutulamaz ve bağışlanamaz.

Maalesef “casusluk” suçlamaları, siyasi istismar meselesi olmanın çok ötesinde, ülkenin savunması adına tahrip edici mahiyettedir. Çünkü bu konunun istismarı kamuoyunun hassasiyetini azaltmakla kalmaz, ülkenin karşı istihbarat kapasitesini zayıflatarak da casusların işini kolaylaştırır. Siyasi hesap veya hedefiniz ne olursa olsun bunu yapmaya hakkınız yoktur.

O nedenle ben bu gayriciddi iddianameye hak etmediği kadar ciddiyetle cevap vereceğim ve isnatları defedeceğim. Hiçbir kurum ya da kişinin kısa vadeli menfaatleri, bu ülkenin yarınlarını, geleceğini gölgelememeli.

Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“

“Benim aracılığımla İBB’ye bir bilişim projesi sunmak istiyordu”

  • Hüseyin Gün hakkında ne söylemek istersin?

Bu şahsı yakından tanımadım, özünü, niyetini, kişiliğini tanıyacak kadar bir ilişkim olmadı. Ama, ilişki yönetimine odaklanmış, tanıştığı her ilişkiyi iş fırsatına çevirmek isteyen, bir iş fırsatı yaratamazsa da ortadan kaybolan bir figür.

İddianame içeriğinden, kendi ifadelerinden ve üzerinde çıkan bilgilerden, üvey kardeşi gibi görünen sahsın ifadelerinden anladığım iyi tahsil yapmış, finans dünyasında Londra’da ve İsviçre’de yükselmiş bir profesyonel. Ardından kendi namına çalışmaya başlıyor ve hemen her işe giriyor.

İddianame Hüseyin Gün’ü casus olarak nitelese de kendisinin bu yolda ne bir ikrarı var, ne de onun casusluk yaptığına ilişkin tek bir kanıt. Eski siyasiler, mevcut siyasiler, eski askerler, bürokratlar, emekli istihbaratçılarla çalışmış gözüküyor. Ama tüm bu ilişkiler ticari amaç ve kâr odaklı gözüküyor. Ben dosya içeriğinde aksini kanıtlayacak herhangi bir delile rastlamadım, “manevi annem” dediği Seher Erçili’nin oğlunun ifadesi dışında. Orada da bir miras paylaşımı sorunu var anladığım kadarıyla; Hüseyin Gün’ün, annesinin paralarının üstüne konduğunu düşünüyor o şahıs. Tabii dosyaya konmamış belge bilgi var mı, orasını bilemem… Ama dosyadaki profil böyle. Hırslı bir iş adamı profili. Birçok alana saldırıyor.

Hüseyin Gün’ün benimle ilişkisi de 23 Haziran 2019’da malum sebeplerle ikinci kez yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine 11-12 gün kala pozisyon almak ve sonrasında para kazanmak niyetiyle kurmuş olduğu bir ilişkiydi. Benim aracılığımla İBB’ye bir bilişim projesi sunmak istiyordu. Projesinin ne kadar amatör ve ne kadar pahalı olduğunu görür görmez de kendisiyle bütün iletişimi kestik. Bu nedenle, o tarihten yıllar sonra bana attığı mesajda “Sizinle çok tanışmasak da” diyor zaten.

Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“
Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“
  • İşin bir de medya ayağı var. Seninle birlikte bu suçlamadan tutuklu olan Merdan Yanardağ’ın kanalı satışa çıkarıldı. Halbuki daha yargılamaya bile başlanmadı…

Tek başına bu adım bile, casusluk davasının siyasi motivasyonlarla yürütüldüğü kanaatini pekiştiriyor. Amaç casusları bulup, ülkenin milli güvenliğini korumak değil. Amaç tümüyle ve sadece siyasi. “Ekrem İmamoğlu’nu sistem dışına atmak için yedekleme yap, yanında Necati Özkan’ı daha uzun süre içeride tut, Merdan Yanardağ’ın da kanalına çök!

Müesses medyanın yüzde 95’i ile yeterince güvende değiliz, tek bir tane bile muhalif ses kalmasın. Maliyeti ne olursa olsun, muhalif adayları ve muhalif sesleri kodese tık”…

Özeti bu. Ama, millet büyüktür diyorum.

Necati Özkan ile söyleşi: “Türkiye’ye en az 20 yıllık yeni bir iktidar geliyor“

“En az 20 yıllık bir iktidar geliyor”

  • Casusluk suçlamasıyla ilgili yaptığın bir açıklamada “Seçim kazanmak suç değildir” demiştin. Ekrem İmamoğlu’nun seçim zaferlerinde en fazla emeği olanlardan ve belki de esas olarak bu nedenle yargılanan biri olarak Türkiye’de bundan sonra yapılacak seçimler hakkında ne düşünüyorsun?

Türkiye’de ne zaman seçim olacak belli değil ama seçimin sonucu belli. İktidar partisi ve Cumhur ittifakı el birliğiyle daha güçlü bir CHP iktidarı için yardımcı oluyor. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde sandıklar kapanırken ve sayımlar henüz başlamışken bir tweet atmıştım ve “Tsunami” demiştim sonuçlar elime geçtiğinden değil, neyin geldiğini, gelmekte olduğunu tahmin ettiğimden. Öyle de oldu ve Türkiye haritası kıpkırmızıya döndü.

31 Mart 2024’teki toplumsal deprem belki 6, belki 6,5 şiddetinde idi. Şimdi en az 8 olacak. Çok fazla iyimser gelebilir size, ama Cumhuriyet tarihindeki her seçimi nedenleri ve sonuçlarıyla defalarca analiz etmiş bir iletişimci olarak tahminim o ki, en az 20 yıllık bir iktidar geliyor. Bu yeni tsunami dalgası ülkeyi iyileştirecek.

KKTC ve Macaristan’da gördüğümüzden daha güçlü bir tsunami dalgası göreceğiz. Mevcut müesses nizamın temsilcisi olan küçük bir siyasi ve bürokratik elit dışında herkes kazanacak.

İktidar bileşenlerinin yerinde olsam, 19 Mart’tan bu yana yaptığım her şeyin tersini yapar ve gelmekte olan tsunami dalgasının dalga boyunu hafifletirdim. Benden söylemesi.

Senin vasıtanla tüm okurlarına da şunu söylemek isterim: Kimse gelmekte olan bu tsunami dalgasından korkmasın. Bu tsunami dalgası, ülkenin ufkunu kapatan karanlığı dağıtacak ve hakikati, hukuku, adaleti, özgürlüğü getirecek. Korku duvarlarını dağıtıp, devleti yeni baştan kurumlarıyla inşa edecek. Bu ülke yeniden medeniyet yarışında mutlu bir ülke olma hedefine kilitlenecek. Tarihin bize fısıldadığı hakikat bu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.