Recep Karagöz yazdı: Tarafsızlık

Tarafsızlık çoğu zaman bir erdem olarak sunulur. Oysa birçok durumda bu duruş, hakikatin değil konforun tercihidir. Asıl mesele taraf olmak değil, neyin yanında durduğunu bilmektir.

Bugün en çok tekrar edilen cümlelerden biri şu cümle: “Ben tarafsızım.” İlk bakışta bu ifade, dengeli ve temkinli bir duruşu temsil ediyor gibi görünür. Ancak krizler derinleştikçe bu sözün arkasındaki gerçek daha görünür hâle gelir: Bu bağlamda tarafsızlık çoğu zaman bir ilke değil, bir kaçış biçimidir.

Gazze’de yaşananlar, İran’a yönelik saldırılar, bölgesel gerilimler… Bu tür açık ve ağır krizler karşısında “tarafsızlık” iddiası artık masum bir duruş olarak değerlendirilemez. Çünkü bazı durumlarda tarafsız kalmak, gerçekte var olan eşitsizliği görmezden gelmek anlamına gelir. Ve bu görmezden gelme, çoğu zaman bilinçli bir tercih değil, konforu koruma refleksidir.

Tarafsızlık | Recep Karagöz yazdı
Tarafsızlık | Recep Karagöz yazdı

Tarafsızlık mı, görünmez tercih mi?

Her çatışma iki eşit güç arasında yaşanmaz. Bir tarafın açık biçimde güç kullandığı, diğer tarafın ise varoluş mücadelesi verdiği durumlarda “iki taraf da hatalı” demek, hakikati bulanıklaştırmaktan başka bir işlev görmez.

Tam da bu noktada tarafsızlık iddiası devreye girer. Haklı ile haksız arasındaki fark silinir, adalet ile güç aynı düzleme çekilir. Böylece kişi kendisini “üst bir konumdan konuşan” biri olarak konumlandırır. Oysa bu, ahlaki bir yükseliş değil, sorumluluktan geri çekilmenin sofistike bir biçimidir.

Tarafsızlık çoğu zaman aktif bir pozisyon değil, pasif bir tercihtir. Ancak bu pasiflik sonuç üretir. Çünkü hiçbir pozisyon almamak, mevcut güç ilişkilerinin aynen devam etmesine katkı sağlar. Bu nedenle tarafsızlık, görünmez bir tercihtir ve çoğu zaman güçlü olanın lehine işler.

Sessizlik kimi korur?

Tarih, açık bir haksızlık karşısında suskun kalanların çoğu zaman güçlüden yana konumlandığını defalarca göstermiştir. Çünkü sessizlik, düzeni bozmaz; aksine onu sürdürür.

Bugün “denge”, “itidal” ya da “devlet hassasiyeti” gibi kavramlarla gerekçelendirilen suskunluk, çoğu zaman ahlaki bir geri çekilmenin dilidir. Oysa bazı anlar vardır ki susmak tarafsızlık değil, açık bir onaydır. Çünkü hakikatin belirgin olduğu bir yerde sessizlik, tarafsız bir boşluk değil, dolu bir anlam taşır.

Bu yüzden mesele yalnızca konuşmak ya da konuşmamak değildir. Mesele, hakikatin açık olduğu bir durumda konforu mu yoksa sorumluluğu mu tercih ettiğimizdir. Bedel ödemekten kaçınmak, çoğu zaman tarafsızlık adı altında meşrulaştırılır.

Tarafsızlık | Recep Karagöz yazdı

Tarafsızlık sıklıkla bir ahlak iddiası olarak sunulur. Ancak ahlak, belirsizlikten değil, ilke ve duruştan beslenir. Açık bir haksızlık karşısında hâlâ “ben tarafsızım” demek, aslında tarafsızlığın değil, konforun korunmasıdır.

Çünkü tarafsızlık her zaman ortada durmak değildir. Çoğu zaman en güvenli taraf tutma biçimi, tarafsız görünmektir.

Bir toplum için en büyük risk yanlış tarafta olmak değildir. Hiçbir tarafın sorumluluğunu üstlenmemektir. Çünkü o noktada mesele artık kimin haklı olduğu değil, haklının var olup olmadığına dair inancın aşınmasıdır.

Bugün tarafsızlık çoğu zaman bir erdem değil, bir sığınaktır. Ve her sığınak gibi, bedelden kaçmak isteyenlere güvenli bir alan sunar.

Ama hakikat güvenli alanlarda değil, bedel ödenen yerde ortaya çıkar.

Bu yüzden asıl soru şudur: Tarafsız mıyız, yoksa sadece daha az riskli olanın yanında mı duruyoruz?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.