Beklenen butlan kararı bugün itibariyle çıktı. Kılıçdaroğlu nihayet muradına erdi ve yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu. Özgür Özel, iktidarın bu kararla muhalefeti tasfiye etmeyi değil uysallaştırmayı hedeflediğini savunuyor. Haksız da sayılmaz. Gerçekten Erdoğan’ın CHP’yi kapatmak gibi bir niyeti olmadığı açık. Muhalefetsiz bir Türkiye’yi yönetmektense ehlileşmiş bir muhalefete tahammül etmeyi tercih ediyor cumhurbaşkanı. Zira buradan üretilecek meşruiyetin başlı başına bir değeri var. İstinaf mahkemesinin kararını da bu doğrultuda atılmış bir adım olarak görmek gerek. Amaç CHP’yi uysallaştırıp, kendisine çizilen çizgiler dahilinde siyaset yapmaya zorlamak.

Burada kastedilen uysallaşmanın özünde, muhalefetin son bir yıldaki dinamik tarzından vazgeçmesi var. Bunun yerine kitlelerle doğrudan ilişki kurmayan, Ankara siyasetine odaklanmış ve kurumsal duvarların arkasına çekilmiş bir CHP arzulanmakta. Yaş ortalaması yüksek, bürokrasinin soğuk dilini kullanan ve kimsenin ilgilenmediği Meclis faaliyetlerini muhalefetin özü olarak gören yapının geri gelmesi umut ediliyor.
Erdoğan, 19 Mart’tan bu yana muhalefet ile mücadelesini hukuki araçlara devretmiş, bu anlamda giderek siyasetsizleşen bir iktidar yapısı ortaya çıkartmıştı. Bu siyasetsizleşme hali, AKP açısından bir dizi sorunu, hantallığı ve heyecansızlığı beraberinde getiriyor, partinin oylarında önemli bir tıkanmaya neden oluyordu. 21 Mayıs itibariyle cumhurbaşkanı aynı siyasetsizleşme sürecini CHP’ye de dayatmak ve ana muhalefetin de bir devlet organına dönüştürmek için düğmeye bastı.
Butlan kararı bu planın ilk ve en önemli adımı. Kılıçdaroğlu ve onun dönemindeki parti organlarının geri dönüşüyle birlikte Özel ve arkadaşlarının dinamik siyaset tarzının eskiden olduğu gibi CHP içerisinde varlığını sürdürmesi kolay değil. Ya parti içerisinde sindirilmeye razı olarak bir orta yol arayışına girecekler ya da yüksek sesle muhalefet yapmayı sürdürebilmek için partiden ayrılmayı tercih edecekler. Her iki seçeneğin de iktidarın eline koz vereceği ortada. Parti içerisinde kalma ama sindirilmeden mücadele etme seçeneği ise öngörmesi zor ve çok daha kaotik sonuçlara yol açacak olması bakımından belki de iktidarın en çok tercih edeceği seçenek olabilir.

Özel ve arkadaşları nasıl bir yol izleyebilir?
Bu hamleye karşı Özel ve arkadaşları nasıl bir yol izleyebilir? Adalet Bakanı Gürlek kararın hemen ardından bir açıklama yaparak temyiz yolunun açık olduğunu hatırlattı. Belli ki iktidar partisi, uzaklaştırılan CHP yönetiminin parti içi iktidar mücadelesini hukuki yollarla yürütmesini tavsiye etmekte. Öyleyse yapılması gereken bunun tam tersi olmalı. Bir diğer deyişle Özel ve arkadaşları, Gürlek’in işaret ettiğinin aksine siyasallaşmakta ısrar etmeliler. Zira hukuki itiraz yollarını önemsemek ve butlana karşı hukuki yollara başvurmakla yetinmek, yaşanan bu süreci meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Oysa mücadeleyi meydanlara taşımak, hem rejimin karakterini tartışmaya açar hem de süreci parti içi bir kriz olmaktan çıkarıp ülke çapında bir demokrasi meselesine dönüştürür. Dolayısıyla bugün muhalefet için çıkar yol siyaseti topluma ve tabana daha çok yaymak olmalı.

Bu anlamda önemli bir fırsat penceresinin de açılmış olduğu ortada. Diğer muhalefet partileri butlan kararına karşı birbiri ardına açıklamalar yaptı. Sosyal medyada ciddi bir tepki olduğu da görülüyor. Toplumsal ve siyasal psikoloji, Türkiye’de demokrasi mücadelesini CHP’nin ötesine taşımaya müsait. Bir sonraki seçimlere kadar böyle bir şans belki bir daha Özel’in eline geçmeyecek. Özel, bu fırsatı iyi değerlendirmekle, oluşan enerjiyi ortak asgari değerler üzerinde yükselen kolektif bir demokrasi hareketine dönüştürmekle mükellef.
- İmamoğlu’ndan mutlak butlan tepkisi: “Sadece CHP’ye değil, Türkiye’ye yapılan bir darbedir”
- Mansur Yavaş’tan mutlak butlan mesajı: “Parti kendi iradesiyle en kısa sürede kongreye gitmeli”
- CHP lideri Özel’den butlan kararına ilk yanıt: “Yapsınlar baskın seçimi, bekliyoruz”
- Kemal Kılıçdaroğlu’ndan mutlak butlan tepkisi: “Hayırlı olsun”
- Mutlak butlan kararı sonrası Özgür Özel’den ilk mesaj: “Ben size haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum”
- CHP için mutlak butlan kararı çıktı
Bu bağlamda tek tek kişilere değil, değerlere ve toplumun mümkün olan en geniş kesimini asgari müştereklerde birleştiren ve iktidarı hedefleyen bir harekete ihtiyaç var. Böyle geniş bir taban hareketi kurulmadan mevcut otoriterleşmeye karşı ayakta durmak kolay değil. Öte yandan Türkiye siyasetinin lider odaklı doğası düşünüldüğünde, Özel ve arkadaşlarının yumuşak karnı, fiili bir cumhurbaşkanı adaylarının olmaması. Cumhurbaşkanlığı’nı hedeflerken cumhurbaşkanı adayını meydanlara getirememek sürdürülebilir bir durum değil. Belki de bugün yaşanan kriz bu bakımdan da bir fırsat olabilir. CHP’nin adayının İmamoğlu olduğu söyleminden vazgeçmeden, ancak mevcut şartlarda hem aday hem de parti ellerinden alındığı için, bir başka isim çevresinde daha geniş bir toplumsal hareketin tesisine bugünden başlayabilirler. Bugün yaşanan demokrasi krizini böylesi bir adım için kullanabilirlerse, 21 Mayıs Yepyeni Türkiye’nin hikâyesinin başladığı önemli günlerden birisi olarak siyasi tarihimize geçecektir.














