Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir

“Yeni Parti” kuruldu.

Şimdilik 91 milletvekili CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye katıldı.
Şimdilik dememin sebebi hâlihazırda CHP’de kalan milletvekillerinden en az 10 ismin daha Yeni Parti’ye geçeceğinin iddia edilmesi. Peki neden hemen geçmediler? Konuştuğum CHP’li kaynaklara göre bunun bir tek sebebi yok.

Öncelikle şunu belirteyim milletvekillerinin istifa etmeyip CHP’de kalma kararları kendilerine ait. Bunlardan 25-26 vekil zaten butlanı destekliyor. Geri kalanlar arasında Yeni Parti’yi desteklediği halde CHP’yi bırakmayı istemeyenler var. Ama bir de butlana karşı olup da geçemeyenler var. Ne demek istediğimi belediyelere bakarak anlayabiliriz. Zira bazı belediye başkanlarının AKP’ye geçişlerinde belediye başkanlığı dışındaki iş hayatları, aileleri üzerinden kurulan baskı iddiaları hep gündeme gelmişti. Milletvekillerinde de bu durum geçerli

Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir
Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir

Bu yüzden yeni vekil geçip geçmeyeceği, geçerse bu vekillerin kaç kişi olacağı iddialarını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Belediyelere gelince… Belediyeler şimdilik CHP’de kalacak.

Zira bir kısmı Yeni Parti’ye geçmeye çekiniyor. Geçişin hemen ardından kendilerine bir operasyon yapılabileceği endişesi hakim. Üstüne bir de Mutlak Butlancı ekibin, “biz sizi koruruz” yönündeki mesajları, bu mesajların el altından iletilmesi var.

Yine bir başka neden bazı milletvekillerine yakın belediye başkanlarının geçmek istese de bu geçişin yakın oldukları vekillere vereceği zarardan endişe etmeleri. Ya da üzerlerindeki baskı diyelim…

Büyükşehir Belediye Başkanlarının durumu belli zaten. Ekrem İmamoğlu tutuklu yargılanıyor. Mansur Yavaş ise hedefte. Alacağı karar onunla ilgili adımları da belli edecek. O yüzden Yeni Parti yönetiminin Mansur Yavaş’a bir baskısı yok. Ancak butlancıların eli de iktidar gibi Yavaş’ın üstünde. Bir de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay var. “AKP’ye geçecek…” iddiasını sorduğumda aldığım yanıt net oldu; “Cemil Tugay yaptığımız en büyük hataydı…”

Tüm bunların dışında belediyelerin geçiş yapmamasının çok daha büyük bir nedeni var. O da, Yeni Parti’ye geçişlerin, belediye meclislerinde aritmetik olarak iktidar lehine doğuracağı sonuçlar. Bu hamle de aslında Yeni Parti’nin CHP’yi yok etme değil iktidarla mücadeleyi öncelediğini gösteriyor. Tabii buna rağmen önceden hazırlanan karşı propagandalar devreye sokuluyor.

“Bakın, Atatürk’ün partisini nasıl koltuk için bıraktılar…”

“Bölücüler…”

“AKP işbirlikçisi oldular…”

Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir
Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir

Her türlü hukuki sürecin yanıtsız kalmasından yapılmak istenen propagandanın bunlar olduğu zaten belliydi. Ama bu planı yapanların atladığı şey, en az kendileri kadar muhalif seçmenin de bu sonucu arzuladığıydı. Dolayısıyla, istenildiği kadar bu propaganda yapılsın, çok karşılık bulmayacaktır.

Bu propagandanın toplumsal karşılığı, Yeni Parti’nin neden “yeni” olduğunu nasıl anlatıp göstereceğine bağlı. Yeni olmaktan kasıt ne? Yepyeni bir ideoloji mi, yoksa bir vitrin değişikliği mi? Vitrinin değişmediğini görüyoruz. O zaman ideolojisi, toplumsal sorunlara çözüm önerilerindeki yaklaşımı ve aynı zamanda savunduğu ilkelere bağlılık şekli bunu belirleyecek.

İnsanlar 24 yıldır değişmeyen iktidardan da muhalefetten de yoruldu. Yeni bir yol arayışına çıktı ve bugüne kadar bunu bulamadı. Belki de bulamayacak, kaderine razı olacaktı. Ama o kitlelere birileri ışık tuttu, yol gösterdi. O birileri ne İmamoğlu’ydu ne Özgür Özel ne de bir başka muhalif isimdi. O birileri, toplumu umutsuzlaştıran, karanlığa gömenlerden başkası değildi.

İktidar sahipleri, kendi iktidarlarını sona erdirebilecek yolun ışıklarını yaktı. Kaybetme ihtimali ortaya çıkınca olası rakipler, siyasallaşan yargı eliyle engellenmeye çalışıldı. Her bir adım, bir sonrakini mecbur kıldı.

Halktan kopmuşlardı ve halka rağmen siyaset üretiyorlardı. Bayrakla örtülen gerçekler, dinle süslenen yalanlarla geçen yıllar, o meşhur tencere kaynamayınca sona erdi. Böylece o ihtimal güçlendi. Önce yerel seçimlerde toplumdaki karşılığını gösterdi, sonra da genel seçimlerde kendini iyiden iyiye hissettirdi. Kaybetmesi garanti olan bir rakipte bile koltuk sarsıldı. O zaman o ışıklar sonuna kadar yakıldı. Aydınlanan yolda umut arayan kitleler gerçekleri gördü.

Gelir adaletsizliğini gördü.

Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir
Sorel Dağıstanlı yazdı: Değişmeyen tek şey değişimdir

TÜİK’e göre toplumun en yüksek gelirli yüzde 20’lik kesiminin millî gelirin yüzde 48’ini, en yoksul yüzde 20’lik kesimin ise sadece yüzde 6,4’ünü aldığını gördü.

Üretemediğini değil, ürettirilmediğini gördü.

Yönetilmek için yoksul bırakıldığını gördü.

Biraz sesini yükselttiğinde susturulduğunu gördü.

Öğretmenin, işçinin, emekçinin, emeklinin, öğrencinin dövüldüğünü, yerlerde sürüklendiğini gördü.

Yargının siyasallaştığını gördü.

Eleştirenin tutuklandığını, savunanın ödüllendirildiğini, susanın dokunulmaz olduğunu gördü.

Valinin bir cinayeti örtbas ettiğini, İçişleri Bakanı’nın rüşveti bilip sustuğunu, millete küfreden makbul iş insanlarının servetleriyle İngiltere’de binalar, hatta sokaklar aldığını gördü…

Sonra da boş tenceresine baktı.

İşte o aydınlık yolu gören, cesurca orada ilerleyen, sokaktan her türlü engele rağmen geri dönmeyenlerin arkasına takıldı o kitle. Yeni bir yolun, yeni umutlara, aydınlığa çıktığına inandı.

O yeni yolu gören milletti…

Ve o bakışta ideoloji yoktu; sadece çıkış umudu vardı.

Seküler seçmen için de, muhafazakâr seçmen için de, Kürt seçmen için de…

Özgür Özel’in, “Yeni Parti’yi kuran milletimizdir…” sözü bu durumu karşılıyor. Şimdi o yolda nasıl yürüneceği önemli. Elbette birbirinden farklı inanışları, farklı ideolojileri olan kitleleri bir arada tutmak, beraber yürütmek zor. Ama avantaj, o kitlelerin ideolojiden bağımsız, sadece çıkış için bir araya gelmesi.

Tüm bunları, ışığı yakan, yolu istemese de gösterenler de biliyor ve hâlâ inançlar, ideolojiler, bağlılıklar üzerinden propaganda yaparak bölünme yaratmak istiyor.

O yüzden “Atatürk’ün partisini koltuk için bıraktılar…” propagandası yapılıyor.

O yüzden “Yeni Parti” logosu yeni rakıya benzetiliyor…

Atatürkçü seçmende ya da muhafazakâr seçmende algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Unutulmaması gereken bir söz var: Değişmeyen tek şey değişimdir.

CHP, devlet kurmuş bir parti. Atatürk’ün partisi…

Ama koltukları işgal edilmiş, elleri kolları bağlanmış bir CHP değil.

İçinden Atatürk çıkarılan, boş bir binaya dönüştürülen, varlığını Cumhuriyet karşıtlığı üzerine kuranların oyun alanı hâline getirilen bir CHP hiç değil.

Atatürk’ü yanına alıp yürüyenler, engelleri aşanlar ve en önemlisi Atatürk’ü yaşadığı dönemle sınırlayıp dokunulmaz ilan etmeden; onun düşüncelerini, ilkelerini bu yeni yolda ileriye taşıyanlar yolu tamamlayacaktır. Üstelik de arkalarında milletle; her renkten, her düşünceden milletle birlikte.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş