Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Beklenen gelişme oldu: Yeni Parti kuruldu. Üç gün önce Özgür Özel’in bu önemli duyuru ile birlikte paylaştığı Yeni Parti logosu, açıklandığı andan itibaren gündeme oturdu. Sosyal medyada logo için art arda “Netflix’e benziyor” dendi, sonra “Yeni Rakı” benzetmesi geldi; hatta Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’dan kinayeli bir yorum eklendi, grafik tasarımcısı Bülent Erkmen ise işin teknik tarafına değinip “Hiçbir şeye benzemiyor, dengeler itibariyle çok zayıf kalmış” dedi. Tartışmanın büyük kısmı, alışıldığı üzere, alay ile ciddiyet arasında sıkışıp kaldı. Ben bir tasarımcı olarak meseleye biraz daha yavaştan, biraz daha tarihsel bir yerden bakmak istiyorum; çünkü bu logo aslında tek başına bir logodan çok daha büyük, çok daha eski bir tartışmanın parçası olarak siyasi tasarımın kimlikle (parti) ilişkisini anlatıyor.

Profesyonel veya amatör olsun herkes bu logo etrafında düşüncelerini ifade ederken bir yandan da parti, kuruluşunun bu en önemli ilk günlerinde logonun, en azından benim görebildiğim, üç farklı versiyonunu neredeyse birbirinin yerine kullanıyor; bir paylaşımda bir hizalama hatasına takılıyorum; diğerinde yok; bir başkasında farklı bir tipografi gölgesi varken bir sonrakinde bunun gittiğini görüyoruz, bir üçüncüsünde ise fontlarla ilgili başka bir tasarım çıkıyor karşımıza. Profesyoneller için can acıtan bir durum. Bir partinin kendi görsel kimliğini gün be gün değiştirerek paylaşması, sadece amatörlüğü göstermiyor; Türkiye’de tasarımın hâlâ “sonradan hallederiz” denilen, ciddiye alınmayan bir mesele olduğunu da gösteriyor; uzak kalmam bu nedenle imkânsız oldu.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

İyi bir siyasi kimliğin ilk şartı tutarlılıktır. Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) kırmızı kare içindeki üç harfi, onlarca yıldır neredeyse hiç değişmeden kullanıyor olması mesela boşuna değil; bu partinin gücü, logonun güzelliğinden değil, sadeliğinin yanında ısrarlı tekrarından, yani kurumsal hafıza üretmesinden geliyor.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Michael Bierut’un Hillary Clinton’ın 2016 kampanyası için tasarladığı “H” işareti de aynıydı; logo tek başına değil, tipografi, miting görselleri, dijital arayüz ve saha materyalleriyle birlikte tek bir sistem olarak düşünülmüştü – ki zaten öyle yapılması gerekir-. Bu tür bir ihtiyaçta tek bir logo değil, bir sistem tasarlarsınız; ve o sistem her paylaşımda aynı disiplinle çalışır. Bu günlerde işverenlerimizin en kolay yanılgıya düştüğü konu “Aman bir tasarımcıya ne gerek var; GPT’ye söyler tasarlatırız” şeklinde düşünmek; zira o şekilde elde edilmiş bir imgenin, sistem olarak tasarlanmadığı için bir markayı, bir mesajı profesyonelce iletmesi pek mümkün olmuyor. Yeni Parti logosu da henüz bu profesyonellikte görülmüyor; bu doğru ama bunun düzeltilemeyecek bir kusur olduğunu düşünmüyorum. Bu bana göre bir yol kazası, yolun sonu değil.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Diğer yandan bu logo ile ilgili kendi görüşlerimi de paylaşmak ve ona çok da haksızlık etmek istemiyorum. Logonun teknik sorunlarını bir kenara bırakıp yalnızca temel fikre bakarsam: yalın, kalın ve kırmızı bir imge ile karşılaşıyoruz. Bu, göründüğünden çok daha güçlü bir tercih. Grafik tasarımın efsanevi isimlerinden Paul Rand’ın Yale’de öğrencilerine söylediği ve tasarım dünyasında neredeyse bir kült hâline gelmiş şu sözünü hatırlamamak mümkün değil: “İyi yapamıyorsan büyük yap. Büyük yapamıyorsan kırmızı yap.” Reklam ve marka dünyasının onlarca yıldır tekrarladığı bu ilke, aslında karmaşık bir fikri karmaşık bir biçimde anlatmaya çalışmanın gereksizliğini vurguluyor; bu tür bir yaklaşım, yani fazla tasarlanmış olma hali, çoğu zaman fikri, fikrin kendisi kadar güçlü kılmıyor. Basit olanı tasarlamak her zaman zordur. Basitlik kusursuzluk ister. Bu, mimaride de üründe de grafik tasarımda da böyledir. Bu logoya en çok bu yüzden takıldık. Madem bu kadar yalın bir tasarım dili sergilenecek; o halde kusursuz ve tutarlı olmalıydı.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

İspanyol Podemos’un mor dairesi de, İngiliz İşçi Partisi’nin (Labour) Michael Wolff imzalı kırmızı gülü de, hatta MAGA’nın (Make America Great Again) kırmızı şapkası da aynı sadelik mantığı ile çalışıyor. Bu tasarımlarda temel bir geometrik biçim veya yalın renk kararı, karmaşık ve bol hikâyeli bir siyasi duruşu net biçimde taşıyabiliyor. Ancak bu örneklerin tümünde, grafik tasarımı tutarlı biçimde ve bir sistem olarak görebiliyoruz.

Bu basitlik ve sadelik aynı zamanda insanların kendi başlarına çoğaltabileceği bir ürün de sunuyor, ki siyasi partiler için bunun işlevini düşündüğümüzde bu yaklaşımın ne denli doğru olduğunu da anlayabiliriz. Belki de Türkiye’de artık tam olarak böyle bir sadeleşmeye ihtiyacımız vardır. Miras aldığımız kodlardan, estetik dilden, geçmişin yüklerinden arınmış, bu kadar yalın bir başlangıç fikri bana epey hafifletici, yenilikçi ve çağdaş da geldi. Özetle bu logonun “sade” olması bir eksiklik değil, doğru okunduğunda bir cesaret göstergesi bana göre. İyi tasarım, tasarlanmış olduğu belli olmayan; bunu hissettirmeyen tasarımdır. Yine biliyoruz ki insanlar eksikleri, kusurları örtmek ve özgüven sorunlarını örtbas etmek için süslemeciliğe başvururlar; bunu ister bol makyaj ve estetik müdahale tutkusuna uyarlayın; ister LED ışıklarla panayıra çevrilmiş kentlere… Bir yerde eğer bunca estetik müdahale var ise aslında hoş olmayan bir şeyi tatlı, güzel ve iyi gösterme çabası vardır. Altın klozet “O kadar zenginim ki!” der; saraylar “O kadar güçlüyüm ki!” demenin primitif bir yoludur. Avrupa kentlerindeki müthiş süslemeci apartmanları bile endüstri devrimi sonrasında insanların aklını kırsaldaki görkemli yaşamlardan çelip, kentteki yoğun iş gücüne dahil ederken, onları apartman gibi bir kutunun cazibesine ikna etme gayesine borçluyuzdur.

Yeni Parti logosu bütün bunlar ışığında net, olduğu gibi, içi dışı bir, sade ve katılımcı görünüyor; üstelik herkesçe çoğaltılabilir olması da siyasi parti için tasarım fonksiyonuna hizmet ediyor.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu
Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu
Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Peki insanlar neden bu kadar tepki gösterdi? Bu aslında tamamen “yeni” olanın yeni olmasının getirdiği bir psikoloji. Amatör estetik alışkanlıklarla yapılan güzellemeleri bir yana bırakırsak, yeni aslında epey güçlü bir kavram! Biz tasarımcılar yeni olgusuna epey takıntılıyızdır; çünkü işimiz gücümüz zaten ortada olmayan şeyler için ürettiğimiz yeni fikirlere insanları ikna etmektir; bizler aşinayız ancak toplumlar yeniliği pek de kolay kabul etmezler. Bu konuda bir TED konuşması yaparken, alışkanlıklarımızın dışına çıkmanın üzerimizde psikolojik olarak baskı yarattığından söz etmiştim.

Siyaset tarihine geri dönersek, 1997’de Tony Blair’in “New Labour” hamlesi, bir partinin yalnızca görsel değil dilsel olarak da yeniden markalaşabileceğini gösterdi; burada “yeni” kelimesi tek başına bir vaat değildi, programda, kadroda, davranışta, örgütlenme biçiminde ve görsel dünyada aynı anda kanıtlanması gereken bir iddiaydı. Bugün YENİ Parti’nin logosunda da “Yeni” kelimesi tipografik olarak güçlü biçimde öne çıkıyor, ama yenilik henüz görsel olarak deneyimlenmiş değil; kendine ait, başka hiçbir şeye benzemeyen bir sembolik güçlü fikir yerine bir kişi etrafında konumlanıyor. Diğer yandan ismin taşıdığı iddia, çeyrek asırdır hüküm süren siyasi iklimin ortaya çıkardığı tüm sorunlardan yorulmuşluğa bir deva olma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle New Labour partisinin etkisini göreceğiz Yeni Parti ile gibi duruyor; bakalım.

Sevgili Bekir Ağırdır, geçtiğimiz birkaç yıldır “Bize Yeni Bir Söz Lazım” der durur. Türkiye üzerine yapılan sayısal çalışmaların ve analizlerin göbeğindeki bu duayen ismin 2022 yılında çıkardığı aynı isimli kitabı okumadıysanız bugünler tam da okumak için ve umutla dolmak için tam da zamanıdır; edinin ve okuyun.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu
Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Logoda hâkim olan kırmızı-beyaz-siyah palet zaten gerek dünyada gerekse Türkiye’de pek çok siyasi ve ticari markayla ortak bir tercih. Yalınlık ve netlik konusunda garanti sularda yüzülmüş belli ki. Birleşik Krallık Muhafazakâr Partisi’nin 2006’da meşaleyi bırakıp yumuşak bir meşe ağacına geçmesi ne hoştu mesela; çok cesur bulmuştum. David Cameron dönemindeki bu değişim, gerçek bir siyaset değişikliğiyle desteklendiği için işe yaramıştı; aksi hâlde sadece radikal bir estetik düzenleme olarak görülür ve benimsenmezdi. Demem o ki, hem İngiliz hem muhafazakâr bir siyasi grup bile böylesine güçlü bir değişimi yapabildikten sonra, Yeni Parti’nin ileride benzer bir değişime -istenirse- gitmesinin hiçbir sorunu da yok. Asıl mesele, bu logonun arkasında nasıl bir siyasi vaadin, nasıl bir “yeni”nin durduğu; ki onu da zaten gerek Ekrem İmamoğlu gerek Özgür Özel büyük bir aktivasyonla aylardır gündemde tutmayı başarıyorlar; Yeni Parti’nin sitesinden de resmi dokümanlar paylaşılmaya başlandı. Bu paylaşımlar logo ile bütünleşmeli; marka hikâyesine taşınmalı ve toplum ile bu araçlar nezdinde sürekli ve güçlü iletişim kurulmalı… aksi takdirde hep olumsuzluklarla hatırlanacak.

Logo konusundaki fikirlerimi toparlamam gerekirse, bir tasarımcı olarak baktığımda başarısız kısımları herkes gibi ben de gördüm, bunu inkâr etmiyorum. Hizalamanın oturmamış – hatalı – olması, üç günde üç farklı versiyonun aynı anda dolaşıma girmesi, kendine özgü bir sembolün eksik kalmış olması, önemli eksikler; N harfindeki Netflix benzerliği de pek yenilir yutulur değil; insan “ne gerek vardı?” diye soruyor ancak bunların hiçbiri dünyanın sonu değil.

Özlem Yalım yazdı: YENİ Parti ve logosu

Barack Obama’nın meşhur 2008 kampanyasında da logo başlangıçta tek başına çok eleştirildi; tipografi, fotoğraf dili, internet sitesi, gönüllü materyalleri ve yerel uyarlamalarla birlikte zamanla bütünlüklü bir sisteme dönüştürüldü. Bir logo, doğduğu anda mükemmel olmak zorunda değil; düzeltilebilir, sadeleştirilebilir, tutarlılaştırılabilir. Kritik olan, bu ilk hatalardan ders çıkarıp çıkarmayacakları. Logonun tasarımcısını hâlâ bilmiyorum; bu konuda hafiyelik yapmadım; umarım parti içinde GPT’ye tasarlatalım tadında bir yol izlenmemiştir; çünkü o zaman bir logo değil; kaliteye ilişkin bir bakış açısı sorunu var demektir ki; YENİ Parti’nin seçmen kitlesi bu sorunu affetmez.

YENİ Parti’nin logosuna dair ortalığa atılan alaycı görüşlerin çoğunlukla yüzeysel, bilgisiz ve tamamen karalama amaçlı olduğu son derece aşikâr. Ciddi kritiklerle birlikte geliştirileceğine eminim; yine de -bu kez marka profesyoneli şapkam ile- sormadan edemiyorum: tutarsız kullanımın gösterdiği kurumsal disiplinsizlik nasıl oldu da göz ardı edilebildi? Hedef kitlesi bunca bilinçli bir siyasi partinin bu amatörlüğe düşmemesi gerekirdi.

Güçlü siyasi tasarım, bir partinin adını güzel yazmak değil kuşkusuz; dünyayı nasıl gördüğünü, insanlarla nasıl ilişki kuracağını ve nasıl bir gelecek önerdiğini görünür bir sisteme dönüştürmek. En çok ihtiyacımız olan bu. Yeni Parti’nin logosunu bu nedenle şu an için daha çok bir isim duyurusu gibi alıyorum. Bu isim çok güzel ve çok güçlü; tüm yılgınlıklarımız adına çok umut verici; büyük değişim gösteren ülkemizin gençlerine borçlu olduğu yeni bir düzen için yeni bir sayfa gibi.

Logoyu bu kadar önemsemeyi bir kenara bırakıp, yoğurdu üfleyerek yemeyi şiar edindiğimizden siyasilerimizin başucu kitabı olan 1513 tarihli Prens’ten Niccolò Machiavelli kelimelerini yeniden hatırlayarak yazımı sonlandırıyorum:

“Yeni bir düzeni başlatmaktan daha zor, sonucu daha belirsiz ve yönetimi daha tehlikeli hiçbir şey yoktur. Çünkü yenilikçinin düşmanları, eski düzenden çıkar sağlamış olan herkestir; yeni düzenden fayda görebilecek olanlarsa ancak ılık birer destekçidir. Bu ılıklık kısmen muhaliflerin korkusundan, kısmen de insanların yeni şeylere -uzun süre deneyimlemeden- gerçekten inanmamasından kaynaklanır.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş