Behçet Darğın yazdı: Madiba

İyi politikacı, sanatçı ve bilim insanlarının günlükleri, mektupları ve notlarının kitaplaştırılmasını, tecrübelerinin kalıcılık kazanması ve geleceğe aktarılması açısından oldukça değerli görürüm. Bu insanların yaşanmışlıkları, bireysel bir yaşamı değil sadece, bir toplumun, ülkenin, buluşun tarihidir aynı zamanda. Abraham Lincoln, Pêşewa Qazî Muhammed, Ho Chi Minh, Nelson Mandela gibi yürekleri büyük halkına sevdalı insanlar, dünyada bilinen etkili liderlerinden yalnızca birkaçı. Tarihe iz bırakmış bu şahsiyetlerin hazine ayarındaki yaşantılarının, fikirlerinin ve mücadelelerinin kayıt altına alınması, arşivciliğe katkı sağlayarak yapılacak araştırmalara temel oluşturacaktır. Aynı şekilde onların kaleme aldıkları eserleri ve haklarında yazılan metinleri okumak; yaşadıkları dönemi, davalarını ve onları tanımak için elzem.

İşgal, Mandela ve halkı…

Madiba
Behçet Darğın yazdı: Madiba

Madiba, Nelson Mandela’nın kod namıdır; Afrika’da Xhosa halkına ait bir klan adıdır ve saygı ifadesidir. Mandela ile özdeşleşmiştir. Sevgi ve saygı remzi olarak görülen Madiba’nın kütük bilgilerinden ziyade bıraktığı etki, düşüncesi ve ülkesi uğruna yaptıklarıyla tanınmalıdır.

Afrika kıtasının üzerine kara bir bulut gibi çöken sömürgecilik, ürettiği apartheid rejimiyle bir buldozer gibi geçti milyonlarca insanın yaşadığı koca kıtanın üzerinden; siyasal oluşumları paramparça etti, birbirine düşürdü; geride parçalanmış hayatlar (ülkeleri gibi), büyük bir sosyal, siyasal ve kültürel enkaz bıraktı. Sokağın ortasında milletinin dövülmesi, katledilmesi, aşağılanması, ırkçı adaletsizlikleri haberlerde okuması, Madiba’nın kafasını karıştırıyor ve onu incitiyordu. Egemenler kendilerine helal gördüklerini onlara haram sayıyordu. Tüm bunların şahidi Madiba; kendisini halkının bağımsızlık idealine adadı. Afrika tarihini okudukça hafızasının buğulu aynası siliniyor, milliyetçi fikriyatı oluşmaya başlıyordu.  “…atalarımızı kendimize dair derin dersler çıkaracak şekilde okuyoruz.”(s.36)  Ayrıca; avukat olarak haksızlığa uğramış insanlara ücretsiz yardımcı oluyor, ülkesindeki işgalci İngiliz yönetimine karşı eylemler düzenliyordu. Gençliğin gönül kapısını aralamayı başardı, yaptıklarıyla. Jack Karuoc “Hayatınıza sevdalanın”  sözünü Madiba, çevresindeki Afrikalı gençlere “Ülkenize sevdalanın” diyerek ülke sevgisini onların yüreğinde köklendiriyor. Kendisi de ileride bu sevda uğruna 27 yıl hapis yatacak ve ülkesinin insanıyla kurduğu o yüz yüze iletişim oldukça kısa sürecekti.

Hapishane notları…

95 yıllık yaşamında şapka çıkartılacak işler başaran Nelson Mandela, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyahi cumhurbaşkanı ve büyü kahramanı olarak dünyada işitildi, Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Özgür ve demokratik ülkesini görkemli bir anıt olarak ardında bıraktı. Onun müthiş hayat hikâyesi yüreğime dokundu, umut bıraktı. Çocukluğundan aile hayatına, siyasi mücadelesinden uzun yıllar süren tutsaklığına, devlet adamlığı dönemine kadar hayatının hemen her evresi çeşitli çalışmalarda incelendi, pek çok kitaba ve filme konu oldu.

Madiba’yı ve verdiği mücadeleyi anlatan eserler arasında okunması gereken bir metin var. Optimist Kitap, Güney Afrika Cumhuriyetinin bağımsızlık mücadelesine anlam ve yön kazandıran bu özel insanı daha yakından tanımamıza yardımcı olacak bir kitap yayınladı: Nelson Mandela Kendimle Konuşmalar.  Ümit Şensoy tarafından tercüme edilen bu eser, görselleri ve cildi ile önemli otobiyografik eserlerinden biri olmaya aday. Madiba’nın orijinal el yazmaları, özel arşivi, hususi not defterleri, rüya kayıtları, yapılacak işler listeleri ve ailesiyle ilgili daha önce yayımlanmamış bilgiler bulacaksınız kitapta. Baskı altındaki tutsağın öfkesini değil; bilgeliğini ve gelecek düşlerini iyimser bir söylemle kağıda dökmüş Mandela. Nelson Mandela Bellek ve Diyalog Merkezi Proje Lideri Verne Harris, kitapla ilgili şöyle der: “Kendimle Konuşmalar, tam anlamıyla bir Nelson Mandela kitabıdır. Duyduğumuz doğrudan onun sesidir.” (s.18)

Madiba
Behçet Darğın yazdı: Madiba

Küçültmek istediler o hep büyüdü

Parmaklıklar ardına kapatıldığında serbest kalma, aftan yararlanıp yararlanmama, işgalcisine çalışma vb. çiğlikleri, aklının ucundan dahi geçirmedi. Yüce gayesinden yüz çevirseydi, belki de çok kısa bir süre içinde özgürlüğüne kavuşabilirdi. Ancak o, halkı için vermekte olduğu mücadeleden gram fire vermedi. De Klerk, hücresinde onunla görüşerek onu küçültmeye çalıştığında net ve güçlü bir sesle; prangalı bir mahkûmun özgür olmadığını, böyle birisinin halkı adına müzakere yürütemeyeceğini, onun adına servis edilen beyanların örgütünü bağlamadığını söyleyerek artarak, büyüyerek çıktı. Görüşmeleri, dışarıdaki dava arkadaşlarıyla ve eşit koşullar altında yapılabileceklerini belirterek siyasi müzakereye katılmadı. Müzakere etmek eşitlikçidir; sınıfsal, ırksal sınırları kabul etmez. Madiba’nın tutumu; yerindeydi ve liderlik iddiasında olanların realiteden uzak, altı boş paradigmasını yıktı. Bu dik duruşunun bedelini ağır ödedi; kendisine ait mektuplar, kıyafetler, gözlükler ve hatta hapishane hücre anahtarı gibi kişisel eşyalarına el konuldu. 24 yaşındaki oğlu, araba kazası süsü verilerek öldürüldü, cenazesine katılmasına izin verilmedi. Ama o, ilkelerini korudu. Ho Chi Minh’e atfedilen sözden alıntıyla:“Beden hapiste ama ruh kurtuldu; büyük işler başarabilmek için ruh engin ve soğukkanlı olmalı.”

Günlük rutinleri, peygamberliği, normal insanlığı

Dışarıdaki rutinlerini hücresine taşımıştı; yürüyüşe çıkar, sporunu ihmal etmez, her akşam 15 dakika meditasyon yapar ve bol bol not tutardı. Not defteri taşıma alışkanlığı, Mandela’nın hapishane yıllarının öncesine dayanır. Devrimci mücadele yöntemlerini öğrenmek, bağımsızlığına yeni kavuşmuş Afrika ülkelerinin desteğini almak amacıyla çıktığı yolculukta da defterini yanından ayırmaz; gördüklerini, öğrendiklerini ve edindiği izlenimleri sayfalara aktarırdı. İnsanlar ona dahi, kutsal bir varlık gözüyle bakıyordu. O yalnızca gülümsüyordu. Ne bir aziz, ne bir peygamber ne de üstün güçlere sahip birisi olmadığını biliyordu. Halkıyla hür bir ülkede, diliyle, kültürüyle yaşamak isteyen bir bireydi. Bir İngiliz, Fransız, Alman gibi; öldürülmeden, aşağılanmadan… özgür diğer milletler gibi başı dik ve onurluca; özgür yarınlara inancını yitirmeden… “Vicdanım sızladığı zamanlarda, halkımızın özgürlük davasına yürekten bağlılığımın hayatıma anlam kattığını ve benim için bir ulusal gurur ve gerçek bir neşe kaynağı olduğunu kendime hatırlatmak durumunda kalırım.” (s.78)

Madiba etkisi

Mandela’nın dünyadaki etkisi büyük olmuştur. Bu etki hâlâ sürmektedir. Halkını zincirlerinden kurtaran karizmatik bir lider olması, fikirleri, mücadele biçimi ve yüksek erdemiyle, başta onu bir zamanlar düşman olarak görenlerin, herkesin takdirini kazandı. Birçok ülkenin devlet başkanı; boyutlanan siyasi ve terör sorunlarını çözmek için ona başvurmuştur. Dava arkadaşları ve avukatları da barışın, adaletin ve diğer milletlerin bağımsızlıklarını kazanması adına üzerlerine düşen her şeyi yaptılar. Şubat 2016’da Nelson Mandela’nın eski avukatı Essa Moosa başkanlığındaki 11 kişilik Uluslararası Barış Delegasyonu, Türkiye’deki çözüm sürecine dair temaslarda bulunmak üzere İstanbul’a gelmiş, İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek ve sürece Güney Afrika deneyimleriyle katkıda bulunmak istediklerini aktarmış; talepleri kısık bir sesle geçiştirilmiştir.

Kitabı sonunda buldum…

İsmi ve davası etle tırnak gibiydi. İbret ve acı dolu öz yaşam öyküsünde dirayet ve haysiyet var. Dönemin toplumsal siyasal atmosferi de buna eşlik ediyor. Merak ediyordum Kendimle Konuşmalar’ı. Bir kopyasını bulmak için onlarca kitapçıyı aradım. En son birisinde bir nüshasını buldum. Ayırtıp, hemen araçla gelip alacağımı söyledim, telefonda. Bir arkadaşla kilometrelerce sıkışık İstanbul trafiğinde gittik. Satılmasın diye arada bir arayıp, yolda olduğumuzu hatırlatıyordum. Sahafa vardığımızda uzun süredir aradığım kitabı nihayet buldum. Baskısı tükenmişti ve elde yalnızca bir nüsha kalmıştı. Bunu fırsat bilen sahafçı, kitap için oldukça yüksek bir fiyat istedi o zaman. Buna rağmen kitabın heyecanıyla hiç tereddüt etmeden istediği ücreti verdim; o da eski bir kitaba bu kadar yüksek bir ücreti nasıl olup da bir çırpıda verebildiğime şaşırmış bir yüz ifadesiyle kitabı bana uzattı. Benim için önemli olan uzun zamandır peşinde olduğum kitaba nihayet kavuşmuş olmaktı. Keyifle okudum. Sizin de okumanızı isterim. Barack Obama’nın önsözüyle noktalayalım: “Onun varlığı benim uyanışım oldu ve doğrular uğruna ayağa kalkmanın bir yükümlülük olduğunu gösterdi. Mandela, yaptığı tercihle, dünyayı olduğu gibi kabullenmek zorunda olmadığımızı, onu olması gerektiği hale getirme arayışına katılabileceğimizi kanıtladı.”

Keyifli okumalar!

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş