1998 senesinin Sevgililer Günü bizim evde büyük bir coşkuyla kutlanmıştı. Anneannemin en azından bir hafta öncesinde başlayan hummalı bir çalışmasının neticesinde o haftasonunu adeta bir karnaval havasında geçireceğimiz ortaya çıkmıştı. Bu heyecanın sebebiyse, dayımın askerlik yaptığı Doğubeyazıt’tan izinli olarak birkaç günlüğüne eve dönmesiydi.
Dayımın askerden izne geliş tarihini hiç unutmadım çünkü ertesi gün evde bir tartışma çıktı. Fenerbahçe’de Başkanlık seçimleri yapılıyordu. Üstelik, seçimlerin yapıldığı Caferağa Spor Salonu, bizim eve yürüyerek beş-altı dakika uzaklıktaydı. Fenerbahçe’de Yüksek Divan Kurulu üyesi olan dedem, kendisi gibi kulübe üye olan dayıma, “hadi,” dedi, “gidip oy verelim.” Dayım da Fenerbahçe için bir şey yapmaya zaten dünden razı. Baba oğul çıkmaya hazırlanırlarken anneannem araya girdi ve o büyülü cümleyi söyledi: “Oturun allaşkına, sizin oyunuzla mı değişecek?” Dayım birkaç günlüğüne eve gelmişken Fenerbahçe -ya da herhangi bir şey- için saatlerce uzakta kalmasını istemiyordu. Nihayet, onun dediği oldu ve dedemle dayım, ceplerinde Vefa Küçük’e verecekleri birer oyla evde kaldı. Akşam sonuçlar açıklandığında neredeyse şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacaktık. Aziz Yıldırım, Vefa Küçük’e karşı sadece bir oy farkla seçimi kazanmıştı. Şayet anneannem ısrar etmeseydi de oy vermeye gitselerdi, Fenerbahçe Başkanlığına Aziz Yıldırım’ın yerine Vefa Küçük seçilecekti. Bizim evde “bir oy”un değeri o gün anlaşıldı.

Tabii daha sonra yaşananlar anneannemin ne kadar öngörülü bir insan olduğunu ve sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk sporuna çağ atlatan bir dönüşümü tetiklediğini ortaya çıkardı. Dolayısıyla, Türk sporunun çağ atlamasını sağlayan kişinin bir yönüyle anneannem olduğunu iddia edebilirim.
Peki, o gün anneannem ne dedi de, dedemle dayımın yelkenleri suya indi? Cevabı basit aslında: “Ekoseli”. Elmalı tartla birlikte anneannemin imza tartlarından biri olan “ekoseli” dayımın bu dünyada en sevdiği şeylerden biridir. Gerçi bizim ailede ekoseliyi sevmeyen yoktur -ben de severim ama elmalı tartı daha çok severim.
Ekoseli, adını, dış görünüşünden alır. Uzaktan baktığınızda İskoç kabilelerinin kendilerine özgü tartan desenlerini andırır. Ekoseli de bizim ailenin tartanıdır. Anneannem dünyada bir tek kendisinin ve öğrettiği için bir de teyzemin -diğer kızı olan anneme niye öğretmediğini tahmin ediyorsunuzdur- yaptığı bu tartın tarifini anlatmaya pek istekli değildir. Ama Aziz Yıldırım’ı Fenerbahçe Başkanı seçtirmeye muktedir bu olağanüstü lezzetli tartın tarifinin aile sırrı gibi kalmasına içim elvermedi.
İşte “ekoseli”nin tarifi: Bir su bardağı dövülmüş cevizin -mümkünse havanda taze dövülmüş- içine dört-beş kaşık pudra şekeri, iki yumurta eklenip iyice karıştırılacak. Yumurta sayesinde eriyen şeker karışımı bir harca dönüştürecek. Kıvamı tutana kadar harcın karıştırılması çok önemli.
Ayrı bir yerde un, tereyağında kıyılacak. Tereyağı çok küçük parçalara ayrıldığında içine bir yumurta, iki kaşık pudra şekeri, yarım paketten az kabartma tozu koyup yoğrularak hamur haline getirilecek. Daha sonra bu hamur, merdaneyle ince parmak kalınlığına gelene kadar açılacak. Bu esnada, aşağı yukarı 25 santim çapındaki kalıp da yağlanacak. Hamuru kalıba yerleştirdikten sonra bir rulet bıçağıyla bir parmak yükseklikten fazla hamur kesilip alınacak. Hamurun içine önce marmelat sürülecek. Anneannem her türlü marmeladın yakışacağını söylüyor. Eskiden özellikle şeftali marmeladı sürermiş ama epey bir süredir kuşburnundan şaşmıyor.
İlk başta hazırlanan cevizli harç, marmeladın üstüne yavaşça dağıtılacak. Kenarlardan kesip topladığımız fazla hamur, merdaneyle yeniden açılıp ruletle ince şeritler halinde kesildikten sonra birbirini dik kesen şeritler halinde yerleştirilince kafesi andıracak. Böylece, bizim “ekose” görüntüsüne de ulaşmış olduk. Nihayet, 180-200 derecelik fırına sürülecek.
Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’ye nasıl Başkan olduğunu, tesislerin, stadın, yıldız transferlerin, Fenerium’un ve daha birçok büyük başarının “harcının” nasıl atıldığını artık siz de benim gibi biliyorsunuz. Fenerbahçe taraftarı anneanneme borcunu ödemek isterse onun kadar iyi “ekoseli” pişirmeyi deneyebilir. Şampiyonlar Ligi gecelerinde çok iyi gider.






