İSTANBUL (Medyascope) – Zeytin Dalı’nda Müge İplikçi’nin konuğu, İthaki Yayınları’nın Suat Derviş dizisinin editörü Serdar Soydan oldu. Programda Derviş’in farklı dönemlere ayrılan yazarlık serüveni, siyasi kimliği nedeniyle yayın dünyasından dışlanması, Filiz Hataylı imzasıyla yayımlanan tefrika romanları ve eserlerindeki güçlü kadın karakterler konuşuldu.
Yazar ve gazeteci Suat Derviş’in edebiyat dünyasındaki yolculuğu, Zeytin Dalı’nın bu bölümünde ele alındı. Müge İplikçi’nin sorularını yanıtlayan editör Serdar Soydan, Derviş’in Berlin’den Babıali’ye, zorunlu Avrupa yıllarından Türkiye’ye dönüşüne uzanan hayatını ve son dönem romanlarını anlattı.
Suat Derviş’in 1933’te Türkiye’ye döndükten sonra Cumhuriyet, Son Posta ve Tan gibi dönemin önde gelen gazetelerinde çalıştığını anlatan Soydan, yazarın köşe yazılarından röportajlara, öykülerden tefrika romanlara kadar pek çok alanda üretim yaptığını söyledi.
Derviş’in hayatındaki kırılma noktalarından biri ise 1940’ta Yeni Edebiyat dergisinin yayımlanmaya başlaması oldu. Soydan, dergi nedeniyle başlayan soruşturma ve gözaltı sürecinin Derviş’in hayatını ve kariyerini değiştirdiğini belirtti.
Suat Derviş’in sekiz ay gözaltında kaldığını belirten Soydan, yazarın Türkiye’de koşulların giderek ağırlaşması nedeniyle 1953’te yeniden Avrupa’ya gittiğini anlattı. Derviş’in burada da ekonomik sıkıntılar yaşadığını söyleyen Soydan, Nâzım Hikmet’e gönderdiği mektubu hatırlattı.

“Yaşı nedeniyle ayrımcılıkla karşılaştı”
Suat Derviş’in 1960’ların başında Türkiye’ye döndüğünde eski yayın çevresini bulamadığını ve yaşı nedeniyle ayrımcılıkla karşılaştığını belirten Soydan, yazarın geçinebilmek için yeniden tefrika romanlar kaleme aldığını söyledi.
Derviş’in Tercüman gazetesinde kendi ismi yerine Filiz Hataylı imzasını kullanmak zorunda kaldığını söyleyen Soydan, bu dönemde dört romanın arka arkaya yayımlandığını belirtti:
“Bitmeyen Korku, Bir Köşede Bir Kadın, Üç Papatyalı Kadın ve Ayrılmak Yok, bu dört roman, yaklaşık 14 ay içerisinde arka arkaya tefrika ediliyor. Biri bitiyor, ertesi gün diğeri başlıyor.”
Soydan, Derviş’in başka dönemlerde Hatice Hatip, Suat Suzan ve Emel Rıza gibi takma adlar da kullandığını, ancak Filiz Hataylı’nın siyasi baskılar nedeniyle başvurduğu son dönem takma adı olması bakımından ayrı bir yerde durduğunu vurguladı.
“Kadınları mağlubiyeti de galibiyeti de cesaretle kabullenir”
Suat Derviş’in kadın karakterlerini sınıf düşen ve sınıf atlamaya çalışan kadınlar üzerinden değerlendiren Soydan, bu karakterlerin toplumsal kabullere karşı çıktığını ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlendiğini anlattı:
“Suat Derviş’in hiçbir kadını, yaşadığı herhangi bir şey için başkasını suçlamaz. Bütün kadınları hatalarının bedelini sonuna kadar öder ve dişi aslanlar gibi hatalarının arkasında durur. Suat Derviş’in kadınlarının gücü, mağlubiyeti de galibiyeti de aynı cesaretle kabullenişlerinden geliyor.”








