İSTANBUL (Medyascope) – Aziz İhsan Aktaş’a yönelik suikast hazırlığı iddiasıyla Selahattin Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. Aktaş, sanıklardan şikâyetçi olduğunu belirtirken Yılmaz, hakkındaki suikast iddiasını reddetti.

İBB davasıyla Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik dosyada sanık ve müşteki olarak yer alan Aziz İhsan Aktaş’a yönelik silahlı saldırı hazırlığında bulunulduğu iddiasına ilişkin, Selahattin Yılmaz’ın liderliğini yaptığı öne sürülen suç örgütü kapsamında 19 sanığın yargılanmasına başlandı.
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 14. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda görülen duruşmaya Aktaş müşteki olarak katıldı.
Tutuklu emekli polis memuru Adem Kuru, Selahattin Yılmaz’ın anne tarafından uzaktan akrabası olduğunu belirterek, emekli olduktan sonra bazı ticari girişimlerde bulunduğunu ve daha sonra Yılmaz’ın yanında çalışmaya başladığını anlattı. Yılmaz’ın yanında danışmanlık yaptığını söyleyen Kuru, operasyon sırasında ele geçirilen silahlara ilişkin, üç ruhsatlı silahının bulunduğunu ve diğer silahlarla ilgisinin olmadığını savundu. Kuru, “Ben Aziz İhsan Aktaş’ı hayatımda görmedim, bilmem. Uzaktan yakından alakam yoktur” dedi.
“Bayram parasıydı”
Gazeteci Zuhal Çiloğlan’ın haberine göre, savunma yapan tutuklu sanık Cem Çebi de Selahattin Yılmaz’ın akrabası olduğunu ve şoförlüğünü yaptığını söyledi. Suçlamaları kabul etmeyen Çebi, “Bugüne kadar hiçbir suç örgütüne dahil olmadım. Bu olayla ilgili hiçbir emir, talimat almadım. Aziz İhsan Aktaş’ı hayatımda görmedim. Emniyette ismini duydum” diye konuştu. Çebi, iki tabanca ve iki av tüfeğinin kendisine ait olduğunu, silahların ruhsatlarının bulunmadığını belirtti. Yaklaşık 13 aydır tutuklu olduğunu belirten Çebi, Aktaş’ı öldürmeye teşebbüs ettiği iddiasını reddetti.
Selahattin Yılmaz’dan hesabına gönderilen 100 bin liraya ilişkin de savunma yapan Çebi, “27 Mayıs’ta Selahattin Bey’den bana 100 bin TL para transferi var. Kurban Bayramı öncesiydi. 50 bin maaşımdır, 50 bini ise Kurban Bayramı parasıdır. Her bayram yapar. Bunun örgüt içi faaliyet olarak değerlendirilmesini kabul etmiyorum” dedi.
Aziz İhsan Aktaş söz aldı
Müşteki sıfatıyla söz alan Aziz İhsan Aktaş, “Bildiklerimi sayın heyetinize anlatmak istiyorum” diyerek elindeki kağıttan hazırladığı beyanını okudu. Kamuoyunda “Beşiktaş Belediyesi dosyası” olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklandığını hatırlatan Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandıktan sonra tahliye edildiğini belirterek, “Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak devletimize yardımcı oldum. Bildiklerimi tüm açıklığıyla adli makamlara anlattım” dedi.
Tahliyesinin ardından yakın çevresinden kendisine yönelik tehdit bulunduğu yönünde bilgiler aldığını söyleyen Aktaş, şöyle devam etti:
“Benim etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeler nedeniyle hedef haline getirildiğim söylendi. Bir ölüm listesi içerisinde bulunduğum ve bana, aileme silahlı saldırıda bulunulacağı söylendi. Ben bu suikast girişimi nedeniyle koruma altındayım.”
Kendisine bu bilgiyi veren iki kişinin bulunduğunu belirten Aktaş, söz konusu kişilerin can güvenliğinden endişe ettiği gerekçesiyle isimlerini açıklamak istemediğini söyledi. Aktaş, “Bu saldırı tehdidini bana bildiren insanların herhangi bir koruma tedbiri yok. Onların da can güvenliğini düşünmem gerekir. İsim vermek istemiyorum. İki kişiler” dedi. Bu bilgiler üzerine 11 Ağustos 2025’te avukatı aracılığıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu anlatan Aktaş, savcılığın soruşturma başlattığını söyledi.
İddianamede yer alan bilgileri daha önce bilmediğini söyleyen Aktaş, dosyanın içeriğini gördükten sonra yaptığı suç duyurusunun yerinde olduğunu düşündüğünü belirtti.
Sanıklarla kişisel bir tanışıklığı veya husumeti bulunmadığını ifade eden Aktaş, “Benim bu insanlarla kişisel tanışıklığım ve husumetim yokken Aziz İhsan Aktaş ismi neden mesajlarda geçmektedir? Neden ‘opet’ ifadesiyle birlikte geçmektedir? Demek ki sadece ismimi değil, şirketime ait benzin istasyonunun adresini de bilmektedirler” diye konuştu.
“Şikayetçiyim”
Aktaş, iddianamede anlatılan eylemin operasyon nedeniyle tamamlanamadığını savunarak, “Bu olayın teşebbüs aşamasında kalmasının sebebi tehlikeyi adli makamlara zamanında bildirmemdir” dedi.
Sanıkların cezalandırılmasını isteyen Aktaş, beyanını şöyle tamamladı:
“Olayın bütün delillerle birlikte değerlendirilmesini ve şahsımı ve ailemi hedef alan bu eylem bakımından sorumluluğu bulunan kişilerin tamamından davacı ve şikayetçiyim. Bunların cezalandırılmasını talep ediyorum. Mahkemenizin vereceği karar yalnızca benim için değil, devletin güvenliği için bildiklerini anlatan herkes için gereklidir. Adalete güveniyorum. Takdir mahkemenizindir.”
Selahattin Yılmaz, Aktaş’a yanıt verdi
Aziz İhsan Aktaş’ın, sanıklar arasında geçen mesajlarda kendi isminin şirketine ait benzin istasyonuyla birlikte anılmasına dikkat çekmesinin ardından sanık Selahattin Yılmaz söz aldı.
Aktaş, müşteki beyanında, sanıklarla herhangi bir tanışıklığı ve husumeti bulunmadığını belirterek, “Aziz İhsan Aktaş ismi neden geçmektedir? Neden ‘Opet’ ifadesiyle birlikte geçmektedir? Demek ki sadece ismimi değil, şirketime ait benzin istasyonunun adresini de bilmektedirler” demişti.
Yılmaz ise söz konusu mesajın Aktaş’ın etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinden yaklaşık üç ay önce, şubat ayında gönderildiğini savundu. Mesajın suikast hazırlığına delil olarak gösterilemeyeceğini söyleyen Yılmaz, “Benim bu mesajım şubat ayında atılıyor. Siz şubat ayında etkin pişmanlıkta değilsiniz ki ben size suikast yapayım. Ben üç ay sonra itirafçı olacağınızı nereden bileyim?” dedi.

Söz konusu akaryakıt istasyonunu yaklaşık 25 yıldır kullandığını söyleyen Yılmaz, istasyonun evine ve ofisine yakın olduğunu anlattı. Yılmaz, “Ben 25 yıldır oradan benzin alıyorum. Sağ taraf ofisim, sol taraf evim. Evimden çıktığımda bir baktım kapalı. Kapalı olduğunu görünce ‘Ne olmuş acaba?’ dedim, arkadaşıma sordum. Evinin oradaki simitçi kapansa onu da sorarsın. Doğal olarak sordum” diye konuştu.
Arkadaşının kendisine istasyonun Aziz İhsan Aktaş isimli biri tarafından alındığını ve Aktaş’ın şirketlerine yönelik operasyon nedeniyle kapalı olduğunu söylediğini aktaran Yılmaz, mesajın bu konuşma üzerine gönderildiğini savundu.
Yılmaz, “Bu mesaj itirafçı olmasından üç ay öncedir. Ben üç ay sonra itirafçı olacağını nereden bileyim” diyerek Aktaş’a yönelik suikast hazırlığında bulunduğu iddiasını reddetti.
Yılmaz daha önce de soruşturma aşamasındaki ifadesinde Aktaş’ı tanımadığını söylemiş, hakkındaki suikast iddiasını reddetmişti. Yılmaz, avukatı aracılığıyla gazeteci İsmail Saymaz’a gönderdiği mektupta da iddiaları “akıl tutulması” ve “kumpas” olarak nitelendirmiş, “Siyasi görüşüm ve dini inancım olarak böyle bir adama zarar veremem” ifadelerini kullanmıştı.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan 46 sayfalık iddianamede, Selahattin Yılmaz’ın liderliğini, avukat Cem Duman’ın ise yöneticiliğini yaptığı öne sürülen silahlı suç örgütünün İstanbul merkezli olmak üzere birçok ilde faaliyet gösterdiği iddia edildi. İddianamede, örgütün hiyerarşik bir yapıya sahip olduğu, üyelerin lider ve yönetici kadronun talimatlarını sorgulamadan yerine getirdiği ve yapılanmanın amacının belirsiz sayıda kişiden haksız menfaat sağlamak olduğu ileri sürüldü.
Soruşturmanın, Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı aracılığıyla 11 Ağustos 2025’te yaptığı suç duyurusu üzerine başlatıldığı belirtildi. Aktaş’ın, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler nedeniyle kendisinin ve ailesinin “ölüm listesine” alındığını, saldırının Selahattin Yılmaz ile oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz tarafından planlandığı yönünde bilgi edindiğini söylediği aktarıldı.
İddianamede; Selahattin Yılmaz, Cem Duman, Alperen Göktuğ Yılmaz, Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Dişçi, Mustafa Serdar Yılmaz, Ömer Ayvaz, Özgür Kılıç, Şafak Binicioğlu, Turgut Öner ve Veysel Ürkün’ün Aktaş’a yönelik silahlı saldırı hazırlığı içinde oldukları öne sürüldü. Şüphelilerin, saldırıyı gerçekleştiremeden düzenlenen operasyonla gözaltına alınmaları nedeniyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı savunuldu.
Savcılık, Mehmet Tuğlu’nun 5 Şubat 2025’te Selahattin Yılmaz’a WhatsApp üzerinden “opet aziz ihsan aktaş” şeklinde mesaj gönderdiğini, iki ismin bir gün sonra sesli görüşme yaptığını kaydetti. Bu yazışma ile müşteki beyanı, dijital inceleme tutanakları ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer bulgular, saldırı hazırlığına ilişkin deliller arasında gösterildi.
İddianamede ayrıca, şüphelilerden bazılarının 14 Mart 2025’te Fatih Camisi’nde düzenlenen Hasan Heybetli’nin cenaze törenine Selahattin Yılmaz ile birlikte katıldığı ve Yılmaz’ın çevresinde “koruma grubu” oluşturdukları öne sürüldü. Şüphelilerin telefon rehberleri, aralarındaki mesajlaşmalar, birlikte çekilmiş fotoğrafları ile telefonlarda bulunan silah görüntüleri de örgütsel ilişkiye dayanak olarak gösterildi.
Operasyonlarda yapılan aramalarda tabanca, tüfek, şarjör, çeşitli çaplarda çok sayıda fişek, silahları otomatik tüfeğe dönüştürmeye yarayan aparatlar ve çelik yelek ele geçirildiği belirtildi. Kriminal incelemede bazı silah ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak nitelikte olduğunun belirlendiği ifade edildi.
Savcılık, Selahattin Yılmaz’ın “suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma” ve “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, Cem Duman’ın örgüt yöneticisi sıfatıyla aynı suçlardan cezalandırılmasını istedi. Diğer şüpheliler hakkında ise “silahlı suç örgütüne üye olma” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından ceza talep edildi.
İddianamede ayrıca Selahattin Yılmaz’ın, Cevdet Caner, Gerda Caner ve Eda Parlak’a ait kişisel bilgileri hukuka aykırı biçimde temin ederek üçüncü kişilerle paylaştığı öne sürüldü. Savcılık, söz konusu verilerin Yılmaz’ın dijital materyallerinde yapılan incelemeyle tespit edildiğini belirterek “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçundan da cezalandırılmasını talep etti.
Dosyanın örgüt yapılanması dışında kalan bölümünde ise Çağrı Silahtaroğlu’nun mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması karşılığında 300 bin dolar rüşvet verildiği iddiasına yer verildi. Savcılık; Semra Ilık ile Çağrı Silahtaroğlu’nun “rüşvet verme”, Ebubekir Elmalı ve Mehmet Zahit Tırkız’ın ise rüşvete aracılık ederek parayı teslim aldıkları iddiasıyla “rüşvet alma” suçundan cezalandırılmasını istedi.
İddianamede, Semra Ilık ile o dönem Cumhurbaşkanlığı’nda başdanışman olarak görev yaptığı belirtilen İhsan Şener’in, bazı kişilerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne girmesini 170 bin dolar karşılığında sağladıkları da iddia edildi. Ilık ile Şener’in, “yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçundan cezalandırılması talep edildi.
Ne olmuştu?
Silahlı suç örgütüne liderlik yapmakla suçlanan Selahattin Yılmaz, Aziz İhsan Aktaş’a suikast hazırlığında olduğu iddiasıyla 15 Ağustos’ta düzenlenen operasyonda gözaltına alınmış, 18 Ağustos’ta tutuklanmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın basına yansıyan sevk yazısında, soruşturmanın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Aziz İhsan Aktaş’ın beyanı üzerine başlatıldığı belirtilmişti. Aktaş’ın daha önce verdiği ifadeler, CHP’li belediyelere yönelik çeşitli soruşturma ve operasyonlarda da gündeme gelmişti.
Yılmaz’ın gözaltında bulunduğu 17 Ağustos’ta Sabah gazetesinde yayımlanan haberde, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in Yılmaz’a “Aziz İhsan Aktaş’ı susturun” talimatı verdiği öne sürülmüştü. Keleş ise iddiayı reddederek Yılmaz ve Aktaş’ı tanımadığını, ikisiyle de herhangi bir husumetinin bulunmadığını savunmuş ve söz konusu iddiaları “sistematik karalama ve kumpas sürecinin son halkası” olarak nitelendirmişti.
Selahattin Yılmaz da soruşturma aşamasındaki ifadesinde Aktaş’ı tanımadığını ve suikast iddiasını reddetmişti. Yılmaz, gazeteci İsmail Saymaz’a avukatı aracılığıyla gönderdiği mektupta da yaşananları “inanılmaz bir kumpas” olarak nitelendirmişti.
Özgür Özel, Yılmaz’ın tutuklanmasının ardından 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Fatih Keleş’in Yılmaz üzerinden bir suikast planıyla ilişkilendirilmesine tepki göstermişti. Yılmaz’ı tanımadıklarını belirten Özel, Yılmaz’ın MHP’ye yakın bir isim olduğunu savundu ve soruşturma üzerinden MHP’ye de “ayar verildiğini” öne sürmüştü.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise 19 Ağustos’ta yaptığı yazılı açıklamada Selahattin Yılmaz için, “Ülküdaşım ve dava arkadaşımdır” ifadesini kullanmıştı. Yılmaz’ın masum olduğuna inandığını belirten Bahçeli, “İnanıyorum ki masum ve suçsuz olduğu da süreç içinde anlaşılacak ve açığa çıkacaktır” demişti.
Özel, Bahçeli’nin açıklamasının ardından Yılmaz’a kendisinin “kiralık katil” demediğini belirterek, bu iddianın Sabah gazetesinde yer aldığını söylemişti. Özel, Bahçeli’nin açıklamasını da İBB soruşturmasını Fatih Keleş üzerinden bu dosyayla ilişkilendirenlere yönelik bir mesaj olarak yorumlamıştı.
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in, Aziz İhsan Aktaş’a düzenlenecek suikasti azmettirdiği iddiasıyla açılan soruşturma dosyasında, 11 ay sonra “kovuşturmaya yer yok” kararı verilmişti.








