Tiyatroda taciz davasının ardından Mana Alkoy ve Nazife Aksoy Medyascope’a konuştu: “Uğur Arda Aydın’ın mesleği bırakması gerek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Tiyatrocu Mana Alkoy 2012, Nazife Aksoy ise 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’ndan meslektaşları Uğur Arda Aydın tarafından tacize uğradıklarını iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Aydın hakkında “sarkıntılık” suçu ile açılan dava 21 Eylül 2021’de sonuçlandı ve Aydın, iki yıl altı ay hapisle cezalandırıldı. Tacize uğrayan Mana Alkoy ve Nazife Aksoy ile konuştuk ve o dönemde ne hissettiklerini, sette tacize uğrayan kadınların ne yapması gerektiğini ve psikolojilerini konuştuk. 

Nazife Aksoy

“Bana ‘Sen bana hiçbir şey yapamazsın’ dedi”

Nazife Aksoy, 2019 yılında Şehir Tiyatroları’nda “Felatun Bey ile Rakım Efendi” oyununda rol alırken Uğur Arda Aydın da hem oyuncu hem de yardımcı yönetmen olarak görev alıyor. 9 Mart 2019’da Aydın, sahne arasında Nafize Aksoy’u taciz ediyor ve kendisine tepki gösteren kadına “Sen bana hiçbir şey yapamazsın” diyor. Cinsel saldırı sonrası Aksoy, önce olay sırasında orada olan nöbetçi rejisöre, daha sonra sanat yönetmenine ve müdüre giderek tacizi anlatmak zorunda kalıyor. Hiçbir işlem yapılmamasından şikayetçi olan Aksoy, bu olayı sürekli anlatmanın kendisini yıprattığını söylüyor ve o dönemde hissettiklerini, “Sanki içimden bir şey koparılmış oraya da başka bir şey koyulmuş gibiydi, göğsümde bir ağrı vardı” cümlesiyle anlatıyor:

“Olaydan bir gün sonra tiyatroya geldiğim zaman nöbetçi rejisöre durumu anlattım çünkü o gün konuşabilecek gibi değildim. Detaylarıyla yaşanan olayı rejisöre anlattığım zaman bana ‘Yanlış anlamış olabilir misin?’ tepkisini verdi. Ben ne yaşadığımı biliyordum, bu bile isteye yapılan bir şeydi. Bununla ilgili rapor tutması gereken kişi nöbetçi rejisör ancak bir rapor tutmamış. Ben de bunu sonradan öğrendim ve biz o oyunu oynamaya devam ettik. Rapor edilmediğini öğrendiğim zaman sürekli bir yerlere başvurup olayı anlatmak durumunda kaldım. Ben bu durumu o kadar çok anlattım ki bu beni yordu. Düşünsenize sürekli bir yerlere gidip ‘Ben cinsel saldırıya uğradım, bana yardım eder misiniz?’ diyorsunuz. Korkunç bir durum. O andan sonra müfettiş aradı ve iç soruşturma başladı. Çok kötü bir dönemdi benim için. En çok yalnız hissettiğim, kâbuslar gördüğüm, uyuyamadığım zamanlardı. Sanki içimden bir şey koparılmış oraya da başka bir şey koyulmuş gibiydi, göğsümde bir ağrı vardı.”

Uğur Arda Aydın

“Tacize uğrayan ve konuşmaya korkan başka kadınlar da var”

Tek başına çıktığı yolda Mana Alkoy ile tanışan Nazife Aksoy, dava açmaktan hiçbir zaman vazgeçmediğini belirtiyor. Yakınları bile kendisine bu davadan bir şey çıkmayacağını, vazgeçmesi gerektiğini söylerken Aksoy, “Ben nefes almak istiyordum, vazgeçemezdim” diyor:

“Bunu yaşamayan bilemez zaten onun için bu kadınlar bir araya gelip dayanışıyorlar. Boğazım düğümleniyordu, sesim gidiyordu. Bir taraftan da yalnız hissediyorsunuz. Yakınlarınız bile size ‘Ya bundan bir şey çıkmaz, uğraşmasan mı?’ diyor. Ya, ben nefes almak istiyorum. Bu kişi benlik duyguma ve bana zarar verdi. Bütün bu süreç beni çok yıprattı. Ben bu süreçle mücadele ederken Mana ile tanıştım ve daha sonra bir yol arkadaşlığımız başladı. O kişi kıdem olarak benden yüksek. Ben orada yeni girdim ve kimseyi tanımıyordum. Bana söylediği ‘Sen bana hiçbir şey yapamazsın’ cümlesi çok içime oturdu. O zaman sen nasıl bana bir şey yapabilme hakkını kendinde bulabiliyorsun? Bunu kabul edemiyorum. Fiziksel tacizin yanı sıra daha sonra sözsel bir baskı oluşturuyor, üstünlük kurma süreci başlıyor. Tek başıma çıktığım bu yolda Mana ile karşılaşmak benim için muhteşemdi. Başka kadınların da sesi oldum çünkü biliyorum ki o kişinin taciz ettiği ve konuşamayan kadınlar da var.”

“Mesleği bırakması gereken de sahneden çekip gitmesi gereken kişi de o, ben değilim”

Nazife Aksoy, 2019’un Eylül ayında kendisi gibi tiyatrocu olan ve “Felatun Bey ile Rakım Efendi” oyunundaki rol arkadaşı Bekir Aksoy ile evleniyor. Hamileliği sürecinde bu durumun kendisini çok zorladığını ve hamile olduğu dönemde de ifade vermek zorunda kaldığını söyleyen Aksoy, adalete her zaman güvendiğini, asıl utanması gereken kişinin karşı taraf olduğunu söylüyor. Toplumun kadınlara dayattığı düşünceleri kabul etmediğini belirten Aksoy, “Bir insanı ilk başta fiziksel daha sonra ruhsal olarak yok sayıyorsun” diyor: 

“Ben her zaman adalete güvendim. Mana’ya da hep, ‘O kişi insanlara ne derse desin o gerçek değişmeyecek, gerçek ortaya çıkacak’ dedim. Ben bu acıyla ve bende yarattığı etkiyle hayatım boyunca yaşamayacağım. İnsanların elleri kollarını sallayarak bu mesleği yapmalarına dayanamazdım. Bana diyorlar ki ‘O durumda çekip gitseydin’. Ben ayıp olan hiçbir şey yapmadım. Mesleği bırakıp, sahneden çekip gidecek kişi de o, biz değiliz. Önce bu zihniyetin değişmesi gerekiyor. Bir insanı, fiziksel ve ruhsal olarak yok sayıyorsun. İlk başta beden bütünlüğüne dokunuyorsun daha sonra da ruhuna dokunuyorsun. Ben gidince ne olacak? Onun gibi insanlar çoğalacak, biz yok olacağız öyle mi? Ben bu düzeni ve bize zorla bize dayatılan düşünceleri kabul etmiyorum. Ne bir insan ne bir kadın ne de bir anne olarak bunu kabul etmiyorum.”

“Bu sabah ilk defa ‘Oh’ diyerek uyandım, nefes aldığımı hissettim”

Bu süreçte insanların “Burada kalmak istiyorsan sus, ne yaptı sanki sana, bu sadece senin başına mı geliyor sanıyorsun?” cümlelerine maruz kalan Aksoy, tam da bu yüzden susmanın doğru olmadığını, yolun çok uzun olduğunu belirtiyor. Bu davanın tiyatro dünyası açısından emsal bir karar olduğunu söyleyen Aksoy, sonucun eksik olduğunu da ekliyor:

“Ben ilk defa bu sabah ‘Oh’ diyerek uyandım, nefes aldığımı hissettim. Çok zor ve uzun bir yoldu ama değdi. Ben o dönemde çok değişik tepkilerle karşılaştım: ‘Burada kalmak istiyorsan sus, ne yaptı sanki sana, bu sadece senin başına mı geliyor sanıyorsun?’. Ben bu cümleleri hayatım boyunca unutmayacağım. Ben insanlığımdan utandım. Hayatım boyunca bu kadar değerlerimin yer değiştirdiği olmamıştı. İnsani olarak birçok değerin yok olduğunu gördükçe ben kendimi bir yere koyamadım. En büyük acı bu. Bunlara rağmen biz vazgeçmediğimiz için kendimi iyi hissediyorum. Bu olayın sonunda sanığın ceza alması bendeki adalet duygusunu yerine koydu. Biz bu dava sonucunu tabii ki çok olumlu bulduk ama yeterli değil. Çünkü Mana’nın davası düştü. Yaşadığımız şeyin ve aldığımız sonucun ardından bir dönüşüme gidiliyor olması kıymetli.”

“Bu kararla birlikte artık kendimizi sahnede daha rahat hissedeceğiz”

Mana Alkoy da Nazife Aksoy da bu kararla birlikte kurumların dönüşeceğini ve bu yüzden bu kararın olumlu olduğunu düşünüyor. Kadınların cinsel saldırı karşısında verdikleri tepkileri, başka insanların yargılamasına değinen Aksoy, bu kararların düzeni değişeceğine inanıyor:

“Olaydan ve kişilerden bağımsız olarak, hangi sektörden olursa olsun kadının yaşadığı bu durumu hemen anlatması güç. Lütfen insanlar bunu anlasın. Kadın bağırsa ‘Şov yapıyor’ diyorlar, ses çıkarmasa ‘Neden sustun?’ diyorlar. İnsanların ne yaşadığını ve hangi duruma nasıl tepki vereceğini bilemezsiniz. Ben işin bu taraflarında çok yoruldum. O kişinin neden taciz ettiği sorgulanmıyor, benim tepkim sorgulanıyor. Bu durumu yaşayanlar bilir. Herkes o diline ve tavrına hâkim olsun. Başkaları tarafından cinsel saldırıya uğramış 16-18 yaşındaki meslektaşlarım bana ‘Artık sahnede kendimizi daha güvende hissedeceğim’ diyorlar. Bu kararlar işte bütün düzeni değiştirecek kararlardır.”

Mana Alkoy

Mana Alkol: “Genel prova sırasında taciz etti”

Mana Alkoy da 2012 yılında rol arkadaşı Uğur Arda Aydın tarafından ilk önce provada, daha sonra da genel provada cinsel saldırıya uğradı. Mana Alkoy, bu durumu yaşadığı sırada 24 yaşındaydı ve bir gün sonrasında oyunun yönetmenine durumu anlattığı zaman Nazife Aksoy’un durumunda olduğu gibi rapor edilmediğini söylüyor. Uğur Arda Aydın’ın oyunda başrol olduğunu, babası Sezai Aydın’ın da o oyunda rol aldığını anlatan Alkoy, “Bu tip erkekler bulunduğu konumdan cesaret alıyorlar” diyor:

“İlk taciz olayı provada gerçekleşti. Oyuncular vardı ancak onların görmeyeceği açıda taciz etti. İlk olayda bundan rahatsız olduğumu söylediğim zaman o kişi bunun tekrar edilmeyeceğini söyledi. Daha sonra genel prova sırasında tekrar yaşandı. İkinci olay da sahneyi kesemedim ve ertesi gün oyun sırasında olayın olabileceği açıda durmadım. Oyun sonrası ben yönetmenle konuşmama rağmen bir rapor tutulmadı. Ben de yevmiyeli bir oyuncu olduğum için işimi kaybetmekten korktum ve sesimi çıkaramadım. Bu yüzden şikayet edemedim. Bu kişiyle beş oyun devam ettim ve o kişiye benden uzak durması gerektiğine dair uyarılarda bulundular. O dönem oyunun yönetmeni olan kişi rahmetli oldu ve olayı biliyordu ancak rapor etmedi. Oyunda Arda’nın babası da oynuyordu ve bu olayın büyümesini istemediler.”

“Senelerce ‘Aynı oyunda denk gelir miyiz?’ korkusuyla yaşadım”

Mana Alkoy, yolunun Nazife Aksoy ile kesişmesinden sonra Uğur Arda Aydın’ı şikayet etmeye karar veriyor. Senelerce baskı altında çalıştığını belirten Alkoy, Nazife Aksoy ile tanışana kadar kendini yalnız hissettiğini ve bu yalnızlıkla yaşadığını belirtiyor:

“Çok belirsiz bir süreç içindeydik. Ceza alıp almayacağı belli değil. Benim başıma bir şey de gelebilirdi. Bu korkuyla yaşıyorsunuz. Ben Nazife’den güç aldım ve şikayetçi oldum. ‘Onunla aynı oyuna denk gelir miyim, benim bir oyunda yönetmenim olur mu?’ korkusunu, baskısını hep içimde yaşadım. Benim olayım sanki oyunun bir parçasıymış gibi yapıldı ve insanların göremeyeceği bir açıdaydı. Bu tip olaylar maalesef oluyor ancak üzerimizde oluşturulan baskı ve ataerkil toplum bizi susmaya itiyor.”

“Bu çığlık bütün kadınları içine alsın ve biz bu eril düşünce yapısını kıralım”

Mahkeme, sanık Uğur Arda Aydın’a, Mana Alkoy’a karşı cinsel saldırı suçundan açılan davada eylemin sarkıntılık maddesi kapsamında kaldığı ve şikayetin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermişti. Kararın emsal teşkil ettiğini ancak yetersiz olduğunu söyleyen Alkoy, bu durumu anlatmanın zor olduğunu ve ancak bunu yaşayan insanların anlayacağını belirtiyor:  

“Bu zaten zorlu bir süreç. Ancak bu durumu yaşayan bilir. Yarası olan yarası olanı anlar. Altı ay şikayet etme süreci kısa. Bu kişinin ceza alması başka kadınlara da umut veriyor. Biz, özellikle erkeklerin bizlerden kendilerini üstün görmelerini kırmak istiyoruz. Bu bir başkaldırı ve çığlıktır. Bu çığlık bütün kadınları da içine alsın ve biz bu eril düşünce yapısını kıralım.”

Tiyatrocu Mana Alkoy’un da Nazife Aksoy’un da amaçları ortak. Her iki kadın da tiyatro sahnesinde sözlü veya fiziksel cinsel saldırıya uğramış kadınların sesi olmak ve toplumda var olan ataerkil düzeni kırmak istiyor. Her iki kadın da “Utanması gereken biz değiliz, utanması gereken taciz eden kişi” diyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus