Spektrum (26) – Seks kaseti skandalı KKTC’de başbakanı götürdü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope’un her hafta dünya gündemini meşgul eden bir konunun enine boyuna incelendiği podcast programının 26. bölümünde bu hafta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) patlak veren video kaset skandalını ele aldık. Başbakan Ersan Saner’in istifasının ardında ne var? Başbakanlık koltuğundan olan Ersan Saner, şimdi de partisinin genel başkanlığından mı olacak? Video skandalı nasıl patlak verdi? Halil Falyalı ve Sedat Peker bu seks kasetinin neresinde? Bu bölümümüzde bu sorulara yanıt aradık. 

Medyascope’tan herkese merhaba.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) şu günlerde kriz üzerine kriz geliyor. Kıbrıslılar önce Başbakan Ersan Saner’in, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a koalisyon hükümetinin istifasını sunması ile sarsılırken; şimdi de bir seks kaseti skandalının yankılarının izini sürüyor. Adada dolaşıma sokulan kasetlerdeki kişi ise geçen hafta meclisteki nisap sorununu gerekçe göstererek istifa eden Başbakan Ersan Saner’den başkası değil. 

Başbakan Ersan Saner’in istifasının ardında ne var? Başbakanlık koltuğundan olan Ersan Saner, şimdi de partisinin genel başkanlığından mı olacak? Video skandalı nasıl patlak verdi? Halil Falyalı ve Sedat Peker bu seks kasetinin neresinde? 30-31 Ekim’de düzenlenecek Ulusal Birlik Partisi (UBP) Kurultayı’ndan ne bekliyoruz? Kurultaya müdahale bir kez daha söz konusu olur mu? Ve en önemlisi, KKTC’de sular 2020’de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinden itibaren neden durulmuyor? 

Spektrum’un 26. bölümünde KKTC’de patlak veren seks kaseti skandalını anlatmaya çalışacağım. Ben Senem Görür, Spektrum’a hoşgeldiniz. 

Kuzey Kıbrıs’ta sular durulmuyor. Salı akşamı önce WhatsApp gruplarına, sonrasında ise sosyal medya uygulamalarına düşen bir videoda Başbakan Ersan Saner’in müstehcen videoları servis edildi. KKTC basını bunun üzerine Saner’in siyasi kariyerini noktalama kararı aldığını iddia etti fakat durumlar şu an daha normal seyrediyor. 

Gelin adadaki bu video kaset skandalını anlatmadan önce geçen hafta Saner’in başbakanlıktan istifa etmesinin ardında yatan nedenlerden bahsedelim.

Çok uzun zaman önce değil, bundan yaklaşık dokuz gün önce, Başbakan Saner, başbakanlık görevinden istifa etmiş ve Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) koalisyonunun istifasını Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a sunmuştu. Saner, koalisyonun istifasına gerekçe olarak da nisap sorununu göstermişti. 

Yazılı bir açıklamada bulunarak görevini bırakma kararı aldığını açıklayan Saner, UBP-DP-YDP koalisyonunun koronavirüs salgınının tırmanışa geçtiği bir dönemde kurulduğunu, hatta muhalefet partilerinin – yani Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Halkın Partisi’nin (HP) – hükümet etme sorumluluğundan kaçması üzerine zorunlu bir şekilde kurulduğunu belirtti. Açıklamasında da uzun uzun kurdukları koalisyon hükümetinin güvenoyu aldığı esnada en önem verdiği konunun koronavirüs salgını ve salgının getirdiği ekonomik krizle başa çıkabilme olduğunu vurgulayan Saner, bu konuda da başarılı olduklarının altını çizdi. Hükümetlerine karşı “dışarıdan ve içeriden” yaşatılan tüm sorunlara rağmen bu konuda başarılı olduklarını belirten Saner, çok da iddialı bir cümle kurmaktan kaçınmadı: “Salgın ile mücadelede dünyanın en iyi beş ülkesinden biriyiz.”

Bu noktada bir bilgi vermek gerekirse KKTC’nin nüfusu 382 bin 230. Şu ana kadar ülkede 3 milyon 312 bin 115 test yapıldı, 21 bin 340 kişinin testi pozitif çıkarken, 20 bin kişi iyileşti. Ülkede ilk koronavirüs vakasının görüldüğü günden itibaren ise sadece 85 kişi hayatını kaybetti. Yani Saner’in söyledikleri doğruydu. 

Açıklamasının devamına gelirsek, başlarken de belirttiğim gibi, Saner koalisyon hükümetinin istifasına gerekçe olarak “nisap sorununu” gösterdi. Nisap da nedir diyecek olursanız, meclisteki çoğunluk diyelim. Kısaca Ersan Saner başbakanlığındaki hükümet, uzunca bir zamandır KKTC’deki Cumhuriyet Meclisi’ni açacak ve adadaki sorunları konuşacak, yasa oluşturacak gerekli çoğunluğu sağlayamıyordu. 

Bunun üzerine, adada bir de erken seçim çağrıları patlak vermişti ki erken seçimin tarihinde uzlaşı sağlanamadı. Daha sonra da istifa açıklaması geldi. Nisap sorununa ek olarak bir de koalisyondaki diğer partilerin kendi içlerinde yaşadıkları birtakım sorunlar olduğunu da belirten Saner, bundan sonra süreci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a bıraktı. Başbakanlık süresi boyunca uzlaşmacı ve demokrat bir kimlikle, başında olduğu hükümetin başarılı olması ve adadaki herkesin kucaklanması için elinden gelen her şeyi yaptığının altını çizen Saner, “Bana yapılan tüm haksızlıklara, komplolara, engelleme girişimlerine karşın elimden gelen her şeyi yaptım” dedi.  

Ve sözlerini de şöyle noktaladı: “8 Aralık’tan bu yana benimle birlikte bu ülkeye hizmet etmek için katkı sağlayan herkese, büyük destek ve anlayışını gördüğüm anavatan Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay ve diğer Türkiye Cumhuriyeti bakanlarına teşekkürlerimi ifade eder, saygılarımı sunarım.”

Bu istifanın ardından gözler Ersin Tatar’a çevrildi ve bundan sonraki süreçte ne yapacağı, kime başbakanlık görevini vereceği merak konusuydu. Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz ve adadaki son durumu öğrendiğimiz gazeteci Ulaş Barış, normal şartlarda Tatar’ın bir an önce birini hükümeti kurmak için görevlendirmesi ve bu kişinin de müzakerelere başlaması gerektiğini fakat adadaki herkesin gözünün şu an önümüzdeki hafta düzenlenecek UBP Kurultayı’nda kimin genel başkan seçileceğine döndüğünü belirtti. 

Gözler bu noktada UBP Kongresi’ne çevrilmişti ki salı akşamı Kıbrıs yeni bir skandal ile daha sarsıldı: Başbakan Ersan Saner’in video kasediyle. Salı akşam saatlerinde önce WhatsApp gruplarında, sonra da tüm sosyal medyada dolaşıma sokulan videoda Saner’in müstehcen görüntüleri görünmekteydi. Bunun üzerine Kıbrıs basını, zaten başbakanlık koltuğunu yakın bir zamanda bırakan Saner’in şimdi bir de siyaseti bırakma kararı aldığını iddia etmişti. 

Video o kadar deprem etkisi yaratmıştı ki hem adadaki yetkililerin hem de UBP kurmaylarının söz konusu video skandalının siyasi bir krize dönüşmemesi için yoğun bir çaba harcadıkları belirtilmişti. Hatta UBP’deki birçok yetkilinin, Saner’in genel başkanlık görevinden istifa etmesi gerektiğini söylediği , bir sonraki kongrede genel başkanlık adaylığından çekilmesi için teklifte bulunduğu aktarılmıştı. 

UBP’li bakanların bundan sonraki süreçte nasıl bir yol haritası izleyeceği halen belirsizliğini koruyor. Saner de söz konusu videoya ilişkin ilk yorumunu olayın patlak vermesinden 15 saat sonra yaptı. Çirkin bir itibar suikastına kurban gittiğini belirten Saner, tüm yaşananların UBP Kurultayı’na 10 gün kadar bir süre varken patlak vermesine dikkat çekti ve tüm bu yaşananların bir komplo olduğunu söyledi.

Konunun sadece kendisi olmadığını, ailesi, parti ve siyaset kurumunun da bu komploya kurban gittiğini belirten Saner, yaşanan tüm bu kurgulanmış senaryonun Güney Kıbrıs’tan satın alınan bir telefon numarasıyla planlandığını belirtti. 

Saner’in sözleri tam olarak şöyle:

Ne var ki, genel başkanlık yarışının son 10 gününe girilirken önce Güney Kıbrıs’tan satın alınan bir telefon numarasından şahıslara kurgulanmış bir video gönderildi. Öğleden sonra ise aynı video sosyal medyada yayınlanmaya başladı. Teknolojik olanaklardan alabildiğince yararlanılarak kurgulanan bu video ile çok çirkin bir itibar suikastının hedefi oldum.”

Tabii bu durum adadaki siyaset bir kenara dursun, tüm ada halkını da şoka uğrattı. Olaydan sonra yine görüşlerine başvurduğumuz gazeteci Ulaş Barış, KKTC’de bel altı siyasete hiçbir zaman ve hiçbir koşulda başvurulmadığını, bu yüzden ada halkının büyük bir şok içinde olduğunu söyledi. Fakat şunu da eklemeden geçemedi: “KKTC, Türkiye’nin arka bahçesi haline geldi.”

Tabii herkesin merak ettiği nokta bu videoları kimin servis ettiği. Oklar, Halil Falyalı ve Sedat Peker’i gösteriyor. Neden mi? Gelin anlatalım.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in paylaşımlarıyla gündeme gelen, KKTC’deki Türk siyasetçilerle yakın ilişkileri bulunan ve adadaki birçok kumarhanenin sahibi olan Halil Falyalı, uzunca bir süredir Kıbrıslı yetkililer tarafından aranmaktaydı. Falyalı’nın 15 Ekim’de KKTC Girne Polis Müdürlüğü’ne kendi isteğiyle gidip teslim olmasının ardından işler daha da karıştı. 

Sedat Peker’in ”basın danışmanı” olarak kamuoyunda duyduğumuz Emre Olur, Falyalı tarafından çekilen video kasetlerin ellerine geçtiğini söyledi ve sosyal medya hesabından sadece adanın değil, tüm Türkiye’nin gündemine oturacak paylaşımlarda bulundu. 

“Allah çok büyük, hikaye devam ediyor” diyen Olur’un paylaşımını cümlesi cümlesine okumak istiyorum: “Üç sene önce Eray Kenanoğlu yasadışı bahis işi yüzünden vurulmuştu. Mayıs 2021 itibariyle Sn. Reis Sedat Peker’in Halil Falyalı açıklamaları geldi. Üç sene sonra ise Halil Falyalı’nın baskısıyla Sn. Reis Sedat Peker’i bu dosyaya katanlar Halil Falyalı’nın şantaj kasetlerinin Sn. Reis Sedat Peker’in eline geçeceğini hesaba katamamışlar. Allah çok büyük, hikaye devam ediyor.”

Sedat Peker de gün geçtikçe bu konu hakkında paylaşımlarına devam ediyor. Peker, videolarda daha birçok siyasetçinin bulunduğunu belirtiyor ve bundan sonraki süreçte de bu videoların peyderpey, işaret ettiği yeni bir Twitter hesabı üzerinden paylaşılacağını belirtiyor. Hatta kendince şu uyarıda da bulunuyor: “Böyle bir işe karışan herkes şimdiden istifa etsin.” KKTC’deki bütün halk da gözleri medyada, acaba sıradaki videoda hangi siyasetçi ya da yetkili var diye bekliyor. 

Şimdi de sabah aldığımız son haberi sizlere iletelim. 

Teknolojik olanaklardan alabildiğince yararlanılarak kurgulanan bir video ile itibar suikastına uğradığını belirten Saner, yaşanan bu olayda tüm gerçeklerin ortaya çıkması için gerekli girişimleri başlattığını belirtmişti. Saner’in şikayeti üzerine söz konusu videoda yer alan Pınar Gökmen tutuklandı. Gökmen’in bugün Mağusa Kaza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkarılması ve “özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşa” suçlaması ile yargılanması bekleniyor. 

Evet, adadaki son durumlar bu şekilde.

Gözler de UBP’nin önümüzdeki hafta sonu düzenlenecek olan kongresine çevrilmiş durumda. Çünkü aldığımız bilgilere göre adadaki tüm bu yaşanan süreçler bu kurultaydan bağımsız değil. 

Kurultayın ya da adadaki herhangi bir seçimin bu kadar dikkat çekmesinin sebebi de Türkiye’nin yine adaya müdahil olma ihtimali. Takip edenler hatırlayacaktır, KKTC’de 2020 yılının Ekim ayında düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerine Türkiye müdahale etmişti. Hatta bunun üzerine bağımsız bir kuruluş tarafından bir rapor hazırlanmış ve bu raporda konunun ana muhataplarından görüşler alınmıştı. Bu haberi sitemizden okuyabilirsiniz ama kısaca anımsatmak gerekirse, mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a karşı seçimi kaybeden eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, seçimlerden çekilmesi için kendilerini Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlileri olarak tanıtan kişiler tarafından tehdit edilmişti. 

Yine takip edenler hatırlayacaktır, daha önce düzenlenen UBP Kurultayı’nda da başka bir adayın kazanmasına rağmen, kurultayda birtakım olaylar yaşanmış ve Ersan Saner partinin genel başkanı olarak seçtirilmişti. İşte bu yüzden hem halk hem Kıbrıslı gazeteciler hem de benim gibi KKTC siyaseti ile yakından ilgilenen kişiler, Ankara’nın yeni bir müdahale olasılığını merak ediyor.

Biz de yine haftaya düzenlenecek seçimleri yakından takip etmeye ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Böylece, Özgün Özgül ile birlikte hazırladığımız 26’ncı Spektrum’un da sonuna geldik. 

Bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeyi ve yayınlarımızı izlemeyi unutmayın.

YouTube’daki katıl butonu ya da Patreon üzerinden de Medyascope’a katkıda bulunabileceğinizi tekrar hatırlatarak; haftaya yeni bir bölümde yeniden görüşmek dileğiyle diyelim. 

Hoşça kalın. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus