Ruşen Çakır yazdı: Yoksa Altılı Masa bir hata mıydı?

Altılı Masa ikici tur ilk toplantısını 2 Ekim Pazar günü CHP Genel Merkezi’nde yaptı. Eylül ayı birlikte hareket etme iddiasındaki altı parti için pek de parlak geçmemişti. CHP’li Gürsel Tekin’in “HDP’li bakan” sözlerinin İYİ Parti’de yol açtığı yaygın ve sert tepkinin ardından, aynı partinin lideri Meral Akşener’in “Biz noter değiliz” diyerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını masaya dayatmasına itirazına tanık olduk. 

Bu nedenle son toplantı öncekilere göre daha fazla merak uyandırdı fakat sonuçta yine öncekilerde olduğu gibi her konuya değinip somut pek fazla bir şey söylemeyen yazılı bir açıklamadan başka bir şey çıkmadı. Bir de liderlerin bundan böyle daha sık, 15 günde bir görüşecekleri bilgisi sızdırıldı.

Toplanamayan masa

Bu yazıyı yazarken aradan 20 gün geçmişti, DEVA Partisi’nde yapılması beklenen toplantı olmadığı gibi ne zaman yapılacağı da netleşmemişti. Gerekçe çok basit ve anlaşılır: Her lider kendi gündemleriyle meşgul. Örneğin Kılıçdaroğlu eleştirilere neden olan ABD gezisinin ardından yine Anadolu yollarına döküldü. Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan da öyle. SP lideri Temel Karamollaoğlu ise partisinin 30 Ekim’de yapılacak kongresine hazırlanıyor. Hatta iktidara yakın bazı isimler, Karamollaoğlu’nun yeniden seçilmeme, yeni yönetimin de Altılı Masa’dan kalkma ihtimalinin yüksek olduğu yolunda spekülasyonlar yapıyor. 

Altılı liderin ortalama ayda bir kez bir araya gelip sonra kendi başlarına devam etmesi alışkanlık haline geldi. Öyle ki birçoğu facianın ardından Amasra’ya gitti, işçiler ve yakınlarıyla buluştu, cenazelere katıldı ama kamuoyunun karşısına birlikte fotoğraf vermediler, belki de bunu yapmak akıllarına bile gelmedi.

Kendisini pazarlayamayan masa

Peki neden böyle oluyor? Altılı Masa birlikte ülkenin gündemine neden ağırlık koyamıyor? İlk aklımıza gelenleri sıralamaya çalışalım:

  1. Birbirlerinden farklı, kimileri tarihsel olarak birbirlerine hasım olmuş altı partiyi bir araya getirebilmek bile başlıbaşına bir başarı. Bunu sürekli kılmak, yani masayı dağıtmamak için herkes çok dikkatli ve ciddi ihtilaflara yol açacak konulara dokunmuyor veya bunu geciktiriyorlar.
  2. Hassas konulara dokunulmadığı için kamuoyunda heyecan yaratmak mümkün olmuyor.
  3. Altı lider pek çok konuyu her partiden temsilcilerin yer aldığı komisyonlara havale ediyorlar fakat masanın en hayati konusu olan “halkla ilişkiler”in acilen profesyonel ellere teslim edilmesi gerektiği ortada, ama bu tür stratejik adımları atacak ortak bir irade ufukta gözükmüyor. Sonuçta masada kamuoyunun sahiden ilgisini çekebilecek şeyler yapılıyor olsa da bunlar pazarlanamıyor.
  4. Önümüzde iki seçim birden var. Liderler hem cumhurbaşkanı adayında mutabık kalmak, bu arada kendi partilerinin milletvekili seçimlerinde daha başarılı olması için çalışmak zorundalar.
  5. Yeni seçim yasasıyla birlikte ittifak hesapları iyice karıştı, bütün partileri belirli ölçülerde tatmin edecek milletvekili seçimleri ittifak formülü bulunamayabilir.
  6. Benzer şekilde, ortak aday kim olursa olsun cumhurbaşkanlığı kabinesinde altı partiden kaç kişi ve hangi pozisyonlarda yer alacak konusu da ciddi bir kriz potansiyeline sahip.
  7. Masada her partinin eşit konumda olduğu/olacağı söyleniyor ancak son kamuoyu yoklamalarına göre İYİ Parti CHP’nin yarısı civarında oy alıyor: diğer dört partinin toplamıysa İYİ Parti’nin yarısına ancak yaklaşabiliyor. Bu da masada olmasa bile, daha fazla oy alması beklenen iki partinin kadroları ve tabanlarında bazı rahatsızlıklara yol açabiliyor.
  8. Kılıçdaroğlu’nun aylardır kendi adaylığını ortaklarına ve genel kamuoyuna benimsetmek için peşpeşe attığı helalleşme ve hesaplaşma adımları diğer partilerde çok fazla heyecan yaratmıyor; CHP liderinin sadece kendi adaylığını değil aynı zamanda kendi politikalarını da masaya dayatmak istediği düşüncesi kuvvetleniyor.
  9. Tabii ki Kürt sorunu ve HDP ile ilişkiler konusu Altılı Masa’nın yaşadığı sorunların birçoğunun görünen veya genellikle görünmeyen nedeni.

Kılıçdaroğlu-Akşener ittifakı

Bunları daha da uzatabiliriz ama burada keselim ve başlıktaki soruyu soralım: Yoksa Altılı Masa bir hata mıydı? Bu soruya “evet” cevabını verenler şu tür argümanlar ileri sürüyor:

  1. Sadece CHP ile İYİ Parti’nin ittifakı olsa işler daha kolay, hızlı ve kamuoyunu etkileyici şekilde kotarılabilirdi. Gündeme ağırlığını koyan bu ittifak diğer dört partiyle, hatta başkalarıyla da dirsek teması içinde olur, seçim aşamasına gelindiğindeyse bu ittifak genişletilebilirdi.
  2. Diğer partilerin bu ittifakın kapsama alanı dışına çıkma, örneğin Cumhur İttifakı’na yönelme ihtimalleri çok yok, yönelseler bile seçmen tercihlerini çok fazla etkileyemezler. Dolayısıyla onları ittifaka katmakta çok acele edilmemeliydi.
  3. 20 yıllık Erdoğan iktidarının ardından Türkiye’nin yeniden yapılanması gerekiyor ve bu zorlu süreçte yeni yönetim koalisyonunun çok parçalı olması akıl kârı değil. Merkez soldaki CHP ile merkez sağa yönelen İYİ Parti’nin ittifakı yeterince kapsayıcı. 
  4. DEVA ve Gelecek partileri bekleneni veremedi. Bunda belki Altılı Masa’da yer almaları da etkili olmuştur. Bu partiler çok ciddi katkıda bulunamadıkları gibi, AKP geçmişlerinin açık ve net  muhasebesini yapmadıkları için Erdoğan iktidarından mutlak bir şekilde kopuş yaşamak isteyen muhalif tabanda yer yer rahatsızlıklara yol açabiliyorlar. 

Masanın yeniden yapılandırılması

Bu ve benzeri itirazların haklı gibi görünen yönleri olmakla birlikte Altılı Masa’nın bir hata olduğunu kanıtlamaya yeterli değiller. İktidar ortaklarının Altılı Masa’dan son derece rahatsız olmaları, onu dağıtmak için ellerinden geleni yapmaları başlıbaşına bir hata değil, isabetli bir hamlenin söz konusu olduğunu gösteriyor. Kaldı ki son dönemdeki iç sorunların neredeyse tümü CHP-İYİ Parti, Kılıçdaroğlu-Akşener arasında yaşandı.

Ancak Altılı Masa’nın beklentileri karşılamaktan epey uzak olduğu da muhakkak. Bu nedenle masayı dağıtmak yerine, seçim sonrası ülkeyi yeniden yapılandırma iddiasındaki muhalefet partilerinin bu masayı, dolayısıyla kendi aralarındaki ilişkileri yeniden yapılandırmaları daha gerçekçi olacaktır.  

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus