Senem Görür yazdı: “Sleepy Joe”nun başkanlığına yaşı ve gafları engel olacak mı?

Yaşlanan dünya, yaşlanan liderler ve yaşlanan Amerika. Bugün, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın 80. yaş günü. Takip edenler bilecektir, özellikle son aylarda sıklıkla şu manşette haberler okuyoruz: “Biden Kamboçya ile Kolombiya’yı karıştırdı”, “Biden ölen senatöre ‘Neredesin Jackie?’ diye seslendi”, “Biden Ukrayna yerine Irak dedi”, “Biden bir kez daha Ukrayna’yı İran ile karıştırdı”, “Biden, Fox News muhabirine küfür etti”, “Biden Avustralya Başbakanı Scott Morrison’un ismini unuttu”, “Biden, Kamala Harris’e başkan dedi”, “Biden havayla tokalaştı”, “Biden yönünü şaşırdı” ve daha birçoğu. Tabii daha sonra sosyal medyaya bakıyoruz ve gördüğümüz manzara da şu: “404 error”, “52. bölgeden selam gönderiyor” , “Biden’a çip takılmış” vesaire. Kimileri Biden’ın bu “hallerinin” çok da önemli olmadığını düşünüyor ve bunu şöyle gerekçelendiriyor: “Aman canım, sen de. Sanki Amerika’yı başkanlar yönetiyor.” Kimilerine göre de dünyanın en güçlü ülkelerinden birinin başkanının sağlığında bir sorun varsa, bu sorun, halkla tüm şeffaflığıyla paylaşılmalı. Ben de böyle düşünüyorum. Komplo teorisyenlerine de gün doğduğunu unutmayalım tabi, reptiliancılar sazı eline aldı mı susar mı?

Biraz araştırdım. Biden’ın gafları ya da unutkanlığı yeni değil. Zaten çocukluk yıllarında kekemelik yaşadığını ve bunu yenmek için de çok çaba harcadığını biliyoruz. New York Post toparlamış işte bütün gafları, okursanız diye de buraya bırakıyorum. 2006’dan bu yana belirli aralıklarla Biden gaflarını yapıyor, hatta bazen insanlara küfür de ediyor.

Evet, halkın içinde boy gösteren ve mitinglerinde doğaçlama konuşan her aday/başkan/başkan yardımcısı bu tarz aksilikler yaşayabilir, garip anlara yakalanabilir. Fakat ülkeyi yöneten başkan eğer hastaysa, özellikle de bu başkan 80 yaşındaysa, hastalığı sadece kendisini ilgilendiren bir şey değil. Olmamalı. Ama Amerikan siyasetinde “siyasîlerin hastalıklarını saklama” fikri hiç de yabancı değil. Bu yazıyı yazmadan önce biraz araştırdım. Örneğin eski ABD Başkanı Donald Trump, 2015 yılındaki seçim kampanyasında doktoruna şöyle bir ültimatom veriyor: “Kazanırsam başkanlığa seçilen en sağlıklı kişi olduğumu söyleyeceksin.” Doktor da el mecbur dinliyor, kendi değerlendirmesi olarak bunu paylaşıyor. Oysa sonradan öğreniyoruz ki doktor değil; meğersem Trump kaleme almış bu sağlık raporunu. Trump’ın Beyaz Saray’daki doktoru da başkanın sağlığının olağanüstü olduğunu söylüyor ve bunu Trump’ın “inanılmaz” genleriyle açıklıyor. Gerçekten inanılmaz. Daha sonra Trump, 2019’da önceden açıklanmamış bir hastane ziyareti gerçekleştiriyor ve üç gün ortadan kayboluyor. Ardından doktorlar, ziyaretin önceden planlanmış ara dönem check-up olduğunu ve zamanlamada yaşanan aksaklıklar nedeniyle haftalık programda yer almadığını savunuyor. 

Gelelim 2020 yılına. Trump ve eşi Melania’nın koronavirüs testleri pozitif çıkıyor. Trump hastaneye kaldırılıyor ve öğreniyoruz ki çok da kötü bir durumda hastaneye kaldırılıyor. Sadece Trump ailesi değil, o dönem üst düzey hükümet yetkilisi ve yardımcılarının da testleri pozitif çıkıyor. Neden mi? Trump, o dönemde Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde bir davet veriyor ve törene iç mekanda düzenlenen bir resepsiyonla devam ediliyor. Basına yansıyan fotoğraflarda da birçok kişinin koronavirüs önlemlerine uymadığı görülüyor. Ah bu başkanlar ya da başbakanların partiler olmadan, kalabalık mitingler yapmadan yaşayamamaları…

Sadece Trump değil, hafızaları biraz daha geri saralım. William Harrison 1841 yılında zatürre oluyor. Doktorları palto giymediği için soğuk algınlığına yakalandığını söylüyor, halktan gizliyor ve sadece bir ay sonra hayatını kaybediyor. Ronald Reagan’a görevden ayrıldıktan beş yıl sonra Alzheimer teşhisi konuyor. Fakat oğlu Ron Reagan, babasının 100. doğum günü için kaleme aldığı “My Father at 100: A Memoir” isimli kitabında başkanlık süresinde Alzheimer belirtileri gösterdiğini, fakat doktorların bunu bir türlü teşhis edemediğini iddia ediyor. Suikaste kurban giden John F. Kennedy. Meğersem o da son aylarında çok ciddi ağrılar çekiyor, hatta günlük faaliyetlerini sürdürebilmek için bile sürekli ilaç kullanıyor ve Addison hastalığına yakalanıyor. Dwight Eisenhower tatildeyken ciddi bir kalp krizi geçiriyor. Buna rağmen doktorları, “Meraklanmayın, hafif bir ataktı” diyerek geçiriyor. Demek ki Amerikan siyasetinin kanına işlemiş bu durum. 

Ronald Reagan, 1989’da Oval Ofis’ten ayrıldığında 77 yaşındaydı ve ABD’nin en yaşlı başkanı olarak kayıtlara geçmişti. Biden bugün 80 yaşına girdi.

“Tamam Senem, bu kadar hafızamızı tazeledin yeter, sadede gel” dediğinizi duyar gibiyim.

Evet, Amerikan siyaseti için önemli bir seçimi geride bıraktık. Ara seçimlerin sonuçları az buz belli oldu. Trump liderliğindeki Cumhuriyetçiler umduklarını bulamadı. Senato’nun her iki kanadında da üstünlük kurmak istiyorlardı fakat Kongre Demokratlar’da kaldı. Biden mutlu, Demokratlar mutlu. Ve Biden’ın başkanlıktaki ikinci dönemine dair umutlar, Demokratlar’ın ara seçimlerde gösterdiği bu performanstan sonra daha da arttı. Gerçi Biden net olarak “Ben adayım” demedi, sadece sinyal verdi ama adaylığını koyması muhtemel. İşe Trump’ın gözünden baktığımızda durumlar daha net. Desteklediği adayların yenilgisine rağmen parti içinden kendisine yöneltilen eleştirileri elinin tersiyle itti, bir gövde gösterisi yaparak Florida’daki malikânesinde 2024 için adaylığını ilan etti. Çok formda ve 2020’nin intikamını Biden’dan almak istiyor. Biden ve ekibi de şunu bilmeli: Biden adaylık sürecinde ne kadar çok gaf yaparsa 2024 için adaylığı o kadar sıkıntılı bir duruma düşer. Trump’ın ve muhalefetin kendisine saldırma imkânı artar. Bu yüzden “Dünya üzerinde en çok hangi başkanın şifaya ihtiyacı var?” diye sorarsanız, gözüm kapalı Biden derim. Çünkü dünya bir kez daha Trump’ı kaldıracak güce sahip değil. 

Peki 80’li yaşların ortalarında biri başkan olarak hizmet etmeli mi? Bence etmemeli. Ama rakamlara bakınca da Amerikan siyasetinin ne kadar yaşlı olduğunu görüyoruz. Bir kez daha aday olmayacağını açıklayan Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi 82 yaşında, Senato’da Cumhuriyetçi Parti’nin azınlık lideri Mitch McConnell 80 yaşında, Cumhuriyetçi Parti’nin Iowa’daki Senatörü Chuck Grassley 89 yaşında ve bir kez daha seçildi. 

Biraz da anketlere bakalım. Reuters/IPSOS anketine göre Amerikan halkının yüzde 85’i başkanlığa bir yaş sınırı getirilmesini ve bunun da 75 olması gerektiğini düşünüyor. Yüzde 46’sı Biden’ın 2024’te yarışmak için mecali olmayacağı görüşünde. I&I / TIPP anketine göre toplumun yüzde 49’u Biden’ın akıl sağlığından endişeli. Endişelenenler arasında Demokratlar da var, oranları da yüzde 39. 16 Kasım’da yapılan Reuters/IPSOS anketi, toplumun yüzde 57’si Biden’ı onaylamadığını gösteriyor. Temmuz 2022’de New York Times (NYT) gazetesinin yayımladığı bir ankete katılanların yüzde 33’ü “Biden neden görevden alınmalı?” sorusuna “yaş” cevabını veriyor. Tabii yaş konusunda farklı düşünenler de var. Kimilerine göre siyasetin yaşlı olması deneyim, bilgelik, olgunluk anlamına geliyor ve bu kişiler yaşın bir silah olarak kullanılmaya başlandığını düşünüyor. Katılır mısınız bilmem, ben sadece tartışmanın bu kısmını da yazmak istedim.

80 yaşında birinden bahsediyoruz. Kendi çevremizi düşünelim. Elbette Biden’ın yaptığı bu gaflar ve hareketlerindeki kısıtlamalar çok normal. Fakat burada ekibinin, doktorlarının ya da Beyaz Saray’ın tüm şeffaflığı ile ortada bir hastalık varsa Amerikan halkına açıklaması gerekiyor. Demans ise demans, Alzheimer ise Alzheimer. Biden’ın doktoru Kevin O’Connor, bir yıl kadar önce – 19 Kasım 2021’de – Biden’ın göreve uygun olduğunu ve sorumluluklarını yerine getirebileceğini raporladı. Raporda, Biden’ın atriyal fibrilasyon (ritim bozukluğu) yaşadığı, kan sulandırıcı ilaçlar kullandığı, kolesterol, mevsimsel alerjiler ve reflü için düzenli ilaç kullandığı belirtildi. Evet, Biden, formunu korumak için her gün egzersiz yapıyor; yurtdışı seyahatlerinden sonra hafta sonlarının çoğunu Delawere’daki ailesinin evinde geçiriyor. Fakat yapılan araştırmalara göre sağlıkla ilgili sorunlar, 80 yaşından sonra artış gösteriyor. Hareketlerde yaşanan kısıtlanmalar ile birlikte kaza yapma, düşme riski artıyor. Doktorlar, 80 yaşındaki bir kişinin hastanede kalmayı gerektiren bir ataktan kurtulmasının 60’lı yaşlarındaki birine kıyasla çok daha uzun sürdüğünü dile getiriyor.

1988 yılında Biden’ın beyin ameliyatını gerçekleştiren iki doktordan biri Neal Kassell, Biden’ın iyileştiğini, sürekli irtibat halinde olduklarını ve devam eden bir komplikasyon olmadığını söylüyor. Biden son yıllarda birkaç kez düştü fakat ciddi sakatlıklar yaşamadı, Rüzgârlı bir günde Air Force One’ın merdivenlerinden çıkarken ayağı takıldı, haziran ayında da bisikletten düştü. Günün sonunda da Biden’a yakın olanlar, kendisinin ikinci dönem adaylığı açısından bir engel görmüyorlar. Yaş ve gafları da Cumhuriyetçiler’in karalama kampanyası olarak nitelendiriyorlar. Her ne olursa olsun, bir kez daha tekrarlıyorum, bir liderin hastalığı toplumdan gizlenmemeli.

Nasıl ki Amerikan halkı kendilerini yöneten insanların sağlık durumunu bilmeliyse, aynı durum bizim için de geçerli. Erdoğan 68, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu 74 yaşında. Televizyonlarda ya da mitinglerde Erdoğan’ı, Bahçeli’yi ya da Kılıçdaroğlu’nu gördüğümüz zaman, hareketlerini dikkatlice izleyerek ya da yürüyüşlerine bakarak sağlık durumlarını tahmin etmemeliyiz. Ya da belki de bunu hiç düşünmemize gerek kalmamalı. Ülkelere başkan olmak için yaş sınırı getirilmeli. Maksimum 65 olabilir ya da daha az, siz ne dersiniz? Çünkü işin siyasî bir boyutu da var: “Kuşak değişimi.” Böylece bu kişiler, hem genç neslin isteklerini/düşüncelerini daha iyi anlar hem de ülkeyi kendi gençliklerindeki gibi düşünerek yönetmezler. Çünkü çağa ayak uyduramadıkları her gün, başında oldukları ülkeyi de geriye götürüyorlar. Bir de yönettikleri ülkeler ABD, Rusya, Çin gibi süper güçlerden biriyse bu durumdan diğer ülkeler de etkileniyor.

Bu arada nice mutlu ve sağlıklı senelere Başkan. Sağlığınız yerindeyse gidiniz lütfen torunlarınızla, çocuklarınızla ve eşinizle vakit geçiriniz. Şu siyaset meydanı da artık gençlere açılsın. Aynı sitemim Donald Trump’a da, o da 76 yaşında yahu. Ama eğer, “Yok ben hâlâ sapasağlamım, 2024’te de aday olacağım” derseniz, o zaman başkan yardımcılığını üstlendiğiniz Obama’nın zamanında bir Demokrat’a söylediği sözleri hatırlatmak isterim: “Don’t underestimate joe’s ability to fuck things up (Joe’un işleri berbat etme yeteneğini hafife almayın).” Umarım işler yolunda gider.

  • Bir yandan da sadece Amerikan siyaseti değil, dünya siyaseti de yaşlı. İşte görevdeki en yaşlı liderler listesinde  ilk 10 burada

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus