Ece Tekbulut yazdı: Yapay zeka bizi refaha ulaştıracak mı?

Yapay zekaya yapılan büyük yatırımların arkasındaki temel vaatlerden biri, yapay zekanın üretimi ve verimliliği artıracağı ve bu büyük teknolojik sıçramanın toplumsal refah yaratacağı. Örneğin Elon Musk, önümüzdeki 10–20 yıl içinde robotların sağlayacağı üretim gücü ve hizmetler sayesinde çalışmanın zorunlu olmaktan çıkacağını iddia etti.

Bu bolluk ve refah senaryosuna şüpheyle yaklaşanlara genellikle sanayi devrimi örneğiyle cevap veriliyor. Deniyor ki, buhar makinesi nasıl geçmişte üretim kapasitesini artırdıysa, kıyafet, ev eşyaları ve birçok temel tüketim ürününü daha geniş kitleler için erişilebilir hale getirdiyse, yapay zeka da benzer şekilde kıtlığı azaltacak ve yaşam standartlarını Sanayi Devrimi’nin de ötesinde yükseltecek. Bu örnek üzerinden teknolojik ilerleme ile toplumsal refah arasında doğal ve doğrudan bir ilişki kuruluyor.

Ancak tarih bize teknolojik ilerleme ile toplumsal refah arasındaki ilişkinin o kadar basit olmadığını gösteriyor. Teknolojik ilerleme, toplumun genelinin hayatını doğrudan iyileştirmiyor. Nitekim Sanayi Devrimi örneği her şeyden önce bunu gösteriyor. Sanayi devriminin neredeyse ilk yüz yılında yeni makineler üretimi ve verimliliği büyük ölçüde artırırken, bu kazanımlar uzun süre toplumun geniş kesimlerinin yaşam koşullarına yansımadı; hatta pek çok işçi için koşullar daha da kötüleşti.

Yapay zeka bizi refaha
Ece Tekbulut yazdı: Yapay zeka bizi refaha ulaştıracak mı?

Engels duraksaması

İktisat tarihçisi Robert C. Allen, 2009 yılında yayımladığı ve artık klasikleşmiş “Engels Duraksaması: Birleşik Krallık Sanayi Devrimi’nde Teknik Değişim, Sermaye Birikimi ve Eşitsizlik” makalesinde Birleşik Krallık’ın 1760–1913 arasındaki ekonomik dönüşümünü inceliyor. Allen’in gayri safi milli hasıla, kişi başına gelir ve ortalama işçi maaşları gibi ekonomik göstergeleri inceleyerek ulaştığı bulgular yukarıdaki çelişkiye işaret ediyor: 1780-1840 yılları arasında  buhar gücü, makineleşme ve fabrika sistemi sayesinde verimlilik ve üretim hızla artıp ekonomi büyürken, işçilerin maaşlarındaki artış GSMH artış oranının oldukça altında kalmaya devam etti. Bu demek ki,  o dönemde, verimlilik artışından yalnızca fabrika sahipleri yararlandı ve iki sınıf arasında derin bir eşitsizlik oluştu.

Allen, bu 60 yıllık sürece Engels Duraksaması adını veriyor. Bunun nedeni, Friedrich Engels’in  1845 yılında , işçileri dinleyerek, işçi mahallelerindeki hayatı gözlemleyerek kaleme aldığı kitap. Engels bu kitapta, sanayi devriminin düşük ücretler, uzun çalışma saatleri, kötü barınma koşulları ve hızla yayılan salgınlar nedeniyle işçilerin yaşam koşullarını daha da kötüleştirdiğini savunur.

Boyları kısalan erkekler

Benzer bir tabloyu Nobel ödüllü tarihçi ve iktisatçı Robert Fogel’in çalışmaları da ortaya koyuyor. Fogel, Sanayi Devrimi öncesi ve sonrası, insan boyundaki değişimi inceliyor. Fogel’in bulguları, 19. yüzyılın önemli bir döneminde Amerika’da ekonomi büyürken ve üretim artarken çalışma ve askerlik çağındaki erkeklerin ortalama boylarının kısaldığını gösteriyor. Boy uzunluğu ile sağlık ve beslenme arasında doğrudan bir ilişki kuran Fogel, ortalama boyların kısalmasının nedeninin şehirlerde yaşayan işçilerin maruz kaldığı uzun çalışma saatleri, kötü beslenme, hastalıklar ve ağır yaşam koşulları olduğunu ileri sürüyor ve bir toplumun daha fazla üretmesinin doğrudan refah getirmediği sonucuna ulaşıyor.

Refahı yaratan yalnızca teknoloji değil, sosyal politikalar

Tarihsel ekonomik çalışmalar gösteriyor ki insanların yaşam kalitesinin yükselmesi yalnızca makineler sayesinde olmadı. İşçi hareketleri, sendikalaşma mücadeleleri, daha yüksek ücret talepleri, çalışma saatlerinin sınırlandırılması için verilen mücadeleler, teknolojik kazanımların toplumsal refaha dönüşmesinde belirleyici oldu. 20. yüzyılda sosyal devlet kurumlarının gelişmesi; evrensel sağlık hizmetleri, eğitim, işsizlik sigortası, emeklilik sistemleri ve sosyal güvence mekanizmaları, ekonomik büyümenin daha geniş toplum kesimleriyle paylaşılmasını sağladı.

Dolayısıyla tarih bize şunu gösteriyor: Teknolojik ilerleme tek başına doğrudan refah yaratmaz. Verimlilik artışının toplumun tamamı için faydaya dönüşmesi; siyasi tercihlere, ekonomik paylaşım mekanizmalarına, işçi haklarına ve sosyal politikalara bağlıdır. Yapay zekanın yaratacağı bolluğun gerçekten ortak bir refaha dönüşüp dönüşmeyeceği de yalnızca teknolojinin ne kadar gelişeceğine değil, bu teknolojinin nasıl yönetileceğine ve ortaya çıkan kazanımların nasıl paylaşılacağına dair kararlara bağlıdır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş