Ekonomi Tıkırında (78): Rahat olun!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 78. programında Sedat Pişirici, enflasyon ve işsizlik verileri ile Merkez Bankası’nın döviz rezervleri ışığında ekonomik durumu değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Cemre Su Arvas

İyi günler, iyi haftalar. 

Ekranda gördüğünüz fotoğraf, 7 Ağustos Cuma gününden. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’da kıldığı cuma namazının ardından konuşuyor.

Döviz kurları almış başını gitmiş. Konuşması gereken Hazine ve Maliye Bakanı ortada yok. Onun yerine hükümetin başı, ortalığı yatıştırmaya çalışıyor. “Buzdolabı, çamaşır makinesi…” filan diyor. Sonra sözü döviz rezervlerine getiriyor:

“Döviz rezervine bakıyorsunuz 27,5 milyar dolardı göreve geldiğimizde, şu anda ise 105 milyar dolar Merkez Bankası’nın döviz rezervi. Yani Türkiye bu noktada dimdik ayakta. Kimse halkımızı yanıltmaya çalışmasın. Biz güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Bugün dünden daha güçlüyüz. Yarın daha güçlü olacağız.”

Ama Allah’ın işi işte… Aynı gün Merkez Bankası, haftalık para banka istatiklerini yayınlıyor.

Buna göre 31 Temmuz haftasında Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervi 46 milyar 673 milyon dolar, altın rezervi 43 milyar 572 milyon dolar, toplam rezerv 90 milyar 245 milyon dolar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın döviz rezervinin 105 milyar dolar olduğunu söylüyor, Merkez Bankası brüt döviz rezervinin 46 milyar 673 milyon dolar olduğunu ilan ediyor. İkisi aynı gün oluyor. İkisi aynı anda televizyon ekranına yansıyor. Faizi indirsin diye başkanını değiştirdiği Merkez Bankası, Erdoğan’ı yalanlıyor. 

Aslında Türkiye ekonomisi hakkında, işlerin neden kötü gittiği hakkında, döviz kurlarının neden yükseldiği hakkında daha fazla bir şey söylemeye gerek yok, bu fotoğraf her şeyi anlatıyor. Ama biz yine de işimizi yapalım. Göstergeler ne diyor ona bakalım. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen hafta salı günü Temmuz 2020 enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında %11,76, üretici fiyatlarında %8,33, gıda fiyatlarında %12,73 oranında artmış. Temmuz 2020’de, endekste kapsanan 418 maddeden 111’inin ortalama fiyatı düşmüş, 54 maddenin ortalama fiyatı değişmemiş, 253 maddenin ortalama fiyatı ise artmış.

Yurtiçi üretici fiyatları enflasyonunda önemli ayrıntılar var. Sanayinin dört ana sektöründen biri olan imalat sanayiinde yıllık enflasyonun %7,95 oranında arttığı görülüyor. Diğer üç sektörde enflasyon, madencilik ve taşocakçılığında %8,94, su temininde %12,06, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %12,69 oranlarında artmış. 

Ana sanayi gruplarında ise enflasyon dayanıklı tüketim malında (hani Erdoğan’ın Ayasofya’nın kapısında sözünü ettiği buzdolabında, çamaşır makinesinde) %14,54, dayanıksız tüketim malında %8,38, ara malında %8,47, sermaye malında %13,5, enerjide %0,65 oranında yükselmiş. Üretici fiyatlarındaki bu artış kaçınılmaz olarak raftaki ürün fiyatlarına da yansıyacak. O nedenle yarın, bugünün enflasyonunu dahi arar hale gelmek sürpriz olmayacak.

TÜİK bugün de Mayıs 2020’ye ilişkin işgücü istatistiklerini yayınladı. Veriler, ekonomik kriz ile birlikte koronavirüs salgınının da etkisini gösteriyor. İstatistiklere göre 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı Mayıs 2020’de, geçen yılın aynı dönemine göre 331 bin kişi azalarak 3 milyon 826 bin kişi olmuş. İşsizlik oranıysa 0,1 puanlık artış ile %12,9. Tarım dışı işsizlik oranı 0,2 puanlık artış ile %15,2 olmuş. 

Daha önceki yayınlarda da defalarca anlatmıştım, TÜİK verileri birkaç aydır işsiz sayısının azaldığını, işsizlik oranının gerilediğini söylüyor ama aynı TÜİK verileri istihdamın, işgücüne katılımın azaldığını da söylüyor. TÜİK verilerine bakılınca görülüyor ki işsizlik, ücretsiz aile işçisinin, ev işleriyle meşgul olanların, iş aramayıp da çalışmaya hazır olanların ve bir iş bulmaktan ümidini kesenlerin arkasına saklanmış.

TÜİK verisi “işsiz sayısı azaldı” diyor ama Mayıs 2020’de istihdam edilenlerin sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 milyon 411 bin kişi azalarak 25 milyon 858 bin kişiye gerilemiş. İstihdam oranı ise 4,7 puanlık azalış ile yüzde 41,4 olmuş. Bakınız memlekette istihdam edilenlerin %5,2’si inşaat sektöründe, %18,8’i tarımda, %20,4’ü sanayide, %55,6’sı ise hizmet sektöründe çalışıyor.

Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı, inşaat sektöründe 206 bin kişi, sanayi sektöründe 274 bin kişi, tarım sektöründe 308 bin kişi, hizmet sektöründe ise 1 milyon 622 bin kişi azalmış. Artık istihdam edilmeyen bu insanlar nereye gitmiş? Bunlar işsiz sayılmıyor mu? 

Memlekette kayıtdışı, kaçak çalışanların sayısı bile azalmış! Mayıs 2020’de, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan, yani kayıtdışı çalışanların toplam çalışanlar içindeki payı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 4,7 puan azalarak %29,7 olmuş ki bu oran da yüksek. 

Genç nüfusta da işsizlik artmış. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,6 puanlık artışla %24,9 olmuş. Buna mukabil, istihdam oranı ise 6,8 puan azalarak %26,6’ya gerilemiş.

Ve en vahimi… 

Mayıs ayında işgücünün temel profiline bakıldığında, 15 yaş ve üzeri nüfusun 62 milyon 621 bin olduğu bir sırada, 32 milyon 738 bininin işgücüne dahil olmadığı görülüyor. Bu nüfusun 2 milyon 460 bini ücretsiz aile işçisi. Bu sayı nisanda 2 milyon 292 bin, martta 2 milyon 192 bin, şubatta 2 milyon 224 bindi, ay be ay artıyor. 

Yine bu nüfusun 10 milyon 216 bini ev işleri ile meşgul. Bu sayı nisanda 10 milyon 597 bindi, martta 10 milyon 972 bindi, şubatta 11 milyon 222 bindi, nispeten azalıyor. 

Bu nüfusun 4 milyon 713 bini iş aramayıp da çalışmaya hazır halde görünüyor. Bu sayı nisanda 4 milyon 460 bin, martta 3 milyon 728 bin, şubatta 3 milyon 207 bin, ocakta 2 milyon 786 bindi, bu da ay be ay artıyor. 

Bu nüfusun 1 milyon 358 bini ise bir iş bulma ümidini kaybetmiş. Bu sayı nisanda 1 milyon 310 bin, martta 1 milyon 174 bin, şubatta 1 milyon 107 bindi, o da ay be ay artıyor.

Şimdi, devletin resmi kurumunun açıkladığına göre 1 milyon 358 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının artık bu ülkede iş bulma ümidi kalmamış. Bu 1 milyon 358 bin kişi Erdoğan’ın açıkladığı 1000 lira yardım parası verilen 5,5 milyon kişi arasında mıdır, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın para yardımında bulunulduğunu açıkladığı 7 milyon 300 bin kişinin arasında mıdır bilemem. Bildiğim, bu memlekette 1 milyon 358 bin kişinin iş bulma ümidi kalmadığıdır.

Hesabı genişletirsek, işsiz sayısı+iş aramayıp da çalışmaya hazır olan sayısı+iş bulma ümidini kaybetmiş olanların sayısını topladığımızda karşımıza 9 milyon 897 bin işsiz çıkıyor. Buna 112 bin mevsimlik tarım işçisini de eklersek sayı 10 milyon 9 bine yükseliyor. Ev işleri ile meşgul olduğu kaydedilen 10 milyon 216 bin kişi ile 2 milyon 460 bin ücretsiz aile işçisini de istiyorsanız siz ekleyin bu tabloya. Her halükarda, manzara bir facia!

Hükümetin bütçesi, yılın ilk altı ayında 109,4 milyar TL açık vermiş. Memleketin dış borcu 431 milyar dolar. Dış borç olmadan ekonomisinin çarkları dönmeyen bu ülkenin risk primi 595. Bu prim geçen pazartesi 556’ydı, yıl başında 300’ün altındaydı.

TÜİK’in açıkladığı tüketici güven endeksi Temmuz 2020’de 60,9’a geriledi. Endeks değeri, haziranda 62,6’ydı. Tüketici kötümser!

Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 8,25, görevi enflasyonu düşürmek olan aynı bankanın yıl sonu enflasyon tahminiyse yüzde 8,90. Tasarrufunun enflasyon karşısında eriyeceğini gören sizce parasını faize mi yatırır yoksa dövize veya altına mı?

Bakınız, paradan altı sıfır atıldıktan sonra 3 Ocak 2005 günü Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 1 lira 34 kuruştu. Piyasa oynaklaştıktan sonra 7 Ağustos 2020 Cuma günü Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuru 7,29 lira. Bugün Merkez Bankası’nın efektif dolar satış kuruysa 7 lira 32 kuruş. Ama hükümetin başı, Ayasofya çıkışında diyor ki “Ben bunun yerli yerine oturacağı inancındayım. Bu konularda rahat olun.” 

Bence de rahat olun! Su akar yolunu bulur, her şey olacağına varır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus