Ülkü Ocakları’na gittikten sonra kendisinden bir süre haber alınamayan Ahmet Çakmak’ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı: Çakmak’ı Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ne götüren Abdurrahman Gülseren, Selçuk Özdağ’a saldıranlar arasındaydı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Öfkeli Genç Türkler ismi ile İstanbul’un çeşitli yerlerine “Hudut Namustur” pankartı asan ve 17 Ağustos’ta gözaltına alınan gençlerden Ahmet Çakmak, 2 Eylül Perşembe günü Twitter hesabından paylaştığı videoda, pankart astığı için pişman olduğunu ve pankartı asmaları için İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun kendilerine para ve başka şeyler vaat ettiğini söylemişti. Videoyu paylaştıktan sonra kendisinden uzun süre haber alınamayan Çakmak, dün (3 Eylül) Ankara’da polis tarafından bulunarak Ankara Emniyeti’ne ifade işlemleri için getirildi. Çakmak, ifadesinde Ülkü Ocakları Teşkilatı Genel Başkan Yardımcısı Ömer Şanlı tarafından tehdit edildiğini ve alıkonulduğunu söyledi. Ayrıca, Çakmak’ın ifadesinde kendisini Ülkü Ocakları’na götürdüğünü belirttiği Abdurrahman Gülseren’in Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a saldıranlar arasında olduğu ortaya çıktı.

Çakmak’ın Ankara Emniyeti’nde verdiği ifadenin detayları şöyle:

Çakmak, pankart astıktan sonra sosyal medyada anonim hesaplar tarafından tehdit edildiğini, bir arkadaşından İstanbul’daki Ülkü Ocakları’ndan kalabalık bir grubun kendisini sorduğunu öğrendiğini, bunun üzerine Tokat’a gittiğini belirtti. Çakmak, daha sonra gelişen olayları ise şöyle anlattı:

“Tokat’ta iken işyerinden yöneticim olan Mehmet Bilen (Elit Vale Park) beni arayarak, Ankara’da Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde benimle konuşmak için çağırdıklarını söyledi. Patronum bana herhangi bir zarar verilmeyeceğini söyledi.”

“Odasına girdiğimde, ‘Kolunu, bacağını kırarım’ dedi”

Çakmak, bunun üzerine 2 Eylül’de Ankara’ya gittiğini ve Abdurrahman Gülseren ile buluştuğunu, Gülseren’in kendisine “kefil olmak için geldiğini söylediğini” ve beraber Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ne gittiklerini, Ülkü Ocakları Teşkilatı Genel Başkan Yardımcısı Ömer Şanlı’nın kendisini tehdit ettiğini söyledi:

“Odasına girdiğimde sinirli bir şekilde, ‘Kolunu, bacağını kırarım’ dedi. Arkadaşlarımın ve benim ikamet ettiğimiz adresleri gösterdi. Bana İstanbul’da saldırıya uğrayan arkadaşım Semir’i (Yapıcı) kastederek, ‘Ondan daha kötü olacaksınız’ dedi.”

“Bana ‘Video çekmeni istiyoruz, bu şekilde kurtulacaksın’ dediler”

Çakmak, daha sonra kendisini bir odaya alarak video çekmesini istediklerini belirtti:

“Benden bir video çekmemi istediler. Ben içeriğe itiraz ettim. Söylememi istedikleri şeylerin doğru olmadığını söyledim. Bana, ‘Seni burada dövmüyoruz, öldürmüyoruz, video çekmeni istiyoruz, bu şekilde kurtulacaksın’ dediler.”

“Paylaşımı odada bulunan kişilerin zorlamasıyla yaptım, kendi özgür irademle yapmadım”

Yanlarında bulunan dört kişinin konuşmalarından, Ömer Şanlı’dan talimat beklediklerini anladığını belirten Çakmak, dört kişiyle beraber Abdurrahman isimli şahsın evine gittiklerini ve orada kendisine daha önce ezberletilenleri söylediği birkaç tane video çektiğini dile getirdi. Videoları, Ömer Şanlı tarafından onaylandıktan sonra Twitter hesabından paylaştığını belirten Çakmak, tehdit edildiğini yineledi:

“Paylaşım işini odada bulunan kişilerin zorlamasıyla yaptım. Kendi özgür irademle yapmadım. Paylaşım işinden sonra Abdurrahman dışındaki dört kişi evden ayrıldı. Evden çıkarken Abdurrahman’a, ‘Bu kişi kaybolmasın, senden biliriz’ dediler. O gece Abdurrahman’ın evinde kaldım. Videonun paylaşılmasından sonra telefonumu uçak moduna almamı söylediler.”

“İsmini hatırlamadığım biri, ‘Vatanı sevmenin ağır bedelleri olur, sen de bunu ödüyorsun’ dedi”

Daha sonra Abdurrahman ile yemeğe gittiklerini anlatan Çakmak, yemekte iken yine aynı dört ismin kendisini Kurtuluş Parkı’na götürdüğünü, orada Ömer Şanlı’nın aracına bindiğini söyledi. Araçta Alpaslan isimli bir şahsın kendisini tehdit ederek telefonundan iki tane daha paylaşımda bulunduğunu söyleyen Çakmak, daha sonra Ömer Şanlı’nın, telefonunu açmasını söylediğini ve beraber genel merkeze gittiklerini belirtti:

“Yolda Ömer Şanlı bana, ‘Telefonu aç, soranlara iyi olduğunu söylersin, arkadaşımla birlikte kalıyorum de’ diye söyledi. Ben de bunun üzerine telefonumu açtım. İkinci kez Ülkü Ocakları’na gittiğimde bana Ömer Şanlı, ‘Seni tatile göndereceğiz’ dediler, sarıldılar. ‘Sen günahlarından kurtuldun, artık bizim kanatlarımız altındasın’ dedi. Bir de ismini hatırlamadığım biri, ‘Vatanı sevmenin ağır bedelleri olur, sen de bunu ödüyorsun’ dedi.”

“Ömer Şanlı, nasıl ifade vermem gerektiğini söyledi”

Araçtayken kendisini abisinin aradığını söyleyen Çakmak, abisine zor durumda olduğunu belli etmiş. “Abimin arkadaşı benden konum istiyor” dedikten sonra kendisini tekrar Abdurrahman’ın evine gönderdiklerini söyleyen Çakmak, ertesi gün öğle saatlerinde abisiyle buluşarak karakola gittiklerini, Ömer Şanlı ve Burak isimli şahısların kendisine, nasıl ifade vereceği konusunda telkinde bulunduğunu anlattı:  

“Karakolda ifade verirken gece Burak isimli şahıs emniyetten sorarlarsa nasıl ifade vermem gerektiğini söyledi. Sabah da Burak isimli şahıs eve geldiğinde telefonda Ömer Şanlı ile beni görüştürdü. Bu kişi de nasıl ifade vermem gerektiği konusunda bana, ‘Beni kimse alıkoymadı, ben video içeriğini kendi rızamla doğru bularak söyledim’ şeklinde ifadeler kullandı.”

“Bu olaydan dolayı can güvenliğimden endişeleniyorum”

Can güvenliğinden endişe duyduğunu belirten Çakmak, Abdurrahman Gülseren’den ve eskiden tanıdığı biri haricindeki kişilerden şikayetçi oldu: 

“Bu olaydan dolayı can güvenliğimden endişeleniyorum. Beni, Genel Merkez ve evde alıkoyan, beni tehdit eden ve zorla bana video çektirerek birilerine iftira attıran, Abdurrahman’ın evine gittiğimizde arabada bana vurmaya çalışan Cem isimli şahıstan ve diğerlerinden şikayetçiyim. Abdurrahman isimli şahıstan herhangi bir şikayetim yoktur. Bu kişinin iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Hatta bana saldırıldığında kendisi araya girerek engel olmuştu. Ömer Şanlı isimli kişinin üzerinde silah görmüştüm. Bunun da tehdit amaçlı olduğunu düşünüyorum. Bana herhangi bir şekilde silah doğrultulması gibi bir olay olmadı. Ayrıca olay sırasında yanımızda benim tanıdığım bir şahıs daha vardı. Bu şahsın bana yönelik herhangi bir eylemi olmadı, bu nedenle ismini söylemek istemiyorum.”

Çakmak’ı Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ne Selçuk Özdağ saldırısının faillerinden Abdurrahman Gülseren götürmüş

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, 15 Ocak’ta Ankara’daki evinin önünde beş kişi tarafından saldırıya uğramış, saldırganlar 12 Şubat’ta Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Özdağ’a saldıranlar arasındaki Abdurrahman Gülseren’in Ahmet Çakmak’ı Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ne getiren kişi olduğu ortaya çıktı. Ayrıca BirGün Gazetesi’nin haberine göre Gülseren, 10 Ekim Ankara Katliamı için “Daha iyisi olabilirdi” diye bir paylaşımda bulunmuş, Gülseren hakkında, “IŞİD propagandası yapmaktan” da dava açılmış.

“Ülkü Ocakları Teşkilatı Genel Başkan Yardımcısı Ömer Şanlı’nın tehdide ve alıkoymaya karıştığı bir olay”

Medyascope’a konu ile ilgili bilgi veren Çakmak’ın avukatı Ali Gül, “Bizzat Ülkü Ocakları Teşkilatı Genel Başkan Yardımcısı Ömer Şanlı’nın tehdide ve alıkoymaya karıştığı bir olay. Olayın Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde başlaması son derece şaşırtıcı ve aslında çıtayı biraz daha yükseğe koyuyor. Normalde sağda solda insanları sıkıştırıp dövmeye alışkın bir teşkilatken böyle bir şey yapmaları şoke edici. Bizim niyetimiz de bunu duyurmak ve ilgililer hakkında yargının işlem yapmasını sağlamak” dedi.

Buğra Kavuncu’dan açıklama

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu ise hakkındaki iddiaya Twitter hesabından paylaştığı bir video ile cevap vermişti. Açıklamaların kesinlikle doğru olmadığını belirten Kavuncu, Çakmak’ın bu beyanı baskı altında verdiğini söylemişti. Kavuncu, kendisinden haber alınamayan Ahmet Çakmak’ın bir an önce bulunmasını ve kimler tarafından alıkonulduysa bunun tespit edilmesi gerektiğini belirtmişti.

“Hudut Namustur” pankartı açan Semir Yapıcı da saldırıya uğramıştı

“Hudut Namustur” pankartı açtıktan sonra 17 Ağustos’ta gözaltına alınan altı gençten Semir Yapıcı da 21 Ağustos’ta İstanbul-Bahçelievler’deki evinden çıkarken üç kişi tarafından sopalı saldırıya uğramış, başından yaralanarak ambulansla hastaneye kaldırılmıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus